Arazinin orta yerine terkedilmiş arabanın
Kırılmış camlarından içeri sızan yağmur gibi akıyor
İçinin bana ayrılmış odalarına gözyaşım.
Son sınavda hayatımı başarıyla bitirdim
Bir kırmızılık kaldı yüzümde aşkımızdan
Her şeyi görüyorlar diye
gözlerimden vazgeçmeyi düşünüyorum bu aralar.
Açık bir yara var sol göğsümün altında
Rüyalarıma kan sızıyor oradan.
Ilık.
Ve uyanınca üşüten soğuk ter yastıklarım
Bebek kokuyor
Karmakarışıklaştı yatağım
Saçlarından utanan kadınlar siyaha kapandılar
İnadına beyazlar giyiyorum
İnadına siyah saçlarıma beyaz çiçekler takıyorum.
Pudra mavisi değil her şey gri
Savaş çocuklarının yüzündeki hiç kimsesizlik yansıyor baktığım aynalara
Bombalanmış şehirlerin viran sokaklarındaki sessizlik her yanım
Oysa ben sen susunca fırtınaların sesini duyardım.
Bir tank bir şehre ne kadar yakışmıyorsa
Şimdilerde o denli acıklıyım.
Dünyayı dert ediyorum kendime
Anneleri erken ölen kızların saçlarını
melekler örsün diye dualar öğreniyorum.
Duyarlılığın sakıncalı bulunduğu bir çağdayım
Ölü toprağı serpiyorlar evlere
Ve sen okyanuslarda koca bir demir yığını olarak yola devam etmek istedin
Tam yol ileri
Keşke sandal kalsaydın hep
Ve ben hep senin içinde.
Değişiyor dünya ve her şey.
Başkalaşıyorsun sen de .
Manolyaların resim yaptığını düşlüyorum
Denizlerin şarkı söylediğini
Çamların caz dinlediğini
Masal gibi yalanlar anlatıyorum herkese
Fevkalade terk edişinin kraliçesi oldum zaman içinde
Yetenekliyim
Tek kanat çırpmadan okyanusları aşan albatrosun varisiyim
Asla inmeyeceğim güverteye.
Eylül Deniz
Kırılmış camlarından içeri sızan yağmur gibi akıyor
İçinin bana ayrılmış odalarına gözyaşım.
Son sınavda hayatımı başarıyla bitirdim
Bir kırmızılık kaldı yüzümde aşkımızdan
Her şeyi görüyorlar diye
gözlerimden vazgeçmeyi düşünüyorum bu aralar.
Açık bir yara var sol göğsümün altında
Rüyalarıma kan sızıyor oradan.
Ilık.
Ve uyanınca üşüten soğuk ter yastıklarım
Bebek kokuyor
Karmakarışıklaştı yatağım
Saçlarından utanan kadınlar siyaha kapandılar
İnadına beyazlar giyiyorum
İnadına siyah saçlarıma beyaz çiçekler takıyorum.
Pudra mavisi değil her şey gri
Savaş çocuklarının yüzündeki hiç kimsesizlik yansıyor baktığım aynalara
Bombalanmış şehirlerin viran sokaklarındaki sessizlik her yanım
Oysa ben sen susunca fırtınaların sesini duyardım.
Bir tank bir şehre ne kadar yakışmıyorsa
Şimdilerde o denli acıklıyım.
Dünyayı dert ediyorum kendime
Anneleri erken ölen kızların saçlarını
melekler örsün diye dualar öğreniyorum.
Duyarlılığın sakıncalı bulunduğu bir çağdayım
Ölü toprağı serpiyorlar evlere
Ve sen okyanuslarda koca bir demir yığını olarak yola devam etmek istedin
Tam yol ileri
Keşke sandal kalsaydın hep
Ve ben hep senin içinde.
Değişiyor dünya ve her şey.
Başkalaşıyorsun sen de .
Manolyaların resim yaptığını düşlüyorum
Denizlerin şarkı söylediğini
Çamların caz dinlediğini
Masal gibi yalanlar anlatıyorum herkese
Fevkalade terk edişinin kraliçesi oldum zaman içinde
Yetenekliyim
Tek kanat çırpmadan okyanusları aşan albatrosun varisiyim
Asla inmeyeceğim güverteye.
Eylül Deniz