Göbeklitepe

  • Kullanıcı Anu
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • - Forumsal - Taze Bilgi
🕒 Konu sahibi 3 saat önce aktifti
Konuyu tam toparlayamadım aslında, çünkü göbekli tepe gerçekten bir sır. Hem kendi Yaklaşımımı hem de bazı araştırmacıların yaklaşımlarını paylaşacam

Sabah saat 05:45'te başka nasıl bir konu yazılabilirdi ki ...

Göbekli Tepe'ye daha önce belki hiç bir yerde rastlamadığınız değişik bir teori ile bakmanızı sağlayacağım.

Öncelikle şunu bilmelisiniz ki göbekli tepe kendiliğinden örtünen bir yer değil, göbekli tepe bilinçli olarak dönemin insanları tarafından kapatılmıştı.
Göbekli Tepe ismi şuradan geliyor diyordu bir tane beğendiğim araştırmacı yazar, doğum yapamayan kadınlar bu bölgelerde dua ediyor ve rivayete göre çocuk sahibi oluyorlardı .

Araştırmacı yazarın dediğini bir kenara bırakırsak yöre halkı tarafından o bölge için popüler olduktan sonra değişik değişik isimler ortaya çıkıyor.

Şimdiki kazılara kadar ilginç bir şekilde bir tane hariç kadın figürüne rastlanmamış hatta ve hatta dişi bir hayvan figürü bile yok.
Şimdi üstteki doğum meselesini aklınızda tutun ;
Ve tek kadın figürü ise aşağıda paylaşağım figürdür. Araştırmacı yazar hanımefendiyi belki de ilginç şekilde haklı çıkarabilir bu figür.
nnF9QR.jpg


Şimdi bazıları göbekli tepenin T sutunlarını 12 imama bağlasa da , başkaları bazı heykelcikleri Aleviliğe bağlasa da onlardan çok çok öncelerinde Atatürk'ün de araştırın dediği "Mu"'ya bağlayacağım.
nnFAHq.jpg

yarat%c4%b1l%c4%b1%c5%9f.jpg

Yukarıda bulduğum simgeler mu sembolleri.
Şimdi Göbeklitepe simgeleri ciddi bir benzerlik göstermekte özellikle T sütunları açasından.
Sadece yukarıdakiler değil ;
Göbeklitepe 'de sıkça tilki figürüne rastlanılır. Biliyorsunuz ki tilki,kurt,köpek figürleri tek bir yeri gösterir o da "Sirius" takım yıldızını. Bu takım yıldızı çoğu dönemde insanlar açısından kutsallık taşımıştır, hatta bazılarına göre yaşam oradan gelmeydi.

nnFw3N.jpg


Her bir figürün aslında takım yıldızlarını ya da felaketleri de anlattığını savunan insanlar oldukça fazla. Onlara Göre ;
1) Sütunlar üzerindeki hayvan figürleri genellikle takımyıldızlarını temsil eder.
2) Sütun 43, MÖ 10.950 yılına karşılık gelir.
3) Daha soyut sembollerden bazıları Genç-Dryas ile bağlantılıdır.
4) Göbekli Tepe sahip olduğu işlevlerin yanı sıra gözlemevi olarak kullanılmış ve bu da bir tepenin üstünde inşa edilmesinin bir sebebi olmuştur.

nnMyoh.jpg

Şimdi aktüel dergisindeki bazı yorumları da paylaşacak olursam ;

