gizemli;konu basligi

  • Kullanıcı Foster
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • - Forumsal - Yaşamdan Kesitler
Konu sahibi son olarak 3469 gün önce görüldü
Ektoplazma

Trans hali sirasinda medyumlarin vücutlarindan genellikle agiz burun kulak gibi organlarindan çikabilip havada yayilan kimi zaman gözle görülebilen ve elle dokunulabilen amorf seyyal maddelere verilen ad. Grekçe’deki” ektos” (disinda) ve “plasma" (yaratilmis benzeyen) sözcüklerinden türetilen terimFransiz fizyolog Charles Richet tarafindan ortaya atilmistir.
Ektoplazma genellikle beyaz kirli beyaz kursuni ve bazen de kirmizi renklerde kendini gösteren kimi zaman buharimsi kimi zaman macunumsu bir hal almak üzere yogunlasan bir maddedir. Metapsisik arastirmaci Gustave Geley ektoplazmayi organik bir maddeden çok organik hale getirilmis bir cevher olarak kabul etmistir. Kimyasal analizinin Alman bilim adami ve psisik arastirmaci A. Schrenck-Notzing tarafindan yapilmasiyla önceleri seans odalarinda fotograflari çekilmekle yetinilen ektoplazma kuramsal bir madde olmaktan çikmistir. Kimyasal formülü söyledir: C120 H1134 N218 S5 O249
Bir Seans esnasında Medyumun çıkardığı ektoplazma



Schrenck-Notzing "teleplazma" adini verdigi lenf sivisini andiran bu maddede yag zerrelerine insan hücrelerine ve bol miktarda lökosite rastlamistir.

Schrenk*Notzing bu maddenin bilesiminin yarisinin su oldugunu ve içinde albümin ve kükürt bulundugunu saptamistir.
Çok özel niteliklere sahip bu madde medyumun etkisi altinda türlü biçimlere (yüz el ayak) girebilmekte ve bazen bir insan görünümü kazanabilmektedir. Medyumdan ayri bir insan görünümünün meydana geldigi bazi hallerdeektoplazmik olusumun tipki bir insan gibi nefes alip verdigi ve iç organlara sahip oldugu saptanmistir. Bu yüzden bu ektoplazmik olusumlar kimi yayin organlarinda “ruhlarin fotograflari’ diye yer almistir. Ancakspiritüalistlere göre maddi olmayan bir varlik olan ruhun fotografi çekilemez; dolayisiyla bu fotograflara “ruhlarin etkisi altinda biçimlenen ektoplazmik tezahürlerin fotograflari" demek daha dogru olur.



Bir Seans esnasında Medyumun çıkardığı ektoplazma materyalleşmiş ve ortaya bir Canlı gibi hareket eden varlık çıkmış...
Bir seans sırasında medyumun çıkardığı ektoplazma materyalleşmiş ve ortaya bir canlı gibi hareket eden varlık çıkmış


Neo-spiritüalizme göre ise medyumun ektoplazmasini biçimlendiren dogrudan dogruya bedensiz varlik degildir. Medyum bedensiz varliktan perisprisiyle aldigi vibrasyonel tesirleri imajlara dönüstürür ve yine kendi perisprisiyle ektoplazmasini kendisi biçimlendirir. Bu isi yapmasi için medyumun bir bedensiz varlikla irtibat kurmus olmasi da sart degildir. Medyum (medyumun perisprisi) ektoplazmasini vücudundaki düzensiz solunumla öldürdügü daha dogrusu geçici olarak cansizlastirdigi hücrelerin maddelerinden olusturur.

(Bu konu Dr. Bedri Ruhselman’in “Medyumluk” adli kitabinda ayrintili olarak açiklanir.)
ALINTI
 
TAMPLiYE SOVALYELERiNiN ÖYKÜSÜ

ilk Haçli Seferi
(1) Kutsal Savasa Çagri
"Ortaçag Avrupasinda yönetici sinifin ahlak anlayisi Nibelungenlied efsanesi ile eski Izlanda sagalarindaki ahlak ilkelerine bagli kalmisti. Onuncu yüzyila kadar Jom-Viking'ler adi verilen bir pagan dinsel örgüt Iskandinavya'da etkinlik göstermisti. Bu örgüt çok siki bir disiplin altinda yasayabilen cesaretleri kanitlanmis müthis savasçilardan olusuyordu. Savas alaninda can vererek Valhalla'ya gitmek ve orada Woden'e (Odin) kavusmak en büyük arzulariydi. Norman'larin Ingiltere'yi fethetmeleri ile sonuçlanan Hastings Savasinda kendilerini pek kanli bir biçimde kanitlayan "Carles Birlikleri"nin kurucusu da eski bir Jomsburg kardesligi komutani olan Kral Sweyn Forkbeard idi. Üstelik bir çok Avrupali soylu Norman kani tasiyordu. Onikinci yüzyilda bu kuzeyli savasçilarin anilari hala çok canliydi ve bir tür kahramanlik siiri olan "chanson de geste"ler bu savasçilarin pagan ülkülerini dile getirmeye devam ediyordu: fizik güç yagmacilik ve intikam hirsi."

Desmond Seward The Monks of War
"Kuzey Avrupa Savas Kültlerine bagli askerler savas alanlarindaki çilgin vahsetleri ile korku salmislardi. Bir çok derebeyine bagli olarak varliklarini sürdüren bu savasçilar Kutsal Roma Imparatorlugunun yönetiminde olusturulmak istenen baris içinde bir birlesik Avrupa ülküsüne engel oluyorlardi."

"Kilise umutsuzca akan kanlari durdurmaya çabaladi. Bu girisimin ilk örneklerinden biri; "Tanrisal Ateskes" adi verilen ve soylulara belirli günlerde savasmayi yasaklayan bir dinsel uygulamaydi. Kanli içgüdüleri ehlilestirmek için uzun vadeli çözüm olarak da "Sövalyelik" kurumu düsünülüyordu. Savasçilara bir hristiyanlik ülküsü asilayan özgün olarak savas becerisini arttirmayi amaçlayan ama pratikte dinsel bir çagri niteligine bürünen silahlarin kutsanmasi ve namus yeminleri gibi yari dinsel ayinlerle süslü yeni bir uygulamaydi bu. Kuzeyli savasçilarin kan tutkususavunmasizlari korumayi ön plana alan dualarla dolu bir kendini feda etme islemine dönüstürüldü."

Desmond Seward The Monks of War
"Bir sövalye kötülük içermeyen merhamet hile içermeyen nezaket aci çekenler için sefkat ve eli açiklik sahibi olmalidir. Düskünlere yardima hazir olmalihirsizlara ve katillere karsi çikmalidir. Adaletli bir yargiç gibi davranmali onurunu yitirmektense ölümü seçmelidir. Kendini savunamayan Kutsal Kiliseyi de korumalidir."

Chretien de Troyes
"Sagalar zamanla yerlerini Kral Arthur romanslarina birakti çilgin Galya'li Amadis giderek Don Quixote'ye dönüstü. Roma Imparatorlugunu isgal eden barbarlari uygarlastirma ve Avrupa ile kaynastirma isinde Katolik Kilisesinin uygulamalarindan bir örnekti bu. Ancak bu kültürel islem yüzyillar sürebilirdi ve daha acil daha hizli bir çözüm gerekiyordu."

"Bu gerilim Papalikta bir devrime yol açti. Gregory VII (1073-85) papalik kurumunu bati hristiyan dünyasinda tam bir yargiç ve önder konumuna yükseltti. "Tipki yasam süresince ruhun bedene bagli oldugu gibi dinsel iktidarin da askeri bir güce bagli olmasi gerektigi"ni ileri sürerek bir papalik ordusu "Militia Sancti Petri"yi olusturdu. Avrupa artik bu kral-papalari daha saygi ile dinliyordu. "1095 yilinda Papa Urban II'nin 683 yilindan beri müslümanlarin elinde olan Kudüs'ü kurtarma çagrisi olaganüstü bir heyecanla karsilandi. Isa'nin kentinin inançsizlarin elinde kalmasi Tanri'nin buyruklarina aykiriydi. Aslinda Kutsal Savas barbar kani tasiyan soylularin yikici enerjilerini harcayabilecekleri bir firsatti."

"Norman kani tasiyan soylular bu çagriyi hem Tanri'ya asker olarak hizmet etme sansi hem de daha önce Ingiltere'de ve Güney Italya'da oldugu gibiyeni topraklar ele geçirme firsati olarak degerlendirdiler. Tüm Avrupa "Deus li volt" (Tanri istiyor) çigliklari ile inledi. "Vexilla regis prodeunt" (Kralin sancagi önde gidiyor) ilahisini söyleyerek hemen her siniftan savasçi-hacilar Kutsal Topraklara dogru yola çiktilar."

Desmond Seward The Monks of War
"Ilk Haçli Seferine katilan sövalyeler birlik disiplini ile kisisel cesareti kaynastiran çesitli savasçi gruplari olarak düzenlenmislerdi. St. Bernard tarafindan ihtiraslari yarasizliklari ve siddete yatkinliklari elestirilen bu ilk sövalyeler giderek bireysel bir arayis tarzina dönüsen ve rahiplerin kutsal hac yolculuklarini animsatan bir sakinlige yaklasan yeni bir sövalyelik ruhuna yerlerini terk ettiler. Çogunlukla maddi ve hatta erotik deneyimler içeren maceralar pesinde kosturan gezgin sövalye ile günahlarinin affi ugruna haçli seferlerine katilmayi kabul eden sövalye arasinda artik bir benzerlik kalmamisti."








