Genel Bilgiler ~

Konu sahibi son olarak 2490 gün önce görüldü
bilgi.jpg


 
swift1778.jpg


Osmanlıda ilk buharlı gemi SWİFT

Osmanlı denizciliğini gemi inşa teknolojisindeki gelişmelere göre üç döneme ayırmak mümkündür. Bu dönemlerden ilki kürekli gemiler dönemidir. Osmanlı Donanması’nda, devletin kuruluş döneminde kıyılara ulaşıldığında Akdeniz’deki geleneğe uygun olarak kadırga tipi kürekli gemi, ana savaş unsuru olarak kullanılmıştır. Kürekli gemilerde esas hareket ettirici güç olarak kürek kullanılmakla beraber rüzgârlı havalarda ve açık denizlerde yardımcı seyir elemanı olarak yelken de kullanılıyordu. Osmanlı Donanması’ndaki kürekli gemilerin, yerini yelkenli gemilere bırakması 17. yüzyılda gerçekleşmiş ve 1682’de Osmanlı denizciliğinin ikinci dönemi başlamıştır.

19. yüzyıldaki sanayi gelişmeleri ise gemi inşasındaki yenilikleri de etkilemiş böylece Osmanlı denizciliğinin son dönemini ve günümüz Türk denizciliğinin de temelini oluşturan buharlı gemiler kullanılmaya başlanmıştır.

Bilindiği gibi ilk defa buhar makinesini İngilizler kullanmıştır. 1775 yılında James Watt, buharlı makineyi bulup buhardan hareket enerjisini elde etmiştir. Buhar makinesi, Endüstri İnkılabı adı altındaki gelişmelerde anahtar rolü oynadı. Başlangıçta pompalarda ve tekstil makinelerini işletmekte kullanılan buharlı makineler özellikle 18. yüzyılın ikinci yarısında gelişmeye başlamıştır.

Buhar gücünden gemilerde yararlanan kâşif Amerikalı Robert Fulton, ilk çalışmalarına İngiltere’de başlamıştır. Daha sonra 1797’de Paris’e giderek, orada buhar ile hareket eden bir bot inşa etmiş ve bunun tecrübelerini Seine Nehri’nde yapmıştır (1803). Fulton üç sene sonra Amerika’ya dönerek buharla hareket eden ilk istimbotu yapmıştır. Başlangıçta buhar kuvveti yelkene yardımcı sevk edici kuvvet olmak üzere gemilere konulmuştur. İşte gemi inşasını etkileyen sanayi gelişmelerinden birincisi Fulton’un “Demologus” ya da “Fulton’un I Numarası” isimli Amerikan dubasına 1815’te buhar makinesini ve yandan çarkı uygulaması olmuştur. Fakat Fulton’un gemisi direk ve yelkenlerle de donatılmıştı. Fulton’un Demologus’a tatbik ettiği buhar gücü, rüzgâra bağlı olmadan sevk ve idare bakımından savaş gemisi tasarımı tarihinde en büyük ilerlemelerden biri oldu. 1819 senesinde İngilizler, yelkenli bir gemiye buhar makinesi koymuşlar ve bu gemi ile Amerika-Georgia’dan İngiltere’deki Liverpool’a 26 günde giderek ilk defa vapurla okyanusu aşmışlardır.

Buharın rüzgâr ve gelgit olayları karşısındaki gücü anlaşılıp bu yeni teknoloji ticaret gemilerinde kullanılırken buhar gücünün savaş gemilerinde kullanılması konusunda ise ilerleme kaydedilmedi. Çünkü gemilerin bordalarında yani yan taraflarında farklı bir tasarımı gerektiren çarklar, bordalardaki topların yerlerini aldıkları için geminin savaş gücünü azaltıyordu. 1815-1830 yılları arasında ahşap yelkenli gemiler, donanmaların esas unsuru olmaya devam etmekle birlikte ilk buharlı gemiler de donanmalarda yer almaya başlamıştır. Donanmaların çoğu ilk buharlı gemilerini İngiltere’deki özel tersanelerden satın alıp geleneksel silahlarla donatmışlardır. 4 Haziran 1828 tarihli ferman ile de Swift Vapuru Tersâne-i Âmire’ye bağlanmıştır.