“D yapısı merkez dikilitaşlarını çevreleyen dairesel yapıda şimdiye dek yapılan kazılarda 11 dikilitaş açığa çıkarıldı. Kabartma bezemeli dikilitaşların çoğu üzerinde çeşitli hayvan motifleri yer alıyor. Hayvan motifleri arasında tilki, kuş ve yılanın yanı sıra yaban domuzu, yaban öküzü, ceylan, yaban eşeği ve büyük etçiller gibi çeşitli yabani hayvan tasvirleri de bulunuyor. A, B, C ve D yapılarında yer alan imgeler, bunların hiç de tesadüfi olmadığını, her yapıda farklı bir odak noktasına sahip belirli bir modelin izlendiğini gösterir. Örneğin, A yapısında yılan motifi hakimdir. B yapısındaki veriler eksik olmakla birlikte tilki motifi, C yapısında yaban domuzu hakimdir. D yapısında ise geniş bir çeşitlilik gösteren bezemelerde kuş ve yılan motifleri hakimdir. Dikilitaşlar üzerinde yer alan tasvirlerdeki farklı odak noktaları, Göbekli Tepe’de çalışan farklı klanlara ait ayırt edici işaretler olarak yorumlanabilmektedir. Obsidiyen buluntular, bölgedeki Çanak Çömleksiz Neolitik topluluklarının değiş-tokuş ağının ve hatta alanı ziyaret eden grupların yayıldığı coğrafi alan hakkında ipuçları verebilir. Göbekli Tepe ve söz konusu diğer yerleşmelerden gelen örnekler üzerinde de gördüğümüz gibi, bir kült topluluğu tarafından paylaşılan ortak ikonografi içerisinde hayvan sembolizminin oynadığı önemli rol, hayvanların erken Neolitik kozmolojisi ve ritüel uygulamalarındaki önemini vurgulamaktadır. Paleolitik Çağ sanatıyla karşılaştırıldığında, son Buzul Çağının sonlarını takip eden süre içerisinde gerçekleşen zihniyet değişiminin bir yansıması olarak motif repertuarında dikkate değer bir içerik değişimininin meydana geldiğini görürüz. Paleolitik mağara sanatının tersine, Neolitik resim sanatında insan çok daha belirgin bir rol alır. Dahası, Neolitik resim sanatında insan artık doğanın eşit bir parçası olarak değil, daha önemli ve hayvan dünyasından daha ‘yüksekte’ olarak tasvir edilir. Görünüşe bakılırsa, insanın doğayı algılama ve doğa içerisinde kendisini konumlandırma biçimi, iklim değişikliği ve kaynaklardaki artış ile birlikte değişmiştir. İnsan artık doğal dünya içerisinde yalnızca pasif olarak görev almıyor, aktif olarak onu değiştirmeye ve kullanmaya başlıyordu. Dolayısıyla, T-biçimli antropomorfik dikilitaşlar, insanın hayvan dünyası üzerinde uygulamaya başladığı gücün ve bu zihniyetin göstergesi olabilir. Bu ‘zihinsel’ kontrol, ‘kültürel’ ve dolayısıyla ‘fiziksel’ kontrolün ortaya çıkmasında doğrudan bir önkoşul olarak görülebilir. Böylece hayvancılık ve en nihayetinde evcilleştirme gerçekleşmiştir.” (Jens Notroff-Oliver Dietrich-Joris Peters-Nadja Pöllath-Çiğdem Köksal-Schmidt, Aktüel Arkeoloji Dergisi, Sayı 46, Sayfa38-51)



“Göbekli Tepe hiç kuşkusuz son yılların en etkileyici buluntu yerlerinin başında gelir. Göbekli Tepe kazıları, görkemli tapınakları, boyları 6 metreyi bulan dikilitaşlar, heykeller ve kabartmaları, konunun uzmanı olsun ya da olmasın gezenleri etkileyecek buluntuları sergileyen bir kazı yeridir. Bunların 12 bin yıl gibi kavranması oldukça güç eski bir tarihe ait olması, Göbekli Tepe’yi başka yerlere taşımış, yapay bir gizemlilik yüklemiştir. Yalnızca bilim ile hayallerin dünyası, aklıselim ile metafizik birbirlerine karışmakla kalmamış, bilinçli ya da bilinçsiz olarak yapılan kurgusal saptırmalar, toplumda Göbekli Tepe’ye yönelik algı sapmasına neden olmuştur. Göbekli Tepe ile temsil edilen kültür her bakımdan heyecan verici, ezberimizi bozan, düşünce sistemimizi zorlayan özellikler taşımaktadır. Urfa Bölgesi’ndeki gözlemler Göbekli Tepe’nin yarattığı heyecanın, bölgeye olan ilgiyi arttırdığını, bunun bir yanda turizmi geliştirmesi gibi olumlu bir sonuç verirken öte yandan definecilerin ve antika pazarının iştahını kabarttığı yönündedir. Bu yazı ile tanımladığımız Çanak Çömleksiz Neolitik Kültür uygarlık tarihinin en önemli ve çarpıcı dönüşümünü temsil etmektedir. Anadolu’nun uygarlık tarihine yaptığı en özgün ve önemli katkının Çanak Çömleksiz Neolitik Dönem olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Bu dönemi bilim dışı söylencelerin çekiciliği ile değil, uygarlık tarihinin basamaklarının bilinci ile ele alınması gerekir.” (Mehmet Özdoğan, Aktüel Arkeoloji Dergisi, Sayı 46, Sayfa38-51)



“Göbekli Tepe'nin, avcı-toplayıcı toplulukların değiş-tokuş ve bağları güçlendirme amaçlarına hizmet eden düzenli toplantılar, kolektif etkinlikler ve karşılıklı olarak düzenlenen şölenler için merkezi bir toplanma yeri oluşturmak için bu noktada inşa edildiği düşünülmektedir." (GÖBEKLİ TEPE VE TRT BELGESELİ | Aktüel Arkeoloji)
 
Geri