Peter Partner The Murdered Magicians
"1099 yili Temmuz ayinda Haçlilar Kudüs'ü ele geçirdiler. Yagma ve katliamin siddeti Kilisenin soydan gelen kiyicilik içgüdülerini yeterince hristiyanlastirmayi beceremedigini ortaya koyuyordu. Kutsal kentin tüm nüfusu yahudiler ve müslümanlardan olusan erkek kadin ve çocuk tam 70.000 kisi üç gün süren bu toplu çilginlikta yasamlarini yitirdiler. Kentin bazi sokaklarinda askerler dizlerine kadar yükselen kan gölü içinde yürümek zorunda kaldilar. Bu sanli (!) fatihler gözyaslari içinde Kutsal Mezar Kilisesinde yalinayak aglayarak dua ediyorlar ve sonra tekrar yagma ve katliama katilmak için disari kosuyorlardi."

"Sonradan Kutsal Topraklarda kalip yerlesenler çogunlukla geride birseyleri olmayan fransiz serüvencilerdi ve kendi bildikleri feodal düzeni aynen Filistin'de de kurdular."

"Kral altin islemesi bir cüppe ile keyfiye takiyor toplantilarda hali üzerinde bagdas kurup oturuyordu. Soylular Fransa'nin yün ve kürkten olusan giyim tarzini terkedip ucu yukari kivrik terlikler turbanlar ipekliler sam isi muslinler ve pamukluluar giyiyorlardi. Avlulu ve çesmeli villalarda oturuyorlar divanlara uzanip ut dinliyor dans eden kizlari izliyorlardi. Avrupa'nin hiç tanimadigi sekerlemeleri narenciye ürünlerini ve kuyuklarda sogutulmus kavunlari yiyorlar; kadinlar da kozmetik ve ayna kullaniyorlardi. Kalabalik pazarlara kadinlarina peçe taktirmaya ve cenazelerde profesyonel aglayicilar bulundurmaya alismislardi. Paralarinin üzerinde arapça yazilar bile vardi... Kisa ama firtinali kislar ile uzun bogucu yazlardan olusan iklim oldukça gelismis arap tip bilimine karsin Filistin'in yeni sahiplerinin hastalik ve ölüm oranlarini yükseltiyordu... Halkin çogunlugu müslümandi.... Ölüm iskence ve kölelik tarafindan sürekli gölgelenen yasamancak özdenetim sahibi güçlü insanlarin ayakta kalmasina izin veriyordu."

Desmond Seward he Monks of War
"Kafirlerin saldirilari sonucunda pespese gelen yenilgiler ve "Tanri'nin çocuklarinin" (hristiyanlar) kitle halinde ölümleri ile Kutsal Kilisemizin nasil yiprandigini ögrenince inaniyoruz ki herkes yardima kosacaktir. Sizleri Kilise'yi kurtarmak ve kardeslerimizi savunmak için elinizden gelen herseyi yapmaya çagiriyoruz."









Papa Calixtus II 1123
(2) Yeni Tarikat
"Tampliye tarikati ilk Haçli Seferi sonrasinda Kudüs'te kuruldu. 12. yüzyilin baslarinda Kudüs'te bulunan bir grup dindar asker "Süleyman Tapinaginin Fakir Sövalyeleri Tarikati"ni kurdu. Kutsal Topraklari ziyarete gelen hacilari liman kenti Yafa ile Kudüs arasindaki tehlikeli yollarda yapacaklari yolculuk sirasinda korumak görevini üstlendiler. St. Augustine tarikatinin dinsel kurallarina bagliydilar ve Kudüs'teki Kutsal Mezar Kilisesi'nden yardim ve dinsel rehberlik sagliyorlardi."

Peter Partner The Murdered Magicians
"1104 yilinda Champagne Kontu Kudüs'ten geri dönen bazi yüksek rütbeli soylular ile bir toplanti yapti...Bu toplantida André de Montbard da bulunuyordu."

Baigent Leigh & Lincoln The Holy Blood and the Holy Grail
"Toplantidan hemen sonra Hugues de Champagne Kutsal Topraklara yollandi. 1108 yilina kadar Filistin'de kaldi. 1114 yilinda bir kez daha kisa süreli bir yolculuk yapti ve Champagne'a geri döndü. Clairxuax'daki malikanesini St. Bernard'a bagisladi. Bundan dört yil sonra Champagne Kontu'nun hem vasali ve hem de akrabasi olan Hugues de Payens önderliginde André de Montbard ve yedi arkadasi görevlerine basladilar. 1125 yilinda Hugues de Champagne da tarikata katildi ve böylece kendi vasalinin emri altina girdi."








Lynn Picknett & Clive Prince Turin Shroud
"Hugues de Payens aslen Champagne yöresindendi ve soyu Troyes Kontlarinin bir dalina dayaniyordu."

"1123 tarihli bir belge Hugues de Payens'i "Magister Militum Templi" (Tapinak Sövalyleri Üstadi) olarak nitelendirmektedir. "Magister Militum" ünvani Roma Imparatorlugunda "Baskomutan" karsiligindadir. Oysa o dönemde bu küçük grup sadece bir kardesler birliginden ibarettir ve ilk yillarda yeni katilimcilar bulmakta pek güçlük çektikleri için neredeyde dagilmak üzeredir."

Desmond Seward The Monks of War
"Kudüs krali eskiden Süleyman Tapinaginin bulundugu bölgeyi onlara merkez olarak bagislamisti. Bu nedenle Tampliyeler kendilerine "militia templi" (tapinak askerleri" adini seçmislerdi."

John J. Robinson Born in Blood

"Yeni tarikatin tam ismi "Pauperes Commilitones Christi Templique Solimanis" (Süleyman Tapinaginin ve Isa'nin Fakir Askerleri) idi. Ilk görevleri Kudüs yolunu korumakti ama kisa bir süre sonra gönüllü bir polis gücüne dönüstüler."

Noel Currer-Briggs The Shroud and the Grail
"Kendilerini Tanri'ya adamis namuslu ve disiplinli bir yasam arzulayanvarliga deger vermeyen bazi yüksek düzeyli soylu sövalyeler Patrik hazretlerini gözetimi altinda Isa'ya hizmet etmek için bir araya geldiler. Bu kisilerin arasinda en önemlileri; Hugues de Payens ile Geoffroy de Saint-Omer'di. Kalacak bir yerleri ya da kendilerine ait bir kiliseleri bulunmadigi için kral (Kudüs Krali II. Baudouin) geçici olarak onlari kendi sarayinaTapinagin güney kismina yerlestirdi. Patri ve diger piskoposlar tarafindaneski günahlarinin affi için verilen ilk görevleri yeteneklerinin tümünü kullanarak Kudüs yollarini hacilarin güvenligi için soyguncular ve saldirganlardan temizlemekti."








William of Tyre
"Kral Baldwin savasçi-rahiplere kendi sarayinin dogu kismini eskiden Süleyman Tapinaginin bulundugu yerin tam karsisina düsen ve sonradan insa edilecek olan El-Aksa Camii'nin yaninda bulunan bir bölgeyi bagisladi. Kutsal Mezar Kiliseis'nin ahirlari da atlarina tahsis edildi."

Peter Partner The Murdered Magicians
(2) Sion Birligi
"Tampliye Sövalyelerinin ardinda onlari askeri ve idari subesi olarak kurmus bulunan bir gizli örgüt mevcuttu. Çesitli isimler altinda varligini günümüze dek sürdüren bu örgütün en çok taninan adi "Sion Birligi" (Prieuré de Sion)'dur. Prieuré sözü dinsel birlik ya da topluluk anlamina gelmektedir".

Baigent Leigh & Lincoln The Holy Blood and the Holy Grail
Baigent Leigh ve Lincoln Sion örgütünü de kapsayan (bir çok yerde "Our Lady of Sion" ya da "Notre Dame de Sion" diye de geçer) ve Champagne bölgesinden çok sayida aileyi de içine alan bir komplonun kanitlarini ortaya çikardilar. Onlara göre Tampliyelerin kurulusunun ardinda bile bu komplo mevcuttu.

Olaylarin ardindaki asil düzenleyici Tampliye tarikatinin kurulmasini saglayan ve sonradan 1125 yilinda kendisi de Tampliyelere katilan Champagne kontu Hugues idi. Bazi tarihçiler Hugues de Champagne'in Hugues de Payens'in akrabasi oldugunu ileri sürerler ancak bu konuda belgeler kesin degildir. Kesin olan Hugues de Payens'in Hugues de Champagne'in vasali olmasidir.










Lynn Picknett & Clive Prince Turin Shroud
"Bazi yazarlar Tampliyelerin aslinda Isa'nin yalanci peygamber oldugunu ve gerçek Mesih'in Vaftizci Yahya (John the Baptist) oldugunu ileri süren Mandean ya da Johannit (Yahyaci) din sapkinligina bulastigini iddia ederler. Ortadogudaki varliklari süresince Tampliyeler kuskusuz bazi Johannit mezheplerle karsilasmislardir".

