Göller Yöresi..

Konu sahibi son olarak 310 gün önce görüldü
Binlerce eli var onlarla dokunuyor cümle canlıya. Gözleri var binlerce yeşil, bal rengi, zeytin karası, mavi ela hare hare ışık. O gözlerle görüyor göğü Anadolu, o gözlerle buluşuyor yukarıda ve yerin derinlerinde evrenin her zerresiyle...

Yazı: Sophie Hunter / Fotoğraflar: Hakan Öge

Acıgöl Gölü’nü tarif eden kaynakların çoğunda şöyle deniyor: “Göl yatağında jips ve tuz katmanları, tuzlu su ortamında oluşan mikroorganizmalar ve yataktaki sülfür bakterilerince ayrıştırılarak mirabilit cevheri şeklinde sodyum sülfat oluşmaktadır.” Çevredeki tuz ve soda fabrikalarının verdiği baş tacı; ancak su, tuz ve toprak, uzaklaşıp yakınlaşan kırmızı ve yeşil... Sonsuzluğun ağzını düşündüren beyaz mavi, bu tabloya yalnızca bakmayı, onu yaşamayı ve yaşatmayı ilham ediyor.

273ATacigol.jpg



Türkiye’de aynı adı taşıyan göllerin en büyüğü, Göller Yöresi’ndeki Acıgöl’dür. Uzunluğu 27, eni yaklaşık dokuz kilometre ve 153 kilometre karelik bir yüzölçümüne sahip.… Başta flamingo ve kılıçgaga olmak üzere yüz yetmiş altı kuş türü, tuzun başka pek az canlıya yaşama şansı verdiği yazları beyaza kesen bu bölgede konaklıyor, barınıyor. Bir de keçiler seviyor Denizli ile Afyonkarahisar sınırlarındaki bu gölü, tuz yalamaya bayılan keçiler..

273ATacigol4.jpg



Hoca Nasrettin: “Ya tutarsa!” demişti, Akşehir Gölü’nün kenarında “Hocam göl hiç maya tutar mı?” diye soranlara. İç Anadolu Bölgesi’nin güneybatısındaki Akşehir Gölü için biz bugün sadece coğrafi tanım verebiliyoruz. Bu nadir doğa parçası son yıllarda yok olmanın eşiğine gidip geliyor. Eber Gölü’yle bağlantısını kesen DSİ regülatörü ve sulama kanalları; kaçak kuyular, kuralsız sulama şımarıklığı, göletler ve gölü besleyen nehirlerin üzerine inşa edilen yapılar Sultan Dağları’nın kuzey eteğiyle, Emirdağ kütlesi arasındaki gölü hırpalıyor; 105 kilometrekarelik yüzölçümü bazı yıl 30, bazı 80 kilometre arasında gidip geliyor. Ve Akşehir Gölü, Nasrettin Hoca’nın mayasından aldığı inatla direniyor.

273ATaksehir2.jpg



Bir süre önceye kadar Beyşehir Gölü, Van ve Tuz göllerinden sonra Türkiye’nin üçüncü büyük gölüydü. Tuz Gölü kan kaybetti ve öleyazdı. Şimdi 656 metrekare yüzölçümüyle ülkenin bu ikinci büyük gölünün derinliği sekiz ile 10 metre arasında değişiyor. Ama o 20’yi aşkın irili ufaklı adayla bir adalar gölü... Hem insanlar (Mada köyü gibi) için adalar gölü hem de özellikle güneyindeki bataklıklarla cümle göçmen kuş için.

273ATbeysehir4.jpg



Beyşehir Gölü’nün Kirse, Orta Ada, Eşek Adası, Höyük gibi adalarında henüz tanımlanmamış tarihi kalıntılar ve çanak çömlek yer alıyor. Şimdi sadece balıkçıların anlık gereksinmeler için uğradığı, Hacıakif Adası da bunlardan biri. Adanın insan bakımından ıssızlığı, diğer küçük canlıların varlığını çoğaltmış. Çünkü rengarenk çeşit çeşit böcek ve kuş yaşıyor.

273ATbeysehir4b.jpg



Yeşilada ve Canada… Eğirdir’in sembolü oldular. Bu iki ada yerleşimini birbirine ve anakaraya bağlayan yollar sonradan yapıldı ve onlara bir yarımada niteliği verdi... Ama Eğirdir Gölü sadece adalarıyla değil, boğazlarıyla da güzeldir. Barla Dağı’yla Çirişli (Kirişli) Dağı’nın birbirine yakınlaştığı bölgede Keltepe Burnu’yla Belbel Çiftliği Burnu’nun oluşturduğu boğaz, kayalıklarla yeşilliğin senfonisidir. Bu alanda, gölün kuzeyde kalan kesitine Hoyran deniyor. İkinci boğaz, Eğirdir Gölü’nü güneydeki Kovada gölüne bağlıyor…

273ATegirdir.jpg



Karacaören baraj göllerinde, Aksu’nun bereketince değişik balık türleri yaşıyor. Ama işte neylersiniz ki tüketim çağı! Bir zamanlar derin vadilerin bir parçası olan bu bölgeye baraj yapan insan, bir de çok sayıda balık çiftliği kurdu. Artık gün be gün kirleniyor bu göllerin suları.

273ATkaracaoren_1.jpg



Göller Yöresi’nde doğuyor Aksu. Isparta’ya yakın Akdağ ve Davras Dağı’ndan alıyor kaynağını ve Torosları ikiye bölerek akıyor derin vadilerinde. Şimdi onun sularının üzerine kurulmuş Karacaören barajları ardında yeni göller oluşturdu. Torosların aynası gibi duruyor bu göller. Zirvelerden aşağı dimdik inen ormanların yakut yeşili, laciverdi yakıcı maviyle kesişiyor; öte yandan tarlaları, kurak düzlükleri karartısıyla boyuyor kayalıkların gölgesi.

273ATkaracaoren2.jpg



Isparta-Eğirdir’in güneybatısındaki Kovada Gölü’nü, görkemli bir oluktan güneye dökülen Eğirdir Gölü besliyor. Kovada’dan akan sular aşağıdaki Karacaören baraj göllerine katılıyor. Kovada’nın etrafını saran dağların rengi, kırmızı, sarı, pembe yaprak selleriyle karışıyor; çünkü milli park alanı olarak korunmaya alınan 6 bin 534 hektarlık ormanlık alanda kızılçam ve kasnak meşesinin yanı sıra, çalılıklar, otsular ve yaprak döken ağaç türleri, renklerin birbirine akışını yaratıyor.

273ATkovada1.jpg



Derin yuvarlak… Burdur’un Yeşilova yerleşimine dört kilometre uzaklıktaki Salda Gölü için bir özdeyiş haline geldi bu söz. Doğanbaba, Salda, Eşeler Dağları ve Kayadibi Taşı önünde oluşan göl, bir çembere yakın yuvarlaklığıyla yarattı bu deyimi. Yüzölçümü 125 kilometrekarelik olan gölün derinliği 184 metre kabul ediliyor. Ama son yıllarda dört metre düştü ve düşmeye devam ediyor. Suların çekilmesiyle gölün kimi yerlerinde beyaz adalar görülmeye başladı. Ama göl bugün de temiz, derin maviliğiyle çekiciliğini sürdürüyor.

273ATsalda1.jpg



. kaynak .
zVq3X6.png

 
Geri