Bu konu basliginda hepimizin zaman zaman gördügü belki hayranlikla baktigi üzerine düsündügü fikirler yürüttügü fotograflari paylasmak istiyorum. sadece paylasmak degil Hikayelerini de anlatmak gerek. O fotograflarin deger ve önemi hikayelerinde gizli. . Fotograflar sadece o hikayelerin son noktasi ve o noktadan sonra sira bizlere geliyor O fotograflarla anlatilmak istenileni yorumlamak ve ders cikartmak icin onlar en nihayetinde bizlere teslim ediliyor.
Baslayalim
1. Sudan: kücük kiz ve ölümünü bekleyen akbaba
1994 Sudan`da ki açlık yilinda Kevin Carter tarafindan cekilmis Pulitzer ödülü almis anlatim degeri yorumu ve üzerine yapilan büyük tartismalarla tanilmis yüzyilin en önemli fotograflarndan biri.
Hikayesi: 1994 de Birlesmis Milletler kampina iki üc fotografci gider. yemek dagitim yerinde kuyurukta bekleyen Sudan`li kadinlari ve organizasyonu belgelemek icin fotograf cekerler. Dönüslerine az bir zaman kala yemek dagitim noktasinin 1 kilometre ötesinde gerceklesen bir durum Kevin Carter adli fotografcinin dikkatini cekerSudanlı aç bir çocuğun incecik siyah teni narin kemikleri ve güneşten pişmiş öne eğik başı.
Küçük kızın açlıktan bir adım daha atacak gücü kalmamış. Yere kapaklanmış emekleyerek bir kaç kilometre ilerideki yardım kampına gitmeye çalışıyor büyük ihtimalle. Biraz arkasında ise bir akbaba sabırla bekliyor. ölümünü bekliyormus gibi
Ve küçük kız için inanılmaz bir fırsat doğuyor: Küçük kızı kurtarabilecek bir insan olayı görüyor ve yanına yaklaşıyor. Ve işte zamanın durduğu an:
Kızın bu halini gören gazeteci Kevin Carter fotoğraf makinesi ile bu anı donduruyor.
1994 yılında Sudan da çekilen bu fotoğraf Afrikada ki açlığın simgesi oldu ve belkide bir çok insan bu fotoğraf sayesinde açlıktan kurtuldu.
Ancak insanlar olayı sadece bir fotoğraf karesi olarak görmüyorlardı. Bu fotograf her ne kadar Pulitzer ödülünü getirmis olsa da fotografcisina Kevin Carter`in büyük vicdan muhasebelerine sebep olur. Sorular sorulur tüm basin toplantilarinda: " o kiz cocuguna ne oldu takip ettiniz mi? o cocuk öldü mü? o akbaba`yi kovaladiniz mi?" gibi sorularla kendini karsi karsiya bulan fotografci muhabir ilk defa meslegi ile ilgili muhasebe yapar ve kendini sorgular her cevap verisinde. Carter küçük kıza yardım etmediğini ama fotoğraf çekerken akbabanın korkup kaçtığını kızın yaşayıp yaşamadığını bilmediğini ama yaşıyor olması gerektiğini çünkü gıda yardımı yapılan Amerikan üssünün pek de uzakta olmadığını söyledi.
İnsanların Carter a o anda ne cevap verdi bilemiyoruz ancak Carter 3 ay sonra kendince bir cevap buldu. Fotoğraf makinesini elinden bırakıp bahçe hortumunu arabasının egsozuna taktı ve hayatına son verdi. Kevin Carter in bıraktığı intihar notunda bu fotoğrafla ilgili veya içinde bir takım ızdıraplar olduğunu gösterecek her hangi bir ifade bulunmadığı belirtiliyor fakat tanidiklari ve yakinlari Carter`in Pulitzer ödülünü aldiktan sonra depresyondan cikamadigini ifade ediyorlar.
Baslayalim
1. Sudan: kücük kiz ve ölümünü bekleyen akbaba
1994 Sudan`da ki açlık yilinda Kevin Carter tarafindan cekilmis Pulitzer ödülü almis anlatim degeri yorumu ve üzerine yapilan büyük tartismalarla tanilmis yüzyilin en önemli fotograflarndan biri.
Hikayesi: 1994 de Birlesmis Milletler kampina iki üc fotografci gider. yemek dagitim yerinde kuyurukta bekleyen Sudan`li kadinlari ve organizasyonu belgelemek icin fotograf cekerler. Dönüslerine az bir zaman kala yemek dagitim noktasinin 1 kilometre ötesinde gerceklesen bir durum Kevin Carter adli fotografcinin dikkatini cekerSudanlı aç bir çocuğun incecik siyah teni narin kemikleri ve güneşten pişmiş öne eğik başı.
Küçük kızın açlıktan bir adım daha atacak gücü kalmamış. Yere kapaklanmış emekleyerek bir kaç kilometre ilerideki yardım kampına gitmeye çalışıyor büyük ihtimalle. Biraz arkasında ise bir akbaba sabırla bekliyor. ölümünü bekliyormus gibi
Ve küçük kız için inanılmaz bir fırsat doğuyor: Küçük kızı kurtarabilecek bir insan olayı görüyor ve yanına yaklaşıyor. Ve işte zamanın durduğu an:
Kızın bu halini gören gazeteci Kevin Carter fotoğraf makinesi ile bu anı donduruyor.
1994 yılında Sudan da çekilen bu fotoğraf Afrikada ki açlığın simgesi oldu ve belkide bir çok insan bu fotoğraf sayesinde açlıktan kurtuldu.
Ancak insanlar olayı sadece bir fotoğraf karesi olarak görmüyorlardı. Bu fotograf her ne kadar Pulitzer ödülünü getirmis olsa da fotografcisina Kevin Carter`in büyük vicdan muhasebelerine sebep olur. Sorular sorulur tüm basin toplantilarinda: " o kiz cocuguna ne oldu takip ettiniz mi? o cocuk öldü mü? o akbaba`yi kovaladiniz mi?" gibi sorularla kendini karsi karsiya bulan fotografci muhabir ilk defa meslegi ile ilgili muhasebe yapar ve kendini sorgular her cevap verisinde. Carter küçük kıza yardım etmediğini ama fotoğraf çekerken akbabanın korkup kaçtığını kızın yaşayıp yaşamadığını bilmediğini ama yaşıyor olması gerektiğini çünkü gıda yardımı yapılan Amerikan üssünün pek de uzakta olmadığını söyledi.
İnsanların Carter a o anda ne cevap verdi bilemiyoruz ancak Carter 3 ay sonra kendince bir cevap buldu. Fotoğraf makinesini elinden bırakıp bahçe hortumunu arabasının egsozuna taktı ve hayatına son verdi. Kevin Carter in bıraktığı intihar notunda bu fotoğrafla ilgili veya içinde bir takım ızdıraplar olduğunu gösterecek her hangi bir ifade bulunmadığı belirtiliyor fakat tanidiklari ve yakinlari Carter`in Pulitzer ödülünü aldiktan sonra depresyondan cikamadigini ifade ediyorlar.