Baigent Leigh & Lincoln The Holy Blood and the Holy Grail

"Johannit mezhebinin basrahipleri "Christ" adini tasirlar ve Vaftizci Yahya'dan bu yana hiç aksamadan süregelen bir zincir olustururlar. Tampliye tarikatinin kurulusu sirasinda (1118 yilinda) basrahip olan TheocletesHugues de Payens'i yakindan taniyordu. Ona Johannit gizemlerini ögrettiayricalikli davranarak kisa sürede rahiplik ve üst düzey yöneticilik önerdi. En sonunda Hugues de Payens'i kendi yerine geçecek kisi olarak belirledi".

Kenneth Mackenzie The Royal Masonic Cyclopedia
"Sion Birliginin en az iki Büyük Üstadinin Johannit baglantili eylemlere katildigi biliniyor. Hugues de Payens'in de gizli bir Johannit oldugu 19. yüzyilda önce Vatikan sonra da Teosofist'lerce açiklanmistir.

"Johannit'ler gizli kiliselerinin kurulusunu Vaftizci Yahya'ya baglarlar ve mezheplerinin basrahiplerine Christos Mesih ya da Kutsanmis adini veririler. Basrahipler Yahya'dan bu yana birbiri ardinca hiç aksatmadan dinsel iktidarlarini sürdürmüslerdir. Tampliye tarikatinin kurulusu sirasinda bu hayali niteliklerin sahibi olan Theoclet isimli bir sahis Hugues de Payens'i bu sözde kilisenin gizemlerine ve umutlarina ortak etmis rahiplik ve yöneticilik vaatleri ile kandirmis ve sonunda da onu kendi yerine basrahip olacak kisi diye saptamistir".

Pio Nono of Vatican Against Freemasons
"Isa'nin ve hristiyanligin gerçek öyküsü Johannit (diger adiyla Nazaren) mezhebinin basrahibi tarafindan Hugh de Payens'e açiklandi. Sonradan bu gizFilistin'deki sövalyelere ayrica St. John tarikatinin daha soylu ve daha aydin üyelerine aktarildi. Gizli amaçlari entellektüel fikir özgürlügüne kavusmak ve evrensel bir dinin kurulmasiydi. Itaat fakirlik ve namus yeminleri ile baglanmis vahsi topraklar üzerinde yaban bali ve çekirgelerle beslenen Vaftizci Yahya'nin gerçek askerleriydi onlar. Gelenekler ve gerçek kabalaci uygulama böyledir".



This image has been resized. Click this bar to view the full image. The original image is sized 822x344.





M. P. Blavatsky Isis Unveiled
(3) Gizli Amaç
"1099 yilinda Haçlilar Kudüsü aldiklarinda kentte az sayida kalan yahudilerden "Kutsallarin Kutsali" hemen orada Dome of the Rock'da (Kubbet-üs Sahra'da) bulundugunu ögrendiler. Ancak Haçlilar yanlislikla islam yapisi olan Kubbet-üs Sahra'yi Süleyman Mabedi sandilar".

Noel Currer-Briggs The Shroud and the Grail
"1118 yilinda aralarinda Geoffroi de Saint-Omer ve Hugues de Payens'in de bulundugu dokuz haçli sövalyesi kendilerini dine adayarak Photius zamanindan beri Roma'nin dinsel otoritesine gizli ya da açik düsmanlik eden Constantinople (Istanbul) Patrik'ine yeminle baglandilar. Tampliyelerin herkese açiklanan görevi kutsal yerleri ziyarete gelen hristiyan hacilari korumakti. Gizli amaçlari ise Ezekiel tarafindan kehaneti yapilan modele uygun olarak Süleyman Mabedini yeniden insa etmekti."

General Albert Pike Morals and Dogma
"Dokuz sövalyenin gerçek görevi eski Misir ve Yahudi gizli geleneklerinin özü hakkinda bilgiler bulunduran bazilari tahminen Musa'nin zamanindan kalma yazit ve kutsal esyalari arastirmakti...Bu özel görevi yerine getirdiklerine hiç kusku yoktur. Elde ettikleri bilgiler tarikatin gizli toplantilarinda agizdan agiza yayilmistir."

Gaetan Delaforge The Templar Tradition in the Age of **uarius

"1960'larda Louis Charpentier açik ve kesin ifadeleri ile dikkat çeken iki kitabinda Tampliyelerin Kutsal Topraklara Süleyman Mabedinin Ahit Sandigini bulup Avrupa'ya götürmek amaciyla St. Bernard tarafindan gönderildiklerini iddia etti. Bu amaca ulastiklarina dair kanit olarak da Tampliyelerin simya yoluyla elde ettikleri gümüsler sayesinde Avrupa'daki gotik katedralleri insa ettirdiklerini ileri sürdü. Ayrica Kolomb'tan yaklasik üçyüz yil önceTampliyelerin amerika kitasina giderek oradan da gümüs getirip La Rochelle limanina bosalttiklarini iddia etti."

Peter Partner The Murdered Magicians
"...Bir çok yahudi ve islam efsanesi Kudüs'teki Ruhlar Kuyusunun (Well of Souls) altinda topragin derinliklerine inen bir gizli geçit bulundugunu ve Süleyman Tapinaginin yikildigi zaman Ahit Sandiginin oraya gizlendigini anlatir. Bir çok kisi cinler ve seytanlar tarafindan korunan Ahit Sandiginin hala orada olduguna inanmaktadir. Hugues de Payens ve destekçisi Champgne Kontunun Tampliye örgütünü kurmalari ve bu sayede Tapinak tepesinin kontrolunu ele geçirmelerinin asil nedeni Ahit Sandigini ele geçirmek olabilir."

"Eger gerçek amaçlari bu idiyse açikça görülüyor ki basarisiz olmuslardir. 12. yüzyilda basit bir kutsal esyanin bile inanilmaz bir degeri vardi. Kaldi ki Ahit Sandigi gibi essiz bir kutsal esyaya sahip olanlar müthis bir güç ve prestij kazanabilirlerdi. Bu nedenle eger Tampliyeler Ahit Sandigini bulmus olsalardi büyük bir zafer ilan ederek Avrupa'ya götürürlerdi ve herkes bundan haberdar olurdu."

Graham Hancock The Sign and the Seal
(4) Tampliyelerin Mimari Ustaliklari
"Kudüs'te sarayin diger yanina Tampliyeler yeni bir bina insa ettiler. Bu yeni binanin eni boyu yüksekligi bodrumu katlari merdivenleri ve çatisi o yörede bulunan binalardan çok farkliydi. Gerçektende binanin çatisi o denli yüksekti ki yüksekligini söylesem dinleyenler bana inanmazlar."

Theoderic (1174)
"Tamplyelerin mimari ustaliklari neredeyse dogaüstü bir gelismislikte olupözellikle kavisler ve sivri çatilarla dikkat çekmektedir...Sivri çatilar ve kavisler ayni zamanda gotik mimari düzeninin ayirt edici özelligi olup 12. yüzyilda insa edilen Chartres ve diger fransiz katedrallerinde belirgindir. Bu yapilari bilimsel anlamda o dönemin mimari bilgilerinin izin verdiginden çok daha üstün olarak degerlendiren uzmanlar vardir."

Louis Charpentier The Mysteries of Chartres Cathedral
"Tapinak tepesinde yaptuklari kazilar sonucunda Süleyman mabediyle ilgili yazitlar belgeler planlar buldular mi? Bu bulgular antik çaglarin büyük anitlarini yapanlarin ve hatta piramitleri insa edenlerin bildikleri ama çoktandir yitirilmis uyum denge oran ve geometri ile igili mimari gizleri kapsiyor muydu? Tampliyeler tarikatlarina verdigi destegin karsiligi olarakbu gizleri St. Bernard ile paylasti lar mi?"

Graham Hancock The Sign and the Seal
"Tampliyelerin dinsel önderi St. Bernard gotik mimarinin erken döneminde bu stilin yayginlasmasi ve gelismesinde yapici bir rol oynamistir. 1134 yilindaChartres Katedralinin kuzey kulesinin insasi sirasinda St. Bernard gücünün doruklarindadir ve bu harika yapinin insasinda ama özellikle kuzey kulesinin yapiminda kullanilan kutsal geometri ilkelerini sürekli olarak eserlerinde vurgulamistir."







"Gotik mimari...1134 yilinda Chartres Katedralinin kuzey kulesinin yapim çalismalariyla dogmustur. Bu tarihten hemen önceki yillarda katedralin insasi için hazirliklarin sürdügü dönemde St. Bernard Chartres paspiskoposu Geoffroy ile özel bir dostluk gelistirmis insaatin planlarina olagandisi bir ilgi göstermis yapi ustalari ile hemen hergün konusmustur."

