M
milis
Ziyaretçi
Ziyaretçi
ÜNİTE-1 GİRİŞİMCİLİK VE GİRİŞİMCİLİĞİN ÖZELLİKLERİ
GİRİŞİMCİLİĞİN TANIMI
Sanayi toplumundan bilgi toplumuna geçişte girişimcilik, insanın düşüncel emeğinin ekonomik değerlere dönüşmesi olarak ifade edilmekte ve üretim faktörleri arasında yer almaktadır. Girişimcilik ağırlıklı olarak risk sermayenin tedarik edilmesi, arbitraj ve üretim faktörlerinin koordinasyonu gibi konularla açıklanmaya çalışılmıştır. Birçok yazar ise girişimciliği, küçük işletme kurulması ve bunların yönetilmesi ile özdeşleştirmiştir.
Girişimcilikle ilgili olarak yapılan bir çalışmada, akademik yayınlarda girişimci ve gereşemcilikle ilgili bulunan 77 tanımdan en az 5 kere görünen 15 anahtar sözcük grubu tespit edilmiştir. Buna göre aşağıdaki kavramlar girişimcilikle bağdaşmaktadır;
- Girişimcilik tanımı ilk kez 18. yüzyılın başlarında Fransa’da yaşayan İrlandalı ekonomist Richard Cantillon tarafından yapılmıştır. Bu tanımda girişimci, henüz belirginleşmemiş bir bedelle satmak üzere üretimin girdilerini ve hizmetlerini satın alan ve üreten kişi olarak ifade edilmiştir.
- Jean Baptise Say tarafından da geliştirilerek, girişimcinin risk üstlenme kadar üretim girdilerini örgütleme ve yönetme niteliğine sahip olması gereği üzerinde de durulmuştur.
- Girişimcinin yenilikçi ve dinamik olma özelliğini ise ekonomik kalkınmada insan kaynaklarının temel yapı taşlarından birisi olarak ilk kez vurgulayan ve gündeme getiren Joseph A. Schumpeter’tir. Schumpeter’in bakış açısıyla girişimci toplumda değişimi yaratacak kişi ve kurumlar olarak tanımlanmaktadır.
Girişimcinin özellikleri
Girişimci, ekonomik mal veya hizmet üretmek pazarlamak için üretim faktörlerini ele geçirip, düzenli bir şekilde bir araya getiren, kar amacı güden ve girişimlerinin sonucunda doğabilecek tüm risklere katlanan kişilerdir. Girişimcinin özellikleri;
Girişimci ile ilgili olarak yapılan tanımlarda dört temel unsura dikkat çekilmektedir. Bu unsurlar aşağıda kısaca açıklanmıştır.
Girişimci niteliklerinin belirlenmesi
Girişimciler kendi yollarını kendileri çizmek isterler. İnsanlarla çık iyi ilişkiler kurarlar. İnsanların sorunlarına eğilirler ve arkadaş olmak için çaba gösterirler. Çatışma ve hoşnutsuzluk yaratan durumlardan kaçınmaya çalışırlar. Bir grup içerisinde insanlarla birlikte çalışma fikri bu kişilere cazip gelir. Beğenilme yaptığı iyi bir iş ile tanınma insanlara yardım etme ve topluma katkıda bulunma hissi temel güdeleyicilerdir.
GİRİŞİMCİ DÜŞÜNCENİN TEMELLERİ
Davranışsal olarak girişimcilik kavramı bir fırsatı değerlendirmek bir iş fikrini tanımlamak gerekli kaynakları bulmak, daha sonra bir girişimi faaliyete geçirmek ve sonuçlarını almak için gerekli olan faaliyetler bütünü olarak tanımlanabilir. Girişimci düşüncenin dört ana bileşeni vardır. Bunlar;
a- Yenilikçi ve Yaratıcı Olma: Yenilikçi ve yaratıcı olma; problemlere ve ihtiyaçlara yaratıcı, alışılmamış ve yeni çözümler aramayı ifade eder. Bu çözümler yeni ürün ve hizmetler, yeni teknolojiler veya üretim süreçleri kullanılması şeklinde tanamlanabilir. Schumpeter’in söylediği gibi girişimci, yaratıcı yıkıcılık görecini yerine getirmektedir. Bir diğer deyişle, girişimci geleneği yıkarak yeniyi yaratır. Girişimci bağımsız düşünebilen, esnek, yaratıcı, kendine gücenen dayanıklı ve ısrarcı olmalıdır. Küreselleşme ile birlikte iş dünyasında hakim olan düşünce yenilikçi üretim olmuştur.
b- Risk Alma: Girişimcilerin risk üstlenme şekli, katma değer üretme sürecini etkileyen önemli bir davranış türü olmaktadır. Risk üstlenme sürecinin belirleyicileri yaratma ve fırsat boyutu, gerçek ve algılanan değer, girişimcinin kişisel becerileri ve hedefleri ile uygunluk ve rekabet alanının farklılığıdır.
c- Öncü Olma: Öncü olma, uygulama ile ilişkili bir kavramdır. Yeni süreçler yaratma ve fırsatları belirleme yeteneği önemli olmakla birlikte, bir kişinin ya da işletmenin girişimci olarak kabul edilmesi için yeterli değildir. Girişimci olabilmek için belirlenen fırsatların, bir iş planına dayandırılarak eyleme dönüştürülmesi gereklidir.
d- Rekabetçi Düşünme: Rekabet girişimcilerin piyasada tutunabilmeleri için kaliteli ürünler üretmelerini, verimli çalışmalarını ve tüketici yönlü olmalarını sağlar. Girişimciler rekabet baskısını artırarak diğer firmaları etkinliklerini iyileştirmeye ya da yeniliklere gitmeye zorlamaktadır.
GİRİŞİMCİLİK SÜRECİ
GİRİŞİMCİ YÖNETİCİ TEKNİSYEN Hayalci Planlayan İş yapan ve sorun Vizyon sahibi Geçmişte yaşayan çözen Değişim ajanı Problemlere odaklanan Bugünü yaşayan Gelecekte yaşayan Organizasyon yapan Kolay kaçan Olası fırsatları gören Güven arayan
Girişimci için para ya da diğer maddesel varlıklardan çok kendisinde var olan girişimcilik ruhu, rasyonel davranışın yeisi ve motivasyon önemlidir. Yani paraya sahip olmak girişimci olunabileceği anlamına gelmektedir. Girişimciyi yöneticiden ayıran temel unsur, girişimcinin hayalci bakış açısına sahip olmasıdır. Girişimcilik sürecinin adımları;
A) Fırsatların Belirlenmesi: Bu süreçteki ilk adım fırsatları belirlemektir. Fırsatlar, içsel yönelimden daha çok Pazar odaklı dışsal bir yönetimi gerektirir. Yeni iş kurmaya dönük iyi fikirlerin çoğunluğu birtakım açıkların görülmesi ile ortaya çıkar. Açıklar, insanların beklentileri/ istekleri ile gerçekte elde ettikleri arasındaki farktır. Bu yüzden yeni iş kurma düşüncesinin ilk adımı olarak pazarda varolan açıkların düşünülmesi ve bu açıkların nasıl kapatılabileceğinin tartışılmasıdır.
Ğirişimciler yalnızca fırsatçı değildir, yenilikçi bir yapıya sahiptirler. Yenilikçi yapı her zaman için girişimcinin yeni bir uygulama bulması gerekir şeklinde algılanmamalıdır. Girişimci düşünce yapısında dışsal baskılar fırsatların yaratılmasını zorunlu kılar. Dışarıdan gelen bu baskılar şu şekilde sıralanabilir;
c) Örgütsel Yapı: işletmenin, ticari kanunda yer alan şirket türlerinden hangisi şeklinde kurulacağı tamamen girişimciye ait bir karardır. Girişimciler, boğucu bir örgütsel yapı ve bürokrasiden hoşlanmazlar. İşe başlamadan önce örgütsel yapının belirlenmesi; tutulacak zorunlu defterler, vergiler e diğer hukuki sorumluluklar gibi konular açısından son derece önemlidir.
Girişimci sürece katkıda bulunan unsurlar; çevresel fırsatlar, girişimci kişiler, iş fikirleri, örgütsel ortam ve kaynaklardır. Buna göre girişimci bu süreçte fırsatları iş fikirleri, örgütsel ortam ve kaynaklardır. Buna göre girişimci bu süreçte fırsatları belirler, ayrıntıları listeler, gerekli kaynakları bulur ve uygulama aşamasına geçer.
GİRİŞİMCİ İŞLEVLERİ
a) Üretime Organize Etme ve Sağlama: Girişimciler rekabetçi bir ortamda ayakta kalabilmek için fiyatlarını ayarlamakta ve ürün kalitelerini artırmaktadır. Rekabetçi bir ortamda Pazar paylarını artırabilmek için mevcut ürünlerini geliştirmek daralmandadır. Rekabet ortamı girişimcilerin düşük fiyatla kaliteli mal ve hizmet üretmeye maliyetlerini düşürmeye ve ürün çeşitlerini artırırken toplumun ihtiyaç yapısına göre üretim yapmaya teşvik etmektedir.
b)Ürün Çeşitliliği Sağlama: Dünyada yaşanan değişimin ekonomik boyutları küçük işletmelerin de değişen yeni şartlara uyum sağlama sürecine girmesine neden olmaktadır. Artan rekabet koşulları nedeni ile girişimciler ürün çeşitlendirme ve uzmanlaşma ihtiyacı duymaktadırlar. Değişen koşullara ayak uydurulması işletmelerin temel amaçlarından biri olan süreklilik varsayımının da bir gereğidir. Küçük işletmeler daha az yatırımla daha çok üretim ve ürün çeşitliliği sağlama potansiyeline sahiptirler.
c) İstihdam Yaratma: Avrupa Birliği’nde (AB) yaşanan işsizlik sorunları araştırılırken ABD’de yaratılan istihdamda girişimciliğin çok büyük bir katkısı olduğu görülmüştür. Rekabet girişimcilerin tüketiciden gelen talep ve beklentileri karşılayacak şekilde üretmesini ve yatırım yapmasını dolayısıyla ekonomik kaynaklarının etkisin tahsisini sağlar.
