Franz Kafka Kitaplarından Alıntılar

Konu sahibi son olarak 2814 gün önce görüldü
Dünyamın yıkılışından dolayı yakınmıyorum, zaten yıkılacaktı, yakınmam yeniden kurulacağı içindir, benim pek güçlü olmayışımdandır yakınmam, yeniden doğduğum, güneşim ışığını yeniden gördüğüm için yakınıyorum.
(Meran, 12 Haziran 1920)

Milena'ya Mektuplar (Sf.68)


-------------------------------------

Şimdiye kadar hayata dayanamayacağımı aklımdan geçirir, kendimden utanırdım. Oysa sen şimdi bana dayanılmaz şeyin yaşam olmadığını kanıtlıyorsun.
(Prag, 13 Temmuz 1920)


Milena'ya Mektuplar (Sf.119)


----------------------------------------

Üzüntü demek, gece gündüz, uykuda olsun, uyanık olsun, bedenine saplanmış bir oku taşımak demek, çekilir şey değil bu.


Milena'ya Mektuplar (Sf.201)


----------------------------------------

Öyle zaman olur ki, odada yalnızken bile "yok oluverir" insan, bunun nedenleri çoktur, kişi yaşarken bile ölebilir.

Milena'ya Mektuplar (Sf.119)


-----------------------------------------

Yaşamımız diyorum, nasıl olsa bulanık bir su... Neden onu daha da bulandırmalı?


Milena'ya Mektuplar (Sf.25)


Sevgili bayan milena'ya, size önce prag'dan, ardından da meran'dan yazdığım kısacık mektuplarıma kesinlikle cevap beklemiyordum. umduğum gibi karşılık yazmadınız da sevinmem gerek. Sessiz kaldığımız her gün iyi olduğumuzun işaretidir. Bu yüzden sevinmem gerek ki, iyi olduğunuzu bildiğim için..
Yarım kalmış bir düş gibi. Önümden geçip gidiyorsunuz. Masalar, sandalyeler, geçtiğimiz yer, hatta elbiseniz bile gözümün önünde. Yüzünüzün, ayrıntılarını çıkaramıyorum. Kötü bir yarım düş olsa gerek bu. Çok ilginç, hem de çok..

Yüm gece yağan yağmur nihayet durdu. Kutlayacağım bunu. Kutlama şeklim ise size yazmak. Bu amansız yağmurda insanın tek mutluluğu yabancı bir çevrede olması..

Aklımdan çıkmayan şu hastalığınız.. Benim gibi öğüt verme konusunda pek de ümit edilmemesi gerek birinden yine de duymak isterseniz "Kendinize iyi bakın. Sizi sevenlerin fedakarlığı lazım" bunları da atlatırsınız. sizden iyi haberler bekleyeceğim..
Sizden istediğim çevirilerime bir anlık bile uykunuzu feda etmemeniz. Daha sonra vicdan azabı çekmek istemem.. Kendim için istiyorum. lütfen..

Gönül ilişkilerimde edindiğim tecrübe erkeklerin daha çok acı çektiği. Aslında bu acı karşılıklıdır. Kadının çektiği acı gerçektir ama erkeğin acısı fazladır..

Siz son mektubunuzda geniş yüreklilikle teşekkür etmişsiniz bu uykusuz adama. Olayı duyan birisi olsa amma adammış diyecek sanki. Ama o adam aslında tembelin biri süt içiyor her gün, besleniyor, kendine bakıyor..
Fakat ben ne kadar basitim, keşke görebilseler içimi. Anlatabilsem, inanırlar mı?..
Uykusuzluk aklıma neler getirdi. Anlamsız ve çok laf ettim. Bağışlayın beni..

Sıkılıyorum size böyle hitap etmekten. Bayan Milena yavan geliyor bu hitap bana. Yeni memuriyete atanmış bir katibin konuşması gibi. Ama elden bir şey gelmez. Yarının ne olacağı belli olmayan bir dünyada biz hastaların dayanakları bunlar olsa gerek. Sıksa bile muhtacız bunlara; güçsüzüz biz..

Üstelik benden mektup alamayınca üzülecek kadar da iyi bir insansınız..

Anladığım kadarı ile Milena ikimiz de çok çekingen ve ürkek kişileriz. Birbirimize gönderdiğimiz mektuplar o kadar çekingen o kadar korku dolu ki. Cevaplar dersen onlar ayrı bir korku kaynağı ikimize de doğuştan gelmemiş bu özellikler ama ben de huy edinmiş artık.

Bir odadayız Milena. Birbirine bakan iki kapının ardındayız ama ayrı ayrı. Biri açacak olsa diğeri hemen ürküp kapıyor kapıyı. Halbuki bu iki kişi ürkeklik olarak bu kadar benzemeseler, biri diğerine hiç aldırış etmese açsa kapıyı çıksa dışarı odayı düzenlese. Ama hayır o da en az diğeri kadar ürküyor ve saklanıyor kapısının ardına ve o güzelim oda bomboş kalıyor ortada.