"Tanri nedir" diye sorulunca St. Bernard'in yaniti "O boy genislikyükseklik ve derinliktir" olmustur. Tüm Chartres Katedrali büyük bir dikkatle derin dinsel gizemlerin bir anahtari olarak özellikle dizayn edilmistir. Örnek olarak; mimarlar ve duvarci ustalari yapinin birçok farkli yerinde taslar üzerine karanlik anlamlar tasiyan törensel sözleri kazirken "gematria" (alfabedeki harfler yerine sayilarin kullanildigi eski bir ibrani sifre sistemi) kullanmislardir. Ayni sekilde süslemeciler ve heykeltraslar da yarattiklari binlerce farkli bezeme ve figürlerde insan dogasi geçmis olaylar ve Incil'in anlami hakkinda karmasik mesajlari dikkatlice gizlemislerdir. Bir diger örnek kuzey kapisi üzerinde yeralan bir sahnedebir öküz arabasina yerlestirilmis olan Ahit Sandiginin bilinmeyen bir yöne dogru tasinmasi temsil edilmektedir. Silinmis ve yipranmis yazitta "Hic Amicitur Archa Cederis" (Ahit Sandigi burada gizlidir) sözleri bulunmaktadir."

"1139 yilinda adayligi St. Bernard tarafindan heyecanla desteklenmis olanII Innocent papa seçilince Tampliyelere benzeri hiç görülmemis bir ayricalik tanidi; kendi kiliselerini insa etme hakki. Bu ayricaligi Tampliyeler sonuna kadar kullanmasini bildiler ve genellikle tipki Londra'daki Temple kilisesi gibi yuvarlak formu olan ve Tampliyelerin mimari ustaliklarini vurgulayan güzel kiliseler insa ettiler."

Graham Hancock The Sign and the Seal St. Bernard'in Tüzügü
(1) Güçlü Önder
"Kutsal hizmete bas koyan her kardes cehennem korkusuyla Üstad'a mutlak itaat göstermelidir. Isa Mesih için itaatten daha aziz bir davraniç yoktur ve eger Üstad ya da onun yetkilendirdigi bir kisi emrederse sanki Tanri'dan gelen bir emirmis gibi hemen yerine getirilmelidir...Kendi özgür iradenizden tümüyle vazgeçmelisiniz."








Tampliye Tüzügü Troyes 1128
"1118-1119 yillarinda Tampliye sövalyeleri Kudüs'te ilk kurulus dönemindeesas görevi kiyi kenti Yafa ile Kudüsü baglayan yollari korumak olan "fakir" bir tarikatti. Ancak bu yeni dogmus örgüt kurucularindan Andre de Montbard'in yegeni olan St. Bernard'in korumasi altina girince önemli degisiklikler yasadi. Zaten St. Bernard'in kendisi de yirmi yasindayken dinsel yasama girene kadar tam bir sövalye egitimi almisti."

Edward Burman The Assassins - Holy Killers of Islam
"St. Bernard'a Clairvaux topraklarini bagislayan Hugues de Champagne'di. St. Bernard orada manastirini kurdu ve "imparatorlugunu" genisletmeye basladi. Tapliyelerin resmi "sponsoru" olarak Troyes konsilinde papaligin tarikati tanimasini sagladi...St. Bernard'in eski ögrencilerinden ve Clairvaux'nun rahiplerinden biri olan papa Innocent II Tampliye tarikatini papa disinda hiç bir otoriteye hesapvermek durumunda olmayan ayricalikli bir statüye yükseltti."

Lynn Prickett & Clive Prince Turin Shroud
"1128 yilinda Bernard de Clairvaux daha henüz yirmisekiz yasindayken Troyes konsili Tampliyeler için bir tüzük hazirlanmasini ondan istedi. St. Bernardbunun çok daha fazlasini gerçeklerstirdi ve tarikatin dinsel önderi oldu. Para ve arazi bagislari yapilmasini sagladi; soylu ailelerin erkeklerinitarikate katilarak kiliç ve haç sayesinde günahlarindan arinmalari konusunda tesvik etti."

John J. Robinson Born in Blood
"St. Bernard feodal soylularin enerji fazlasini yöneltebilecegi ve böylece "canileri hirsizlari ve katilleri" dine kazandirabilecegi bir yöntemi yaratmisti. Hugues de Champagne'a yeni adamlar bulmak ve bir tüzük hazirlamak sözünü verdi: "Tanri'nin savasinda Isa'nin askerleri olacaklar..." Askeri hristiyanlik gerçek yaraticisini bulmustu."

Desmond Seward The Monks of War
"...düsmani öldürmek günah degildir...Isa'nin askerleri sevap için adam öldürür ve kendi ölürse daha büyük sevap olur. Kendi kurtulusu için ölür Isa için öldürür."

St. Bernard
"St. Bernard Tampliyelerin Tanri'yi hosnut eden dinsel yasantilari ile diger sövalyelerin zina yagma hirsizlik ve diger birçok günahla dolu ahlaksiz yasantilarini kiyaslayarak gençleri Tampliye örgütüne katilmaya çagiriyordu. Isa'ya kendini adamak dua ve erdemlerle dolu bir yasam inançsizlara karsi savasirken ölebilmek; tüm bunlar önceden islenmis günahlardan arinmak için yeterliydi. Bu bakimdan St. Bernard tüm ruhunu kötülük sarmis katilleri ve tecavüzcüleri Tampliyelere katilarak ruhlarini kurtarmaya davet ediyordu. Aforoz edilmisler için bile bir çikis yolu bir af olanagiydi bu. Tampliye yemini kiliseye bagliligin kesin kanitiydi gerçek haç ugruna savasla geçecek bir yasam da Tanri hosnutlugunun garantisiydi."

John J. Robinson Born in Blood
"Tampliyeler kuzu kadar uysal ve aslan kadar yirticidirlar; bir rahibin yumusakligi ile bir sövalyenin cesaretini kendilerinde birlestirirler. Süleyman Mabedini mücevherler yerine silahlarla altin taçlar yerine kalkanlarla samdanlar yerine kosum takimlariyla süslerler. Söhrete degil zafere satafata degil savasa düskündürler. Bos konusmalardan gereksiz eylemlerden ölçüsüz gülüslerden dedikodudan ve tüm bos seylerden nefret ederler. Çok sayida olmalarina karsin tek çati altinda tek tüzüge bagli yek ruh ve tek yürekle yasarlar."

St. Bernard
"Tarikatin bir baska insan kaynagi at ve silah alacak olanaklari olmayan fakir sövalyelerdi (iyi bir savas atinin fiyati yaklasik 400 günlük tarim isçisi ücretine esitti). Tarikate girislerinde tüm bunlarin yanisirahizmetkar ve seyislere de sahip olabiliyorlardi. Yeterli besin ve yatacak yer garantisi vardi...Önceden ne ölçüde azalmis olursa olsun kendilerine olan saygilari kisa zamanda yükseliyordu."

John J. Robinson Born in Blood
(2) Giris Töreni
"Adaylarin tarikate kabul töreni haftalik toplantilarda yapilirdi. Kardeslerin çogunlugu uygun bulursa aday toplantiya getirilir kardesler tarafindan sorgulanirdi. Verdigi yanitlar tatmin edici bulunursa en önemlisi piç degilse ve eger soylu ve özgür bir kisiyse Üstad'in huzuruna çikartilirdi..."








Noel Currer-Briggs The Shroud and the Grail
"Büyük gizlilik içinde yapilan giris törenleri her zaman Kudüs'teki Kutsal Mezar Kilisesinin rotundasinin bir örnegi seklinde düzenlenmis bir salonda gerçeklestirilirdi. Zaten Tampliyelerin insa ettigi bir çok kilise ve sapel Kutsal Mezar Kilisesinin bir örnegi olarak yapilmis ve tipki Ispanya'nin Segovia kentinde bulunan Vera Cruz Tampliye kilisesinde oldugu gibi tam merkeze Isa'ninmezarini temsil eden iki katli ve merdivenlerle çikilabilen bir lahit yerlestirilmistir. Özel törenlerin belirli bir asamasinda tarikat üyelerine bu lahite çikarak kisa bir süre için temsili olarak Tanri'nin yüzüne bakabilme sansi veriliyordu."

Ian Wilson The Shroud of Turin
"Geceleri yapilan gizli törenlerde yeni sövalyeler tarikate katiliyordu. Büyük Egitmen (Grand Prior) toplantiya katilan kardeslere bir kaç kez adayin aralarina alinmasinda bir itirazlari olup olmasigini sorardi. Eger hiç bir itiraz yoksa tüzük maddeleri geregince adayin ailesi borçlari hastaliklari ve bir baska örgüte üyeligi sorgulanirdi. Tüm bunlara uygun yanitlar alinirsa aday diz çökerek tarikatin "bir kölesi ve hizmetkari" olmak istedigini bildirir ve "Tanri ve Kutsal Meryem" adina baglilik yemini ederdi."

Ancient Wisdom and Secret Sects
"Tarikate kabul töreni sirasinda bir kaç kez Tanri'nin ölümsüzlügü ve Tanri'nin oglunun safligi dile getirilirdi. Tören yöneticisi adaya "ölmeyen ve hiçbir zaman ölmeyecek olan Tanri'ya inaniyor musun?" diye sorardi. Zamani gelince aday yemin etmek için alisilmis oldugu üzere Incil üzerine degil deMass'in Isa'nin cesedinden sözeden bölümüne el basardi. Adayin kutsandigi asamada ise tüm kardesler "Hoc est enim corpus meum" sözlerini hep bir agizdan söylerlerdi. Yemin sonrasinda aday artik resmen tarikate katilmis olur ve adaya beyaz manto gitdirilirdi. Töreni yöneten en son olarak 133. Mezmuru okurdu."