Büyük ölçekli işletmelerin ekonomideki ağırlıkları 1970’lerden sonra karşılaşılan birçok sorun yüzünden gittikçe azalmaya başlamıştır. Bu işletmelerin karşılaştıkları en önemli sorunlar, küresel rekabetin artması ve hızlı teknolojik değişimlere ayak uyduramamalarıdır. Bu nedenle küçük ve orta büyüklükteki işletmeler istihdam açısından ilgi odağı olmaya başlamıştır.
d) Yeni Pazarlar ve Yeni Satış Yöntemleri Yaratma: gelişen teknolojiyle birlikte yenilik yaratan girişimciler, yarattıkları yeni ürünlerle yeni pazarlar yaratmaktadırlar. Girişimcilerin geleneksel ticaret şekillerinden çıkarak yeni yöntemleri tümüyle benimsemesi, piyasa koşullarını zorlaması ve mevcut iş yapma kültürünü değiştirmesiyle özellikle son yirmi yılda KOBİ’ler, üretimde, rekabette yeni iş yaratma ve toplumsal bütünleşmesini sağlanmasında yeniden öne geçmeye başlamıştır.
Yeni bir pazarlama ve üretim yöntemi olan elektronik ticaret, 20. yüzyılın son döneminde bilgi ve iletişim teknolojilerinde yaşanan hızlı değişim ve gelişmelere paralel bir şekilde ve giderek artan ölçüde dünya genelinde tartışılan bir kavram olarak karşımıza çıkmaya başlamıştır. Bilgi ve iletişim maliyetlerinin düşürülmesi pazar giriş kolaylıklarının ve rekabetin artırılması; elektronik olarak ticareti yapılan mal ve hizmetlerin çeşitlenmesine kalitesinin yükselmesine ve fiyatlarının düşmesine neden olabilecektir.
e) Sermaye Birikimi Sağlama: yeni girişimler yaratılması yoluyla ekonomide artan çıktı miktarı, endüstrinin büyümesine ve karları artmasına yol açar. Bu karların da yeniden yatırımlar için kullanılması ile yeni istihdam alanları ve sermaye birikimi sağlanır. Girişimcilik sermaye birikiminde en önemli unsurlardandır. Girişimciliğin sermaye birikiminin sağlanmasıyla birlikte önemli bir işlevi de sermayenin tabana yayılmasının sağlanmasıdır. Ülkede yeni girişimcilerin ve iş olanaklarının yaratılması, gelir dağılımının da dengeli olmasını sağlayacak önemli bir araçtır.
ÜNİTE-2 GİRİŞİMCİLİKTE YARATICILIK
YARATICILIK KAVRAMI
Yaratıcılık insanlarla ilgili bir kavramdır. Yaratıcılığın nedeni olan sorunlar görülse de sorun olmayan pek çok şey de yaratıcılığı beraberinde getirmektedir. İnsan, yaratıcılığın hem öznesi hem de nesnesi konumundadır.
Yaratıcılık düşünsel bir işlevdir. Düşünsel alanın derinlik ve genişlik açısından özgünlüğü bilgiye dayanır. Yaratıcılık mutlak veya yoktan var etme anlamında değil, var olan kavramlar arasındaki ilişkilerden yeni kavramlar ya da düşünceler üretmek şeklinde kullanılmaktadır. Yaratıcılığın merkezinde yer alan düşünce hayal gücüne dayalı ve yatay olarak gelişir. Analitik düşünce pek çok yaratıcı düşünce içinde mantıksal süzgeçten geçirerek ve dikey olarak incelenerek ortaya çıkar. İki düşünce şekli birbirlerinin tamamlayıcısıdır. Yaratıcı düşünce kural tanımazken, analitik düşünce kurallara bağlıdır.
Yaratıcılık için hayal gücü itici bir güçtür. Yaratıcılık kavramının pek çok tanımı yapılmıştır. Bunlardan birkaçı şöyledir:
YARATICILIK HAKKINDA YAYGIN DÜŞÜNCELER
Yaratıcılık engellerinin bir kısmı genellikle yaratıcılık konusunda varsayılan çeşitli anlayışlardan kaynaklanmaktadır. Bu engeller;
- yaratıcılık sadece dahilerin, bilim adamlarının sanatçıların işidir.
- yaratıcılık her alanda yapılamaz.
- yaratıcılığın nasıl kullanılacağı bilinemez.
- yaratıcı düşüncelerin değeri onların mantıklı olup olmadığına bağlıdır.
- yaratıcı düşünce sadece olağan dışı koşulların ve birçok değişikliklerin bir araya gelmesiyle oluşur.
- yaratıcı düşünceler, yanlışlık, rastlantı ve şans eseri sonucu ortaya çıkar.
- yaratıcılık uçukluk, çılgınlık, hayalcilik, mantıksızlıktır.
YARATICILIĞIN GERÇEKLEŞMESİNİ ETKİLEYEN FAKTÖRLER
1) Motivasyon: yaratıcılık merak ile ilgilidir. Güdülenmiş, meraklı insan daha yaratıcı olabilir. Örgütsel yaratıcılıkta genellikle sinerjinin getirilerinden yararlanmak için takım çalışmaları yapılmaktadır. İster bireysel isterse takım halinde olsun yaratıcılık çalışmalarında insanlara özel olduklarını hissettirmek, moral vermek, zaman zaman kaytarmalara izin vermek, oyunu teşvik etmek, kuralları gevşetmek, plansız molalar vermek, alan gezileri yapmak, sergi ziyaretlerine katılmak, iç görüleri paylaşmak için yemekli toplantılar yapmak çok sayıda hediye ve ödüller vermek, öz güven aşılamak; başarma güdüsünü tetikleyerek heyecanı ve yaratıcılıkta motivasyonu arttırır.
Girişimciliğin ilk adımı da motivasyondur. Bu durumda yaratıcılıktaki motivasyon ile girişimcilikteki motivasyon içeri itibarıyla çakışmaktadır. Yaratıcılığın üç bileşeninden (uzmanlık, yaratıcı düşünce, motivasyon) biri olan motivasyon eksik olursa, yaratıcı kimse uzmanlığını ve yaratıcı düşüncesini harekete geçiremez. Dışsal ve içsel olmak üzere iki tür motivasyon vardır. Örgütlerde yöneticiler dışsal motivasyon unsuru olarak parayı kullanırlar. Para yaratıcılığı engellemez, ancak pek çok durumda yaratıcılığın gelişimine yardımcı da olmaz. Motive olmak için para tek başına yeterli değildir.
Yaratıcılık tutkusu yaratıcılığa karşı ilgi ve istek içsel motivasyona aittir. Bilgi paylaşımı ve işbirliği iş keyfini arttırdığı için içsel motivasyon artar. Yaratıcılığın üç bileşeni olarak görülen uzmanlık, yaratıcı düşünce ve motivasyon yöneticiler tarafından etkilenebilir.
2) Tutum, davranış ve ortam: çaba göstermek, yaratıcılık tutumlarının temel öğesidir ve bu çaba bilinçli olarak yapılan bir çabadır. Gereksin yaratıcı bir yönü vardır. Bunu teşvik edecek riskleri ve farklı düşünceleri kucaklayan ve kimi zaman karşılaşılan başarısızlıkları hoş gören bur kültür ve tutum yaratıcılığı geliştirir. Soru sormak, yaratıcılığın başlangıcıdır.
Yaratıcılığın yakından etkileyen bireysel ve örgütsel tutum, davranış ve ortamları, bireysel ve örgütsel olarak iki gruba ayırabiliriz;
A) Bireysel Yaratıcılıkta Tutum ve Davranışlar
a) Farklılık: Yaratıcılık, faklı düşünceleri kabil eder. Farklılıklar zenginlik olarak görülmektedir. Yaratıcılık farklılıktan doğar. Takım çalışmalarında farklılık kabul edilir. Takımı oluşturanlar farklı karakterlerdedir. Amaç, soruna ya da görüşülen konuya farlı açılardan bakabilmeyi farklı düşünceler üretebilmeyi sağlamaktır.
b) Hata ve Risk: Yaratıcı ve yenilikçi şirketler küçük başarısızlıkları hoşgörüyle karşılarlar. Riske girmek, hata yapmak, başarısız olmak deneyim kazandırır. Hata yapmak yaratıcılığın en önemli kaynaklarından birini oluşturur. Deneme yaparak hangi denemelerin yanlış olacağının bilgisini vermektedir. Bu şekilde doğruya daha yakınlaşmış oluruz. Yapılan hatalar kişiyi başarıya götürür.
c) Düşünce: düşünceler yaratıcılığın başlangıcıdır. Hayal gücünü kullanarak düşünmek, yaratıcılığın serasını kurma anlamına gelir. Hayal ve düşünce yaratıcılığın hammaddesidir. Düşünmek yaratıcılığın sadece bir yönüdür. Yaratıcı düşüncenin ortaya çıkması için motivasyon ve uzmanlık ya da bilgi gereklidir. Düşünce; yaratıcı ve analitik olarak ikiye ayrılır. Yaratıcı düşüncenin uygulanabilirliği, analitik düşünce ile anlaşılır. Yaratıcılık ve yenilik, yaratıcı düşünceyle başlar analitik düşünceyle gerçekleşir
d) Kavram Oluşturmak: Edward De Bono’ya göre; kavram bir amaca ulaşan ve değerler sağlayan şeyi yapmanın bir yoludur. Her düşüncenin arkasında bir kavram vardır. Kavram tasarlanarak üretilebileceği gibi kendiliğinden de oluşabilir. Hızlı ve hazır yiyecekler için şu kavramlar kullanılabilir:
B) Örgütsel Yaratıcılıkta Yönetsel Tutum ve Davranışlar
a) Meydan Okuma: içsel motivasyona sahip kişiler seçenek aramaya isteklidirler. Örgütlerdeki statüko çoğu zaman yaratıcılığı ve yeniliği engeller. Meydan okuma; tutum ve davranışı aynı zamanda içsel motivasyonu da arttırır. Düşünce yaratan takımlarda put kırıcı gibi lakaplarla üyeler anılır.
b) Özgürlük: örgütlerde çerçevesi çizilmiş tanımlanabilen, ulaşılabilir ve yapılabilir özel stratejik amaçların belirlenmesi örgütsel yaratıcılığı arttırmaktadır. Örgütte çalışanlar yaratıcılıklarını daha iyi ortaya koyarlar. İnsanlara işlerine nasıl yaklaşacakları ve süreçlere konusunda sağlanan özgürlük, onların sahiplenme güdülerini ve içsellik güdülerini arttırarak yaratıcılıklarını harekete geçirmektedir.
c) Kaynaklar: yaratıcılık zaman gerektirir. Bu zaman yeterli değilse, zamanı az veren yöneticiler yaratıcılığın önünde engel haline geleneklerdir. Yaratıcılık için yeterli düzeyde kaynak gerekmektedir. Yaratıcılığa aşırı kaynak ayırmak yaratıcılığı artırmak bir tarafa var olabilecek yaratıcılığı da engeller. Yaratıcılık için diğer bir kaynak da mekanlardır. Rahat mekanlar yaratıcılık için bir ihtiyaçtır.
