Gamze Gedik - Sonra ne mi oldu, tabii ki hiçbir şey!

Konu sahibi son olarak 1165 gün önce görüldü
En acı yalnızlık, senin verdiğin yalnızlık oluyor.sen yokken birşey düğümleniyor boğazıma,yutkunamıyorum.nefes alamıyorum,sıkışıyor kalbim.bulunduğum yerde yığılıp kalacakmışım ve birdaha hiç kalkamayacakmışım gibi geliyor bana.


Oysa senden öncede yalnız kaldı bu yürek.gidenlerin bıraktığı tortuyu taşımayı bildi.bir tek sen böyle çaresiz bırakıyorsun beni.bir tek sen yokluğunla beni ölüme taşıyorsun.


Ama elini uzattığında değişiyor herşey. Yokluğunun dilimde bıraktığıo acı tat, kalbimdeki o ağrı,yüzümdeki o üzgün tavır kayboluyor. yüreğim deli bir ırmak gibi çağlamaya başlıyor.hiç bitmeyene bir çoşkunun içinde buluyorum kendimi. bakşa hiç bir duygu sana yakın olmanın,seninle olmanın verdiği hazzı vermiyor bana.


Gördüğümde seni titriyorum.bir yaprak gibi sallanmaya başlıyorum.saklayamıyoum güşülerimi.sevinç duygusu yüzümden bütün hücrelerime yayılıyor."ne güzel" diyorum.."yaşamak ne güzel"...


Gerçektende öyle... seninleyken hiçbirşeyden korkmuyorum.her zorluğu yenebilecek gücü sen veriyorsun bana...yetersiz kalıyorum,bu aşkı anlatacak kelime bulamıyorum. Yaptığım herşeyde,gittiğim heryerde sen de oluyorsun.... yinede seni sana şikayet etmekten başka çarem yok. zamansız gidişlerin felç ediyor ben,yapma... böylesine severken seni,yokluğunun acısına dayanmak kolay olmuyor.hani sen varken tıkır tıkır işleyen zaman, yokluğunda duruyor.ne geceler geçiyor, ne gündüz.... ne içtiğim suyun tadı var,ne yediğim yemeğin.


Sitemimdir,doğru. Yokluğunun bu kadar dayanılmaz olduğunu söylemeyip de saklasam kime faydası olacak? Bunu anlatabilirmiyim ki sana ?


Gitme yar, sensizliğin o korkunç girdabında tek başıma bırakma beni.seni yaşamak istiyorum, seni ve senden başka kimse kandırmayacak beni...


 
Gamze Gedik - Sonra ne mi oldu, tabii ki hiçbir şey!

Yazmayı artık eskisi gibi sevmiyorum, eskiden sadece yazardım yani yazıp bırakırdım kalemi. Kalem bana küserdi ben umursamazdım, nasılsa gönlünü alacaktım belki yarın belki dakikalar sonra. Şimdi yazmak kelimesi kocaman oldu, büyüdü benimle beraber yazmayı seviyor musun diyorlar bazen, hayır diyorum yaşıyorum.
En çok da ondan sonra öğrendim bunu, oysa en çok bir şeyleri yaşamadan yazmaktan hoşlanırdım ve sonra o geldi ve sonra o, gitti..
Sonra ne mi oldu, tabii ki hiçbir şey!

Bugün günlerden salıertesi, hava yine sıcak yani sıradan bir gün işte ne bekliyorsam.
Her şey o gün değişmişti, o malum gün.
Hangi olduğunu ben de merak ediyorum şuan, bir dakika hatırlamam gerek çok fazla unutkanım. Unutkanlığım da o günden sonra daha fazla benimle birlikte yaşamaya, benleşmeye başladı.

O gün..

Yanlış hatırlamıyorsam hava, aldığın nefesi geri verdiğinde havada kristalleşip havada asılı kalacak kadar soğuktu, en sevdiğim mevsimdi yani kış. Hangi gün olduğunu tam olarak anımsayamadım ama haftanın 8. günüydü sanırım, yani tam olarak öyleydi evet. Yere bakarak yürümeye devam ediyordum nereye gittiğimi bilmeden, yere bakma sebebimi de anlatsam garipsersiniz eminim, birkaç parça ayak izi işte. Alnıma yazılmış ayakların izlerini arıyordum delirmişçesine o lanet soğuğun ortasına. Ah o soğuğu ne severim..

Tanrı dedim, eminim bir yerlerden beni izleyip, yaratırken biraz fazla yalnızlık kattığına üzülüyordur, umarım öyledir.

Yürümeye devam ediyordum, başka şansım da yoktu köşeye çekilip oturabileceğim bir bank da yoktu zaten, sigaramı da titreyen ellerimin arasında bulup da içmeye çalışıyordum soğuktan rengi mora kaçtığına adım kadar emin olduğum çelimsiz dudaklarımla.

Birileri bazen saçma sorular sorduğunda saçmalığa bin katıp saçma cevaplar vermekten hep büyük haz almışımdır neden bilmiyorum, bilmek de istemiyorum zaten. Mesela geçen gün biri hiç durup düşündüğün mü diye sorduğunda, hayır ben yürüyerek düşünüyorum demiştim. Ne kadar saçmalamışım, evet mutlu etti. Neyse, haklıydım da ama genelde durduğumda yazardım ve o an yürüyordum işte.

Tam da bu düşünce kalabalığımın ortasına bir çift göz fırlattı Tanrı karşı kaldırıma, Tanrım dedim sana ilk defa bu kadar çok inanıyorum. Ayak izlerine baktım hemen, evet oydu bu.

Bu kimdi?

Biraz uzuncaydı, düşündüğü zaman gözlerini kaldırıma doğru çevirip taşlar da yağmur var mı diye bakıyordu sanki ve ben de düşünürken çok aptal görünüyordum eminim. Yanıma geldi, olması gereken de buydu zaten, kader denilen lanet şey beni bulmuştu işte.

Sonra ne mi oldu?
Hiçbir şey.

Bir süre aşk oldu, bir süre her şeyim olma görevini üstlendi ve sonra her canlı gibi siktirip gitti. Tabii ki cennete değil, dünyada ki herhangi bir cehennemin dibine. Ne hali varsa görüyordun eminim, ben ise şimdi halsizim.

O günden beri de kaldırımdan yürümek yerine, arabaların önüne aniden geçerek dans etmeye özen gösteriyorum.

Ölmedim.


Gamze GEDİK​
 
Geri