Noel Currer-Briggs The Shroud and the Grail
"Ecce quam bonum et quam jocundum habitare fratres in unum."
"Ne iyi ne güzeldir birlik içinde kardesçe yasamak !

Basa sürülen degerli yag gibi
Sakaldan Harun'un sakalindan
Kaftaninin yakasina dek inen yag gibi.
Hermon daginda yagan çig
Sion daglarina yagiyor sanki.
Çünkü Rab orada bereketi
Sonsuz yasami buyurdu."

133. Mezmur (Davud'un Hac Ilahisi)
"Bu mezmur Israillileri Misir'dan çikislarinda besleyen ve yüksek bir teknoloji ürünü olan "Mana Makinasi" hakkindaydi. Gizemli güçlere sahip bu makina "Ahit Sandigi" olarak da bilinmektedir."








George Sassoon The Mana Machine
(3) Yoksulluk ve Kardeslik
"Cistercian tarikati (St. Bernard'in kendi kurdugu tarikat) tüzügüne göre "herseyden önce üç temel yemin gelir; erdem yoksulluk ve itaat yeminleri". Bu yeminleri aynen kabul eden Tampliye tarikatinda erdem kuralina görehiçbir sövalye annesi ve kizkardesi de dahil asla bir kadina dokunamaz. Kadinlarla konusmak bile sakincalidir çogu zaman da yasaktir. Tampliyeler hiçbir durumda çikarmalarina izin verilmeyen kuzu derisi külotlar giyerler. Külot çikarma yasagi cinsel eylemleri engellemek amaciyla konmustur. Tampliye tüzügü kardeslerin yikanmalarini bile yasaklamistir. Hiç kimseözellikle bir diger kardes bir Tampliyeyi çiplak görmemelidir. Manastirlar da dahil olmak üzere sadece erkeklerden olusan topluluklarin sürekli problemi olan escinselligi engellemek maksadiyla yatakhaneler geceleri de daima aydinlatilmis olmak zorundadir."

John J. Robinson Born in Blood
"Sessizlik üzerinde önemle durulurdu. Yemekhanelerde konusma yasagi nedeniyle sadece isaretle iletisim kurulurdu. Talimler ve ayinler disindakardesler daima sessizce dua eder gibi dolasirlardi. Günde iki kez bir kardes Incil okurken (özellikle Jozhua ve Makabiler bölümleri) hiç konusma olmadan yemek yenirdi. Oruç tutarak zayif düsülmemesi için tüm kardesler esler halinde birbirini denetlemek zorundaydilar. Her yemekte sarap bulunurdu ama et haftada sadece üç kez yenirdi. Tüm yasam savasin gereklerine göre düzenlenmisti. Her sövalyenin üç tane ati vardi. Aslan avi disinda avlanmak da tüzük geregi yasakti. Saçlar her zeman kisa kesilmeli mutlaka sakal birakilmaliydi. Hristiyanlik tarihinde ilk kez askerler rahipler gibi yasamak durumundaydilar."

Desmond Seward The Monks of War
"Tampliyelerin kalkanlari tipki sonradan hristiyanlastirilan Grail kahramani Sir Galahad'in kalkani gibi beyaz üzerine kirmizi renkte genis bir haç resmi ile süslüydü. Tarikatin amblemi ise iki sövalyenin birlikte bindikleri tek bir at figüründen olusmustu. Bu amblem kardesligi ve yoksullugu simgelemekteydi. Kirmizi bir haç deseni islenmis beyaz mantolar giyerlerdi. Savasa giderken birliklere "Beauseant" adini tasiyan siyah-beyaz bir bayrak öncülük ederdi. Beauseant ayni zamanda Tampliyelerin savas narasiydi."

Ancient Wisdom and Secret Sects
"Her sövalye emirlere sonuna kadar itaat etmek zorundaydi. Tarikat papa disinda hiçbir otoriteye hesap vermek zorunda olmadigi için itaatsizlik karsisinda ölüm cezasini da içeren kendi cezalandirma sistemini yürürlüge koymustu."

"...Tampliyelerin özel yasamlari hiç yoktu. Bir kardesin aldigi mektup bileherkesin arasinda ve Üstadin huzurunda yüksek sesle okunurdu."

"Savas alaninida üçe karsi tek kalana dek geri çekilemezlerdi. Bu da ancak Üstadin emri üzerine yapilabilirdi. Aslinda Tampliye tarikatina girenlersavasta ölmekten baska bir umut tasiyamazlardi."

John J. Robinson Born in Blood
"Bir Tampliye içininançsiz bir insani öldürmek dinsel bir ödevdi. St. Bernard'in sözlerine göre "Isa adina adam öldürmek cinayet degil kötüleri yok etmek adaletsizligi ortadan kaldirmaktir...Bir dinsiz öldürmek zafer kazanmaktir zira Isa'ya san verir...Savasta ölmek din sehidi olarak kutsanmak anlamina gelir." Bu hevesle iki yüzyil boyunca yaklasik yirmibin Tampliye din sehidi mertebesine yükselmistir. St. Bernard'in dehasi iste böylece "Kuzey Savas Kültünü" dinsel bir adanmisliga dönüstürmüstür; tipki pagan tanrilarin hristiyan azizlerine dönüsmesi gibi. Sonunda Isa Woden'i (Odin) yenmistir."

Desmond Seward The Monks of War

ALINTIDIR.
 
120 MiLYON YILLIK
imkansiz gibi görünüyor. Bashkir State Universitesinin bilimadamlari ileri derecede gelismis ve çok eski bir uygarliga ait kesin kanitlara ulastilar. Konu 1999 yilinda bulunan muazzam levha; bölgenin resmi levha üzerine bilinmeyen bir teknoloji tarafindan tam olarak yapilmis. Bu gerçek bir kabartma harita. Bugünün ordularinda hemen hemen ayni tip haritalar kullanilmakta. Harita sivil mühendislik çalismalarini içeriyor: yaklasik 12000 kilometrelik kanallar sistemi su bentleri güçlü barajlar. Kanallardan çokta uzak olmayan baklava biçimli yerler görünüyor. Harita ayni zamanda bazi yazitlar içeriyor. Hatta sayisiz yazitlar. ilk basta bilim adamlari bunlarin eski Çin diline ait oldugunu düsündüler. Daha sonra bunlarin hieroglyphic-syllabic (hiyoroglif-hece) sistemine dahil bilinmeyen bir dil oldugu fikrine sahip oldular. Bilim adamlari okumayi basaramadilar...

“Daha çok anladigim aslinda hiçbirsey bilmiyor oldugumdu” diyor Bashkir State üniversitesinden fiziksel ve matematiksel bilim doktoru Alexandr Chuvyrov. Yani Chuvyrov sansasyonel bir kesif yapmisti. 1995 yilinda profesör ve China Huan Hun'daki eski ögrencilerinden biriyle birlikte Eski Çin halkinin Sibirya ve Ural bölgesine göçleri ile ilgili hipotezi arastirmaya karar verdiler.

Bashkiria dogru yaptiklari yolculuk sirasinda eski Çin dilini içeren birkaç tas yazit buldular. Bu buluntular Çinlilerin göç etmesiyle ilgili hipotezi dogruluyordu. Yazitlar okunabiliyordu. Çogunlukla ticari kayitlar ölüm ve evlilik kayitlarini içeriyorlardi.

Yine de 18.ci yüzyilda Ufa valisinin arastirmalar sirasinda aldigi notlarda vardi. 200 civarinda siradisi üzerinde çizimler olan plakalarin Nurimanov bölgesindeki Chandar köyü yakinlarinda oldugunu not etmisti. Chuvyrov ve meslektasi ilk önce bunlarin Eski Çin göçüyle iliskilendirmisti. 17 ve 18.ci yüzyillara ait arsiv notlari Rus bilim adamlarinin Ural bölgesinde yaptiklari arastirmalarda üzerinde isaretler ve kaliplar olan 200 beyaz plakayi inceledikleri ve 20.ci yüzyil baslarinda Arkeolog A.Schmidt'in birkaç beyaz plakayi Bashkirada gördügünden bahsediyordu. Bu bilim adamlarinin arastirmaya baslamalarina neden oldu. 1998 yilinda ögrencilerinden olusan bir ekiple birlikte Chuvyrov arastirmayi ilerletmeye karar verdi. Bir helikopter kiraladi ve ilk arastirmayi plakalarin bulundugu söylenen yerlerde bir uçus gerçeklestirerek yapti. Buna ragmen bunca çaba plakalari bulmaya yetmedi. Chuvyrov hayal kirikligina ugramisti ve hatta plakalarin sadece güzel bir söylence olabilecegini düsünmüstü.

Beklenmedik bir sans. Chuvyrov'un köye yaptigi ziyaretlerden birindebölgesel tarim konseyinin eski baskani Vladimir Krainov ( Schimidt daha önce Krainov'un babasinin evinde bulunmustu) kendisine gelerek “Tas plakalar için arastirma yapiyormussun? Benim avlumda birkaç tane degisik plaka var" diye söyler.

Chuvyrov "ilk önce bu haberi ciddiye almadim" diyor. " Buna ragmen gidip görmeye karar verdim. Tarihi tam olarak hatirliyorum: 21 Temmuz 1999. Evin sundurmasinin altinda birkaç ezik ve kirigi olan bir plaka duruyordu. Plaka çok agirdi ve yerinden oynatamadik. O nedenle Ufa kentine yardim istemeye gittim“ diye anlatiyor.

