GEZGİN ŞEHMUZ İLE VEZİR CAMBAZ ALİ
Gezgin Şehmuz daha önce adını hiç duymadığı bir ülkeye gitmiş. Bu ülkenin insanları mert
dürüst ve cengaver kimselermiş. Komşu ülkelerden birisi hariç diğerleriyle iyi geçinirlermiş. O iyi geçinemedikleri ülkenin kralı kendi halkına bile rahat
huzur vermezmiş. Ortada hiçbir sebep yokken sefere çıkılacak diye para toplar
genç-yaşlı demeden herkesi silah altına alır
küçük bir sınır olayını bahane ederek komşu ülkelerden birine saldırıp savaş çıkarırmış. Gezgin Şehmuz’un ziyaret ettiği ülkenin hükümdarı iki ay önce ordusuyla birlikte şımarık krala haddini bildirmek için
sınırı geçmiş. Oğlu on dört yaşında olduğundan ülkenin yönetimini Vezir Cambaz Ali’ye bırakmış.
Gezgin Şehmuz köy
kasaba
şehir demeden ülkenin birçok yerini gezmiş
dolaşmış
yeni insanlarla tanışmış. Anlatmışlar
dinlemiş; anlatmış
dinlemişler. Bir gün akşamüzeri gecelemek için bir han önünde durmuş. Atını ahıra bakan hizmetkara teslim edip hana çıkmış. Akşam yemeği biraz sonra yenilecekmiş. Kendisini sofraya buyur etmişler. Yemekler yendikten sonra
Gezgin Şehmuz ocağın önüne oturmuş
diğer dört yolcuyla sohbet etmeye başlamış. Aradan yarım saat geçmiş geçmemiş
han kapısı kuvvetlice çalınmış. Hancı kapıyı açar açmaz içeri on bir tane asker girmiş. Gezgin Şehmuz ve öteki yolculara: “ Bize karşı gelmezseniz
size zarar gelmez. Sesinizi çıkarmayın. Yemek yiyip birkaç saat sonra çekip gideceğiz “ demişler. Orada bulunanların ellerini
ayaklarını bağlayıp
mahzene kapatmışlar.
Yüzbaşı Halil ve askerleri Vezir Cambaz Ali görevli olarak göndermiş. Cambaz Ali
maliye işlerinden sorumluymuş. Hazinede toplanan paralar
altınlar
gümüşler
onun hazine defterine yazılırmış. Gelirler
giderler
harcamalar bu defterde açıkça belirtilirmiş. Vezir olduğu ilk yıllarda maliye işlerini dürüst bir şekilde idare etmiş ve padişahın güvenini kazanmış. Sonraları padişahın güvenini kötüye kullanmaya başlamış
yoksulluk sınırının biraz ötesinde yaşayan halktan alınan vergileri çoğaltarak
bu paralarla akıl almaz harcamalar yapmaya
kendisine evler
araziler satın almaya başlamış. Padişahın iki aydır ülke dışında olmasından yararlanan Cambaz Ali
üst düzeydeki yöneticiliklere kendi adamlarını tayin ederek
bir oldu-bitti ile padişah olmak istiyormuş. Padişahın oğlu Şehzade Veli bir ay önce bu durumun farkına varmış. Bir gece gizlice vezirin odasına girip hazine defterini
padişahın mührünü ve önemli evrakları almış
padişaha durumu haber vermek için
kendisine çok bağlı dört adamıyla birlikte saraydan ayrılmış.
Sabahleyin hazine defteri
padişahın mührü ve önemli evrakların çalındığını
gece yarısı şehzadenin saraydan ayrıldığını öğrenen Cambaz Ali
hemen Yüzbaşı Halil’i takibe çıkarmış. Yüzbaşı Halil askerlerle birlikte şehzadenin peşine düşmüş. Günlerce şehzadenin izini sürdükten sonra
kestirmeden onların önüne çıkıp
bu hana gelmişler. Şehzade mecburen bu hana uğrayacakmış
çünkü şehirler arasındaki yollarda dinlenme yerleri fazla değilmiş ve araları oldukça uzakmış. Gece yarısına doğru şehzade ve dört adamı han kapısından içeri girer girmez kıskıvrak yakalanmışlar. Hazine defteri
padişahın mührü ve önemli evraklar gelenlerin üstünde bulunamamış. Bu duruma çok sinirlenen Yüzbaşı Halil: “ Ben size onları sakladığınız yeri söyletirim “ diye bağırmış ve askerlere dönerek: “ Bunları mahzene indirip bağlayın. Ben az sonra geliyorum “ diye emir vermiş.
Yüzbaşı Halil mahzende direklere bağlanmış olan şehzade ve adamlarının karşısına geçerek: “ Beyler
şimdi söyleyin bakalım
evraklar nerde? “ diye sormuş.
