Git Artık......... Git!
Ayaza kesmiş yüreğimdesin artık, iliklerime dek
üşüyorum... Buz dağları yığıyor üzerime böyle
karşımda duruşun. Sıcak umutlarla karşılamıştım
seni, zemheri soğuklarında olmasın yok oluşun.
Yüreğim şimdi, sensizliğin yangınlarında yeniden
yanmak için bekliyor. Sensizlikte yaşadığım o acıyı
özlüyorum delicesine. Kahretsin! Seni dünlerin
yarınlarında yaşa(t)mak daha güzelmiş
umutlarımda…
Sadist olmadığım gibi, mazoşist de değilim aslında.
Kimseye acı vermek değil maksadım, ya da
acılardan zevk almıyorum, ama… Hani, sevda ateşi
derler, plâtonik de yaşanır ya… Hani, aşk'tır bir
diğer adı da… Hani, ara sıra yürek ucuna batar bir
özlemin dikeni ve acısı kirpik uçlarından
armağandır göz pınarlarına… İnceden bir sızıdır
yüreğinde o an hissettiğin.
Tanımadan seversin, görmeden… Elini tutmadan,
gözlerine bakmadan seversin… Oysa gözlerinin
rengini bile bilmezsin. Bir gün mutlaka geleceğine
inandığın, delicesine beklediğindir o senin… Özlemi
canını acıtsa da, birgün onunla yaşayacağın
hayalleri, göz pınarlarında biriktirirsin.
Yürek atışına nedendir hayalî sevdiğin. Umutlara
sarılırsın sımsıkı. Onunla hayalini yaşamaktır tek
dileğin... Bir tek güne bile razıdır yüreğin… Sımsıkı
sarılır yarınlara, yaşamla arandaki pamuk ipliğin!
Hani, bir türkünün nakaratını bağlarsın ya en
parlak yıldızın ucuna… Ya da, sabahlara kadar
hayallerini anlatırsın o kuzey yıldızına… Bazan de
umutlarını doldurduğun kadehini kaldırırsın, onunla
yaşayacağın yarınlarına…
Beklersin… Nefes nefese beklersin… Hayallerde
soluklanırsın ara sıra. Düşmemek için tutunursun
düşlerindeki bulutlara… Düşlerde hasret perdesini
aralarsın ve uyandığında yarınların beşiğine yatırıp
umutlarını, türküler söylersin başucunda…
Anlamıyorsun değil mi? Anlayamıyorsun! Neden
anlatıyorum ki bütün bunları sana?
Gün batımlarına gönderdim şimdi pişmanlıklarımı…
Yeni hayallere yer açmak için, yıldızlara dağıttım
eski hayallerimi. Sokak lâmbasında yaktım
anılarımı… En karanlık ve derin kuyulara attım
yalanlarını… Sensiz bir geleceğe çizdim tüm
plânlarımı… Git artık! Yok edeceğim bir şey
kalmadı hayatımda senden başka… Ben sana
koşarken, sen bir adım bile gelmedin. Yazık! Ben
yıllarca sen olurken, sen bir ben bile edemedin!
Kendi dünyamda, boğazıma kadar sensizliğe
batmak istiyorum. Senin yazdığın bu saçma sapan
senaryonun defterini kapatmak ve kendim için yeni
bir senaryo yazmak istiyorum.
Belki seni, her zerremde öfkemle kırıp
parçalayacağım. Gece siyahına boyanmış nefretler
duyacağım sana belki de. Asılı kalacaksın dünlerin
unutulmuş albümlerinde.
Yine de korkma! Ah'lara bulaştırmadım hiç dilimi!
Ah'lar yoktur, hiç olmadı gönül defterimde.
Unutma! Benim her nefretim bile, bir sevgi eder
yüreğimde!
Seni, yüreğimde çoğaltma çabalarıma karşı, sen
hep azalmak için uğraştın. Senin istediğin oldu işte!
İçimde tükettin kendini, bir zerre bile kalmadın.
Benden alacağın ne varsa son damlasına kadar
aldın. Sonunda ben de aramızdaki hesabı kapattım.
Bundan sonra ne sor beni, ne de ara. Git artık… Git!
Mümkünse hiç karşıma çıkma.
Kadınsı düşlerimi öldürdün… Hiç değilse insanlığım
kalsın, ona dokunma!