Günümüzde hiyerarşi rahat mekanların düşmanı olarak algılanmaktadır. Bunun için açık ofis sistemleri kabul görmeye başlamıştır. Eskiden işletmelerde gözetim ve denetim en çok yapılan iş idi. Günümüzde yaratıcılık ve yenilik önemli hale gelince düşünce üretmek takım çalışması yapmak gibi işlevler yoğun ilgi görmeye başlamıştı.
d) Sıcak takımlar: örgütlerde yaratıcı düşüncelerin doğması için buna uygun takımların tasarlanması gerekir. Sıcak takımın özellikleri;
f) Örgütsel destek: burada anlaşılması gereken şey, örgütün tüm varlığı ile yaptığı destekten sonra yaratıcılığın daha çok artmasıdır. Böyle bir iklimin yaratılmasında liderin önemli bir payı vardır. Örgüt için yaratıcılık önemlidir ve her türlü yaratıcı düşünce değerlidir ve ödüllendirilir.
g) Odaklaşma: yaratıcılıkta odaklanılacak bir konunun iyi tanımlanması sınırlarının belli olması, yaratıcı güce elle tutulabilir hedefler gösterdiği için başarıyı artıracaktır. Yaratıcılığın yoğunlaşabileceği alanları dört grupta toplamak mümkündür.
Peter F. Drucker yedi yenilikçi fırsat alanı saymıştır. Bunlar beklenmedik gelişmeler, bağdaşmazlıklar, süreçler, sektör ya da Pazar değişiklikleri demografik değişiklikler, algı değişiklikleri ve bilgidir.
YARATICILIĞIN AŞAMALARI
Graham Wallas, yaratıcılığı dört aşamalı bir model şeklinde oluşturmuştur.
a) Hazırlık: bu aşama, konunun sorunun tanımlanması, sınırların çizilmesi, boyutlarının ve çzelliklerinin belirlenmesi şeklinde yapılan çalışmaları kapsar.
b) Kuluçkaya Yatırma: ikinci aşama. Konu ya da sorun hakkında yaratıcı düşüncelerin üremesi için bekleme süresi olarak görülür. Bilinçaltı ve diğer duyuların hareketiyle oluşan algının gerçekleşmesi, benzetme, ilişkilendirme ve yatay polenleşme gibi zihni çalışmalar bu aşamada daha aktiftir.
c) Yaratıcılıkların ,ortaya Çıkması: bu aşama için aydınlanma şimşek çakması gibi kavramlarda da kullanılmaktadır. Konu ve sorun hakkında yaratıcı soruçlar ortaya çıkmaya başlamıştır.
d) Yaratıcı Sonuçlarının Kabul Edilmesi: üretilen yaratıcı düşüncelerin değerlendirilmesi, denenmesi, uygulanabilirliklerinin ölçülmesi sonra da seçilmesi aşamasıdır. Bu aşama için onaylama doğrulama kavramları da kullanılmaktadır. Bu aşama yaratıcı düşünce üretiminin son adımlarıdır.
YARATICILIK TEKNİKLERİ
Yaratıcılık genellikle yaratıcı düşünce olarak algılanmaktadır. Yaratıcı düşünce beş duyu ve sezgilerin (bilinçaltı ve altıncı his) yardımıyla oluşan yargıların ürünüdür. Yaratıcı düşünce üretiminin yapılandırılabilmesi yaratıcılığın sadece rastlantısal olmadığını göstermektedir.
a) Beyin Fırtınası: Alex Osborn tarafından 1930 yılında ortaya atılmıştır. Osborn beyin fırtınası için dört kural koymuştur. Bunlar;
Osborn, beyin fırtınasının bu dört kuralından başka bazı ilkeler de koymuştur:
Beyin fırtınası takımlarında en uygun üye sayısının 12 olması önerilmektedir. Süre olarak 30-60 dakika olması önerilmektedir. Beyin fırtınası için uzun süreler fiziksel ve zihinsel diriliği öldürmektedir. Buna ek olarak ABD’nin ünlü tasarın firması IDEO iyi bir beyin fırtınası için yapılması ve yapılmaması gerekenleri şu şekilde sıralamıştır.
Yapılması gerekenler:
Yapılmaması gerekenler:
b) Ters Beyin Fırtınası: beyin fırtınası, hangi düşüncelerle başarılı olunabilir temelinde yapılırken, düşünceler ne şekilde başarısızlığa uğratılabilir amacıyla da yapılabilir. Buna ters beyin fırtınası denir.
c) Düşünce Haritası: beyin fırtınasının değişik uygulama şekli düşünce haritası kullanılarak yapılır. Burada da değişim ve uyarılma esastır. Bir daire ya da kütü içine bir konu ya da sorun yazılır. Bu konu ya da sorunla ilgili fikirler daha küçük dairelere veya kutucuklara yazılarak ana daire ile ilişkilendirilir.
d) Kontrol Listesi: odaklanan konu hakkında yaratıcı kişi ya da takımlara, yaratıcı düşünce arama işini kolaylaştırmak için daha önce hazırlanmış sorular sorulur.
e) Gordon Yöntemi: Gordon yöntemi, beyin fırtınasının kaldığı yerden devan eden daha sistemli bir tekniktir. Diğer tekniklerdeki gibi takımın tüm üyeleri yaratıcı düşünce üretilecek hedefi bilmez sadece takım lideri hedefi bilir. Diğer üyeler hedefi, yeni ve değişik tarzlarda algılarlar. Hedef belli olmadığı için yaratıcılık önyargılardan ve alışkanlıklardan arındırılmış olur.
f) Varsayımların Sorgulama: her türlü düşüncenin başlangıç noktası varsayımdır. Varsayım olmadan düşünmek mümkün değildir. O halde varsayımı bozarak, tersine çevirerek, sorgulayarak, yaratıcı düşünce teşvik edilir.
g) Matris Yöntemi (Tablolama): bu yöntem ürün ile ilgili (kullanış yeri, kullanım şekilleri, ürüne eklenecek özellikler) önemli unsurlar iki boyutlu (yan ve üst) bir tabloya yerleştirilir, bu unsurların ürünle arasındaki ilişkisinden yeni düşünceler yaratılır.
h) Yatay Düşünme Tekniği: Edward De Bono tarafından 1960’lı yıllarda ortaya atılan bir düşünce tekniğidir. De Bono, düşünmeyi yatay ve dikey olarak ikiye ayırır. Dikey düşünme mantıksal düşünmedir. Doğruyu bulmak için her aşaması doğru olacak doğru ile sonuçlanacak düşünme biçimidir. Aynı kuyuyu derinleştirmek gibi algılanabilir. Yatay düşünme de amaç daha farklı kuyular bulmaktır. Bu teknikte rasgele sözcük kışkırtma uygulaması yapılır. Bu şekilde düşüncelere sınır konmaz, düşünce alanı genişler.
i) Odak Grup Görüşmeleri Tekniği: 8-14 kişilik gruplar halinde, 1-3 saatlik sürelerde, en fazla 4 oturumun yapıldığı konusunun önceden belli olduğu ve grupların bu konuya ve soruna odaklandığı sonuçların ek çalışma ile analiz edilebildiği bir yöntemdir. Oturumlar bir yönetici tarafından yürütülür. Her üyeye düşüncelerini ifade edebilme fırsatı verilir. Oturum ilerledikçe konunun derinlerine girilir.
Bu tekniklerin yanında yaratıcı düşünce üretmek için, zorunlu ilişkiler, bilimsel yöntem, değer analizi, serbest birleştirme ve keşif yöntemi gibi teknikler de kullanılmaktadır.
ÜNİTE-3 GİRİŞİMCİLİKTE YENİLİK
YENİLİK NEDİR?
Yenilik ile yaratıcılık aynı şeyler değildir. Ancak iki kavram arasında organik bir ilişki vardır. Yaratıcılık fikir üretir ve üretilen bu fikirler yenidir. Yenilik, yaratıcılık tarafından üretilen yeni fikirlerin uygulanmasıdır. O halde yenilik bir süreç yaratıcılık ise bir yetenektir.
Peter Durcker’e göre yenilik; “zenginlik üreten kaynaklar yaratmanın ya da mevcut kaynakların zenginlik yaratma potansiyelini artırma aracıdır”. OECD ve AB dokümanlarında yenilik; “bir fikri pazarlanabilir bir ürün ya da hizmete, yeni ya da geliştirilmiş bir üretim ya da dağıtım yöntemine ya da yeni bir toplumsal hizmet yöntemine dönüştürme” olarak ifade edilmektedir.
TÜSİAD’ın çalışmaları yeniliği, bilim ve teknolojiyi ekonomik ya da toplumsal bir faydaya dönüştürme olarak anlatmaktadır. Rekabet konusundaki çalışmalarıyla ünlü M.Porter, rekabet edilebilirlik gücüyle, verimlilik artışı ve toplumun yaşam kalitesinin yükseltilmesi arasında doğrusal bir ilişki olduğunu ileri sürmektedir. Bu anlamda Porter’in verimlilik konusunda üzerinde durduğu noktalar;
-Ürün kalitesinin yükseltebilme
-Ürüne ek özellikler kazandırma
-Üretimde verimliliği yükseltebilme
-Yüksek otomasyon düzeylerine erişebilme yetenekleridir.
