Gerçek aşk ve geçici heves arasındaki 7 fark

Konu sahibi son olarak 7 gün önce görüldü

Gerçek aşk testleri çok, bunun için ille de 10 soruyu cevaplamanıza gerek yok. İlişkimizden şüpheye düştüğümüzde, 'acaba mı' dediğimiz her an kendimizi bir gerçeklik kaygısının içinde buluruz. 'Beni gerçekten seviyor mu?', 'Bir yalanın içinde miyim' çok normal. Hepimiz ilişkimiz yeni de olsa, eski de olsa bu buhranlı süreçlere girebiliyoruz. Peki ilişkin gerçek bir aşk mı yoksa öylesine oyalandığın bir süreç mi nasıl anlarsın? Bunun işareti var.


1621803575753.png



1.Biri endişedir, öteki takıntı


Onunla ilgili endişeleniyor musunuz? İş yerindeki problemleri sürüyor mu? Kardeşiyle barıştı mı? Onun için hazırladığınız yemeği beğendi mi? Elbette sevdiğimiz herkesle ilgili endişeleniriz ama söz konusu aşk olduğunda endişenin şekli değişir. Obsesif ya da negatif bir endişe değildir, sadece onun iyi ve mutlu olduğundan emin olma telaşıdır.




2.Biri kalpten 'evet der', öteki baskıdan


Çoğu romantik ilişkide, işleri bir sonraki aşamaya geçirme baskısı vardır. Hazır hissetmediğiniz şeyleri bu baskı yüzünden yapmamalısınız. Gerçekten aşık olduğunuzda atılacak her adım kendi iradenizle olmalıdır, bu iki taraf için de geçerli. Baskının ilişkinizi mahvetmesine izin vermeyin.


3.Biri gördüğü anda tutulur, öteki tanıdıkça


Gerçek aşk birdenbire oluşmaz. Yıldırım aşkı diye bir şey yoktur; görür görmez hissedilen aşk değil, karşılıklı çekim olabilir. Pek çoğumuz bu tip yargıları kendimiz yaratıyoruz. Gerçekte görünüşü, davranışları ve konuşmalarıyla tam aradığımız gibi birini bulmak yalnızca çekim duymak anlamına gelir. Elbette bu çekim aşka da dönüşebilir, ancak bunun için zaman şarttır.


4.Biri kıskanır, öteki sadece merak eder


Kıskançlık gerçek aşkın göstergesi değildir. Özellikle gençlerin sıklıkla düştüğü bir yanılgı, ne kadar çok kıskanılırsa o kadar çok aşık olunduğudur. Birbirini gerçekten seven iki insan arasında bir miktar kıskançlık olması doğaldır. Öte yandan sahiplenme duygusunun aşkla ilgisi yoktur. Psikanalist Dr. Theodor Reik, kronik kıskançlık çeken kişilerin bilinçaltında güvensizlik duygusu yaşadıklarını, bu duygunun da sevilmeye duyulan aşırı bir açlığa götürdüğünü açıklıyor. Yani ortada aşk yokken dahi aşırı derecede kıskanç olunabiliyor.




5.Biri ortak iyiyi düşünür, diğeri bencildir


Aklını alamamak, iç çekmek, hayallere dalmak sevginin değil, takıntının göstergesidir. Gerçek aşk karşıdaki kişiye yönlendirilir; bütün davranışlar sevilen kişinin iyiliği ve mutluluğunu sağlamak içindir. Takıntı ise ben-merkezcidir. Kişi karşısındakini düşünmez, kendi mutluluğuna/mutsuzluğuna odaklanır. Bu durumda aşık olunan sevgili değil, aşkın kendisidir.


6.Biri uzak kaldıkça güçlenir, öteki unutur


Aşk uzaklıkla azalmaz. Bir kimseyi birlikteyken daha fazla seviyorsanız, onun cazibesinden ve heyecanından etkilendiğiniz anlamına gelir. Başınızı döndürmek için yanınızda olmadığı zaman bazı şüpheler baş gösterir. Bir başka deyişle; bu suni bir aşktır.


7.Biri kurtuluş yolu olarak görür, öteki hayat arkadaşı


Mutsuz bir ev yaşamı kişiyi aşık olduğu yanılgısına sürükleyebilir. Evlilik danışmanları, pek çok kişinin dayanılmaz bulduğu evinden ve ailesinden kaçmak için evlendiğini belirtiyor. Pek çok genç kız, sevgilisini, kendisini sıkıntılardan kurtaracak beyaz atlı prens olarak görüp aşık olduğunu sanıyor. Oysa tek istediği kurtulmak, aşk değil.
 
benim için ne yaparsın diyen olursa
portakal soyarım deyin
 
Ben içeriği yazanı merak ediyorum. Kim acaba ? @VERA
 
Geri