Büyüyoruz...
Dünya bizimle büyüyor.
Anılarımız büyüyor.
Yaşamak istediğimiz hayat arzusu büyüyor.
Daha dün şekeri yere düştü diye bir çocuğa gülümsedim.
Dönüp baktığımda o çoçuğun ben olduğunu hissettim.
İlk izlediğin çizgi film,
İlk sevdiğin kız,
İlk bilyelerini kaybettiğin yer,
İlk annenin terli terli su içme deyişini kaç kişi unuttu?
Unutmakda laf mı?
Artık ne çocuk sesi, ne de ayağımızın altında çocuk görmek istiyoruz.
Hiç çocuk olmamış gibi oyunlarını bölüp eve hapis ediyoruz.
Ne önemi var demi bunların?
Çocukluk çocuklukta kaldı.
Üstü çizilmiş geçmişin, tekrar tozlu anılardan kaldırmak niye?
yaşam dediğiniz ileri doğru gittiği kadar geriye de dönüyor...
Onsekizden sonra hızlı geçti yıllar kabullenesim gelmiyor 'büyüdüğümü'.
İnsan büyüdükçe anlarmış hayatın ne mal olduğunu.
Anladım, anlattılar.
Gençlik, 18 yaş.
deli akan bi kan, yerinde durdurmayan bir enerji,
eğlendiğin, mutlu bakan bir çift göz...
değil benim yaşamım,çok isterdim ama bana hayat diye sunulan boş zamanlarımda uyumak ve yazmak.
Sigara,kahve ve kalemim...
hayat, ben keyfim ve kahyası kadar eş değerde gene de bunlar.
Kim bilir bir yerlerde benim de hayatımı düzene sokucak birileri vardır.
Er - geç gelecek,yetişmesi gereken bi hayatım ben...
Endişem geç olması bugün saçıma ilk beyaz düştü bile...
Semih Dinç
Dünya bizimle büyüyor.
Anılarımız büyüyor.
Yaşamak istediğimiz hayat arzusu büyüyor.
Daha dün şekeri yere düştü diye bir çocuğa gülümsedim.
Dönüp baktığımda o çoçuğun ben olduğunu hissettim.
İlk izlediğin çizgi film,
İlk sevdiğin kız,
İlk bilyelerini kaybettiğin yer,
İlk annenin terli terli su içme deyişini kaç kişi unuttu?
Unutmakda laf mı?
Artık ne çocuk sesi, ne de ayağımızın altında çocuk görmek istiyoruz.
Hiç çocuk olmamış gibi oyunlarını bölüp eve hapis ediyoruz.
Ne önemi var demi bunların?
Çocukluk çocuklukta kaldı.
Üstü çizilmiş geçmişin, tekrar tozlu anılardan kaldırmak niye?
yaşam dediğiniz ileri doğru gittiği kadar geriye de dönüyor...
Onsekizden sonra hızlı geçti yıllar kabullenesim gelmiyor 'büyüdüğümü'.
İnsan büyüdükçe anlarmış hayatın ne mal olduğunu.
Anladım, anlattılar.
Gençlik, 18 yaş.
deli akan bi kan, yerinde durdurmayan bir enerji,
eğlendiğin, mutlu bakan bir çift göz...
değil benim yaşamım,çok isterdim ama bana hayat diye sunulan boş zamanlarımda uyumak ve yazmak.
Sigara,kahve ve kalemim...
hayat, ben keyfim ve kahyası kadar eş değerde gene de bunlar.
Kim bilir bir yerlerde benim de hayatımı düzene sokucak birileri vardır.
Er - geç gelecek,yetişmesi gereken bi hayatım ben...
Endişem geç olması bugün saçıma ilk beyaz düştü bile...
Semih Dinç