Bu yetenekler zaten yeniliğin kaynaklarını oluşturmaktadır. O halde rekabette üstünlük için iş yaşamında yenilik zorunlu hale gelmiş ve motive edici unsur olmuştur.
GİRİŞİMCİLİKTE YENİLİK
Kişileri girişimcilikle buluşturan ortak nokta, yeniliktir. Farklı kişiliklere sahip girişimcilerin ortak yönleri, kendilerini sistematik olarak yeniliğe adamış olmalarıdır. Peter F. Durcker yeniliği, girişimcinin özgül bir işlevi olarak görmektedir. Yenilik, girişimcinin yeni zenginlik üreten kaynaklar yaratmasının ya da mevcut kaynakların zenginlik yaratma potansiyelinin arttırılması aracıdır.
Girişimcilik, işletmelerin büyüklüğü ve yaşıyla ilgili değil, belirli bir faaliyet türünü ifade etmektedir. İşte bu faaliyetin temelinde yenilikçilik vardır. Girişimcilikte yenilik, daha çok Pazar odaklı yeniliktir. Ticarileştirilebilir yenilik, girişimciliğin motoru olmaktadır.
YENİLİK KAYNAKLARI
Drucker’in birinci grup yenilik kaynakları;
YENİLİKÇİLİK İLKELERİ
YENİLİK SÜREÇLERİ
Yenilik, tanımı gereği sadece fikir değildir. Fikrin gerçeğe dönüşmesidir. Yenilik bir dizi süreç sonucunda gerçekleşir. Diğer süreçler gibi onun da yönetilmesi gerekir. Yenilik süreci yaratıcı bir fikirle başlar. Günümüzde yenilik doğrusal modellerle başlamaktadır.
Etkileşimli yenilik sürecinde dış kuruluşlarla iki tür etkileşim mevcuttur. İlki tedarikçiler, müşteriler e diğer işbirliği yapılan kuruluşlardır. Diğeri ise bilim ve teknoloji ile yapılan işbirliğidir. Etkileşimli yenilik 5 süreçte oluşur. Bunlar; fikrin yaratılması en uygun fikrin seçilmesi, fikrin ürün ve hizmete dönüştürülmesi ve arzın yapılmasıdır. İş planları;
Yenilik; karalama yoluyla yenilikle başlar, tasarımla devam eder ve yönlendirmeyle sona erer. Önemli olan her aşamada huni etkisiyle azalarak sadece çok az sayıda yenilik ticari hale gelebilmektedir. Yenilik süreçleri iki aşamalı süreç olarak da gösterilmektedir.
Diğer yandan bunların dışında fikirlerin geliştirildiği bir ara aşama olarak da kabul edilen üçlü bir süreç de oluşturulmaktadır.
YENİLİK TÜRLERİ
OECD tarafından bilim ve teknoloji faaliyetleriyle ilgili hazırlanan el kitabında yenilik üçe ayrılmaktadır. Bunlar;
a) Teknolojik ürün yenilikleri: ürün ve hizmetlerde yapılan değişimler ürün yeniliği olarak tanımlanmaktadır. Teknolojik ürün yeniliği, yeni bir ürün olabileceği gibi geliştirilmiş bir ürün de olabilir. Amerikan şirketi 3M teknolojik ürün yeniliğini A,B ve C tipi yenilik olarak üçe ayırmaktadır. A tipi yenilikte yeni iş alanı ve sektör yaratılır. B tipi yenilik, tüketicinin istediği bilinen bir ürünle ilgili yeniliktir. Bu yenilik, rekabet tabanını değiştirir ve yeni uygulama alanları bulunur. C tipi yenilik ise alanı genişletmektedir e dile gelişilen tüketici ihtiyaçlarıyla ilgilidir.
b) Teknolojik süreç yenilikleri: Teknolojik süreç yeniliğinde şimdiye kadar bilinmeyen bir süreç çıkarılabilir. Buna yeni süreç denilir. Ayrıca bilinen veya varılan süreçte değişiklikler de yapılabilir. Buna da geliştirilmiş süreç denilir.
c) Örgütsel yenilik: örgütsel yenilik, örgüt yapısında ve işyerinde yapılan yeniliktir. Örgütsel yenilik şu durumlarda biri şeklinde ortaya çıkar;
GİRİŞİMCİLİĞİN TANIMI
Sanayi toplumundan bilgi toplumuna geçişte girişimcilik, insanın düşüncel emeğinin ekonomik değerlere dönüşmesi olarak ifade edilmekte ve üretim faktörleri arasında yer almaktadır. Girişimcilik ağırlıklı olarak risk sermayenin tedarik edilmesi, arbitraj ve üretim faktörlerinin koordinasyonu gibi konularla açıklanmaya çalışılmıştır. Birçok yazar ise girişimciliği, küçük işletme kurulması ve bunların yönetilmesi ile özdeşleştirmiştir.
Girişimcilikle ilgili olarak yapılan bir çalışmada, akademik yayınlarda girişimci ve gereşemcilikle ilgili bulunan 77 tanımdan en az 5 kere görünen 15 anahtar sözcük grubu tespit edilmiştir. Buna göre aşağıdaki kavramlar girişimcilikle bağdaşmaktadır;
- Başlatma/bulma/yaratma
- Yeni işletme
- Yenilik/yeni ürünler/yeni Pazar
- Fırsatların peşinde koşma
- Risk alma/risk yönetimi/belirsizlik
- Kâr arzusu/kişisel fayda
- Üretim yolları ve kaynaklar
- Yönetim
- Değer yaratma
- Büyüme arzusu
- Girişim
- Değişim yaratma
- Sahiplik
- Sorumluluk/yetki
- Strateji oluşturma
- Girişimcilik tanımı ilk kez 18. yüzyılın başlarında Fransa’da yaşayan İrlandalı ekonomist Richard Cantillon tarafından yapılmıştır. Bu tanımda girişimci, henüz belirginleşmemiş bir bedelle satmak üzere üretimin girdilerini ve hizmetlerini satın alan ve üreten kişi olarak ifade edilmiştir.
- Jean Baptise Say tarafından da geliştirilerek, girişimcinin risk üstlenme kadar üretim girdilerini örgütleme ve yönetme niteliğine sahip olması gereği üzerinde de durulmuştur.
- Girişimcinin yenilikçi ve dinamik olma özelliğini ise ekonomik kalkınmada insan kaynaklarının temel yapı taşlarından birisi olarak ilk kez vurgulayan ve gündeme getiren Joseph A. Schumpeter’tir. Schumpeter’in bakış açısıyla girişimci toplumda değişimi yaratacak kişi ve kurumlar olarak tanımlanmaktadır.
Girişimcinin özellikleri
Girişimci, ekonomik mal veya hizmet üretmek pazarlamak için üretim faktörlerini ele geçirip, düzenli bir şekilde bir araya getiren, kar amacı güden ve girişimlerinin sonucunda doğabilecek tüm risklere katlanan kişilerdir. Girişimcinin özellikleri;
- Organizasyon becerisine sahip olması
- Atıl veya kapasitesinin altında kullanılan kaynakları değerlendirmesi
- Risk alması
- Fırsatları görebilmesi
- İhtiyatlı araştırmalar yapmaktan ziyade tetikte olması
- Fırsatı değerlendirebilmesi
- Değer yaratması
- Oyunun kuralını baştan yazması
Girişimci ile ilgili olarak yapılan tanımlarda dört temel unsura dikkat çekilmektedir. Bu unsurlar aşağıda kısaca açıklanmıştır.
- Yaratım süreci: yaratıma konu olan şeyin geliştirildiği kitle için bir değer ifade etmesi gerekmektedir.
- Çaba harcanması: yeni bir ürünün / hizmetin ortaya konulması amacıyla belirli bir zaman ve çabanın harcanmasidir.
- Risk: girişimci faaliyette bulunduğu alanda belirli riskleri üstlenmek durumundadır.
- Getiri: girişimci olmanın sağlayacağı ödüllerdir. Buradaki en önemli ödül değer yaratmaktır. Sonrasında kar gelecektir.
Girişimci niteliklerinin belirlenmesi
Girişimciler kendi yollarını kendileri çizmek isterler. İnsanlarla çık iyi ilişkiler kurarlar. İnsanların sorunlarına eğilirler ve arkadaş olmak için çaba gösterirler. Çatışma ve hoşnutsuzluk yaratan durumlardan kaçınmaya çalışırlar. Bir grup içerisinde insanlarla birlikte çalışma fikri bu kişilere cazip gelir. Beğenilme yaptığı iyi bir iş ile tanınma insanlara yardım etme ve topluma katkıda bulunma hissi temel güdeleyicilerdir.
GİRİŞİMCİ DÜŞÜNCENİN TEMELLERİ
Davranışsal olarak girişimcilik kavramı bir fırsatı değerlendirmek bir iş fikrini tanımlamak gerekli kaynakları bulmak, daha sonra bir girişimi faaliyete geçirmek ve sonuçlarını almak için gerekli olan faaliyetler bütünü olarak tanımlanabilir. Girişimci düşüncenin dört ana bileşeni vardır. Bunlar;
a- Yenilikçi ve Yaratıcı Olma: Yenilikçi ve yaratıcı olma; problemlere ve ihtiyaçlara yaratıcı, alışılmamış ve yeni çözümler aramayı ifade eder. Bu çözümler yeni ürün ve hizmetler, yeni teknolojiler veya üretim süreçleri kullanılması şeklinde tanamlanabilir. Schumpeter’in söylediği gibi girişimci, yaratıcı yıkıcılık görecini yerine getirmektedir. Bir diğer deyişle, girişimci geleneği yıkarak yeniyi yaratır. Girişimci bağımsız düşünebilen, esnek, yaratıcı, kendine gücenen dayanıklı ve ısrarcı olmalıdır. Küreselleşme ile birlikte iş dünyasında hakim olan düşünce yenilikçi üretim olmuştur.
b- Risk Alma: Girişimcilerin risk üstlenme şekli, katma değer üretme sürecini etkileyen önemli bir davranış türü olmaktadır. Risk üstlenme sürecinin belirleyicileri yaratma ve fırsat boyutu, gerçek ve algılanan değer, girişimcinin kişisel becerileri ve hedefleri ile uygunluk ve rekabet alanının farklılığıdır.
c- Öncü Olma: Öncü olma, uygulama ile ilişkili bir kavramdır. Yeni süreçler yaratma ve fırsatları belirleme yeteneği önemli olmakla birlikte, bir kişinin ya da işletmenin girişimci olarak kabul edilmesi için yeterli değildir. Girişimci olabilmek için belirlenen fırsatların, bir iş planına dayandırılarak eyleme dönüştürülmesi gereklidir.
d- Rekabetçi Düşünme: Rekabet girişimcilerin piyasada tutunabilmeleri için kaliteli ürünler üretmelerini, verimli çalışmalarını ve tüketici yönlü olmalarını sağlar. Girişimciler rekabet baskısını artırarak diğer firmaları etkinliklerini iyileştirmeye ya da yeniliklere gitmeye zorlamaktadır.