Osmanlı’da İlk Buharlı Gemi

Dünyada bu gelişmeler yaşanırken Osmanlı’da 24 Kasım 1820’de Eflak-Boğdan’da başlayan ayaklanma, Mora Yarımadası’na yayılmıştı. Yunan İsyanı, buharlı gemilerin savaş alanında göründüğü ilk savaş oldu. Aynı zamanda Osmanlı Donanması da savaş alanında ilk defa buharlı gemilerle karşılaştı. Yunanlıların İngiltere’den satın aldığı 400 tonluk yandan çarklı Karteria, savaşa giren ilk buharlı gemi olmuştur. 1826 yılı sonlarına doğru İngiltere’den hareket ederek Atina önlerine Nisan 1827’de demirleyen Yunanlıların buharlı gemileri, Osmanlı resmî yazışmalarında “buharla yürür gemiler” veya “vapur tabir olunur buhar gemisi” olarak tarif edilmiştir.

1827 yılının Ağustos ayının ortalarında bir başka İngiliz buharlı gemisi ise Osmanlı sularına girerek İzmir’e gelmiştir. Swift adlı bu vapur, İskoçyalı Kaptan Kelly (bazı kaynaklara göre Kellie) idaresindeki altı İngiliz tarafından kullanılıyordu. Swift Vapuru 1801’de yelkenli olarak inşa edilmiş, 1822 yılında makine yerleştirilerek “yandan çarklı” bir gemiye dönüştürülmüştü. Swift’te her biri 40’ar beygir kuvvetinde iki çark ve iki büyük kazan ile çarkları döndürmek için de bir tane beygir bulunuyordu. 80 beygir kuvvetindeki vapurun ebadı hakkında resmî yazışmalarda bir bilgiye rastlanmamış olmakla birlikte günümüz araştırmacılarına göre boyu 32,4 veya 39,6 metre, genişliği ise 9,8 metre veya 6,7 metreydi. Vapurun vasatında yani orta kısmında maun kaplı ve altı ranzalı, personele ait geniş bir kamara; baş tarafında ise biri kaptana ait olmak üzere iki küçük kamara ile bir mutfak vardı. Vapurda dört adet çakmaklı demir top ve bir adet uzun top, ayrıca bir tane de küçük top mevcuttu.

Yaklaşık 200 ton ağırlığındaki vapur, yelken ve buharla çalışıyordu. 1831 yılında saatte en fazla altı mile yakın yol yapan Swift’in teknesi siyah, üst kısmı beyaz boyalıydı. Swift Vapuru ismini, Gulliver Seyahatleri’ni yazmış meşhur yazardan alıyordu. Swift, “kılıç kırlangıcı” ve “çabuk, atik, hızlı” yani süratli anlamlarında İngilizce bir kelimedir.

Vapurun İstanbul’a getirilmesi için Sultan İkinci Mahmud’un (1808-1839) izin vermesi beklenirken Türk-Mısır Birleşik Donanması 20 Ekim 1827’de İngiliz-Fransız-Rus Birleşik Donanması tarafından Navarin’de imha edildi. Padişahın iradesi gelince İzmir’den hareket eden vapur 20 Mayıs 1828’de Çanakkale’yi geçerek ertesi sabah Silivri önlerine ulaştı. Saat 14.00’dan önce kuzeyden esen rüzgâra ve akıntıya karşı Sarayburnu’nun etrafından dolaşan vapurun İstanbul Limanı’na girişini ve İstanbul’da ilk defa görülen buhar gücüyle hareket eden bu geminin halk tarafından karşılanışını, vapurla birlikte gelen seyyah Mac Farlane, şu şekilde anlatmaktadır:

“…Türklere buharın avantajlı olduğu düşüncesini vermek için vahşi karşı rüzgâr ve dar boğazın hızlı akıntısının birleşimi takdire değer şekilde hesaba katılmıştı. Constantinople’ı taşıyan sahiller boyunca inanılmaz büyük bir insan yığını toplanmıştı; biz geçerken şaşkınlık ve heyecan içinde bakıyorlardı; çünkü bu bölgede görülen ilk buharlı gemiydi bu. Hislerinin ispatı, onlara rüzgârın Karadeniz’den sert estiğini ve akıntının ezeli şiddetinin sürdüğünü anlatıyordu ama gemi hızla ilerliyordu. Bazı gruplar kollarını kaldırıp bizi işaret ederken, atlarının terkisinde olan diğerleri bizimle aynı anda ilerleyerek bu muazzam hadisenin ne zaman biteceğini öğrenmek istiyorlardı. Kıyı boyunca bazı bataryalardan da (sonradan edindiğimiz bilgiye göre) hoş olmayan merak belirtileri alıyorduk; topçular bütün cahillikleriyle gemiyi sıra dışı bir brulot sanarak bize ateş açmaya kalkıştılar…”

Uzun bacasından dumanlar çıkararak hareket eden Swift Vapuru’nun, İstanbul halkı tarafından brulot yani ateş gemisi sanıldığı için merak ve korku ile karşılandığı anlaşılmaktadır. Ateş gemilerinin içi yanıcı ve patlayıcı madde dolu olup mürettebatı tarafından hedefe götürüldükten sonra ateşe verilerek düşman gemileri yakılırdı.

