-
- Katılım
- Haziran 16, 2011
-
- Mesajlar
- 1,705
-
- Tepkime puanı
- 1
-
- Puanları
- 293
-
- Yaş
- 47
Bir gün sormuşlar ermişlerden birine;
"-Sevginin sadece sözünü edenlerle, onu yaşayanlar arasında ne fark vardır?"
"-Bakın, göstereyim" demiş, ermiş.Önce sevgiyi dilden gönlüne indirememiş olanları çağırarak onlara bir sofra hazırlamış. Hepsi
oturmuşlar yerlerine. Derken tabaklar içinde sıcak çorbalar gelmiş ve arkasından derviş kasıkları denen bir metre boyunda
kaşıklar gelmiş.Ermiş, bu kaşıkların ucundan tutup
öyle yiyeceksiniz diye bir de şart koymuş. Peki demişler ve içmeye
teşebbüs etmişler. Fakat o da ne?Kaşıklar uzun geldiğinden bir türlü
döküp saçmadan götüremiyorlar ağızlarına. En sonunda bakmışlar
beceremiyorlar, öylece aç kalkmışlar sofradan.
Bunun üzerine "şimdi," demiş ermiş, "sevgiyi gerçekten bilenleri
çağıralım yemeğe.."Yüzleri aydınlık, gözleri sevgi ile gülümseyen ışıklı insanlar gelmiş oturmuş sofraya bu defa. Buyurun deyince, her biri uzun boylu kaşığı çorbaya daldırıp, sonra
karşısındaki kardeşine uzatarak içirmiş. Böylece her biri diğerini
doyurmuş ve şükrederek kalkmışlar sofradan.
"-İşte" demiş ermiş, "Kim ki gerçek sofrasında yalnız kendini görür ve doymayı düşünürse, o aç kalacaktır. Ve kim kardeşini düşünür de doyurursa o da kardeşi tarafından doyurulacaktır şüphesiz, ve Şunu da unutmayın;“Gerçek pazarında alan değil veren
kazançtadır daima...”
"-Sevginin sadece sözünü edenlerle, onu yaşayanlar arasında ne fark vardır?"
"-Bakın, göstereyim" demiş, ermiş.Önce sevgiyi dilden gönlüne indirememiş olanları çağırarak onlara bir sofra hazırlamış. Hepsi
oturmuşlar yerlerine. Derken tabaklar içinde sıcak çorbalar gelmiş ve arkasından derviş kasıkları denen bir metre boyunda
kaşıklar gelmiş.Ermiş, bu kaşıkların ucundan tutup
öyle yiyeceksiniz diye bir de şart koymuş. Peki demişler ve içmeye
teşebbüs etmişler. Fakat o da ne?Kaşıklar uzun geldiğinden bir türlü
döküp saçmadan götüremiyorlar ağızlarına. En sonunda bakmışlar
beceremiyorlar, öylece aç kalkmışlar sofradan.
Bunun üzerine "şimdi," demiş ermiş, "sevgiyi gerçekten bilenleri
çağıralım yemeğe.."Yüzleri aydınlık, gözleri sevgi ile gülümseyen ışıklı insanlar gelmiş oturmuş sofraya bu defa. Buyurun deyince, her biri uzun boylu kaşığı çorbaya daldırıp, sonra
karşısındaki kardeşine uzatarak içirmiş. Böylece her biri diğerini
doyurmuş ve şükrederek kalkmışlar sofradan.
"-İşte" demiş ermiş, "Kim ki gerçek sofrasında yalnız kendini görür ve doymayı düşünürse, o aç kalacaktır. Ve kim kardeşini düşünür de doyurursa o da kardeşi tarafından doyurulacaktır şüphesiz, ve Şunu da unutmayın;“Gerçek pazarında alan değil veren
kazançtadır daima...”