Gökçe Fırat kendini anlatıyor
Gökçe Fırat kimdir?
TÜRKSOLU: Parti hakkında uzun uzun konuştuk, biraz da sizi tanıyalım. Kimdir Gökçe Fırat, nerede ne zaman doğdu?
GÖKÇE FIRAT: Doğma büyüme İstanbulluyum. 1974 yılından beri İstanbul’da yaşıyorum. Tekirdağ’da, Çerkezköy’de bir köyümüz olsa da birkaç kuşaktır İstanbul’dayız.
TÜRKSOLU: Peki zengin birisi misiniz? Malum, Türk siyasetinde kendi zenginlikleriyle parti yaratan liderler de çok oldu.
GÖKÇE FIRAT: Hiçbir malvarlığım yok. Herhangi bir parasal kaynağı olan bir insan değilim. Sıradan herhangi bir Türk vatandaşın gelir düzeyi neyse benim gelir düzeyim de odur. Zaten bu gelir düzeyindekilerin siyasete müdahale etmesi gerekiyor. Ve etrafımıza topladığımız bizimle birlikte hareket eden insanlar da Türkiye’nin orta hatta yoksul kesimleri.
TÜRKSOLU: Aileden gelen bir zenginliğiniz var mı?
GÖKÇE FIRAT: Ailem de aynı şekilde. Babam hayatta değil. Şu anda siyasi parti çalışmalarına annem, kardeşlerim de katılıyorlar. Ailemiz de bildiğiniz sıradan bir memur ailesi.
TÜRKSOLU: Eğitim durumunuz nedir?
GÖKÇE FIRAT: Marmara Üniversitesi İşletme Fakültesi’ni bitirdim. Daha sonra orada Kalkınma Ekonomisi’nde yüksek lisans yaptım. Ama onda da tez aşamasında bıraktım.
TÜRKSOLU: Kendinizi ne olarak tanımlıyorsunuz, iktisatçı olarak mı?
GÖKÇE FIRAT: Kendimi devrimci olarak tanımlıyorum. Sonuçta bu mücadeleyi sürdürmek için bilmeniz gereken her şeyi öğrenmek zorundasınız. Buna iktisat da dahil, sosyoloji de, sanat da. Dolayısıyla tek yönlü bir siyasetçi başarılı olamaz. Ben de elimden geldiğince daha bütünlüklü bir insan olmaya çalışıyorum.
TÜRKSOLU: Üniversite yaşamına neden devam etmediniz? Üniversite kariyeri önemli bir avantaj değil mi?
GÖKÇE FIRAT: Vallahi bunu genelde üniversite camiası düşünür ama ben buna inanmıyorum. Tersine akademik kariyer büyük çoğunlukla hayattan kaçıp sığınılacak bir burjuva sığınağıdır. Çok başarılı bir okul hayatım olmasına rağmen bunu yarıda bıraktım çünkü akademik ünvanların arkasına sığınan biri olmak istemedim. Bu bana çok ters geldi.
TÜRKSOLU: Eğitim sistemimizi toptan red mi ediyorsunuz.
GÖKÇE FIRAT: Sistemi reddediyorum. Açık söylemek gerekirse bizim üniversitelerimizin düzeyi sokağın düzeyinden çok da ileri değildir. Ama Türkiye’de çok iyi bazı öğretmenler ya da akademisyenler de elbette vardır.
Mesela ilkokul öğretmenimi hiç unutmam. Gecesini gündüzünü bize adayan bir insandı kendisi. Ben bu açıdan şanslıydım, iyi bir ilkokul öğretmeni insanın temelinin sağlam olmasını belirliyor.
Aynı şekilde üniversitede bazı hocalarımızın da hakkını asla yiyemem. Mesela Kalkınma İktisadı’ndaki hocalarımın çok büyük faydasını görmüşümdür.
Ama en önemlisi elbette insanın okuma sevgisiyle büyümesi. Sanırım en büyük avantajım da bu oldu, kitap sevgisi olan bir ailede büyüdüm, kitap okuyarak yetiştim.
TÜRKSOLU: Aileniz fikri gelişmenizde katkı sundu mu?
GÖKÇE FIRAT: Doğrudan değil ama zaten ilerici bir aile ortamı pek çok şeyi sağlıyor. Ailem o dönem için sol görüşlü bir aileydi. Mesela ben 12 Eylül sabahını çok iyi hatırlarım. Henüz altı yaşındaydım ama o sabah evde kitapları yaktığımızı, bir kısmını sakladığımızı gayet iyi hatırlıyorum.
TÜRKSOLU: Kitap yakmaktan kitap yazmaya bir geçiş yani...
GÖKÇE FIRAT: Maalesef bu ülkenin insanları kitaplarını yakmak zorunda bırakıldı. Şu anda da benzeri bir şekilde insanlar Ergenekon korkutmacasıyla kitaplarını yakıp arşivlerini yok ediyorlar. Değişen bir şey yok. Ve belki şu an insanlar evlerindeki TÜRKSOLU gazetesini veya benim kitaplarımı saklıyordur.