Bir hafta içinde Chandar'da çalismalar basladi. Bulundugu yerden çikarildiktan sonra tas plaka boyutlari ölçüldü: 148 santimetre yüksekliginde 106 santimetre genisliginde ve 16 santimetre kalinligindaydi. Yaklasik 1 ton agirligindaydi. Tahta çubuklar üzerinde kaydirilarak yerinden çikaridi. Bulunan seye "Dashka'nin tasi" adi verildi ve (Alexandr Chuvyrov'un torunu bir gün önce dünyaya gelmisti.) arastirma için üniversiteye götürüldü.

Topraktan temizlendikten sonra bilim adamlari gözlerine inanamadilar... "ilk görüs" diyor Chuvyrov " Anladimki bu sadece bir tas parçasi degildi fakat gerçek bir haritaydi ve siradan bir harita degildi üç-boyutlu bir haritaydi. Bunu kendinizde görebilirsiniz"


“Bölgeleri nasil tanidik? ilk basta haritanin çok eski olabilecegini düsünmedik. Büyük sans olarak Bashkira'nin rölyefi milyonlarca yildir fazla bir degisiklige ugramamisti. Ufa zirvesini taniyabildik Ufa kanyonu kanitlarimizda en önemli nokta oldu çünkü jeolojik olarak arastirmalarimiz sonucunda bu plakanin çok eski bir harita oldugunu ortaya koydu. Çünkü kanyondaki yerinden çikarildiktan sonra dogudan buraya tasinmisti. Bir grup haritacilik fizik matematik jeoloji kimya ve eski Çin dilleri konusunda uzman Rus ve Çinli arastirmaci plakanin Ural Bölgesinin haritasini içerdigini Belya Ufimka ve Sutolka nehirlerinide kapsadigini buldular. Alexandr Chuvyrov gazetecilere tasi gösterdi. "Ufa kanyonu görünüyor -- Yer kabugundaki bu kirik Ufa sehri ile Sterlitimak sehri arasinda uzaniyor. Tam orda Urshak nehri eski kanyon boyunca uzaniyor. " diyor. Harita 1: 1.1km ölçeginde yapilmis.

Plakanin jeolojik yapisi belirlenmis durumda. 3 katmandan olusuyor. Taban 14 santimetre kalinliginda en saglam dolomiteden(1) (beyaz mermer) ikinci katman ise en ilginç olani diopside(2) camindan yapilmisti. Modern bilim tarafindan bilinmeyen bir teknoloji ! Aslinda harita bu katman üzerine çizilmis. Üçüncü katman ise 2 milimetre kalinliginda kalsiyum porselenden yapilmis ve haritayi dis etkilerden korumakta.

“Bu farkedilmeli" diyor profesör " rölyef eski çag tas oymaci tarafindan yapilmamis. Bu imkansiz. Bir makine ile yapilmis oldugu apaçik ortada. "seklinde ekliyor. Ve X-isin fotograflari plakanin yapay orjinli oldugunu ve belli aletlerle yapilmis olabilecegini ortaya koymus.

Bilim adamlari ilk incelediklerinde bu eski haritanin eski Çin zamaninda yapilmis olabilecegini varsaydilar çünkü üzerindeki yazilar düsey olarak yazilmisti. iyi biliniyor ki 3.cü yüzyil öncesinde kullanilan eski Çin dilinde düsey literatür kullanilmisti. Bunun üzerine Chuvyrov varsayimi arastirmak için Çin imparatorluk kütüphanesini ziyaret etti. Kütüphanenin verdigi 40 dakikalik izin sirasinda birkaç nadide bulunan eseri inceledifakat hiçbiri plakadaki literatürü içermiyordu. Daha sonra Hunan üniversitesindeki meslektaslarini ziyaret etti. Beraber yaptiklari çalisma sonucunda porselen kapli plakalarin Çinde hiçbir zaman kullanilmadigina karar verdiler. Yazilari çözmek için harcanan tüm çaba sonuçsuz kalmisti. Yazilar hieroglyphic-syllabic (hiyeroglif-hece) literatürünün disinda kaliyordu. Buna ragmen Chuvyrov bir tek sifrenin manasini çözmüstü: Bugünkü Ufa kentinin bulundugu enlemin karsiligi.

Plaka üzerinde yapilan arastirmalar daha çok sirri ortaya çikardi. Harita dadev bir sulama sistemi görülebiliyordu: nehirlere eklenmis 2 adet 500 metre genisliginde kanal sistemi her biri 300-500 metre genisliginde yaklasik 10 kilometre uzunlugunda ve 3 kilometre derinliginde 12 adet baraj bulunuyordu. Barajlar suyun her iki tarafa dönmesinde yardimci oluyor ve insaatlari sirasinda 1 katrilyon metreküp toprak tasinmis olmaliydi. Mukayese edilecek olursa Volga-Don kanal sistemi sanki bugünün rölyefine çizilmis. Bir fizikçi Alexandr Chuvyrov'a göre insanoglu haritadaki yapinin ancak ufak bir kismini yapabilir. Haritaya göre baslangiçtan beri Belaya nehri yapay bir nehir yataginda akiyordu.

Plakanin tam yasini hesaplamak oldukça zor. ilk olarak radyokarbon analizleri yapildi ardindan plakanin katmanlari uranyum kronometer ile incelendi. Arastirmalar farkli sonuçlar verdi ve plakanin yasi tam olarak netlik kazanamadi. Plakanin incelenmesi sirasinda yüzeyinde iki deniz kabugu bulundu. Biri Naciopsinamunitus of Gyrodeidae ailesindendi ve yaklasik 500 milyon yillikti digeri ise Ecculiomphalus princeps of Ecculiomphalus alt ailesindendi ve yaklasik 120 milyon yillikti.

Yani yas olarak "isleyen versiyon" kabul edildi. "Harita muhtemelen Dünya'nin manyetik kutbu bugünün Franz Josef topraklarindayken tam olarak 120 milyon yil önce yapilmis olmali " diyor Profesör Chuvyrov ve ekliyor "Harita geleneksel insan anlayisinin ötesinde ve kullanabilmek için uzun bir zamana ihtiyacimiz var. Kendi mucizemizi kullanabiliriz. ilk baslarda tasin 3000 yillik olabilecegini düsündük. Buna ragmen yasi yavas yavas büyüdü ta ki biz deniz kabuklarinin tasin üzerinde bazi seyleri isaretledigini anlayana dek. Kim harita yapildiginda kabuklarin canli oldugunu dair garanti verebilir? Harita'nin yapimcisi muhtemelen taslasmis halde bulmus olabilir."

Bashkirde bulunana materyaller Visconsin-Amerika'daki Tarihi haritacilik arastirma merkezinde incelendi ve Amerikalilar saskina döndü. Uzlastiklari nokta bu haritanin sadece tek bir yolla yapilabilecegi seklindeydi - denizcilik için yapilmis olan bir harita ancak uzay seferleri sayesinde yapilabilmis. Zaten suan Amerikada Dünya'nin üç boyutlu haritasinin yapimi ile ugrasilmakta. Bununla beraber Amerikalilar Dünya haritasini 2010 yilinda bitirmeyi planliyorlar. Asil sorun böyle bir üç boyutlu haritanin yapilabilmesi için zorunlu olarak çok fazla sekil üzerinde çalismak gerekiyor. Chuvyrov'a "Örnegin bir dagin haritasini yapmak istesek?" seklinde bir soru yöneltildiginde "Bu gibi haritalari yapmak için teknoloji süper-güçlü bilgisayarlara ve uzay mekigi ile yapilacak bir sefere ihtiyaç duyuyor. "diyor. "Peki bu haritayi kim yapti?" seklindeki soruya isetemkinli bir sekilde "UFO'lar ve dünya disilar hakkinda konusmayi sevmiyorum. izin verin haritanin yapimcisini basitçe The Creator diyelim" diyor.

Görünen o ki her kim ve ne zaman yaptiysa sadece hava yolu kullaniyormus : Haritada hiç yol yok. Veya muhtemelen su yollarini kullaniyorlardi. Ve düsünecek olursak bu eski haritayi yapanlar bu bölgede yasamiyorlardi. Sadece sulama amaçli yapilmis bir toprak parçasi. En olasi fikir bu görünüyor.

Harita üzerindeki son arastirmalar yeni sansasyonlari beraberinde getiriyor. Artik bilim adamlari haritanin sadece büyük bir Dünya haritasinin parçasi oldugundan eminler. Bazi hipotezlere göre toplam 348 parçadan olusuyordu. Diger parçalarda yakin yerlerde olmali. Chandar'in dis mahallerinde bilim adamlari 400'den fazla örnek aldilar ve gerikalan haritanin bulunabilecegi yer Sokolinaya Dagi geçidi olarak ortaya çikti. Buna ragmen buzul çagi sirasinda parçalara ayrilmisti. Fakat eger bilim adamlari "Mozaik"'leri birlestirmeyi basarabilirse harita 340m x 340m boyutlarinda olacak. Materyaller toplandiktan sonra Chuvyrov ayni bölgede bir arastirma yapti ve 4 parça incelenebildi. Bir tanesi Chandar'daki bir evin altinda digeri tüccar Khasanov'un evinin altinda üçüncüsü bir köy banyosunun altindadördüncüsü ise bir demiryolu köprüsünün altinda.