GİRİŞİMCİLİK SÜRECİ
GİRİŞİMCİ YÖNETİCİ TEKNİSYEN Hayalci Planlayan İş yapan ve sorun Vizyon sahibi Geçmişte yaşayan çözen Değişim ajanı Problemlere odaklanan Bugünü yaşayan Gelecekte yaşayan Organizasyon yapan Kolay kaçan Olası fırsatları gören Güven arayan
Girişimci için para ya da diğer maddesel varlıklardan çok kendisinde var olan girişimcilik ruhu, rasyonel davranışın yeisi ve motivasyon önemlidir. Yani paraya sahip olmak girişimci olunabileceği anlamına gelmektedir. Girişimciyi yöneticiden ayıran temel unsur, girişimcinin hayalci bakış açısına sahip olmasıdır. Girişimcilik sürecinin adımları;
A) Fırsatların Belirlenmesi: Bu süreçteki ilk adım fırsatları belirlemektir. Fırsatlar, içsel yönelimden daha çok Pazar odaklı dışsal bir yönetimi gerektirir. Yeni iş kurmaya dönük iyi fikirlerin çoğunluğu birtakım açıkların görülmesi ile ortaya çıkar. Açıklar, insanların beklentileri/ istekleri ile gerçekte elde ettikleri arasındaki farktır. Bu yüzden yeni iş kurma düşüncesinin ilk adımı olarak pazarda varolan açıkların düşünülmesi ve bu açıkların nasıl kapatılabileceğinin tartışılmasıdır.
Ğirişimciler yalnızca fırsatçı değildir, yenilikçi bir yapıya sahiptirler. Yenilikçi yapı her zaman için girişimcinin yeni bir uygulama bulması gerekir şeklinde algılanmamalıdır. Girişimci düşünce yapısında dışsal baskılar fırsatların yaratılmasını zorunlu kılar. Dışarıdan gelen bu baskılar şu şekilde sıralanabilir;
- Teknolojik gelişmeler
- Tüketicilerin yeni ürünler ve hizmetler için para ödeme arzusunu ve ödeme gücünü değiştiren tüketim ekonomisi
- Yeni tarzlar ve yaşam standartları tanımlayan sosyal değerler ya da ihtiyaçlar
- Rekabeti etkileyen siyasi faaliyetler ve düzenleyici kurallar
- Performans kriterleri
- Planlama dönemleri
c) Örgütsel Yapı: işletmenin, ticari kanunda yer alan şirket türlerinden hangisi şeklinde kurulacağı tamamen girişimciye ait bir karardır. Girişimciler, boğucu bir örgütsel yapı ve bürokrasiden hoşlanmazlar. İşe başlamadan önce örgütsel yapının belirlenmesi; tutulacak zorunlu defterler, vergiler e diğer hukuki sorumluluklar gibi konular açısından son derece önemlidir.
Girişimci sürece katkıda bulunan unsurlar; çevresel fırsatlar, girişimci kişiler, iş fikirleri, örgütsel ortam ve kaynaklardır. Buna göre girişimci bu süreçte fırsatları iş fikirleri, örgütsel ortam ve kaynaklardır. Buna göre girişimci bu süreçte fırsatları belirler, ayrıntıları listeler, gerekli kaynakları bulur ve uygulama aşamasına geçer.
GİRİŞİMCİ İŞLEVLERİ
a) Üretime Organize Etme ve Sağlama: Girişimciler rekabetçi bir ortamda ayakta kalabilmek için fiyatlarını ayarlamakta ve ürün kalitelerini artırmaktadır. Rekabetçi bir ortamda Pazar paylarını artırabilmek için mevcut ürünlerini geliştirmek daralmandadır. Rekabet ortamı girişimcilerin düşük fiyatla kaliteli mal ve hizmet üretmeye maliyetlerini düşürmeye ve ürün çeşitlerini artırırken toplumun ihtiyaç yapısına göre üretim yapmaya teşvik etmektedir.
b)Ürün Çeşitliliği Sağlama: Dünyada yaşanan değişimin ekonomik boyutları küçük işletmelerin de değişen yeni şartlara uyum sağlama sürecine girmesine neden olmaktadır. Artan rekabet koşulları nedeni ile girişimciler ürün çeşitlendirme ve uzmanlaşma ihtiyacı duymaktadırlar. Değişen koşullara ayak uydurulması işletmelerin temel amaçlarından biri olan süreklilik varsayımının da bir gereğidir. Küçük işletmeler daha az yatırımla daha çok üretim ve ürün çeşitliliği sağlama potansiyeline sahiptirler.
c) İstihdam Yaratma: Avrupa Birliği’nde (AB) yaşanan işsizlik sorunları araştırılırken ABD’de yaratılan istihdamda girişimciliğin çok büyük bir katkısı olduğu görülmüştür. Rekabet girişimcilerin tüketiciden gelen talep ve beklentileri karşılayacak şekilde üretmesini ve yatırım yapmasını dolayısıyla ekonomik kaynaklarının etkisin tahsisini sağlar.
Büyük ölçekli işletmelerin ekonomideki ağırlıkları 1970’lerden sonra karşılaşılan birçok sorun yüzünden gittikçe azalmaya başlamıştır. Bu işletmelerin karşılaştıkları en önemli sorunlar, küresel rekabetin artması ve hızlı teknolojik değişimlere ayak uyduramamalarıdır. Bu nedenle küçük ve orta büyüklükteki işletmeler istihdam açısından ilgi odağı olmaya başlamıştır.
d) Yeni Pazarlar ve Yeni Satış Yöntemleri Yaratma: gelişen teknolojiyle birlikte yenilik yaratan girişimciler, yarattıkları yeni ürünlerle yeni pazarlar yaratmaktadırlar. Girişimcilerin geleneksel ticaret şekillerinden çıkarak yeni yöntemleri tümüyle benimsemesi, piyasa koşullarını zorlaması ve mevcut iş yapma kültürünü değiştirmesiyle özellikle son yirmi yılda KOBİ’ler, üretimde, rekabette yeni iş yaratma ve toplumsal bütünleşmesini sağlanmasında yeniden öne geçmeye başlamıştır.
Yeni bir pazarlama ve üretim yöntemi olan elektronik ticaret, 20. yüzyılın son döneminde bilgi ve iletişim teknolojilerinde yaşanan hızlı değişim ve gelişmelere paralel bir şekilde ve giderek artan ölçüde dünya genelinde tartışılan bir kavram olarak karşımıza çıkmaya başlamıştır. Bilgi ve iletişim maliyetlerinin düşürülmesi pazar giriş kolaylıklarının ve rekabetin artırılması; elektronik olarak ticareti yapılan mal ve hizmetlerin çeşitlenmesine kalitesinin yükselmesine ve fiyatlarının düşmesine neden olabilecektir.
e) Sermaye Birikimi Sağlama: yeni girişimler yaratılması yoluyla ekonomide artan çıktı miktarı, endüstrinin büyümesine ve karları artmasına yol açar. Bu karların da yeniden yatırımlar için kullanılması ile yeni istihdam alanları ve sermaye birikimi sağlanır. Girişimcilik sermaye birikiminde en önemli unsurlardandır. Girişimciliğin sermaye birikiminin sağlanmasıyla birlikte önemli bir işlevi de sermayenin tabana yayılmasının sağlanmasıdır. Ülkede yeni girişimcilerin ve iş olanaklarının yaratılması, gelir dağılımının da dengeli olmasını sağlayacak önemli bir araçtır.
ÜNİTE-2 GİRİŞİMCİLİKTE YARATICILIK
YARATICILIK KAVRAMI
Yaratıcılık insanlarla ilgili bir kavramdır. Yaratıcılığın nedeni olan sorunlar görülse de sorun olmayan pek çok şey de yaratıcılığı beraberinde getirmektedir. İnsan, yaratıcılığın hem öznesi hem de nesnesi konumundadır.
Yaratıcılık düşünsel bir işlevdir. Düşünsel alanın derinlik ve genişlik açısından özgünlüğü bilgiye dayanır. Yaratıcılık mutlak veya yoktan var etme anlamında değil, var olan kavramlar arasındaki ilişkilerden yeni kavramlar ya da düşünceler üretmek şeklinde kullanılmaktadır. Yaratıcılığın merkezinde yer alan düşünce hayal gücüne dayalı ve yatay olarak gelişir. Analitik düşünce pek çok yaratıcı düşünce içinde mantıksal süzgeçten geçirerek ve dikey olarak incelenerek ortaya çıkar. İki düşünce şekli birbirlerinin tamamlayıcısıdır. Yaratıcı düşünce kural tanımazken, analitik düşünce kurallara bağlıdır.
Yaratıcılık için hayal gücü itici bir güçtür. Yaratıcılık kavramının pek çok tanımı yapılmıştır. Bunlardan birkaçı şöyledir:
- Taylor’a göre yaratıcılık; yeni ve geçerli fikirlerin yaratılmasıyla sonuçlanan bir süreçtir.
- Clemen’e göre yaratıcılık; daha önce görülmemiş yöntemlerle, temel amaçları başarmaya neden olacak unsurları sağlayacak yeni seçenekler araştırmaktır.
- Stoor’a göre yaratıcılık; yeni bir şeyi var etme yeteneğidir.
- Vance’e göre yaratıcılık, yeninin oluşturulması ve eskinin elden geçirilmesidir.