Haliç’e demirleyen Swift, İstanbul’a ulaşmasından birkaç gün sonra Darphâne-i Âmire Emini olan tüccar Kazzaz Artin Harutyun Bezciyan marifetiyle Osmanlı Devleti adına 320.000 kuruşa satın alınmıştır. Osmanlı Bahriyesi’nin bu ilk buharlı gemisinin satın alınması hatırasına Sultan İkinci Mahmud, Bezciyan’a arkasında Swift Vapuru’nun motifi bulunan gümüş bir ayna hediye etmiştir.

Geminin içinde mevcut edevatın dökümü yapılmış, Kaptan Kelly, Swift’le ilgisi olmadığını gösterir 13 Mayıs 1828 tarihli bir senet vermiştir. 4 Haziran 1828 tarihli ferman ile de Swift Vapuru Tersâne-i Âmire’ye bağlanmıştır. Tarihçi Ahmed Lütfi, bu hadisenin, Tersane için vapur alınmasının başlangıcı olduğunu yazmaktadır.

Vapur padişaha tahsis edilince padişahın kullanacağı kamara yeniden döşenmişti. Yerlere Wilton halısı serilmiş, en güzel ipek ve satenlerle kaplanmış iki yatak, bir divan, alaturka tarzında bir tuvalet vb yerleştirilmişti. Padişahın kamarası, görenler tarafından küçük ancak harikulade olarak tanımlanmaktaydı.

Osmanlı Devleti’nin ilk buharlı gemilerinin adlandırılması Fransızca buhar gemisi anlamında ‘bateau à vapeur’ tamlamasından yalnız ‘vapeur (vapör) = buhar, buharlı’ kelimesinin alınması ve Türk ağzında ‘vapur’a çevrilerek buhar kuvvetiyle işleyen gemi yerine kullanılmasıyla gerçekleşmiştir. Vapur kelimesinin errehâne ve haddehâne vapurları (fabrikaları), vapur fabrikaları (buharlı makine imal eden fabrikalar), vapur arabası (lokomotif, tren) ve hava vapuru (balon) şeklinde buhar ile çalışan makineleri ve araçları tanımlamakta da kullanıldığı bilinmektedir. Vapurhane ise fabrika yerine kullanılan tabirdi. İlk zamanlarda buhar yerine vapur denildiği için buharla işleyen imalathane ve fabrikalara bu ad verilmişti. Günümüzde vapur kelimesi, deniz toplu ulaşım araçlarından bir tipin adı olarak kullanılmaktadır.

İkinci Buharlı

Swift Vapuru satın alındıktan bir süre sonra, 1829 yılında İngiliz tüccarından Bulak, Osmanlı Devleti’ne başvurarak sahibi tarafından kendisine gönderilmiş olan Hylton Jollife adlı buharlı geminin İzmir’e gelmiş olduğunu, geminin görülmesini ve beğenilirse satılacağını bildirmişti. İngiliz Bahriyesinin eski albaylarından Hanchet idaresindeki vapurun 12 Frenk mürettebatı bulunuyordu.

Aslında bir İskoç alamanası yani balıkçı gemisi olan Hylton Jollife vapurunun boyu 38,5 metre, genişliği 6,7 metre ve derinliği 4 metreydi. Bulak’ın verdiği bilgiye göre bu gemi iki sene önce inşa edilmişti. Vapur 12-15.000 kile yükü alabilecek büyüklükte olup gerektiğinde 200 kişi ve 10 topu bütün kumanya ve mühimmatı ile birlikte istenilen yere götürecek güçte bulunuyordu. Bu vapur da Swift gibi 1831’de saatte en çok altı deniz mili yol alabiliyordu.

