Fırtınada Yanacaksın

Konu sahibi son olarak 817 gün önce görüldü
Kitabın Yazarı:John Verdon
Kitap Türü:Yabancı Romanlar
Yayınevi:Koridor Yayıncılık
Yayınlandığı Yıl:2018 (26-10-2018)
Sayfa Sayısı:528

0001780436001-1.jpg

Arka Kapak
New York’un sessiz sakin kasabası White River’da bir keskin nişancı dehşet saçıyor ve öldürülen polisin telefonuna bir uyarı mesajı geliyor. Kimsenin kimseye güvenmediği soruşturmaya danışmanlık yapması için çağrılan Gurney'in ise elinde gizemli bir nottan başka bir şey yok.

Bir parktaki oyun alanında ayak tabanlarına üç farklı harf dağlanmış iki cesedin bulunmasıyla işler daha da karmaşık bir hal alırken yetkililerin resmi açıklamalarıyla ters düşen Gurney, kasabayı labirent gibi sarmış olaylar silsilesini tek başına çözmeye kararlı. Yaklaşmakta olan fırtına herkesi yakmadan cevaplaması gereken bir soru var: Bu akıldışı bulmacada gözden kaçırdığı şey ne?



"John Verdon şaşırtıcı olay örgüsü, katil avı ve akıllıca düşünülmüş karakterler yaratmada kendini kanıtlamış bir usta."

-Publishers Weekly-

“Bir bulmacanın parçalarını yerleştirir gibi kitabın son sayfasına dek, katili bulacak olmanın tarifsiz hazzını suç romanlarına özgü gerçekçi gözlemlerle nasıl harmanladığına bakılırsa, bu serinin neden bu kadar popüler olduğunu anlamak zor değil.”

-Kirkus Reviews-

Özet
John Verdon’un kurgusu muhteşem kitabı Fırtınada Yanacaksın bizleri eski arkadaşımız Gurney ile selamlıyor. Yoğun bir dönem geçirdiğim için bu kitabı çok geç okudum, fırsat bulup elime aldığımda büyük bir heyecanla okumaya başladım. Her zamanki akıcı dili ve kurgusuyla John Verdon, güzel bir cinayet kitabı sunmuş bizlere. Fakat diğer kitaplarında bizi hemen saran olay örgüsünü maalesef bu kitapta ortasına geldiğimde ancak yakalayabildim. Kitabın ilerleyen bölümlerinde ise katilin kim olduğunu tahmin edebildim. Diğer kitaplarına bakarak bu kitabı istediğimde, daha çok merak unsuru barındıracağını düşünmüştüm olay örgüsünün. Buna rağmen kurgusu sayesinde sıkılmadan hızlı bir şekilde bitirdim bu kitabı.

John Verdon’un kitaplarında genelde kitabı okurken gözümün önüne getirmekte sıkıntı yaşamam, açık bir şekilde anlatılmak istenen anlatılır. Bu kitapta da aynı şeyi gördüm. Alışkın olduğumuz yalın ve açık dil 500 sayfa boyunca sürdü bu da kitabı takılmadan ve hızlı şekilde bitirmemi, olayı kaçırmadan devam ettirmemi sağladı. Açık diline ve sürükleyici olay örgüsüne rağmen bazı noktalarda kitabın sadece biraz daha uzatılması için bazı paragrafları okuduğumu düşündüm. Olmasa da eksikliğini hissetmeyeceğimiz birkaç cümle olduğunu fark ettim. Belki de bunun sebebi kitabı bir an önce bitirmek istememdi fakat yine de fazla uzatıldığını düşündüm.

Fırtınada Yanacaksın romanı, White River’da geçiyor. Gurney, Madeleine ile sakin bir hayat yaşamaktadır. Emekliliğe alışma çabasında olan Gurney’ın hayatı, Kline’ın ziyareti ile birlikte bölünüyor. Kline, gece vardiyasında bir keskin nişancı tarafından öldürülen polisten ve işlerin ne kadar karışık olduğundan bahsedip, Gurney’den yardım istiyor. Gurney, uzun zamandır uzak durduğu ama içten içe de istediği dedektiflik işine bir süreliğine geri dönüyor bu sayede. Onu bu olaya dâhil olmasını destekleyen ve hatta onu bu işe dönmeye “zorlayan” karısı Madeleine. İkili arasındaki ilişki, geçmişleri ve diyalogları kitabın ana unsurlarından birini oluşturuyor bence.

Okullarını bir araba kazasında kaybetmelerine rağmen birbirlerinden kopmak yerine daha çok birbirlerine bağlamış bu ikili. Birbirlerinden son derece farklı olduklarını düşünüyorum. Gurney’in aksine Madeleine, daha pozitif bir enerji yayıyor çevresine. Özellikle bu enerjiyi ikilinin gittiği kokteyl partisinde fazlasıyla hissediyorsunuz.

Kitapta en ilgimi çeken yazarın ırkçılık üzerine bu kitabı yazmış olması. Bu konuda bir kitap yazmak özellikle de cinayet kitabı yazmak zordur. Tabii ki de yazar ustalığını bu konuda da göstermiş. Farklı bakış açıları ile ırkçılığa bakmış, bunları kitabın içinde eriterek bize sunmuş. Toplumsal bir sorunun da kitapta yer alması hoşuma giden bir başka unsur oldu.

Olaylar yeterince karışıkken iki cinayet daha işlenir. Öldürülen polisin telefonuna gelen mesaj ve işlenen yeni cinayetlerde dosyaya eklenince olaylar tümüyle sarpa sarar. Bu yeni cinayetlerin kayıtlarını izlerken Gurney, bazı eksik parçaları sorgulamaya başlar. Yapbozun eksik parçalarını kurcalamaya başlar. Bu yüzden de bazı yetkililer ile ters düşer. İçgüdülerine güvenip olayın peşini bırakmaz. Yanlış katilin peşinde olduklarını düşünür. Çok geçmeden de yanıt aradığı sorulara cevaplar bulmaya başlar. Zekâsı ile Gurney doğru kişiyi bulur.

Bir cinayet kitabını spoiler yemeden bitirmek genellikle çok zordur. Bu kitabı alırken de hiçbir yoruma bakmadan ve önyargıda bulunmadan okumak istedim. Başka okurlardan ipucu almadan okumak istediğim kitapta en büyük ipucunu bana yazar verdi maalesef. Kitabın sonuna kadar merak ettiğim şey bir yerden sonra Gurney’in katilini nasıl bulacağı oldu. En önemli merak unsurunu kaçırmış olsam da kitap yine de sürükleyiciydi. Eski bir dostumuzla geçirdiğim 2 günün sonunda, yazarın diğer kitabı olan Kurt Gölü’nü tekrar okumaya karar verdim.
 
Geri