- Bentley’e göre yaratıcılık; bilginin alınması ve yeni bir şekil olana ya da yeni bir düşünce oluşturana kadar şekil verilmesi ve yeniden düzenlenmesi sürecidir.
- Plamer’a göre yaratıcılık; bağlantısız görünen şeyleri birbirine bağlayabilmektir.
YARATICILIK HAKKINDA YAYGIN DÜŞÜNCELER
Yaratıcılık engellerinin bir kısmı genellikle yaratıcılık konusunda varsayılan çeşitli anlayışlardan kaynaklanmaktadır. Bu engeller;
- yaratıcılık sadece dahilerin, bilim adamlarının sanatçıların işidir.
- yaratıcılık her alanda yapılamaz.
- yaratıcılığın nasıl kullanılacağı bilinemez.
- yaratıcı düşüncelerin değeri onların mantıklı olup olmadığına bağlıdır.
- yaratıcı düşünce sadece olağan dışı koşulların ve birçok değişikliklerin bir araya gelmesiyle oluşur.
- yaratıcı düşünceler, yanlışlık, rastlantı ve şans eseri sonucu ortaya çıkar.
- yaratıcılık uçukluk, çılgınlık, hayalcilik, mantıksızlıktır.
YARATICILIĞIN GERÇEKLEŞMESİNİ ETKİLEYEN FAKTÖRLER
1) Motivasyon: yaratıcılık merak ile ilgilidir. Güdülenmiş, meraklı insan daha yaratıcı olabilir. Örgütsel yaratıcılıkta genellikle sinerjinin getirilerinden yararlanmak için takım çalışmaları yapılmaktadır. İster bireysel isterse takım halinde olsun yaratıcılık çalışmalarında insanlara özel olduklarını hissettirmek, moral vermek, zaman zaman kaytarmalara izin vermek, oyunu teşvik etmek, kuralları gevşetmek, plansız molalar vermek, alan gezileri yapmak, sergi ziyaretlerine katılmak, iç görüleri paylaşmak için yemekli toplantılar yapmak çok sayıda hediye ve ödüller vermek, öz güven aşılamak; başarma güdüsünü tetikleyerek heyecanı ve yaratıcılıkta motivasyonu arttırır.
Girişimciliğin ilk adımı da motivasyondur. Bu durumda yaratıcılıktaki motivasyon ile girişimcilikteki motivasyon içeri itibarıyla çakışmaktadır. Yaratıcılığın üç bileşeninden (uzmanlık, yaratıcı düşünce, motivasyon) biri olan motivasyon eksik olursa, yaratıcı kimse uzmanlığını ve yaratıcı düşüncesini harekete geçiremez. Dışsal ve içsel olmak üzere iki tür motivasyon vardır. Örgütlerde yöneticiler dışsal motivasyon unsuru olarak parayı kullanırlar. Para yaratıcılığı engellemez, ancak pek çok durumda yaratıcılığın gelişimine yardımcı da olmaz. Motive olmak için para tek başına yeterli değildir.
Yaratıcılık tutkusu yaratıcılığa karşı ilgi ve istek içsel motivasyona aittir. Bilgi paylaşımı ve işbirliği iş keyfini arttırdığı için içsel motivasyon artar. Yaratıcılığın üç bileşeni olarak görülen uzmanlık, yaratıcı düşünce ve motivasyon yöneticiler tarafından etkilenebilir.
2) Tutum, davranış ve ortam: çaba göstermek, yaratıcılık tutumlarının temel öğesidir ve bu çaba bilinçli olarak yapılan bir çabadır. Gereksin yaratıcı bir yönü vardır. Bunu teşvik edecek riskleri ve farklı düşünceleri kucaklayan ve kimi zaman karşılaşılan başarısızlıkları hoş gören bur kültür ve tutum yaratıcılığı geliştirir. Soru sormak, yaratıcılığın başlangıcıdır.
Yaratıcılığın yakından etkileyen bireysel ve örgütsel tutum, davranış ve ortamları, bireysel ve örgütsel olarak iki gruba ayırabiliriz;
A) Bireysel Yaratıcılıkta Tutum ve Davranışlar
a) Farklılık: Yaratıcılık, faklı düşünceleri kabil eder. Farklılıklar zenginlik olarak görülmektedir. Yaratıcılık farklılıktan doğar. Takım çalışmalarında farklılık kabul edilir. Takımı oluşturanlar farklı karakterlerdedir. Amaç, soruna ya da görüşülen konuya farlı açılardan bakabilmeyi farklı düşünceler üretebilmeyi sağlamaktır.
b) Hata ve Risk: Yaratıcı ve yenilikçi şirketler küçük başarısızlıkları hoşgörüyle karşılarlar. Riske girmek, hata yapmak, başarısız olmak deneyim kazandırır. Hata yapmak yaratıcılığın en önemli kaynaklarından birini oluşturur. Deneme yaparak hangi denemelerin yanlış olacağının bilgisini vermektedir. Bu şekilde doğruya daha yakınlaşmış oluruz. Yapılan hatalar kişiyi başarıya götürür.
c) Düşünce: düşünceler yaratıcılığın başlangıcıdır. Hayal gücünü kullanarak düşünmek, yaratıcılığın serasını kurma anlamına gelir. Hayal ve düşünce yaratıcılığın hammaddesidir. Düşünmek yaratıcılığın sadece bir yönüdür. Yaratıcı düşüncenin ortaya çıkması için motivasyon ve uzmanlık ya da bilgi gereklidir. Düşünce; yaratıcı ve analitik olarak ikiye ayrılır. Yaratıcı düşüncenin uygulanabilirliği, analitik düşünce ile anlaşılır. Yaratıcılık ve yenilik, yaratıcı düşünceyle başlar analitik düşünceyle gerçekleşir
- Kaosa karşı hoşgörü, kargaşa, karışıklık perspektifi beslemek açısından önemlidir. Alışılmış ve kendi kabullerimize zıt görünen şeylere hoşgörülü olmak yeni düşüncelerin ortaya çıkmasını sağlar.
- Esnek düşünebilmek ile yaratıcılık arasında önemli derecede ilişki vardır. Yaratıcı insanlar düşüncede daha esnektirler.
- Farlı açılardan bakmak yaratıcılık açısından çok büyük önem taşımaktadır. Aynı açıdan farklı şeyleri görebilmek mümkün değildir. Farklı açılardan bakarken farklı ilişkileri yakalamak yaratıcı düşünceleri ortaya koyar.
- Tutum ve davranışlarımızın kaynaklarından biri de sezgilerdir. Sezgiler bilgi ve mantıktan daha çok duygulardan etkilenerek ortaya çıkar.
d) Kavram Oluşturmak: Edward De Bono’ya göre; kavram bir amaca ulaşan ve değerler sağlayan şeyi yapmanın bir yoludur. Her düşüncenin arkasında bir kavram vardır. Kavram tasarlanarak üretilebileceği gibi kendiliğinden de oluşabilir. Hızlı ve hazır yiyecekler için şu kavramlar kullanılabilir:
- Temiz, Kaliteli, iyi hizmet
- Hızlı ve kolay
- Rahat ve ucuz
- Hızlı, standardı yüksek, pahalı
B) Örgütsel Yaratıcılıkta Yönetsel Tutum ve Davranışlar
a) Meydan Okuma: içsel motivasyona sahip kişiler seçenek aramaya isteklidirler. Örgütlerdeki statüko çoğu zaman yaratıcılığı ve yeniliği engeller. Meydan okuma; tutum ve davranışı aynı zamanda içsel motivasyonu da arttırır. Düşünce yaratan takımlarda put kırıcı gibi lakaplarla üyeler anılır.
b) Özgürlük: örgütlerde çerçevesi çizilmiş tanımlanabilen, ulaşılabilir ve yapılabilir özel stratejik amaçların belirlenmesi örgütsel yaratıcılığı arttırmaktadır. Örgütte çalışanlar yaratıcılıklarını daha iyi ortaya koyarlar. İnsanlara işlerine nasıl yaklaşacakları ve süreçlere konusunda sağlanan özgürlük, onların sahiplenme güdülerini ve içsellik güdülerini arttırarak yaratıcılıklarını harekete geçirmektedir.
c) Kaynaklar: yaratıcılık zaman gerektirir. Bu zaman yeterli değilse, zamanı az veren yöneticiler yaratıcılığın önünde engel haline geleneklerdir. Yaratıcılık için yeterli düzeyde kaynak gerekmektedir. Yaratıcılığa aşırı kaynak ayırmak yaratıcılığı artırmak bir tarafa var olabilecek yaratıcılığı da engeller. Yaratıcılık için diğer bir kaynak da mekanlardır. Rahat mekanlar yaratıcılık için bir ihtiyaçtır.
Günümüzde hiyerarşi rahat mekanların düşmanı olarak algılanmaktadır. Bunun için açık ofis sistemleri kabul görmeye başlamıştır. Eskiden işletmelerde gözetim ve denetim en çok yapılan iş idi. Günümüzde yaratıcılık ve yenilik önemli hale gelince düşünce üretmek takım çalışması yapmak gibi işlevler yoğun ilgi görmeye başlamıştı.
d) Sıcak takımlar: örgütlerde yaratıcı düşüncelerin doğması için buna uygun takımların tasarlanması gerekir. Sıcak takımın özellikleri;
- Farklı karakterdeki kişilerden oluşmalıdır.
- Takım üyelerinin ortak bir hedefleri olmalıdır.
- Takım üyeleri dayanışma içinde olmalıdır.
- Takımın tüm üyeleri, diğer üyelerin düşüncelerini ve perspektiflerini tanımalıdırlar.
f) Örgütsel destek: burada anlaşılması gereken şey, örgütün tüm varlığı ile yaptığı destekten sonra yaratıcılığın daha çok artmasıdır. Böyle bir iklimin yaratılmasında liderin önemli bir payı vardır. Örgüt için yaratıcılık önemlidir ve her türlü yaratıcı düşünce değerlidir ve ödüllendirilir.
g) Odaklaşma: yaratıcılıkta odaklanılacak bir konunun iyi tanımlanması sınırlarının belli olması, yaratıcı güce elle tutulabilir hedefler gösterdiği için başarıyı artıracaktır. Yaratıcılığın yoğunlaşabileceği alanları dört grupta toplamak mümkündür.
