Geçtiğimiz yüzyıla damgasını vuran rüya evler

  • Kullanıcı Sanem
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • - Tatil ve Seyahat Rehberi
Konu sahibi son olarak 1202 gün önce görüldü
Geçtiğimiz yüzyıla damgasını vuran rüya evler


1589401033293.png

Çölün ortasında modernist bir yapıdan, çimlere yerleştirilerek kamufle edilmiş yapıya dek dünyanın en havalı evleri...



Evler, insanların kendini güvende hissettiği sığınaklar gibidir. Uzun bir günün sonunda evde dinlenir veya arkadaşlarımızla evde eğleniriz ya da son günlerde birçok insanın yaptığı gibi evlerimizde çalışırız. Mimaride kullanılan yeni metotlar ve materyaller, 20. Yüzyılın başından beri, insanların nerede ve nasıl yaşayabileceğine ilişkin yaratıcı tahayyüller sunuyor.

Houses: Extraordinary Living adlı kitap ev yaşamına, mimari stillere dair anlayışın değişimini gösteren yenilikçi konutları bir araya getiriyor. İsveç ormanlarından Kaliforniya çöllerine uzanan bu örnekler, doğru bir mimarla hiçbir projenin imkansız olmadığını gösteriyor.
Geçtiğimiz yüzyıla damgasını vuran rüya evler


Bakkaflöt 1, İzlanda
Bakkaflöt 1, İzlanda

1960’da École des Beaux-Arts'tan mezun olan Högna Sigurðardóttir tarafından yapılan bu bina aynı zamanda İzlanda’da kadın bir mimar tarafından profesyonel olarak tasarlanmış ilk yapı. Reykjavik’in güneyindeki banliyöde yaşayan bir aile için tasarlanmış çim baraka formundaki bu yapı ülkenin en harika yapıları arasındadır. 1963’te altı kişilik bir aileye yuva yapmak amacıyla yola koyulan Sigurðardóttir, yapıya üç tane höyük dahil ederek, binanın İzlanda’nın sert hava koşullarından korunmasını sağladı. Açık duvarlardan yapılan evde Brütalist teknik kullanılmış ve böylece evin içiyle dışı arasında bir bağ kurulması amaçlanmış.
Çöl Evi, Amerika
Çöl Evi, Amerika

Mimar Jim Jennings ve yazar Therese Bissell vaktinin çoğunu, çölün ortasındaki bu seçkin inziva evinin inşası için ayırdı. “Eğer kendi kendinizin müşterisiyseniz, istediğiniz kadar çok talepte bulunabilirsiniz diyen mimar Jennings, basit görünen tasarımların oldukça zorlu tasarımlar olduğunu belirtti. Çöl modernizmi geleneğindeki mekan algısını yıkan yapı, dışarı açılmak yerine 2.4 metre yüksekliğindeki dikey beton duvarlarla çevrelenmiş cam bir oturma odasına açılıyor. Bu alan çelik bir çatı ve iki avlu ile destekleniyor. Yapının iç mekan manzarası ise palmiye ağaçları, San Jacinto Dağı ve mavi gökyüzü ile çevrili.
Dragspel Evi, İsveç
Dragspel Evi, İsveç

19.yüzyılın sonlarında Övre Gla Gölü’nün kenarında bulunan orijinal kulübenin sedir ağacından elde edilen ahşabın bükülü olarak genişletilmesiyle elde edilmiş. Zaten Dragspel, İsveç dilinde akordeon anlamına geliyor. Evin organik yapısı, bulunduğu doğayla iç içe geçerek minimal bir görsel etki oluşturmuş. Kulübenin ahşap yüzeyi zaman içinde gri bir görünüme kavuşarak çevrenin kayalık dağ manzarası ile uyumlu hale gelecek.
Edgeland Evi, Amerika
Edgeland Evi, Amerika

