Benim için sadece birinci derecede önemli.
Askerliğimi yeni bitirmişim. İstanbul'da bir kitap ve müzik mağazasında son çıkan müzik cd'lerini heyecanla araştırıyorum.
Kafamı kaldırdım, ve karşı tarafta tam karşımda bir kız. Hep "işte böle biri olsun" dediğim kız.
Mükemmel diye bir şey varsa, o da karşımda. Marylin Monroe'nin gençlik hali.
Önce kısa bir şaşkınlık, sonra planlar kurma. Ama içimde hiç bir heyecan uyanmıyor. Ve kendime diyorum ki "oğlum İsmail, hayatının fırsatı karşında ve sen bu fırsatı göz göre göre kaçırmak üzeresin"
Tabii bir de kız Rus'mu? İngiliz mi? hangi dilde ne desem diye de düşündüm. Bir genç geldi, kız ile Türkçe bir kaç kelime konuştu ve birlikte çıktılar. Böyle bir güzel kız zaten sevgilisiz kalır mı hiç.
İçimdeki heyecansızlıktan Asker'deki eğitimi sorumlu tuttum. Belki vardır yemeklerde de bir şeyler, dedim. Kız bebek gibiydi. Çok gerçek dışı da diyebilirim. Yıılar sonra esmer kızlardan heyecanlandığımı fark ettim. Bana güzellik anlayışım medya tarafından dayatılmış meğer.
Brigitte Bardot tipinde kızlara hasta olurum. Benim hatun ama sarışın ve kısa boylu. Heyecanlanmıyorum, seviyorum. İlginç bir durum.
Daha önceki esmer di, ama kelek yaptı. (Kısmet neyse o artık)