- Yeni ihtiyaç alanları
- Değişikliklerden doğan ihtiyaç alanları
- Halen karşılanmakta olan ihtiyaç alanları
- Sorunla
Peter F. Drucker yedi yenilikçi fırsat alanı saymıştır. Bunlar beklenmedik gelişmeler, bağdaşmazlıklar, süreçler, sektör ya da Pazar değişiklikleri demografik değişiklikler, algı değişiklikleri ve bilgidir.
YARATICILIĞIN AŞAMALARI
Graham Wallas, yaratıcılığı dört aşamalı bir model şeklinde oluşturmuştur.
a) Hazırlık: bu aşama, konunun sorunun tanımlanması, sınırların çizilmesi, boyutlarının ve çzelliklerinin belirlenmesi şeklinde yapılan çalışmaları kapsar.
b) Kuluçkaya Yatırma: ikinci aşama. Konu ya da sorun hakkında yaratıcı düşüncelerin üremesi için bekleme süresi olarak görülür. Bilinçaltı ve diğer duyuların hareketiyle oluşan algının gerçekleşmesi, benzetme, ilişkilendirme ve yatay polenleşme gibi zihni çalışmalar bu aşamada daha aktiftir.
c) Yaratıcılıkların ,ortaya Çıkması: bu aşama için aydınlanma şimşek çakması gibi kavramlarda da kullanılmaktadır. Konu ve sorun hakkında yaratıcı soruçlar ortaya çıkmaya başlamıştır.
d) Yaratıcı Sonuçlarının Kabul Edilmesi: üretilen yaratıcı düşüncelerin değerlendirilmesi, denenmesi, uygulanabilirliklerinin ölçülmesi sonra da seçilmesi aşamasıdır. Bu aşama için onaylama doğrulama kavramları da kullanılmaktadır. Bu aşama yaratıcı düşünce üretiminin son adımlarıdır.
YARATICILIK TEKNİKLERİ
Yaratıcılık genellikle yaratıcı düşünce olarak algılanmaktadır. Yaratıcı düşünce beş duyu ve sezgilerin (bilinçaltı ve altıncı his) yardımıyla oluşan yargıların ürünüdür. Yaratıcı düşünce üretiminin yapılandırılabilmesi yaratıcılığın sadece rastlantısal olmadığını göstermektedir.
a) Beyin Fırtınası: Alex Osborn tarafından 1930 yılında ortaya atılmıştır. Osborn beyin fırtınası için dört kural koymuştur. Bunlar;
- Eleştiri yapma: düşünceler ilk söylendiğinde yargılanmamalı mantık dayatılmamalı, değerlendirilmemelidir.
- Serbest atış: grup üyeleri düşüncelerini ütopik (hayalci) de olsa ortaya atabilmelidirler. Hayallerle ve düşüncelere sınır konulmaması bu kuralın temel prensibidir.
- Olabildiğince çok düşünce: iyi bir düşünce üretmenini en iyi yolu, çok sayıda düşünce üretmektir. Ne kadar çok düşünce üretilirse, o kadar iyi düşünce yakalanabilir.
- Fikirleri Çağrıştır. Uyar, Geliştir, Değiştir, Birleştir: grup üyelerinin bir düşüncesi diğer üyelerdeki yeni düşünceleri tetikler ve tetiklenen düşünceler de yeni düzenlerin (birleştirme) ortaya çıkmasını sağlar.
Osborn, beyin fırtınasının bu dört kuralından başka bazı ilkeler de koymuştur:
- Başla, durma özgün düşünce bekleme
- Odaklan, bütün dikkatini oturum konusunda topla
- Uyanık ol, herkesin konuya odaklandığına inan
- Vazgeçme, düşünce üretmekte güçlük çekiyorsan kopma, vazgeçme ısrarcı ol
Beyin fırtınası takımlarında en uygun üye sayısının 12 olması önerilmektedir. Süre olarak 30-60 dakika olması önerilmektedir. Beyin fırtınası için uzun süreler fiziksel ve zihinsel diriliği öldürmektedir. Buna ek olarak ABD’nin ünlü tasarın firması IDEO iyi bir beyin fırtınası için yapılması ve yapılmaması gerekenleri şu şekilde sıralamıştır.
Yapılması gerekenler:
- Sorunun ve konunun tanınması ve odağın kuvvetlendirilmesi
- Yabancı düşüncelerin teşvik edilmesi
- Görsel olunması
- Beyin fırtınası kurallarının herkesin görebileceği bir yere asılması
- Düşüncelerin numaralandırılması
- Bir saat içinde 100 düşünce üretilmeye çalışılması
- Toplantı sırasında üyelerin not tutmaması, ancak takımdan çıkan düşünceleri herkesin görebileceği bir şekilde yazılması
- Toplantı sırasında takım üyeleri arasında dostane bir rekabet yaşanması
- Sıcak takımların oluşturulması
Yapılmaması gerekenler:
- Takım üyeleri arasında hiyerarşiye yer verilmesi
- Takım üyelerinin sırayla konuşması
- Takıma sadece alanıyla ilgili uzman kişilerin katılması
- Toplantıların mutlaka dışarıda yapılması(otel, tatil köyü vb)
- Takım üyelerinin not tutması
b) Ters Beyin Fırtınası: beyin fırtınası, hangi düşüncelerle başarılı olunabilir temelinde yapılırken, düşünceler ne şekilde başarısızlığa uğratılabilir amacıyla da yapılabilir. Buna ters beyin fırtınası denir.
c) Düşünce Haritası: beyin fırtınasının değişik uygulama şekli düşünce haritası kullanılarak yapılır. Burada da değişim ve uyarılma esastır. Bir daire ya da kütü içine bir konu ya da sorun yazılır. Bu konu ya da sorunla ilgili fikirler daha küçük dairelere veya kutucuklara yazılarak ana daire ile ilişkilendirilir.
d) Kontrol Listesi: odaklanan konu hakkında yaratıcı kişi ya da takımlara, yaratıcı düşünce arama işini kolaylaştırmak için daha önce hazırlanmış sorular sorulur.
e) Gordon Yöntemi: Gordon yöntemi, beyin fırtınasının kaldığı yerden devan eden daha sistemli bir tekniktir. Diğer tekniklerdeki gibi takımın tüm üyeleri yaratıcı düşünce üretilecek hedefi bilmez sadece takım lideri hedefi bilir. Diğer üyeler hedefi, yeni ve değişik tarzlarda algılarlar. Hedef belli olmadığı için yaratıcılık önyargılardan ve alışkanlıklardan arındırılmış olur.
f) Varsayımların Sorgulama: her türlü düşüncenin başlangıç noktası varsayımdır. Varsayım olmadan düşünmek mümkün değildir. O halde varsayımı bozarak, tersine çevirerek, sorgulayarak, yaratıcı düşünce teşvik edilir.
g) Matris Yöntemi (Tablolama): bu yöntem ürün ile ilgili (kullanış yeri, kullanım şekilleri, ürüne eklenecek özellikler) önemli unsurlar iki boyutlu (yan ve üst) bir tabloya yerleştirilir, bu unsurların ürünle arasındaki ilişkisinden yeni düşünceler yaratılır.
h) Yatay Düşünme Tekniği: Edward De Bono tarafından 1960’lı yıllarda ortaya atılan bir düşünce tekniğidir. De Bono, düşünmeyi yatay ve dikey olarak ikiye ayırır. Dikey düşünme mantıksal düşünmedir. Doğruyu bulmak için her aşaması doğru olacak doğru ile sonuçlanacak düşünme biçimidir. Aynı kuyuyu derinleştirmek gibi algılanabilir. Yatay düşünme de amaç daha farklı kuyular bulmaktır. Bu teknikte rasgele sözcük kışkırtma uygulaması yapılır. Bu şekilde düşüncelere sınır konmaz, düşünce alanı genişler.
i) Odak Grup Görüşmeleri Tekniği: 8-14 kişilik gruplar halinde, 1-3 saatlik sürelerde, en fazla 4 oturumun yapıldığı konusunun önceden belli olduğu ve grupların bu konuya ve soruna odaklandığı sonuçların ek çalışma ile analiz edilebildiği bir yöntemdir. Oturumlar bir yönetici tarafından yürütülür. Her üyeye düşüncelerini ifade edebilme fırsatı verilir. Oturum ilerledikçe konunun derinlerine girilir.
Bu tekniklerin yanında yaratıcı düşünce üretmek için, zorunlu ilişkiler, bilimsel yöntem, değer analizi, serbest birleştirme ve keşif yöntemi gibi teknikler de kullanılmaktadır.
ÜNİTE-3 GİRİŞİMCİLİKTE YENİLİK
YENİLİK NEDİR?
Yenilik ile yaratıcılık aynı şeyler değildir. Ancak iki kavram arasında organik bir ilişki vardır. Yaratıcılık fikir üretir ve üretilen bu fikirler yenidir. Yenilik, yaratıcılık tarafından üretilen yeni fikirlerin uygulanmasıdır. O halde yenilik bir süreç yaratıcılık ise bir yetenektir.
Peter Durcker’e göre yenilik; “zenginlik üreten kaynaklar yaratmanın ya da mevcut kaynakların zenginlik yaratma potansiyelini artırma aracıdır”. OECD ve AB dokümanlarında yenilik; “bir fikri pazarlanabilir bir ürün ya da hizmete, yeni ya da geliştirilmiş bir üretim ya da dağıtım yöntemine ya da yeni bir toplumsal hizmet yöntemine dönüştürme” olarak ifade edilmektedir.
TÜSİAD’ın çalışmaları yeniliği, bilim ve teknolojiyi ekonomik ya da toplumsal bir faydaya dönüştürme olarak anlatmaktadır. Rekabet konusundaki çalışmalarıyla ünlü M.Porter, rekabet edilebilirlik gücüyle, verimlilik artışı ve toplumun yaşam kalitesinin yükseltilmesi arasında doğrusal bir ilişki olduğunu ileri sürmektedir. Bu anlamda Porter’in verimlilik konusunda üzerinde durduğu noktalar;
-Ürün kalitesinin yükseltebilme
-Ürüne ek özellikler kazandırma
-Üretimde verimliliği yükseltebilme
-Yüksek otomasyon düzeylerine erişebilme yetenekleridir.
