emiryakamoz
Üye
-
- Katılım
- Nisan 23, 2015
-
- Mesajlar
- 535
-
- Tepkime puanı
- 0
-
- Puanları
- 266
-
- Yaş
- 34
-
- Web sitesi
- www.facebook.com
17. yüzyılda erkek egemen hayattan canı sıkılan Fransız hanım aristokratları, dildeki "çirkin" sözcüklerin varlığını tahammül edilmez bulduklarından (belki de erkek hükümranlığının ezici kabalığını buluyorlardı o sözcüklerde) "Préciosité" akımını kurdular.
İngilizce'de preciosity yani süslü anlatım olarak geçen kavramın frenkçesi olan bu akım, görünüşten konuşulan dile kadar her açıdan ayrışma, farklılaşma, asilleşme fikrine dayanıyordu. Bu hanımlar, bir akımın yaratıcısı olmanın yanı sıra erkek egemenliğine de zarif bir başkaldırı peşindeydi. Kurdukları son derece şık ve her yanından zerafet akan salonlarda, yazın ve düşün dünyasından ünlülerle bir araya gelir sohbetler ederlerdi.
Barok ve trajedinin yanı sıra 17. Yüzyıl edebiyatına damgasını vuran bu hareket kapsamında hanımlar toplanıp "nahoş" sözcükler yerine neler kullanılabileceğini düşünüp "çözüm" üretirlerdi. Örneğin, les pieds (ayaklar): les chers souffrants -acı çeken canlar olarak adlandırılırken; le fauteuil (koltuk): les commodités de la conversation -sohbet emtiası'na; se marier (evlenmek) ise l’amour permis – izinli aşk’a dönüşmüştü. Benim favorimse, les dents (dişler): l’ameublement de la bouche yani ağız mobilyası.
Toplum hayatının kaba ruhunu kadın dokunuşuyla güzele, inceye döndürmekte aslında epeyce başarı gösteren bu hanımların da taklitçileri oldu elbette. Kaçınılmaz son olarak bu “ayrıcalıklı sohbet salonları” halka yayıldı ve bu asalet/kibarlık merakı tabiri caizse “ayağa düştü”. Moliere "Les Précieuses Ridicules - Gülünç Kibarlar” isimli piyesinde sıkı bir şekilde eğlenir onlarla.
Resimde görülen hanım, Madeleine de Scudéry olup kendisi bu akımın elebaşlarındandır.