Ve bu yüzden hep ikimizi üzen yanlış anlamalar oluyor. Aslında senin anlamadığını söylediğin o mektuplar sana en yakın olduğum zamanlar yazmış olduklarım oluyor.


Geç geldi mektupların. Sana "yavrucuğum" dediğim için kızıyorsun yine bana haklısın..
Şakayı severim ama hepsinin altında bir şeyler ararım. Dünkü mektubunda ne kadar çok kullanmışsın "ve" kelimesini. Belki de bir aşağılama vardır bunda kim bilir?

Evet Milena işte viyana'da bir postahanede oturmuş kahve içiyorum şu an. Geldim Milena. Buna hala inanmıyorum. Rüya görüyorum sanki şu an.. Bugün senin sevdiğin yerleri gezeceğim.

Her tarafa "milena" yazdım yazmayı bildiğim tek kelime bu ve ben büyük bir coşku ile bunu herkese göstermek istiyorum. Hasta olduğum için "6 ay boyunca dinlen, günlerini boş geçirmeye bak" diyorlar. Oysa bu altı ayın sadece 4 günü izin veriyorlar mutluluğa. Hala hastaysam suç bende mi peki?


Milena'ya Mektuplar


--------------------------------------------


Ah, bütün yaptıkların, bütün konuştukların beni ne kadar üzerse üzsün, gene de bunlarda nasıl hayrıma bir taraf, hayrıma bir öz aradığımı bir bilsen!


Şato (Sf.205)


-------------------------------------------


Ne var ki, bir zaman kafamda hep mutsuz olduğum düşüncesi yaşıyordu; çünkü boyuna soruyordum kendi kendime ve hani şimdi bile sormaktan vazgeçmiş değilim: Neden oldu bu? diyordum. Klamm üç kez çağırttı da seni, neden dördüncü kez çağırtmadı; dördüncü bir kez asla çağırtmadı? Bir vakit bundan çok zihnimi kurcalayan ne vardı ki?


Şato (Sf.105)


---------------------------------------

Ama şurası da doğru ki, sen benden çok şey saklıyorsun; geliyorsun, nereden geldiğini bilmiyorum; gidiyorsun, nereye gittiğini bilmiyorum. Hatta Hans kapıyı çaldığı zaman Barnabas diye seslendin. Hani ne olur, bu iğrenç ismi o vakit bilmem neden sevgiyle çağırdığın gibi, bir kez de benim ismimi öyle sevgiyle çağırsaydın.


Şato (Sf.205)


-------------------------------------------


Cennet'te yaşamak üzere yaratılmıştık ve Cennet bize hizmet etmek üzere düzenlenmişti. Sonra yazgımız değiştirildi; Cennet'in yazgısında da bir değişiklik oldu mu, bu hiçbir yerde belirtilmiyor.


Aforizmalar


-----------------------------------------------


Gregor Samsa bir sabah bunaltıcı düşlerden uyandığında, kendini yatağında dev bir böceğe dönüşmüş olarak buldu.


Dönüşüm


-----------------------------------------------


Yanımda yürüyordun Milena. Düşünsene yanımda yürümüştün.


Milena'ya Mektuplar


---------------------------------------------


"Ya hep ya hiç" sözü ne kadar büyük bir söz. Sen de ya benimsin ya değilsin. Benimsen eğer hiç mesele yok her şey yolunda demektir. Ama benim değilsen hiçbir şey yok demektir. Farkındayım bir insana böylesine bağlanmak bayağılığın da ötesi bir şey. işte bu yüzden aklıma bu düşünce geldiğinde durmadan bir korku çöküyor yüreğime..


Milena'ya Mektuplar


-----------------------------------------------


"Yoksunluğunu bir erdem yapıp çıkıyorsun."
"Birincisi, herkes yapıyor bunu, ve ikincisi, bu tam da benim yapmadığım bir şey. Ben yoksunluğumu yoksunluk olarak alıkoyuyorum, bataklıkları kurutmuyor, onun sıtmalı buharı içinde yaşıyorum."
"İşte sen bunu bir erdeme dönüştürüyorsun."
"Daha önce dedim ya, herkes gibi. Hem bunu yalnız senin hesabına yapıyorum; benim dostum olarak kalman için kendi ruhumun yaralanmasını kabulleniyorum."


Günceler


--------------------------------------------------


İki düşmanı var; birincisi arkasından, köklerinden sıkıştırıyor onu; ikincisi ise önündeki yolu sürgülüyor. İkisiyle de mücadele ediyor. Gerçekte birincisi ikincisiyle mücadelesinde onu destekliyor, çünkü onu ileriye doğru itmeyi istiyor, ve aynı şekilde ikincisi birincisiyle mücadelesinde onu destekliyor; çünkü onu geriye doğru sürüyor. Ama bu ancak kuramsal olarak böyle; çünkü sadece iki düşman değil var olan, kendisi de var, ve onun niyetinin ne olduğunu kim gerçekten bilebilir?