TÜRKSOLU: Kaç kitabınız var yayınlanmış?
GÖKÇE FIRAT: Sanıyorum 13. Bu açıdan bakıldığında herhalde Türkiye’nin en üretken siyasi lideri olacağım.
TÜRKSOLU: 37 yaşındasınız. Genç bir lidersiniz.
GÖKÇE FIRAT: Türkiye şartlarında sanırım en genç siyasi parti lideri ben olacağım.
TÜRKSOLU: Bu kadar gençsiniz, siyasi tecrübeniz var mı?
GÖKÇE FIRAT: Aslında oldukça fazla bir siyasi tecrübem var. 1990’lı yıllarda lise yıllarından itibaren o dönem pek çok genç gibi ben de devrimci mücadeleye atılma gereği duydum. 18-19 yaşından beri fiilen devrimci mücadelenin içinden geliyorum. Dolayısıyla en azından bir 15 yıllık siyasi tecrübem var.
İşçi Partisi’nden neden ayrıldım?
TÜRKSOLU: İşçi Partisi’nde bir geçmişiniz olduğu söyleniyor.
GÖKÇE FIRAT: Sanıyorum 1993-94 yılında İşçi Partisi’ne katıldım. Henüz 19 yaşındaydım. Partinin gençlik teşkilatını İstanbul’da kuran isimlerden biriydim. En sonunda ayrıldığım dönemde Merkez Komitesi üyeliğine kadar yükseldim. Gençlik sorumlusuydum.
TÜRKSOLU: İşçi Partisi’nden ayrıldım diyorsunuz ama İşçi Partisi sizi attığını söylüyor.
GÖKÇE FIRAT: Doğu Perinçek ve yanındaki bazı insanlar benim aleyhimde bir kampanya yürütüyorlar çok uzun bir süredir. Fakat bu yürüttükleri kampanyaya karşı bizim tavrımız ne oldu derseniz, mesela ben şahsen bunlardan etkileniyor muyum? Hiç etkilenmiyorum. Şimdi Mevlana’nın bir sözü vardır: “Her adama söyleyecek lafımız vardır lakin once lafa bakarım laf mı diye sonra adama bakarım adam mıdiye.”
İkincisi söyledikleri şeyin yalan ve iftira olduğu ortada. Doğu Perinçek etrafına açıklayamayacağı pek çok şeyi olan bir insan. Diyebilir ki ben Gökçe Fırat’ı attım partiden.
Gökçe Fırat kimdir?
TÜRKSOLU: Parti hakkında uzun uzun konuştuk, biraz da sizi tanıyalım. Kimdir Gökçe Fırat, nerede ne zaman doğdu?
GÖKÇE FIRAT: Doğma büyüme İstanbulluyum. 1974 yılından beri İstanbul’da yaşıyorum. Tekirdağ’da, Çerkezköy’de bir köyümüz olsa da birkaç kuşaktır İstanbul’dayız.
TÜRKSOLU: Peki zengin birisi misiniz? Malum, Türk siyasetinde kendi zenginlikleriyle parti yaratan liderler de çok oldu.
GÖKÇE FIRAT: Hiçbir malvarlığım yok. Herhangi bir parasal kaynağı olan bir insan değilim. Sıradan herhangi bir Türk vatandaşın gelir düzeyi neyse benim gelir düzeyim de odur. Zaten bu gelir düzeyindekilerin siyasete müdahale etmesi gerekiyor. Ve etrafımıza topladığımız bizimle birlikte hareket eden insanlar da Türkiye’nin orta hatta yoksul kesimleri.
TÜRKSOLU: Aileden gelen bir zenginliğiniz var mı?
GÖKÇE FIRAT: Ailem de aynı şekilde. Babam hayatta değil. Şu anda siyasi parti çalışmalarına annem, kardeşlerim de katılıyorlar. Ailemiz de bildiğiniz sıradan bir memur ailesi.
TÜRKSOLU: Eğitim durumunuz nedir?
GÖKÇE FIRAT: Marmara Üniversitesi İşletme Fakültesi’ni bitirdim. Daha sonra orada Kalkınma Ekonomisi’nde yüksek lisans yaptım. Ama onda da tez aşamasında bıraktım.
TÜRKSOLU: Kendinizi ne olarak tanımlıyorsunuz, iktisatçı olarak mı?
GÖKÇE FIRAT: Kendimi devrimci olarak tanımlıyorum. Sonuçta bu mücadeleyi sürdürmek için bilmeniz gereken her şeyi öğrenmek zorundasınız. Buna iktisat da dahil, sosyoloji de, sanat da. Dolayısıyla tek yönlü bir siyasetçi başarılı olamaz. Ben de elimden geldiğince daha bütünlüklü bir insan olmaya çalışıyorum.
TÜRKSOLU: Üniversite yaşamına neden devam etmediniz? Üniversite kariyeri önemli bir avantaj değil mi?