Şehzade Veli:
“ Evraklar padişah babamın
neden sana vereyim? Evrakları aldığın zaman Vezir Cambaz Ali’ye vermeyecek misin sanki? O vezir ki
bu ülkeyi uçuruma sürüklüyor. Halkın parasını kendi çıkarı için kullanıyor. Babam iki aydır seferde olduğundan saraydaki ve ülke içindeki yöneticileri değiştiriyor. Amacı belli: Tahtı ele geçirip
padişah olmak. Böylesine hıyanet içinde bulunan birinin oyuncağı olduğun için utanç duymalısın yüzbaşı. “
Şehzadenin söyledikleri karşısında önce bir adım gerileyen yüzbaşı:
“ Yalan bunlar
yalan!..Hepsi yalan. Hepimiz padişahımızı çok severiz ve gönülden bağlıyız. Vezir için söylediklerinin hepsi iftira. Padişahımız kendisine güvenmeseydi sefere giderken ülke yönetimini bırakmazdı. Sense veziri kıskandın. Evrakları çaldın
kaçıyorsun. Tahtı ele geçirmek isteyen sen olmayasın sakın “ dedikten sonra tekrar sormuş: “ Son defa soruyorum. Evrakları nereye sakladığınızı söyleyin? Yoksa zor kullanmak zorunda kalacağım. “
Yüzbaşı Halil biraz bekledikten sonra
şehzadenin üstüne yürüyerek
yumruğunu vurmak için kaldırmış. İşte tam bu sırada han görevlileri ve yolcularla birlikte elleri
ayakları bağlı vaziyette oturan Gezgin Şehmuz söze karışmış ve şöyle demiş:
“ İnsan yumruğunu sıktığı zaman gerçeği
avucunun içinde parmaklarıyla tuttuğunu sanır. Gerçekleri göremeyen gözler daima yanılırlar. Yüzbaşı!..Parmaklarını gevşetip yumruğunu açmanı isterim. Avucunun içinde sandığın gerçek kocaman bir hiç. “ Mahzende bulunanlar başlarını Gezgin Şehmuz’un bulunduğu tarafa çevirmişler. Yüzbaşı daha sonra havada asılı kalan yumruğunu açmış
bakmış…
Gezgin Şehmuz:
“ Bir ay önce ülkenize geldim. Şehirler
kasabalar
köyler gördüm. Pek çok insanla tanıştım. Vezir Cambaz Ali’nin on kuruşluk bir işi elli kuruşa mal ettiğini söylediler. Şehzadenin söylediklerine katılıyorum. Az önce
padişahımızı çok severiz ve gönülden bağlıyız
dedin. Bu bağlılığı göstermenin zamanı geldi. “
Bunun üzerine yüzbaşı şunları söylemiş:
“ Bunlar ne kadar derin ve anlamlı sözler. Etkilenmemek elde değil. Ancak bir bilge bu şekilde konuşabilir. Arkadaş
kimsin sen böyle? “
“ Ben Gezgin Şehmuz’um. “
“ Vay
sen Gezgin Şehmuz musun? Neden daha önce söylemedin? Çözün gezgini. “
Şehzade ve diğer bağlı bulunanlar da serbest bırakılmışlar. Yıllardır maceralarını dinledikleri Gezgin Şehmuz işte karşılarındaydı. O
daima doğru düşünür
doğru söylerdi. Mutlak tarafsızlık ilkesine sıkı sıkıya bağlıydı. Şimdiye kadar gezdiği
dolaştığı birçok ülke halkına büyük yararları dokunmuştu. Herkes
onun öğrettiklerinden payını alıyordu. Daha sonra Gezgin Şehmuz
Şehzade Veli
Yüzbaşı Halil ve diğer askerler atlarına binip padişahı karşılamak üzere güneye doğru yollarına devam etmişler. Padişah ise
ordusuyla birlikte sınırı geçtikten sonra düşman karargahına yaptıkları ani bir baskınla şımarık kral öldürülmüş
yerine barış yanlısı bir kral tayin edilmiş. Büyük bir savaş olmadan iki ülke arasında barış antlaşması imzalanmış.
Dönüş yolunda padişahı
Gezgin Şehmuz
Şehzade Veli
Yüzbaşı Halil ve diğer askerler karşılamış. Şehzade
padişaha
Gezgin Şehmuz’u tanıştırdıktan sonra bütün olanları anlatmış. Buna çok sinirlenen padişah ordusuyla birlikte ileri yürüyüşe geçmiş. Planlarının bozulduğunu öğrenen Cambaz Ali
devlet hazinesinde altın-gümüş değerli ne varsa bir arabaya yükleyip saraydan kaçmış. Komşu bir ülkeye sığınmak için batıya doğru giderken
yolda kendisini tanıyan köylüler tarafından yakalanmış. Padişaha teslim edilmiş. Şehzadeden şüphelendiği ve hata yaptığı için onuru kırılan Yüzbaşı Halil’in istifası kabul edilmiş. Gezgin Şehmuz
sarayda iki ay misafir kalmış. Padişah
şehzade ve diğer yöneticilerle en iyi devlet yönetiminin halk yararına olan birçok sorunun çözümlenmesiyle gerçekleşeceği konusunda fikir birliğine vardıktan sonra
yeni ülkeler görmek
yeni insanlarla tanışmak üzere atına binip yollara düşmüş.
Gezgin Şehmuz daha önce adını hiç duymadığı bir ülkeye gitmiş. Bu ülkenin insanları mert
Gezgin Şehmuz köy
Yüzbaşı Halil ve askerleri Vezir Cambaz Ali görevli olarak göndermiş. Cambaz Ali
Sabahleyin hazine defteri
Yüzbaşı Halil mahzende direklere bağlanmış olan şehzade ve adamlarının karşısına geçerek: “ Beyler
Şehzade Veli:
“ Evraklar padişah babamın
Şehzadenin söyledikleri karşısında önce bir adım gerileyen yüzbaşı:
“ Yalan bunlar
Yüzbaşı Halil biraz bekledikten sonra
“ İnsan yumruğunu sıktığı zaman gerçeği
Gezgin Şehmuz:
“ Bir ay önce ülkenize geldim. Şehirler
Bunun üzerine yüzbaşı şunları söylemiş:
“ Bunlar ne kadar derin ve anlamlı sözler. Etkilenmemek elde değil. Ancak bir bilge bu şekilde konuşabilir. Arkadaş
“ Ben Gezgin Şehmuz’um. “
“ Vay
Şehzade ve diğer bağlı bulunanlar da serbest bırakılmışlar. Yıllardır maceralarını dinledikleri Gezgin Şehmuz işte karşılarındaydı. O
Dönüş yolunda padişahı