Gelendost Zaferi Tarihi Nedir
Malazgirt günün şartlarına göre; çok büyük bir zaferdi. Elli bin kişilik bir ordunun silah ve malzeme bakımından üstün değerdeki iki yüz bin kişilik bir orduyu mağlup etmesi küçümsenecek bir olay değildir.
Bu zaferle artık Anadolu'nun kapılarıTürklere açılmıştır.
Onunla eş değerli bir zaferimiz daha vardır. Bu zafer bundan sekiz asır önce Büyük Selçukluların Denizli civarında Hoyran Gölü yakınındaki (Eğridir Gölü'nün kuzeyi) dar ve sarp Myriokephalon (Kundanlı) Vadisi'nde kazanılmış bir zaferdir.
Türkler bu önemli zaferi kazandıklarında tarihler 17 Eylül 1176'yı gösteriyordu. Okulıarımızda okutulan ders kitaplarında böyle bir değerlendirmeyi kolay kolay bulamazsınız.
Çünkü; tarih tedrisat programları son derece karışık tertipleriyle yeni yetişen nesilleretarih okuma zevki vermemiştir. Bu dersler hiç bir zaman "Milli Tarihimiz" olamamıştır. Myrokephalon gerek gayesi gerek meydana geliş tarzı ve taktikleriyle Malazgirt Savaşı'nın hemen hemen aynıdır.
Büyük Selçuklu Sultanı İkinci Kılıç Arslan savaş öncesi tıpkı Sultan Alparslan gibi Bizans İmparatoruna barış teklifinde bulunmuş ve bu teklifi imparatorca reddedilmiştir.
Bizanslılar bu savaş için Frank Macar ve Peçeneklerden kurulu 100.000 kişilik bir ordu meydana getirmişlerdi ki Romanos Diogenes de Malazgirt'te aynı şeyi yapmıştır.
Bizans İmparatoru Manuel de Diogenes gibi her ne pahasına olursa olsun Selçuklu Devleti'ni yıkmak gayesini taşıyordu.
Türklerin kuvvetleri sahte bir geri çekilme planını Myriokephalon'da başarı Üe tatbik ederekBizans kuvvetlerinivadiye sokmayı başarmışlardı.
Kılıç Arslan Alparslan'ın Malazgirt'te Romanos Diogenes'in Bizans ordusuna oynadığı oyunun aynısını 'oynamıştır.
Sonunda zaferi Selçuklular kazandığında Bizans ordusu imha edilmiştiİmparator Batı Anadolu'daki Bizans istihkamlarıru kaldırmaya mecbur edildi. Ayrıca Türklere ağır bir tazminat ödemeye mahkum edilmişti.
Beş bin araba dolusu silah malzeme ve erzak hatta çok değerli mücevherlerv ganimet olarak Türklerin eline geçmişti.
Artık Bizans Malazgirt Zaferi'nin üzerinden geçen bir asırlık zaman zarfında; Anadolu'yu geri almak için beslediği ümitleri tamamen bitirmişti. Bütün Hıristiyan dünyası Anadolu'yu "Türklerin Vatanı" olarak tanımak mecburiyetinde kalmıştı.
Ve artık Türklere karşı yeni bir hücuma girişmek Bizans için hayalolmuş bu inanç İstanbul'un fethine kadar sürüp gitmiştir.
Uluborlu Eskişehir Kütahya ve civarının zaptedilmesi bu tarihte olmuş Selçuklu sınırları Denizli'ye yaklaşmıştır. Bu tarihten sonra Türklerin Anadolu'da imar ve medeniyet devri başlar.
Büyük Selçuklu sultanlarının askeri seferleri tatbik edilen 'ekonomik ve kültürel siyaset bugün Anadolu şehirlerinde ve büyük ticaret yolları üzerinde rastladığımız abidelerIe ve büyük kervansaraylarla günümüze ulaşan yükselişi hazırlamıştır.
Bu devirde; Türkistan İran ve diğer İslam ülkelerinden gelen din adamları ve gaziler Selçukluların bu yeni fethettikleri ülkede İslamiyet uğruna vazife yaparlarken.
Alimler edipler sanatkarlar Türk-İslam kültürüne büyük hizmetler ifa ettiler.Anadolu'yu Türklere vatan yapan zaferleri perçinleyen Mvriokephalon (Gelendost) zaferidir.
İkinci ve üçüncü Haçlı Seferleri'nin Anadolu'da yaptığı tahribat korkunç olmuş Selçuklu sultanları ve komutanlarının savunduğu Anadolu toprakları Haçlı sürülerine mezar olmuştur.
Anadolu Selçukluları hanedanının temelini Kutalmışoğlu Süleyman- Şah (1077-1068) atmıştır. Önceleri Anadolu Selçuklu sultanları Haçlı sürüleriyle uğraşmışlar Bizans'ı geri çekilmeye zorlamışlar ve nihayet Anadolu Türk birliğini kurmayı başarmışlardır.
Devlet Sultan ı. Alaaddin Keykubad (1219-1237) zamanında her bakımdan en yüksek seviyeye çıkmış idi. Fakat daha sonra doğudan gelen Moğol tehlikesi nihayet 3 Temmuz 1243 tarihinde yapılan Kösedağ Meydan Muharebesi bu yükselişe son vermiş ve devlet gerilerneye başlamıştır.
İlhanlılara bağlı olarak yarım yüzyıl daha hayatiyetini devam ettiren Türkiye Selçukluları Sultan II. Gıyaseddin Mes'üd (1281-1297/1302-1308)'un ölümüyle parçalanmışve Türkiye'de Anadolu Türk Beylikleri dönemi başlamıştır.