GÖKÇE FIRAT: Vallahi bunu genelde üniversite camiası düşünür ama ben buna inanmıyorum. Tersine akademik kariyer büyük çoğunlukla hayattan kaçıp sığınılacak bir burjuva sığınağıdır. Çok başarılı bir okul hayatım olmasına rağmen bunu yarıda bıraktım çünkü akademik ünvanların arkasına sığınan biri olmak istemedim. Bu bana çok ters geldi.
TÜRKSOLU: Eğitim sistemimizi toptan red mi ediyorsunuz.
GÖKÇE FIRAT: Sistemi reddediyorum. Açık söylemek gerekirse bizim üniversitelerimizin düzeyi sokağın düzeyinden çok da ileri değildir. Ama Türkiye’de çok iyi bazı öğretmenler ya da akademisyenler de elbette vardır.
Mesela ilkokul öğretmenimi hiç unutmam. Gecesini gündüzünü bize adayan bir insandı kendisi. Ben bu açıdan şanslıydım, iyi bir ilkokul öğretmeni insanın temelinin sağlam olmasını belirliyor.
Aynı şekilde üniversitede bazı hocalarımızın da hakkını asla yiyemem. Mesela Kalkınma İktisadı’ndaki hocalarımın çok büyük faydasını görmüşümdür.
Ama en önemlisi elbette insanın okuma sevgisiyle büyümesi. Sanırım en büyük avantajım da bu oldu, kitap sevgisi olan bir ailede büyüdüm, kitap okuyarak yetiştim.
TÜRKSOLU: Aileniz fikri gelişmenizde katkı sundu mu?
GÖKÇE FIRAT: Doğrudan değil ama zaten ilerici bir aile ortamı pek çok şeyi sağlıyor. Ailem o dönem için sol görüşlü bir aileydi. Mesela ben 12 Eylül sabahını çok iyi hatırlarım. Henüz altı yaşındaydım ama o sabah evde kitapları yaktığımızı, bir kısmını sakladığımızı gayet iyi hatırlıyorum.
TÜRKSOLU: Kitap yakmaktan kitap yazmaya bir geçiş yani...
GÖKÇE FIRAT: Maalesef bu ülkenin insanları kitaplarını yakmak zorunda bırakıldı. Şu anda da benzeri bir şekilde insanlar Ergenekon korkutmacasıyla kitaplarını yakıp arşivlerini yok ediyorlar. Değişen bir şey yok. Ve belki şu an insanlar evlerindeki TÜRKSOLU gazetesini veya benim kitaplarımı saklıyordur.
TÜRKSOLU: Kaç kitabınız var yayınlanmış?
GÖKÇE FIRAT: Sanıyorum 13. Bu açıdan bakıldığında herhalde Türkiye’nin en üretken siyasi lideri olacağım.
TÜRKSOLU: 37 yaşındasınız. Genç bir lidersiniz.
GÖKÇE FIRAT: Türkiye şartlarında sanırım en genç siyasi parti lideri ben olacağım.
TÜRKSOLU: Bu kadar gençsiniz, siyasi tecrübeniz var mı?
GÖKÇE FIRAT: Aslında oldukça fazla bir siyasi tecrübem var. 1990’lı yıllarda lise yıllarından itibaren o dönem pek çok genç gibi ben de devrimci mücadeleye atılma gereği duydum. 18-19 yaşından beri fiilen devrimci mücadelenin içinden geliyorum. Dolayısıyla en azından bir 15 yıllık siyasi tecrübem var.
İşçi Partisi’nden neden ayrıldım?
TÜRKSOLU: İşçi Partisi’nde bir geçmişiniz olduğu söyleniyor.
GÖKÇE FIRAT: Sanıyorum 1993-94 yılında İşçi Partisi’ne katıldım. Henüz 19 yaşındaydım. Partinin gençlik teşkilatını İstanbul’da kuran isimlerden biriydim. En sonunda ayrıldığım dönemde Merkez Komitesi üyeliğine kadar yükseldim. Gençlik sorumlusuydum.
TÜRKSOLU: İşçi Partisi’nden ayrıldım diyorsunuz ama İşçi Partisi sizi attığını söylüyor.
GÖKÇE FIRAT: Doğu Perinçek ve yanındaki bazı insanlar benim aleyhimde bir kampanya yürütüyorlar çok uzun bir süredir. Fakat bu yürüttükleri kampanyaya karşı bizim tavrımız ne oldu derseniz, mesela ben şahsen bunlardan etkileniyor muyum? Hiç etkilenmiyorum. Şimdi Mevlana’nın bir sözü vardır: “Her adama söyleyecek lafımız vardır lakin once lafa bakarım laf mı diye sonra adama bakarım adam mıdiye.”
İkincisi söyledikleri şeyin yalan ve iftira olduğu ortada. Doğu Perinçek etrafına açıklayamayacağı pek çok şeyi olan bir insan. Diyebilir ki ben Gökçe Fırat’ı attım partiden.