Bu yetenekler zaten yeniliğin kaynaklarını oluşturmaktadır. O halde rekabette üstünlük için iş yaşamında yenilik zorunlu hale gelmiş ve motive edici unsur olmuştur.
GİRİŞİMCİLİKTE YENİLİK
Kişileri girişimcilikle buluşturan ortak nokta, yeniliktir. Farklı kişiliklere sahip girişimcilerin ortak yönleri, kendilerini sistematik olarak yeniliğe adamış olmalarıdır. Peter F. Durcker yeniliği, girişimcinin özgül bir işlevi olarak görmektedir. Yenilik, girişimcinin yeni zenginlik üreten kaynaklar yaratmasının ya da mevcut kaynakların zenginlik yaratma potansiyelinin arttırılması aracıdır.
Girişimcilik, işletmelerin büyüklüğü ve yaşıyla ilgili değil, belirli bir faaliyet türünü ifade etmektedir. İşte bu faaliyetin temelinde yenilikçilik vardır. Girişimcilikte yenilik, daha çok Pazar odaklı yeniliktir. Ticarileştirilebilir yenilik, girişimciliğin motoru olmaktadır.
YENİLİK KAYNAKLARI
Drucker’in birinci grup yenilik kaynakları;
- Beklenmedik Gelişmeler: beklenilmeyen başarı, o alanın potansiyel yenilik alanı olarak kendini göstermesini sağlar. Aynı şekilde beklenmedik başarısızlıklar da fırsat alanları olarak gelişebilir. Başarısızlık daha sonraki dönemlerin başarısının en büyük kaynağı olabilir.
- Uyumsuzluklar: uyumsuzluk yenilik için fırsat oluşturur. Uyumsuzluk; olması gereken ile olan arasındaki farktır. Bu fark uyuşmazlık şeklinde endüstride, pazarda ve süreçte kendini gösterir. Varsayımlarla yani beklentilerle, gerçekleşenler ya da sonuçlar arasındaki uyumsuzluklar yenilik kaynaklarını oluşturmaktadır.
- Süreç değişimleri: var olan süreci daha iyi hale getirebilmek ya da öncekinin yerine yeni tasarlanmış bir süreç koymak, yenilik getirmektedir.
- Sektör ve Pazar yapısındaki değişmeler: sektör ve Pazar yapısı her zaman değişebilir. Bu değişimlerle yenilik alanları yaratılabilir. Ancak sektörü ve pazarı sürekli gözlemek değişimi analiz etmek gerekmektedir.
- Demografik yapıdaki değişiklikler: demografi, toplumlardaki nüfus yapısı ile ilgilenir. Nüfus yapısını etkileyen üç faktör vardır. Bu faktörler; nüfusun büyüklüğü, yapısı ve nüfus değişimleri ile göçlerdir.
- Algılamadaki değişiklikler: insanların algılamalarındaki değişiklikler, tüketici davranışı olarak yenilik fırsatları yaratabilmektedir. Çeşitli promosyon çalışmaları, fikir liderlerinin görüşleri ve çevredeki değişiklikler algıların değişimini etkilemektedir. Yenilikçi ya da girişimci tüketicinin algılamalarına uygun ürün ve hizmet üretir. Girişimciler ve yenilikçiler, algı değişikliklerini yenilik fırsatı ve kaynağı olarak görürler. Toplumun tutumları, inançları ve değerleri ya da toplum yapısında meydana gelen değişmeler her zaman yenilik fırsatları yaratabilmektedir.
- Yeni bilgi: bilgiye dayalı yenilikler, harcanan zaman, kazalar, öngörülebilirlikleri ve girişimcilik için yarattıkları meydan okuma kapasiteleri bakımından diğer yeniliklerden farklıdırlar. Bilgiye dayalı yenilik, birçok alandaki bilgilerin toplanmasından. Birbirleriyle ilişkilendirilmesinden doğmaktadır. Bu nedenle doğuş süreleri uzundur. Doğduktan sonra ticari hale getirilebilmesi de çok uzun zaman almaktadır.
YENİLİKÇİLİK İLKELERİ
- Yenilik kaynaklarının ortaya çıkardığı fırsatların analizi: yenilik ocakları ya da yenilik kaynaklarının sürekli analiz edilmesi yapılabilecek yenilikleri ortaya çıkarır. Her kaynak farklı zamanlarda fırsatlar sunabilir. Önemli olan fırsatları zamanında yakalamak ve bu fırsatlar içinde en umut verici olanı seçmek olmalıdır.
- Algılamak, soru sormak ve dinlemek: yenilikçiler, yeniliğin nasıl bir şey olması gerektiğini anlayabilmek için, yeniliğin yapılacağı noktanın özelliklerini beklentilerini, değerlerini ve ihtiyaçlarını anlayabilmek için gözlemler yaparak onlarla ilgili soru sorar ve dinler. Yapılacak yeniliği analitik olarak araştırır.
- Belirli, basit ve odaklanmışlık: yenilik herkes tarafından anlaşılabilir, kullanılabilir ve belli bir özelliği olan sorun çözecekse soruna, fayda sağlayacaksa ihtiyaca odaklanabilen etkin bir sonuç sağlamalıdır.
- Küçük başlangıçlar: yenilikler önce küçük başlar, küçük tasarlanır, daha sonra büyüyebilir.
- Dehanın değil çalışmanın ürünü olması: yeniliklerde bilgi ve zeka gereklidir. Ancak tek başına yeterli değildir. Sıkı amaçlı ve odaklı çalışma, sabırlı ve gayretli olmak gereklidir. Yenilik için amaçlar konmalı, bu amaçlar yenilikleri zorlamalıdır.
- Kapsamlı ve açık iletişim: kurum içinde ya da bağımsız olarak yenilikçiler arasında etkileşimin gerçekleşmesi, destekleyici iletişim sağlanmasıyla mümkündür. İşletme içindeki departmanlar, bilimde disiplinle, toplumda insanlar birbirleri arasında duvarlar örerlerse, iletişim kanallarını tıkarlarsa iletişim engellenir. Bu da yaratma sürecini çalışamaz duruma getirir.
- Ödül ve takdir: özellikle yenilikçilik güdüsünü harekete geçirmek için ödül ve takdir kullanılmaktadır. Parasal ödüllerden çok psikolojik ödüller daha etkili olmaktadır.
YENİLİK SÜREÇLERİ
Yenilik, tanımı gereği sadece fikir değildir. Fikrin gerçeğe dönüşmesidir. Yenilik bir dizi süreç sonucunda gerçekleşir. Diğer süreçler gibi onun da yönetilmesi gerekir. Yenilik süreci yaratıcı bir fikirle başlar. Günümüzde yenilik doğrusal modellerle başlamaktadır.
Etkileşimli yenilik sürecinde dış kuruluşlarla iki tür etkileşim mevcuttur. İlki tedarikçiler, müşteriler e diğer işbirliği yapılan kuruluşlardır. Diğeri ise bilim ve teknoloji ile yapılan işbirliğidir. Etkileşimli yenilik 5 süreçte oluşur. Bunlar; fikrin yaratılması en uygun fikrin seçilmesi, fikrin ürün ve hizmete dönüştürülmesi ve arzın yapılmasıdır. İş planları;
- Yönetimin karar ve beklentilerine odaklanmasını sağlar,
- Strateji geliştirme ve izlenmesi konusunda çerçeve oluşturur.
- Taraflar için bilgi ve iletişim dokümanı oluşturur.
- Performans karşılaştırmasında kullanılır.
Yenilik; karalama yoluyla yenilikle başlar, tasarımla devam eder ve yönlendirmeyle sona erer. Önemli olan her aşamada huni etkisiyle azalarak sadece çok az sayıda yenilik ticari hale gelebilmektedir. Yenilik süreçleri iki aşamalı süreç olarak da gösterilmektedir.
- Yaratıcı aşama-yaratıcı fikirlerin üretimi
- Uygulama aşaması- yaratıcı fikirlerin uygulamaya konması
Diğer yandan bunların dışında fikirlerin geliştirildiği bir ara aşama olarak da kabul edilen üçlü bir süreç de oluşturulmaktadır.
- Yaratıcı fikir üretme
- Yaratıcı fikir geliştirme
- Yaratıcı fikri ticarileştirme veya uygulama
YENİLİK TÜRLERİ
OECD tarafından bilim ve teknoloji faaliyetleriyle ilgili hazırlanan el kitabında yenilik üçe ayrılmaktadır. Bunlar;
- Teknolojik ürün yenilikleri
- Teknolojik süreç yenilikleri
- Örgütsel yenilikler
a) Teknolojik ürün yenilikleri: ürün ve hizmetlerde yapılan değişimler ürün yeniliği olarak tanımlanmaktadır. Teknolojik ürün yeniliği, yeni bir ürün olabileceği gibi geliştirilmiş bir ürün de olabilir. Amerikan şirketi 3M teknolojik ürün yeniliğini A,B ve C tipi yenilik olarak üçe ayırmaktadır. A tipi yenilikte yeni iş alanı ve sektör yaratılır. B tipi yenilik, tüketicinin istediği bilinen bir ürünle ilgili yeniliktir. Bu yenilik, rekabet tabanını değiştirir ve yeni uygulama alanları bulunur. C tipi yenilik ise alanı genişletmektedir e dile gelişilen tüketici ihtiyaçlarıyla ilgilidir.
b) Teknolojik süreç yenilikleri: Teknolojik süreç yeniliğinde şimdiye kadar bilinmeyen bir süreç çıkarılabilir. Buna yeni süreç denilir. Ayrıca bilinen veya varılan süreçte değişiklikler de yapılabilir. Buna da geliştirilmiş süreç denilir.
c) Örgütsel yenilik: örgütsel yenilik, örgüt yapısında ve işyerinde yapılan yeniliktir. Örgütsel yenilik şu durumlarda biri şeklinde ortaya çıkar;
- Örgüt yapısının önemli sayılabilecek şekilde değiştirilmesi
- Gerişmiş yönetim tekniklerinin uygulanması
- Yeni stratejilerin uygulanması