Merhaba. Daha çok yeni olduğumu biliyorum ama beni tamamıyla tanıyabilmeniz için şimdiden kişisel sayfa açmayı düşündüm. Kişisel sayfalarda genellikle kişinin beğendiği, hobi olarak gördüğü şeyler paylaşılır. Bende aynen öyle yapıcam. Ama ilk önce şöyle bir kendimi, bulunduğum çevreyi kısacası halet-i ruhiyemi paylaşayım. Yalnız belirtmemde fayda var. Bu kim bilir kaçıncı kişisel sayfamam sanalda. O yüzden elimden geldiğince sıkıcı ve uzun yazmaya çalışacam.
Bilginize.
Benim adım Hasan Rıza. Ailemden kaynaklanan dramlardan dolayı ismimi böyle koymuşlar. Nefret ediyorum. Değiştirmeyi düşünmüyorda değilim. Ama bu iki ismin sahibi olan aile üyelerime saygımdan dolayı frenliyorum bu arzumu. Neyse takılmayalım böyle materyallere. 19 yaşındayım. Diyecek olursan eğer “ 19 yıl ne yaptın insan evladı ? “... Hiç. Topluma yararlı hiç birşey yapmadım mesela. Ya da ne bileyim ailemin koltuklarını karne ile kabartmadım. Evin asla uslu çocuğu olmadım. Komşu teyzelerin “gel bizim oğlumuz ol” gibi temennilerine maruz kalmadım. Çünkü biliyordum ki ben kötü bir çocuktum. Kötü çocuklar ne yapar ? Söyleyeyim. İlk önce annelerinin dizinin dibinde oturmazlar. Derslerine çalışmazlar. Çünkü o zaman içersinde ya bir marangozun yanında kesilen sunta parçalarını taşıyordur, ya da bir tamircide eskimiş pulluk vidalarını kırıp yeniliyordur. Kötü çocuklar evcilik oynamazlar mesela komşu çocuklarıyla. Kendileri gibi kötü olan arkadaşlarıyla şehrin sanayi bölgelerinde artık demirleri, telleri toplarlar. Hatta o kadar kötülerdir ki ticari zekaları çok gelişmiştir. O demirleri bir tenekenin içine koyarlar. Ama tenekenin altına taş ta koyarlar. Bilirler ki aileden alamadığı harçlığı o tenekeye koyduğu taş sayesinde demirlerle birlikte tahsil edecektir. Kötü çocuklar her zaman kötüdür işte. Köşelerde sigara içerler. Cam kırarlar. Başka çocukları döverler. Hırsızlık yaparlar. Sonrada büyürler. Dediğim gibi arkadaşım ben hayatım boyunca hiç birşey yapmadım. Kimseye bir yararım dokunmadı. Dokunmasında istemez. Ben Bursa’nın yıllarca üvey evlat muamelesi yapmış-yapmakta olduğu, insanlarının miskin, cahil, gösteriş budalası organizmalardan oluştuğu Mustafakemalpaşa’da yaşıyorum. Bu şehir o kadar b*ktanki anlatamam. Yani iyi ki Bill Gates falan ziyaret etmemiş burayı. Eminim 1 gün kalsa memleketimde, cacık olur çıkar. Kaldırımlarında 3 kişinin yanyana yürüyemediği, sevgililerin el ele tutuşamadığı bir memleket. Merkezinde Roman hammalının Halkbankasının önünde iş beklediği, mimlenmiş iki üç kafesinde ergen kişilerin oynaştığı memleket. İşte tam olarak böyle. Sanırım yeteri kadar bahsettim tüm saçmalıklardan. Yeri geldiğinde yeniden yazarım. Herkese iyi forumlar diliyorum. Okuduğunuz için teşekkürler.
Benim adım Hasan Rıza. Ailemden kaynaklanan dramlardan dolayı ismimi böyle koymuşlar. Nefret ediyorum. Değiştirmeyi düşünmüyorda değilim. Ama bu iki ismin sahibi olan aile üyelerime saygımdan dolayı frenliyorum bu arzumu. Neyse takılmayalım böyle materyallere. 19 yaşındayım. Diyecek olursan eğer “ 19 yıl ne yaptın insan evladı ? “... Hiç. Topluma yararlı hiç birşey yapmadım mesela. Ya da ne bileyim ailemin koltuklarını karne ile kabartmadım. Evin asla uslu çocuğu olmadım. Komşu teyzelerin “gel bizim oğlumuz ol” gibi temennilerine maruz kalmadım. Çünkü biliyordum ki ben kötü bir çocuktum. Kötü çocuklar ne yapar ? Söyleyeyim. İlk önce annelerinin dizinin dibinde oturmazlar. Derslerine çalışmazlar. Çünkü o zaman içersinde ya bir marangozun yanında kesilen sunta parçalarını taşıyordur, ya da bir tamircide eskimiş pulluk vidalarını kırıp yeniliyordur. Kötü çocuklar evcilik oynamazlar mesela komşu çocuklarıyla. Kendileri gibi kötü olan arkadaşlarıyla şehrin sanayi bölgelerinde artık demirleri, telleri toplarlar. Hatta o kadar kötülerdir ki ticari zekaları çok gelişmiştir. O demirleri bir tenekenin içine koyarlar. Ama tenekenin altına taş ta koyarlar. Bilirler ki aileden alamadığı harçlığı o tenekeye koyduğu taş sayesinde demirlerle birlikte tahsil edecektir. Kötü çocuklar her zaman kötüdür işte. Köşelerde sigara içerler. Cam kırarlar. Başka çocukları döverler. Hırsızlık yaparlar. Sonrada büyürler. Dediğim gibi arkadaşım ben hayatım boyunca hiç birşey yapmadım. Kimseye bir yararım dokunmadı. Dokunmasında istemez. Ben Bursa’nın yıllarca üvey evlat muamelesi yapmış-yapmakta olduğu, insanlarının miskin, cahil, gösteriş budalası organizmalardan oluştuğu Mustafakemalpaşa’da yaşıyorum. Bu şehir o kadar b*ktanki anlatamam. Yani iyi ki Bill Gates falan ziyaret etmemiş burayı. Eminim 1 gün kalsa memleketimde, cacık olur çıkar. Kaldırımlarında 3 kişinin yanyana yürüyemediği, sevgililerin el ele tutuşamadığı bir memleket. Merkezinde Roman hammalının Halkbankasının önünde iş beklediği, mimlenmiş iki üç kafesinde ergen kişilerin oynaştığı memleket. İşte tam olarak böyle. Sanırım yeteri kadar bahsettim tüm saçmalıklardan. Yeri geldiğinde yeniden yazarım. Herkese iyi forumlar diliyorum. Okuduğunuz için teşekkürler.