Günceler


---------------------------------------------------


Kendi alın kemiği kendi yolunu tıkıyor. (Kendi alnına toslayarak alnını kana buluyor)


Günceler


--------------------------------------------------


O, kendini tanıyor; başkalarına inanıyor; bu çelişki her şeyini bir testere gibi doğruyor.
O, ne cüretkar, ne de pervasız. Ürkek de değil. Özgür bir yaşam onu korkutmazdı. Ama böyle bir yaşam ihsan edilmedi ona, ama bu da tasalandırmıyor onu, doğrusu kendisi için tasalanmıyor bile. Ama hiç tanımadığı birisi var ki, sürekli onun için, sadece onun için tasalanıyor. Birisinin kendine yönelik tasaları, özellikle bu tasaların sürekli olması, yalnızlık anlarında işkence eden bir baş ağrısı yapıyor onda.


Günceler


----------------------------------------------


Yaptığı her şey olağanüstü geliyordu ona, ama aynı zamanda, akıl almaz yenilik sağanağından dolayı olağanüstü acemi; hatta katlanılması güç, geçmişte kendi yerini bulmaktan yoksun, soy zincirini kesen, dünyanın o zamana dek en azından sezilebilen müziğini ilk kez en derin kaynağından söküp atan şeyler olarak da geliyor. Bazen küstahlığa kapılıp, kendisinden daha çok dünya için kaygılanıyor.


Günceler


----------------------------------------------


Dilim şekilinde bir parça, başının arka kısmından kesip çıkarılıyor. Güneş o boşluktan içeri bakıyor ve onunla birlikte tüm dünya. Bu O'nu sinirlendiriyor, yaptığı işe olan dikkatini dağıtıyor, üstelik oyunun dışında bırakılanın özellikle kendisi olması sinirine dokunuyor.



Günceler


------------------------------------------


Kafesin biri, bir kuş aramaya çıktı.


Aforizmalar


-------------------------------------------


Giyotin gibi bir inanç, onun kadar ağır, onun kadar hafif.


Aforizmalar


--------------------------------------------


Dünyayla arandaki savaşımda, dünyanın yanında ol.


Aforizmalar (Sf.36)


---------------------------------------------


Yılanın aracılığı gerekliydi: Kötü, insanı ayartabilir, ama insan olamaz.


Aforizmalar (Sf.36)


---------------------------------------------


Önceleri sorularıma neden cevap alamadığımı anlayamıyordum, şimdiyse soru sorabileceğime nasıl inandığımı anlayamıyorum. Ama gerçekte inanmıyordum ki, soruyordum sadece.


Aforizmalar (Sf.28)


--------------------------------------------


Din fedaileri bedeni küçümsemez, çarmıha gererek yüceltirler onu; bu açıdan düşmanlarıyla aynı görüştedirler.


Aforizmalar (Sf.27)



-------------------------------------------


Kargalar, tek bir karganın gökleri yok edebileceğini iddia eder. Buna hiç kuşku yok, ama bu yine de göklere ilişkin hiçbir şey ifade etmez, çünkü gökyüzü kargaların yokluğu demektir.


Aforizmalar (Sf.26)


---------------------------------------------


Hayvan, hışımla çekip alır kırbacı efendisinin elinden ve kendi efendisi olmak için kendi kendisini kırbaçlar, bilmez ki bu, efendisinin kırbacına atılmış yeni düğümün yol açtığı bir hayalden başka bir şey değildir.


Aforizmalar (Sf.24)



-------------------------------------------


Ve sen uyanık durursun, nöbetçilerden birisin, yanı başındaki yanan çalı çırpı yığınından bir odun parçasını sallayarak sana en yakın kişiyi bulursun.Neden uyanıksın? Birinin uyumaması gerekiyor işte. Birinin nöbet tutması gerekiyor.


Bir Savaşın Tasviri (Sf.110)


---------------------------------------------


Açgözlülük derin bir mutsuzluğun en şaşmaz belirtilerinden biridir; her şeye karşı o kadar güvensizdim ki, yalnızca elimde ya da ağzımda tuttuğum veya oraya doğru giden şeye gerçekten sahip olabilirdim.


Babaya Mektup (Sf.38)


-----------------------------------------------


"Sevgili bayan Milena, size Prag'tan sonra Meran'dan yazmıştım. Karşılık vermediniz. Gönderdiğim o pusulacıklara karşılık beklemem yersiz, biliyorum. Yazmadığınıza bakılırsa iyi olmalısınız. Bizler çoğunlukla iyi olduğumuz zaman susarız."



Milena'ya Mektuplar
 
Geri