Gizlice..

Konu sahibi son olarak 1545 gün önce görüldü
Kendimi yatırdım dizime, saçımı okşuyorum..
Bazen insan kendi kendisinin dinleyicisi,teselli vereni,nasihat edeni olabiliyormuş...
Bu,ya sıkıntının küçümsenerek dinlenmesinden,ya da bak bir beni dinle de,dert budur yarışmalardan belki de...
Bilmiyorum..
Ben her zaman böyle şöyle insanım diyemem,bir olur sessizlik beni kendime getirirken bir olur dakikalarımı doldurur, o güne buluşmalar, planlar insan içine akarım, ağlamaya çok yakın olduğum anlarda, bazen saçma sapan şeylere gülerim,bazen çok belli eder bazen kabuğumda gizlenirim kimselere sezdirmem..
Sorgulama huyum ağır basar..
En çok kendimi yine kendim eleştiririm,o yüzden biri beni eleştirince çok zoruma gitmez, içimden derim ki "hıhı bunu kendime demiştim zaten"
İşte burcum falanda değil ama bazı konularda iki yönlüyüm, bu daha çok o an beni neyin daha iyi hissettireceğiyle alakalı galiba..
Çok keşkeciyim bir bunu atamadım üzerimden..
Aslında a'nı olduğu gibi içinden o an ne hissediyorsan yaşama taraftarıyım da, işte iki yönlülüğe örnek..
Sevdiklerim şunları okusa der ki "kız iyi ki bize anlatmadın, bu ne kafam karıştı":))
Şu çeşmenin haftına anlattım aha, suyu da köyün sürüleri içti onlar düşünsün:))
Bak bak nasıl başladık nasıl bitti :)
Bir örnek daha :))
#saçmalardanseçmeler


 
Son düzenleme:
Bazen bulutları delen bir ışık hüzmesinin altına denk gelmek istersin,bazen de güneşten kaçmak,bulut'un gölgesine sığınmak..
Bazen de konuya girdiğin gibi çıkmak istersin..Damdan girer,pencereden atlarsın.. Çünkü sözü toparlayıp anlamlı bir bütün olusturamamışsındır..Bu duruma giriftar olursan ey ben, hiç çaktırma aman diyim,devam et..Bilirsin ki bu söz söylemek boşluk doldurma yahut karışık kelimeler ile anlamlı bir cümle oluşturma, ya da seçeneklerden bir seçenek seçme ödevi kadar sığ değildir..Belki de söz söyleyemeyişimiz yıllardan beri söz hakkımızın şıklar ile sınırlandırılmasındandır..Tam bu konuyu bir yere bağlayamamışken susmak artistik bir harekettir.
Peki ben niye bir artist olmayayım:)

 
Son düzenleme:
Her gün kusursuzca işleyen bir nizam...
Gündüz-gece, güneş-ay, yıldızlar, doğa...
Bu kâinat ve nefes alma eylemi...
Tefekkür ettikçe nasıl şükretmez ki insan bahşedilen nimetlere?

 
2020 eminim ki herkesin yaşadığı değişik bir yıl oldu. Bir ömre sığdıracağımız olayları 1 yılda yaşadık. Korkuyu iliklerimize kadar hissettik. Tedirginliği yaşadık. Sevdiklerimizi kaybedecek olmanın üzüntüsünde kıyısında durduk. Kimimiz de bu ağır üzüntüyü yaşadı. Normal hayat rutinimizin aslında ne kadar değerli olduğunu anladık. Hoş geldin sarılmalarının bile ne kadar kıymetli olduğunu öğrendik. Her gün istemeyerek yaptığımız aktivitelerimizi bile arar olduk. Hayatta yaşayabileceğimiz en acı an olan cenaze törenlerini bile aslında bir şükür gerektirdiğini anladık. Bu denli garipliklerin birbiri ardına gelmesindeki hikmeti bilemem fakat 2020 yılını özetlemek gerekirse, ileride bu yılda ne öğrendin diye soran olursa kurabileceğim tek cümle "biz planlar kurarız lakin tek başına karar verecek olan Allah'tır" olur. Zira bu yıldan aldığım ders İNŞALLAH ( Allah izin verirse) kelimesinin sadece bir kelimeden ibaret olmadığıdır. Allah bir işe izin vermediği vakit tüm dünyanın o işi oldurmaya kudreti yetmiyor. İnsan sadece izliyor ve kendince plan kuruyor. Fakat ne kadar plan yaparsak yapalım gökten gelen bir karar vardır. Rabb'im imtihanımızı kolaylaştırsın. İmtihanlardan ders alabilmeyi nasip eylesin. Canım arkadaşım, nazan'ım, çocukluğum! seni kaybetmenin derin üzüntüsü içerisindeyim!
Mekânın cennet olsun.

 
Son düzenleme:


Hem herkesten güzel söylüyor. Hem de diyor ki,
"Genellikle siz çoktan sıkılmışken ben yeni sevmiş oluyorum".
Günlerdir aklımın büyük bir köşesinde bu cümle saplı. Hayatım cümlenin açılımı, cümle de hayatımın özeti gibi.
 
  • Beğen
Tepkiler: Min
Allah öyle kapılar açar ki bazen, olmayan diğer her şey için ve kapanan diğer kapılar için hamd edersin...Elhamdülillah
 
Çiçeklere inanıyorum. Hayata heyecanımı hayretimi çiçekler diri kılıyor. Heryeri çiçeklere bezemek istiyorum ancak dengede bırakmak için çoğu zaman kendimi tutuyorum. Bir elbise almak isterim mesela, gider çiçeklisini alırım. Neyse o zaman üzerine sade şal takarım, dengelerim desem de aklım o çiçekli şalda kalır :)
Solmuş çiçeği zor çöpe atarım. Kalemle boş boş oyalanirken imzamı atmam, çiçek karalarım.
Neden çiçek?
Balkon çiçekliyse kadın vardır.
Bir evin perdesi çekiliyse kadın vardır.
Kuru çiçekler saklanmışsa vazolarda yahut asılmışsa bir yerlere, anları stoklayan kadın vardır.
Hele saksılardan taşıyorsa çiçekler birinin evin de, kadın bölüyorsa çiçekleri yeni saksılara o evde, umudu kendinden menkul kadın vardır.
Kadın çiçeklere olan inancını keşfetmiş olsun olmasın,dile getiriyor olsun olmasın, yaşayarak bu inancı icra ediyor aslında.
Bu inceliği göremeyecek "erkek" cinsi,
"Kadın dediğin bir çiçeğe bakar ( hallolur, affeder,tav olur, ayakta uyur...") gibi basit, kolaycı ve büyük bir buluşu kendisi bulmuş gibi küçük bir tavırla kadının bu hassasiyetini fırsata çevirdiğini düşünür.
Yok ama aslında hassasiyetimizi kullandırmıyoruz.
Hayata olan hayretim de burada başlıyor zaten.
Dedim ya biz kadınlar umudu ve huzuru kendinden menkul varlıklarız.
Biz aslında size iktidar süsü verip, saksı saksı çiçek çoğaltıyor,defter aralarında giremeyeceğiniz bahçelerin çiçeklerini kurutuyoruz.

 
Son düzenleme:
İnsan zorlandığı eşikte büyür. Akış zaman zaman yükseltir,alçaltır,yorar, dinlendirir. Ya düşersem,ya kaybedersem, ya üzülürsem,ya kırılırsam,ya ağlarsam diye türlü türlü kaçışlara sığınır insan. Oysa olacak olan eninde sonunda gerçekleşir. Vakit varken yüzleşmek en iyisidir.

 
Geri