Gönül Dostluğu

Konu sahibi son olarak 2616 gün önce görüldü
Gönül Dostluğu

Köy odasında toplanan büyüklerime hizmet için bulunuyordum. Sohbetler su misali akıyordu. Tabakalar ortaya atılmış, tütünler sarılıyor, dumanlar kıvrım kıvrım yükseliyordu. Sohbetin tam koyu zamanı bir yaşlı dede selam verdi, köy odasında bulunan köylüler hemen ayağa kalkıp yer gösterdiler. Köşe minderine kurulan dede belli ki üşümüştü, ellerini ovuşturuyordu. Osman dayı ortada kurulu teneke sobayı işaret ederek;
- Şuna iki tezek atta hacemmi üşümesin” dedi
İki tezek attım soba hemen kızarmaya başladı. Isınan dede sohbete başladı ki ne sohbet...
Melikgazi ile bizim köyün sınırları karışık, tarlalar ekilirken öküzümüzü koşup tarlaya gitmiştim az ötede bir genç çift sürüyordu. Selam verdim geçtim ama gözlerim gencin öküzüne takılıp kaldı. Mübarek hayvan kahverengi tüyleri güneşin vurmasıyla parlıyordu. İri cüsseli gösterişli öküzüne adeta aşık olmuştum. Öğle vakti bayırın yüzünde elinde çıkınıyla rahmetli anam göründü. Öküzü çözdüm bıraktım. Hemen o genci çağırdım;
- Gel bakayım yeğenim hele bi soluklan
teklifimi duyar duymaz öküzünü çözüp yanıma geldi. Anam çıkını açtı ki süzme yoğurt, bulgur pilavı, ekmek tam bir ziyafet sofrası. Anam sofrayı serip gitti. Pilavı yedik, tütünü sardım tabakayı gence uzattım, saygıdan
- İçmem. Dedi.
Öküzlerde yayılıyordu.
- Kimin oğlusun dedim
- Tülbeli Memiş’in oğluyum dedi
- Lakabınıza ne derler dedim
- Titrek diyorlar amma bilmiyom dedi.
Hemen kafam çatıladı. Babamın anlattığı dostu olmasın bu, rahmetli babam zengin variyetli sayılır bir adamdı. Bir düğünde tanıştığı arkadaşının düğününe davet edilmiş, zamanın ulaşım aracı olan kağnı ile davete icabet arkadaşının düğününe gider. Töre gereği hediyelerini sunar, zamanla dostlukları daha da ilerler. Düğün sırasında maddi manevi destekte bulunan babamın bu davranışı Memiş’i çok etkiler. Yıllar sonra babamın öküzü yaşlanmış öküzü kesmişti. Kağnıya koşmaya öküz gerekiyordu, hizmetkarlarından ikisini Memiş’in köyüne gönderir. Hizmetkarlar Memiş’in kapısını çalar, buyur edilirler. Memiş gelen misafirlere sorar;
- Nerden gelir kimi ararsınız.
- Arkadaşın Ali efendinin selamını getirdik
- Ali efendinin selamı başım üstüne hele siz oturun ben geliyorum. Der ve odadan çıkar, karısına;
- Hanım çok ağır misafirim var hemen bir sofra hazırla,
- Misafire hazırlanacak etim yok. Deyince hanımına
- Sen suyu koy ben geliyorum der.
Ahırda bağlı bulunan tek öküzünü komşusunun yardımıyla keser, ciğerini kavurur sofrayı kurar yemek yenildikten sonra Memiş sorar;
- Ali efendinin emri ne ? diyince hizmetkarlar;
- Ali efendinin öküzü yok acele öküz lazım senin öküzü emanet istiyor. Deyince Memiş’in gözlerinden yaş boşalır
- Veremem.
Neden birbirinden hiçbir şeyi esirgemeyen dost “veremem” demişti. Memiş kestiği öküzün derisini bir torbaya koyup bir de pusula yazar;
“Değerli gönül dostum senin gibi gönül dostunun gönderdiği misafiri ağırlayacak sofram olmadığı için öküzü kesip şanına yakışır şekilde ağırladım, torbadaki öküzün derisini sana gönderiyorum dileğini yerine getiremedim, gönül dostuna gönül dolusu sevgiler” der pusulayı ve torbayı verir gönderir. Ali efendi eli boş dönen hizmetkârlara sorar ;
- Ne oldu? öküz nerde, niye getirmediniz? Hizmetkârlar;
- Efendim size bu pusula ile bu torbayı gönderdi. Der.
Ali efendi pusulayı açar okur gözleri dolar.
- Hemen gidin Tacın’da ki tarlayı satın parasını da alın Ekrek pazarından iki çift öküz alın bir çiftini Memiş’e götürün bir çiftini de bize getirin. Demiş, hizmetkârlar öküzleri alır Ali efendinin dediğini yaparlar...

Ben bu muhabbeti dinlerken dalıp gitmişim bazen o günlerdeki sohbetleri çocuklara anlatıp eskiyi yâd ediyorum.
Selamın bile menfaate dayandığı günümüzde bu gibi dostlukların kurulmasını diliyorum.

Dost bulmak ne zormuş meğer
Dost için ölmeye değer
Şayet kaldı ise eğer
Böyle dostlar arıyorum...

Ali Baş Aşık Sezinii
 
Geri