Bu arada Bashkir bilim adamlari buluslari ile ilgili bilgileri dünyadaki farkli bilimsel merkezlere yollamaya devam ediyorlar; bazi uluslararasi konferanslarda mevzu hakkinda raporlar sunuyorlar: GÜNEY URALDAKi BiLiNMEYEN BiR UYGARLiGA AiT SiViL MÜHENDiSLiK ÇALiSMASI
"HARiTA"

Bashkir'li bilimadamlarinin gerçeklestirdigi kesif insanin tarihiyle ilgili geleneksel yapiya karsit bir sonuç ortaya çikariyor: Ural bölgesinin kabartma (rölyef) haritasini içeren 120 milyon yillik tas plakalar.
 
HiTLERiN ETKiLEME GÜCÜ
Hitler kimdi? Birçok kaynakta gizli güçleri kullandigi belirtiliyor en azindan dünyaya bir baska pencereden bakiyordu. Günümüzde daha da etkin olan gizemli bir düzenin en önemli üyesi miydi?

Tarih politikbüyü sanatini kullanan örneklerden söz ediyor. Ama bu büyü baska bir büyü hocamedyum büyüleri ile hiç ilgisi yok. Hedefi toplum ve sadece güç iktidar ve maddi çikarlar için uygulaniyor. Yöntemi ise savaskan ve ölüm hatta doganin ölümü. Burada Naziler'den günümüze uzanan bir gizem anlatiliyor.

"Yakinlarinin anlattiklarina göre" Adolf Hitler geceleri çigliklar atarak uyaniyordu; titreyerek anlasilmaz sözcükler söylüyor; soluk soluga yatagindan firliyor odanin ortasina dikiliyor görmeyen gözlerle bakarak 'iste o buraya da gelmis iste o' diye inliyor sonra yine anlamsiz garip sözcükler mirildanmaya basliyordu. Zorla teskin edilip yatagina yatiriliyor ama yine firtayarak iste yine orada kösede..." diye haykirarak tepiniyor ve çigliklar atiyordu." Bu bölüm Nazi liderlerinden Hermann Rausching'in "Hitler Bana Dedi kî" adli kitabindan alinmistir ve eger dogruysa inanilmazdir. Dünyayi titreten Nazi Lideri'ni ne korkutabilirdi? Belki de ölümün disinda hiçbir güç.

Hitler sürekli olarak zamaninin çok az kaldigi endisesndeydii ve sürekli korkuyordu. Sik söyledigi seyler arasinda "Evrenin Kesin Dönemeci" sözü vardi ama egitilmemis olan bizler gezegende olacak olan bir kiyameti tüm anlamiyla kavrayamazdik. Kitle için "Ruhun yanlis yolu" deyimin" kutlaniyordu: "Majikal Görüs"e sahip olmak insan tekamülünün amaciydi. Kendisi o andaki ve gelecekteki basarilarin kaynagi olan gizemli bilginin esigindeydi ilkel dünyaya ait efsaneleri inceliyor ilk toplumlari ve kitleleri etkileyen hayalleri arastinyordu. Doga yasalarinin degistirilmesi için kullanilan majikal antik yöntemler hakkinda bir kitap bile yazdi. Kendi gücünün gizli güçlerden kaynaklandigina emindi insanliga yeni bir incil'i bir an evvel bildirmek hevesi içindeydi"

Rauschning (Sosyalist Parti Kurucularindan)

"Führer'im kara büyüyü tercih etmeyiniz kara büyüyü veya ak büyüyü tercih edebilirsiniz. Ama kara büyüyü seçerseniz artik o yasaminizdan ve kaderinizden asla bir daha çikmayacaktir. Çamura bulanmis mahluklarin sizi iyi yoldan çevirmelerine izin vermeyin bunlar sizin yaratici gücünüzü çaliyorlar."
Hitler'le özel olarak görüsen bir yakininin konusmasindan Rauschning'in tanikligi..

Hitler'e erismek mümkün degildi generallerinin suikastlerinden kurtulmasi mucize olarak tanimlanmisti. insanlik tarihinde siyasi hiçbir lidere Adolf Hitler'e tapildigi gibi tapilmamisti; Hitleri izleyen kitlelerin sayisineredeyse diger liderlerin tümünü izleyenlerden fazlaydi; üstelik hemen hepsi seviyordu ve hayrandi.

Hitler'in gerçek kimligine dogru...
Gerçek böyle mi? Kimdi bu adam? Çok yazilip çizilen siyasi ve askeri kisiliginin ötesinde Adolf Hitler kimdi ya da neydi? Oniki yil onun basin sözcülügünü yapan Otto Dietrich "Çilginca milliyetçi düsünceleri olan seytani bir adamdi..." diyordu.

Hitler için çok yorum yapilmistir. Bu garip insanin dev bir ulusu nasil olup da neredeyse yok olmaya sürüklediginin cevabi hala net ve anlasilabilir degildir.
Birinci Büyük savas'tan gelen askerisiyasi nedenler Komünizm'in aç issiz ve yenik Almanya'da hatali örgütlenmesi yüzünden ülkenin iç çatismalarda bogulmasi üstelik henüz SSCB'de bile bir fidan olan Komünizm varligini ve amacini kanitlamak bir yana kendini Sovyet halkina bile anlatabilmis degildi. Psikolojik yapisi çok farkli olan Alman insanina bu elbise uymuyordu ve asla uymayacakti. Yenik bir ulusun kirilan gururu açliktan perisan bir milletin bi bilinçsizce umut arayisi neden olarak bir irkin hedef gösterilmesi ve daha bir sürü sebep sayilabilir. Ama tüm bunlar yine de Adolf Hitler'in kitleler üzerindeki etkisini ve büyüsünü açiklamaya yeterli degildir.

Dünyayi yöneten gücün adi neydi?
Ruhbilim. insanin görünürde mantiga uyan eylemlerinin gerçekte kendisinde bilmedigi veya kismen olagan mantiga yabanci simgecilige bagli güçler tarafindan yönetildigini söylüyor.

Oniki dil bilen 250 sayfalik bir kitabi yarim saatte yorum yapacak kadar okuyabilen Fransiz gizem adami ve uygulayicisi Jacaues Bergler 20. Yüzyil'da büyünün her türünün birçok biçimdepolitikayi gizli olarak yönettigi düsüncesinde;burada kastedilen büyü içerik olarak halkin bildigi siradan büyü olayindan çok uzaklarda. Bergier büyünün soyut olmadigini ve her sekilde ortaya çiktigini söylerken çok gizli politik büyü gruplarinin gizli bir savas içinde olduklarini bu savasta hatanin kabul edilmedigini acimasizligin ana ilke oldugunu belirtiyor. Artik bu akil ötesi politikbüyü örgütleriuluslarin ötesin de kendi çikarlari için mücadele etmektedirler bu güce bilinçsizce karsi çikanlar aldatilarak silinmekte ya da kurban edilmektedir.

çikara yönelik inanç inancin düsünsel terörün majikal enerji alani amaca yöneltildiginde büyü isleyecektir ve günümüzde yasanan vahsetin temelinde sadece tutucuçikarciöldürücü bir görüse siki siki bagli politikekonomikirkçi ve dinci amaçlar pesinde olan ve kitleleri amaç ve çikarlarina göre yönlendiren çekirdek gruplar vardir. Bu gruplar sanildigindan ötede aydin ve elit üyelerden olusur. Örnek liste uzundur;

oNapolyon Bonaparte; (Tulteries Sarayi'nda kizil giysili hayaletler görüyordu.)
o Haiti politik sistemi
o Honduras Somoza örnegi
o Güney Amerika ülkeleri
o Rodezya Kongo Cad (Cad eski Devlet Baskani Tombalbaye Bergier'e içinde renksiz bir sivinin bulundugu bir sise göstermis ve bu suyun telepatik gücünü artirdigini söyledikten sonra kapali bir zarfin içindeki yazilari okuyarak kanitlamisti. Bergier suyun alkoloid kompleksler ve madeni karisimlardan olustugunu söylüyordu.)

oTanzanya Botsvvana Zambia
oSSCB yönetiminde Küba; (Castro Voodoo rahiplerine büyü yaptiriyordu.)
o italya Kizil Tugaylar Örgütü (Kizil Güçler arkamizda dediler Ama bu SSCB degildi.

oAlmanyaBaader Meinhof.(örgüt üyelerinden birisiyaptiklari ayinleri anlatti.)
oitalyaeski Basbakan Leone;(özelekibiylekonutunda büyü ayinleri yapiyordu.)

oAmerikali milyarder Howard Hughes;(büyüyle baskan olacakti ama basaramadi)

oCharlas Manson ve gurubu;(Sharon Tate ve arkadaslarini kurban ettiler.)

"Yeterince insan ölmedi"Bergier'e göre Hitler ve arkadaslari üst düzeyde aydin ve egitilmis bir grup tarafindan yönetiliyorlardi.Ögretide din en büyük düsmandi;

Hitler Hiristiyanlik îçîn "bir Yahudi olan isa'nin efemine sözlerine inanmak saçmadirHristiyanlik Yahudi safsatasidir bu din rahiplerle beraber yok olmalidir haçin yerini kutsal gamali haç alacaktir." diyordu.