Ayaza kesmiş yüreğimdesin artık, iliklerime dek
üşüyorum... Buz dağları yığıyor üzerime böyle
karşımda duruşun. Sıcak umutlarla karşılamıştım
seni, zemheri soğuklarında olmasın yok oluşun.
Yüreğim şimdi, sensizliğin yangınlarında yeniden
yanmak için bekliyor. Sensizlikte yaşadığım o acıyı
özlüyorum delicesine. Kahretsin! Seni dünlerin
yarınlarında yaşa(t)mak daha güzelmiş
umutlarımda…
Sadist olmadığım gibi, mazoşist de değilim aslında.
Kimseye acı vermek değil maksadım, ya da
acılardan zevk almıyorum, ama… Hani, sevda ateşi
derler, plâtonik de yaşanır ya… Hani, aşk'tır bir
diğer adı da… Hani, ara sıra yürek ucuna batar bir
özlemin dikeni ve acısı kirpik uçlarından
armağandır göz pınarlarına… İnceden bir sızıdır
yüreğinde o an hissettiğin.
Tanımadan seversin, görmeden… Elini tutmadan,
gözlerine bakmadan seversin… Oysa gözlerinin
rengini bile bilmezsin. Bir gün mutlaka geleceğine
inandığın, delicesine beklediğindir o senin… Özlemi
canını acıtsa da, birgün onunla yaşayacağın
hayalleri, göz pınarlarında biriktirirsin.
Yürek atışına nedendir hayalî sevdiğin. Umutlara
sarılırsın sımsıkı. Onunla hayalini yaşamaktır tek
dileğin... Bir tek güne bile razıdır yüreğin… Sımsıkı
sarılır yarınlara, yaşamla arandaki pamuk ipliğin!
Hani, bir türkünün nakaratını bağlarsın ya en
parlak yıldızın ucuna… Ya da, sabahlara kadar
hayallerini anlatırsın o kuzey yıldızına… Bazan de
umutlarını doldurduğun kadehini kaldırırsın, onunla
yaşayacağın yarınlarına…
Beklersin… Nefes nefese beklersin… Hayallerde
soluklanırsın ara sıra. Düşmemek için tutunursun
düşlerindeki bulutlara… Düşlerde hasret perdesini
aralarsın ve uyandığında yarınların beşiğine yatırıp
umutlarını, türküler söylersin başucunda…
Anlamıyorsun değil mi? Anlayamıyorsun! Neden
anlatıyorum ki bütün bunları sana?
Gün batımlarına gönderdim şimdi pişmanlıklarımı…
Yeni hayallere yer açmak için, yıldızlara dağıttım
eski hayallerimi. Sokak lâmbasında yaktım
anılarımı… En karanlık ve derin kuyulara attım
yalanlarını… Sensiz bir geleceğe çizdim tüm
plânlarımı… Git artık! Yok edeceğim bir şey
kalmadı hayatımda senden başka… Ben sana
koşarken, sen bir adım bile gelmedin. Yazık! Ben
yıllarca sen olurken, sen bir ben bile edemedin!
Kendi dünyamda, boğazıma kadar sensizliğe
batmak istiyorum. Senin yazdığın bu saçma sapan
senaryonun defterini kapatmak ve kendim için yeni
bir senaryo yazmak istiyorum.
Belki seni, her zerremde öfkemle kırıp
parçalayacağım. Gece siyahına boyanmış nefretler
duyacağım sana belki de. Asılı kalacaksın dünlerin
unutulmuş albümlerinde.
Yine de korkma! Ah'lara bulaştırmadım hiç dilimi!
Ah'lar yoktur, hiç olmadı gönül defterimde.
Unutma! Benim her nefretim bile, bir sevgi eder
yüreğimde!
Seni, yüreğimde çoğaltma çabalarıma karşı, sen
hep azalmak için uğraştın. Senin istediğin oldu işte!
İçimde tükettin kendini, bir zerre bile kalmadın.
Benden alacağın ne varsa son damlasına kadar
aldın. Sonunda ben de aramızdaki hesabı kapattım.
Bundan sonra ne sor beni, ne de ara. Git artık… Git!
Mümkünse hiç karşıma çıkma.
Kadınsı düşlerimi öldürdün… Hiç değilse insanlığım
kalsın, ona dokunma!