İnsanların insanlık tarihini dikensiz gül bahçesi sanmaları gerçekten çok enteresan. İnsanların kayda değer kısmında modern insanın kazanımlarının oldu bitti var olduğu düşüncesi hakim. İnsanlar içinde bulunduğumuz dönemin en adil, en gelişmiş ve en insan merkezli dönem olduğunun da ayırdında değil. Başta kadın olmak üzere insanların, bilhassa belirli tabakadaki insanların "insan" addedilmesi çok yeni bir olgudur. Sanatın, bilimin, dinin ve siyasetin sadece "insan" addedilenlere sunulan bir lütuf olduğu dönemler çok da eski değil. Bir canlı olarak insanın kendi düşüncelerine sahip olup bunları halka açık ortamlarda dile getirmesi de esasında oldukça yenidir. Teknolojinin kamuya açılması, sağlık ve seyahat haklarının kazanılması da daha dün gerçekleşen olgular. Emin olun kimsenin daha merhametsiz ve kalpsiz bir dünya yaratma gibi bir gayesi yok. Zira dünya zaten insanlık tarihinin başından beri merhametsiz ve kalpsiz. Şu an o merhametsizlik ve kalpsizliğin görece en soft olduğu dönemlerdeyiz. Tarihin hiçbir döneminde kaynaklar bugünkü kadar adil bir ve yeterli bir şekilde paylaştırılmıyordu. Ha şunu tartışabiliriz, bugünkü kaynaklar gerçekten adil ve yeterli şekilde paylaştırılıyor mu? Hayır ama bugünkü paylaşım düne nazaran daha adil ve yeterli şekilde yapılıyor. Yarın da bugünden daha adil ve yeterli şekilde yapılacak.