Bulak, geminin güzel bir şey olduğunu ancak küçük denir ve daha büyüğü istenirse onu da getirebileceğini anlatarak izin verildiğinde on güne kadar İstanbul’a getireceğini ve kıymetinin de 600.000 kuruş olduğunu belirtmiştir. Bulak’ın teklifi değerlendirilmiş ve padişah İkinci Mahmud Han tarafından Kaptan Paşa’nın gemiyi İstanbul’a getirterek muayene etmesinin bir mahzuru bulunmadığına dair irade verilmiştir.

Bulak daha sonra Bâbıâlî’ye çağrılarak buhar gemisi için pazarlık yapılmış ve tüccara Darphâne-i Âmire’den 1.250 kese akçe ödenmiş, vapurun içindeki alet ve edevat sayılarak 2 Temmuz 1829’da padişah fermanıyla gerekli yerlere kaydı yapılmıştır.

Hanchet ise yaşlı olduğundan ülkesine gitmesine izin verilmiş ve gemi, satın alınma tarihinden itibaren Swift’in kaptanı olan Kelly’nin idaresi altına verilmiştir. Bu nedenle Kelly’nin aylığına 3.000 kuruş zam yapılarak 8.000 kuruşa çıkarılmıştır.

Osmanlı Bahriyesi’nin ilk buharlı gemilerine Türkçe isimler verilmediği anlaşılmaktadır. Buharlı gemiler satın alındığında orijinal adları resmî kayıtlarda Türkçe söylenişleri ile yer almış, ‘buhar ile yürür gemi’ veya ‘vapur isimli gemi’ olarak tanımlanmıştır. Dönemin kaynakları bu gemilerden ‘buhar sefinesi” yani ‘buhar gemisi’, ‘vapur’ ve ‘buğ gemisi’ olarak bahsetmektedir. Bu adlandırmalar gemiye özel bir isim olarak verilmemiş olup buhar gücü ile hareket eden gemileri tanımlamak üzere kullanılmıştır. Ancak zamanla “Buğ Gemisi/Vapuru” tanımı, Swift Vapuru’nu ifade eden özel bir isim olmuştur.

Hylton Jollife satın alındığında, Buğ Gemisi’nden Sagîr Vapur (küçük vapur) ve ondan daha büyük olan Hylton’dan Kebîr Vapur (büyük vapur) olarak bahsedilmekteydi ki bu adlar da özel birer isim değildi. Burada, buharlı gemilerin birbirlerinden ayırt edilebilmesi için boyutlarına göre isimlendirildikleri görülmektedir.

 
işte bu konudan birtane soru çıkabilir üniversite tarihçileri al vur kafasına odunla
 
kanuni-suleyman.jpg


ABD Temsilciler Meclisindeki Osmanlı Padişahı

Amerika Birleşik Devletleri kısaca ABD temsilciler meclisi iki yasama organından bir tanesine verilen addır. Bu meclis iki seneden bir yenilenmektedir. Her eyaletten eyaletin nüfusuna göre bu meclise temsilciler gönderilmektedir. Bu meclisin başkanı meclise giren en çok oy alan partiden seçilmektedir. ABD’de başkanlık sistemi bulunmaktadır ve başkanlık sistemi yasama ve yürütme organları ayırmıştır. Hükümet başkanlık seçimi ile seçilirken temsilciler meclisi seçimleri başkanlık seçimlerinden tamamen ayrı olarak yapılmaktadır. Yani hükümet ile temsilciler meclisi iki ayrı parti tarafından yönetilebilir. İşte bu mecliste bir Osmanlı padişahının mermerden bir portresi bulunmaktadır.
Amerika Birleşik Devletleri, ABD Temsilciler Meclisi’nin salonunun duvarlarında tüm dünyaya ün salmış kanunlarla insanların hakkını koruyan 23 kişinin mermer ile yapılmış kabartmaları bulunmaktadır. Heykeltraş Joseph Kiselewski tarafından yapılan Kanuni Sultan Süleyman portreside bunların arasında yer almaktadır.
Neden Kanunî Sultan Süleyman
Kanuni Sultan Süleyman, hayatı boyunca bir çok seferlere katılmış ve padişahlığı sürede 15 milyon kilometre kare toprağa yayılmıştır. 21 eyalet ve 250 sancaktan oluşan Osmanlı Devleti’ni bir süper güce dönüştürmüştür. Bu topraklarda yaşayan her milletin haklarını adaletli bir şekilde verebilmek için hakları kanunlaştırmıştır. 1. Süleymanı diğer lakabı ise Türk Asrı, Süleyman Asrıdır.


 
Geri