Yerli Amerikalıların geleneksel mimarisinin modern bir uyarlaması olan bu yapı Teksas’ta terkedilmiş bir endüstri bölgesinin içinde bulunuyor. 2012’de tamamlanan binanın çim çatısı, ihtiyaç duyulan mahremiyeti sağlarken, evin yazın serin kışınsa sıcak kalmasını sağlayarak, yalıtım malzemesi görevi görüyor. Yapıda, yaşam ve uyku alanlarını birbirine bağlayan koridorlar özellikle kullanılmamış. Böylelikle ev sahipleri dışarıda daha çok zaman geçiriyor.
Graham Evi, Kanada
Graham Evi, Kanada

Kanada’nın önde gelen mimarlarından olan Arthur Erickson’ın ortağı Geoffrey Massey ile birlikte tasarladığı bu ev, inanılmaz derecede dik bir alana inşa edilmiş modernist bir yapı. Engebeli ve zor bir alan üzerine kurulan bina 163 yılında eğime paralel olarak aşağı inen dört katlı bir yapı olarak tasarlandı. Her alan, alt katın üzerine inşa edilen bir terasa açılıyor, böylece her kat çarpıcı manzaraya erişebiliyor. Yapının mimarı Arthur Erickson, Graham House için “Bu proje, imkansız mekanların mimarı olarak anılmamı sağladı. Ne yazık ki, Graham House prestijine rağmen 2007’de yıkıldı” dedi.
Itsuura’daki Ev, Japonya
Itsuura’daki Ev, Japonya

Japonya’nın Ibaraki bölgesinde bulunan bu tek katlı ev orijinal formdaki iki sütun üzerine oturtulmuş. Böylece yapı bir tepenin üzerine oturtulabilmiş. İç mekan döşemesinde kullanılan ahşap, bölgeye özgü bir ağaçtan elde edilmiş. Dış yüzeydeki çıtalar ise mekanın sıcaklığını düzenleme, gizlilik sağlama ve mekana ışık sağlama görevi görüyor. Yapının uzun kanadında yaşam alanları bulunurken, dinlenme alanları kısa kanatta yer alıyor. Bölgenin yenilenmesi için yapının etrafına 60 ağaç dikildi ve zamanla evin sakinleri etraflarını çevreleyen doğa ile çok bağ kurabildi.
Kirsch Rezidans, ABD
Kirsch Rezidans, ABD

Illinois’te bulunan, 1982’de Errol J Kirsch tarafından inşa edilen bu yapı, bilim kurgu filmlerinden fırlamış gibi. Yapının sıra dışı geometrik formu, yapıya güvenlik hissi veriyor. Ancak sadece bu da değil, yapının bu formu, ısı değişimini engelleyerek enerjinin efektif kullanımını sağlıyor.
Till Evi, Şili
Till Evi, Şili

Şili Navidad’da bulunan bu evin üç tarafı Pasifik Okyanusu ile çevrili. Yoldan görünmeyen, açık plan teras, evin sakinlerine muhteşem bir panaromik manzara sunuyor. Gizlilik için, odalar raf üniteleri ve bölmelerle birbirinden ayrılmış yapının çatısı, açık bir güverte gibi. Binada ayrıca suyun ateşle ısıtıldığı bir jakuzi sistemi bulunuyor.
Uçurumdaki Ev, İspanya
Uçurumdaki Ev, İspanya

Granada’daki dik bir yamacın kıvrımlı eğimi üzerine kurulan yapı, çağdaş Katalan Mimarisi’nin sembolü olarak bilinen Anton Gaudi’den ilhamla “Gaudivari bir günümüz mağarası” olarak tanımlanmaktadır. 2015’te tamamlanan iki katlı bina, sahip olduğu doğal soğutma özelliği nedeniyle hep sabit bir ısıya sahip. Çinko olan çatı tamamen el işçiliği ile üretilmiş. Çatı, bu haliyle pullu bir ejderha derisine benziyor. Yapının mimarları, çatıda metal kullanımının doğallıkla yapaylık arasında estetik bir belirsizlik yarattığını, yapıya aşağıdan bakıldığında zemine kurulmuş bir ejderha derisi görünümüne sahip olduğunu, yukarıdan bakıldığında ise denizin dalgalarına benzediğini söylüyor.


Alinti
 
Geri