Gamali Haç Hint mitolojisinden gelen eski bir simgedir; "aga dönük gamali haç yeralti güçlerini simgeler. Nazi mit'inde savasin amaci yeralti güçlerinin zaferi içindir sonuçta gezegende bu güçlerin beslenecegi ve gelisecegi negatif veya uygun enerji artacaktir.

Hitler kendi liderligindeki dönemde ates çaginin yasanacagina buz ve sogugun yenilecegine inaniyordu. Bu yüzden Rusya'daki buz çöllrine askerlerini yazlik elbiselerle yolladi. Kafkasya'ya girdikten sonra yüksek rütbeli üç SS Albayi yüksek bir dagin zirvesine gamali haçli kara tarikat bayragini diktiler.Stalingrad yenilgisinden sonra Nazi söylevcisi Goebbeis haykiriyordu "Anlamiyor musunuz? Evrensel anlayis yenildi ruhsal güçler yeniliyor; hüküm saati geliyor tüm insanlar aci çekecekler ve çekmeliler..." Hitler ekliyordu: "yeterince Kayip verilmedi."

Hitler ve yandaslari korkuyorlardi; karsit güçler harekete geçmisti ve cezalandirilacaklardi. Son anda bile; Berlin düstügünde metroya siginmis 300.000 Alman vardi ve Hitler çilginca emirler verdi; "Metroyu sular altinda birakin herkes ölsün bu bir büyü ayinidir ve kurban gerektirir böylece yerdeki güçler yardimimiza kosacaktir." Gerçekten çildirmis miydi? Yoksa ögretiyi mi uyguluyordu? 1923'e geri dönelim

"Ona onlarla iliski kurma imkanini verdik."
Nazi Sosyalist Partisi'nin yedi kurucusundan biri olan Eckard ölüm döseginde yatiyor ve son sözlerini söylüyor;

"Hitler'i muhakkak izleyin o benim müzigimle dans edecektir. Ona onlarla iliski kurma imkanini verdik."

Kimlerle? Bu ne demekti? Alman Genelkurmay toplantilarinin özel bir meditasyonla basladigi anlatiliyordu; gizem Ve inanç Nazi yönetimin her yerinde yasiyor ve yasatiliyordu. Alman savasçilari gibi Japon savasçilari da büyülü güçler tarafindan desteklendikleri ve korunduklari inancindaydilar. Peki neden; iste size ana ilkeden bir ipucu; "Biri Tanrisal düzenidüzensizlige dönüstüren ötekiyse düzeni Tanrisal olmayan yeni bir düzene dönüstüren iki seytani güç vardir.

Büyüsel güce sahip tarikatçilarin amacimaddeci iki yüzlü zaaf dolu Bati üygarligini yok etmekti Naziler kazanabilirdi ama uyanik ve firsatçi akil yükselerek karanligin içinde parlayan enerjiden daha güçlü ve saf görüntüler yani enerjiler yaratti." Bu nokta çok Önemlidir; Hitlerin konusmalarinda yarattigi imajinasyon alani yani görsel etki öylesine güçlüdür ki kitleler hipnotik bir alanin içinde artik bilinçsizdirler. Bugün eski filmleri izleyerek Hitler'î dinleyebilirsiniz ama artik o büyü yoktur etki yerine biraz da komedi hatta acima hissedilir boyasi solmus canliligini bir baska deyisle enerjisini yitirmis siradan bir insanin tutucuirkçi sözcükleri öylesine anlamsizdir ki...

Bu sonuç günümüzde daha bilinçli oldugumuzdan veya o dönemin kosullarini yasamadigimizdan kaynaklanmaz. Aksine günümüzde daha saçma ve aptalca söylevlerde bulunan ve zeka katsayisi Hitler'den çok asagilarda sürünen sayisiz lider taklidi vardir ve etkilidirler. Konuyu daha iyi vurgulamak için sözü Hitler'e birakmak en iyisi.


Ama son bir söz daha var; günümüzün büyüleri artik kitleleri dogrudan etkileme yolunda degildir aksine kullanma yolundadir. Savas kadar demokrasipolitika ideolojiler bölünmeye yönelik dinsel fraksiyonlar metafizik konulardaki grup ve tarikatlar spor sinema tv yazili basin moda kitlelere yönelik yiyecek ve içecekler ve daha birçok sey... istenen etkinin olusmasi için büyünün enerji mühendisleri tüm bu alanlari kullanirlar... Artik dünyamiz baska bir kültür daha da uygunu bilgi alanindadir; Bati Uygarligi inanç yönünden iflas etmis Uzakdogu uygarligi pasifizmi bir kez daha seçmis ve Ortadogu dinleri ise kan ve ates çemberinde kusatilmistir. Dinsel ve metafizik inançlar bilgelik ve bilinçlenme yerine maddeye çikara güç ve iktidara böylesine talip olduklari sürece Karanlik Güç her geçen gün daha fazla egemen olacak ve yayilacaktir. Çünkü istedigi ortam budur... Adolf Hitler'in konusmalarina çok dikkat edin; gizli güçleri anlatmasi kadargünümüze de çok yönden göndermeler yapmaktadir.

" Bana sasiriyorlar; nasil oluyor da bu adam kalabaliklar üstünde bu kadar basarili oluyor diye. Bir rastlanti mi yoksa kitlelerin mantik eksikligi mi? Aldaniyorlar Beyler bu bir tekniktir. Kitle kendi elestiri organlarina sahiptir ama bu organlar bireyde oldugu gibi islemezler. Kitle içgüdüterine tabi bir hayvan gibidir; mantik ve yargidan yoksundur; ben onlarin ilkelligine dokunmadim ve hareket ettirdim iste bu ilkel güç bir doga gücünün dayanilmazligidir. Toplum bilimcilere göre kitleleri uyusturmak gerekir onlar devamli bir uyusukluk içinde tutulmalidirlar. Ben ancak onlan bu uyusukluktan çikardigim zaman kullanabilirim. Kitle ancak tutucu bir hale getirildiginde kullanilabilir; Kitlenin önüne makul fikirler ve mantikli kanitlarla çiktigim zaman beni anlamiyorlar ama islerine gelen duyguyu tahrik ettigimde hemen izliyorlar. Eminim ki kitle etkileme sanatinda kimse benimle rekabet edemez; Goebbeis bile; o bin hesap ve hile adamidir o kadar. Kitle ne kadar büyürse idaresi o kadar kolaylasir; toplumsal siniflarin artmasibireyselligin azalip kitlesellesmesine neden olur. Aydinlardan uzak olunonlar bugün sizi bir konuda desteklerken yarin tersini yaparlar. Ama kitle olustugu zaman söylediginiz her sey kalici olan hipnotik bir etkidir önemli olan irademi kabul ettirmem" dir; bu psiko-biyolojik bir olaydir; yabanci fikirler rakiplerinin elektrik alanina yerlesirler ve hastalik belirtileri baslar. Artik önemli olan direnisi kirmaktir; iste o zaman zehirlenmenin yarattigi yikimi artirmak en iyi yöntemdir. Buna manevi zehirlenme diyebilirsiniz..."

Danzig Krizi konusmasindan...

"Allah beni insanligin kurtaricisi olarak seçti."
"Bilim toplumsal bir olaydir ve bütün toplumsal olaylar gibi kitleye getirdigi kar ve zarardan baska bir mesru sinira sahip degildir... Sansima tesekkür ediyorum ki beni bilimsel egitimden korudu. Bu sayede bazi ilkel inançlardan uzak kalabildim. Her seyi anitsal bir tarafsizlik ve buzdan bir ruhla yargiliyorum... Allah beni insanligin kurtaricisi olarak tayin etti."
Bir yemek konusmasindan...

"Evrensel Yöneticiler Tarikati"
"Bireysel vicdani ve sorumlulugu öne alan Hiristiyan doktrinine karsibireyin hiçligini ve onun milletin göze görünen ölmezligi içinde kaliciligini kabul eden kurtaricilik doktrinini koyuyorum. insanlarin bir kurtaricinin açisi ve ölümüyle satin alinip kurtarilmasi inancini kaldiriyor ve onun yerine yeteneklerin kaliciligi inancini öneriyorum... Merhametin tek bir tedavisi vardir; o da hastayi ölmeye birakmak. Kutsal Kadehin "Graal" bahsettigi ölümsüzlük yalniz soylu ve asil kanli insanlar içindir... Artik milletlerin rekabeti degil irklarin mücadelesi geçerlidir... Yahudilerin Allah'i mevcut olmayacaktir zor zamanlar geçirecegiz ve engelleri bizzat ben ortaya çikaracagim. Sadece en sert ve erkek irk kalici olacaktir ve dünya yeni bir çehre alacaktir. Bir gün ingiltere Fransa ve Amerika'nin yeni liderleriyle anlasabilecegiz ama bunlar öncelikle katilmak suretiyle sistemimizi tamamlamalidirlar. O zaman Nasyonalizm'den büyük bir sey kalmayacaktir. Çesitli diller konusan ama tümü ayni kökten gelen tümü evrensel yöneticiler tarikatinin üyesi olan güçlü insanlar arasinda anlasma olacaktir."

Siyasi bir sohbetten...
 
Geri