Geleceğe Mektuplar

Konu sahibi son olarak 41 gün önce görüldü
*Konusu açılmamış sanıyorum, bir şeyler yazmak istiyorum bu diziyle alakalı*

Ben bir oturuşta bitirdim , konusu ilginç ve sürükleyici gelmişti fakat;
Karakterlerin gençlik ve yetişkin halleri arasında çok fazla kopukluk vardı. Duygu derinliği dediğimiz o kavram yoktu bile. Gökçe Bahadır tek başına yetişkin hallerini kucaklayıp götürdü diziyi.
Gençlik yıllarındaki oyuncular çoğunlukla tanımadığımız oyuncular sanırım en çok onu beğendim dizide tabii bir de müzikleri... Müzik seçimleri sahnelerin çoğunu dayanabilir kıldı bende.
Mesela Mert ne ara bu kadar çok aşık oldu Banu'ya? Murat hiç mi hatırlayamadı beraber olduklarını? Ahmet neredeydi yetişkinlik zamanlarında? Seda'nın ölümü, yaşadıkları, Tufan ile ilişkisi ablası.... onlar neredeler neden sonuç? çok fazla soru cevapsız kaldı... Belki çok güzel işlenebilecek bir diziyi heder etmişler. Beklentisi yüksek olmasın izleyecek olan kişilerin. Şu kız gibiyim aynı ne eksik ne fazla


GxDKOsEWsAAm69t.jpg
 
en eğreti duran gökçe bahadır'dı, hem gençlik hem bugünkü haliyle
gençlik hallerini oynayan kisiler daha iyiydi,yetiskin hallerini oynayanlardan
konusu güzel aslında , bi apar topar bitti gibi .p
 
Dün bitirdim 8 bölümüde çok şaşırtmalı bitti ne hayal ettim nasıl bitti gibi birşey oldu umarım 2.sezonu çekilir.
 
Kötü müymüş? Türk yapımı ve netflix kötü olur tabi.

Geçmiş gelecek mektup bir araya getirince aklıma "Twinkling Watermelon" geldi. Güzeldi.
 
Geçen yazmıştım, film/dizi bölümünde. Bu kadar güzel konu ancak bu kadar heba edilirdi. Hiçbir karakter doğru dürüst işlenmemişti. Örneğin hamile lise öğrencisi neden edebiyat öğretmenine emanet ediyor çocuğunu? Biz öğretmenin gerçekten fedakar, sevgidolu, şefkatli olduğunu anlamıyoruz. Çünkü buna dair bir sahne yok. Dolayısıyla bu emanet etme motivasyonu bana çok manasız geldi. Ayrıca arkadaş grubunun tamamının arasında gerçek bir sevgi bağı yoktu, çok toksiklerdi. Ağır bir şekilde zorbalanan Banu ile zorba Mert ne ara birden aşık oldular birbirlerine? Kfjf Ne saçma. Bana kalırsa da en iyi karakter Zuhal’di, en iyi işlenen de oydu. Gençlik hali de görece diğerlerine göre daha iyiydi, şu abiyi ihbar meselesi. Ve yetişkinliğindeki mutlu olma, aile olma çabası. Banu’nun iyi olması kolaydı, iyi bir karakter miydi o da tartışılır gerçi. Birçok şey havada kaldı gerçekten. Ben Seda’nın ablasının yerinde olsam Tufan’ın kçına tekmeyi koyar (çok afedersiniz) keyfime bakardım, senarist bize bunu izletmeliydi jdjd Rana Denizer’den Kulüp sebebiyle daha büyük bir şeyler bekledim sanırım, çok yüzeyseldi. Yine de garip bir şekilde izletti kendini. Banu karakterine çok gıcığım bu arada:d Murat da iğrenç pasifin teki.
 
Geri