-
- Katılım
- Mayıs 12, 2014
-
- Mesajlar
- 8,471
-
- Tepkime puanı
- 2,992
-
- Puanları
- 349
-
- Konum
- Türkiye
Ucu açık biten filmler ya da izleyicinin tabiriyle sonu anlaşılmayan filmler yıllar geçse bile sinemaseverlerin aklını kurcalamaya devam ederler. Gelin bu filmlere biraz yakından bakalım. Acaba gerçek bir son oldu mu yoksa ucu açık biten filmler bilerek mi böyle bir finale imza atıyorlar görelim.
Ucu açık biten filmler deyince herkesin aklına ilk olarak sanat filmleri olarak da adlandırılan bağımsız yapımlar gelir. Bu yapımlar genel olarak izleyiciye bir duygu aktarmayı hedefledikleri için klasik hikaye düzenini izlemeyebilirler ve net bir final sunmadıkları için ucu açık biten filmler olarak değerlendirilebilirler. Ancak bizim konumuz bu filmler değil, gişede epey hasılat yapmış popüler filmlerden bahsediyoruz.
Gişe filmleri olarak da adlandırılan ana akım, popüler filmler klasik bir hikaye akışına sahiptir, her şeyi toparlar ve filmi öyle bitirirler. Bu nedenle de ucu açık biten filmler olarak pek görülmezler. Ancak önemli istisnalar var. Bu yazıyı okuyan herkesin izlediğini düşündüğümüz bazı ucu açık biten filmler var. Gelin bu filmleri biraz yakından inceleyelim ve gerçekten sonu anlaşılmayan filmler olup olmadıklarını görelim.
Bu noktada iki teori var; ilkine göre Nina içindeki kötülüğü yok etti. İkinci teoride ise Nina intihar etti ve film bitmeden önce gördüğümüz gözündeki son pırıltı onun cennete gitmesini imgeliyor. Film, psikolojik gerilim türünde olduğu için ilk seçeneğin gerçekliği çok daha ağır basıyor.
Bombayı uzaklaştırdığı sırada uçak havaya uçtu ve Bruce Wayne öldü zannederken uçağın otopilotta olduğunu gördük. Wayne’in yardımcısı Alfred ise bir süre sonra Bruce ve sevgilisini Floransa’da gördü. Fakat her şey bu kadar basit olmayabilir. Yaşlı Alfred'imiz her şeyi aklında kuruyor ve Bruce Wayne’nin yasını tutuyor olabilir. Christopher Nolan’ın zihin dünyasını düşünürsek bir hayal sahnesi hiç de garip olmaz.
Film ilerledikçe Andrew’ın aslında burada kalan bir hasta olduğuna hatta evini bile kendinin kundakladığına dair şüpheye düşeriz. Andrew’ın asla kim olduğundan emin olamadığımız finalde ise "Hangisi daha kötü? Bir canavar olarak yaşamak mı yoksa iyi bir adam olarak ölmek mi?" sorusu izleyenlerin zihnini iyice bulandırır. Ancak Andrew’ın bir hasta olma ihtimali oldukça yüksektir.
Durum bu noktada ilginç bir hal alır çünkü ertesi gün avukat ona gülerek böyle bir şeyin yaşanmadığını söyler ve dış ses, katilimizin ceza almadan hayatına devam edeceğini anlatır. Peki, bu ruh hastası beyaz yakalı adam gerçek bir katil mi yoksa insanları öldürme fantazileri kuran bir masum mu? Zenginlerin avukatlarının bu tür suçları saklamayı sevdikleri klişesini düşünürsek her şeyin bir hayal olma ihtimalinin oldukça az olduğunu görüyoruz.
John G’nin peşine düşen Leonard bir noktada çileden çıkar ve Teddy’yi vurur. Film noktalanır. Ancak zaten doğrusal bir akışı olmayan filmin böyle bir sonla bitmesi anlaşılır gibi değil. Leonard karısının öldürülüşünü nasıl hatırlıyor ve gerçek katil Leonard olabilir mi gibi sorular cevap bulmaz. Maalesef bu filmi kapatamıyoruz çünkü ihtimallerin gerçekten bir sınırı yok.
Ucu açık biten filmler deyince herkesin aklına ilk olarak sanat filmleri olarak da adlandırılan bağımsız yapımlar gelir. Bu yapımlar genel olarak izleyiciye bir duygu aktarmayı hedefledikleri için klasik hikaye düzenini izlemeyebilirler ve net bir final sunmadıkları için ucu açık biten filmler olarak değerlendirilebilirler. Ancak bizim konumuz bu filmler değil, gişede epey hasılat yapmış popüler filmlerden bahsediyoruz.
Gişe filmleri olarak da adlandırılan ana akım, popüler filmler klasik bir hikaye akışına sahiptir, her şeyi toparlar ve filmi öyle bitirirler. Bu nedenle de ucu açık biten filmler olarak pek görülmezler. Ancak önemli istisnalar var. Bu yazıyı okuyan herkesin izlediğini düşündüğümüz bazı ucu açık biten filmler var. Gelin bu filmleri biraz yakından inceleyelim ve gerçekten sonu anlaşılmayan filmler olup olmadıklarını görelim.
Ucu açık biten filmler ve final teorileri:
- Black Swan
- The Dark Knight Rises
- Shutter Island
- American Psycho
- Memento
- The Wrestler
- Gone Girl
- Prisoners
- Oldboy
- Inception
Bu noktadan sonra listedeki filmler hakkında sürpriz bozan bilgilerle karşılaşacaksınız.
Ölen, içindeki kötülük oldu: Black Swan
- Tür: Dram, Gerilim
- Yıl: 2010
- Yönetmen: Darren Aronofsky
- Oyuncular: Natalie Portman, Mila Kunis, Vincent Cassel
- IMDb: 8,0
- Rotten Tomatoes: %85
Bu noktada iki teori var; ilkine göre Nina içindeki kötülüğü yok etti. İkinci teoride ise Nina intihar etti ve film bitmeden önce gördüğümüz gözündeki son pırıltı onun cennete gitmesini imgeliyor. Film, psikolojik gerilim türünde olduğu için ilk seçeneğin gerçekliği çok daha ağır basıyor.
Alfred’in hayali: The Dark Knight Rises
- Tür: Aksiyon, Macera
- Yıl: 2012
- Yönetmen: Christopher Nolan
- Oyuncular: Christian Bale, Tom Hardy, Anne Hathaway
- IMDb: 8,4
- Rotten Tomatoes: %87
Bombayı uzaklaştırdığı sırada uçak havaya uçtu ve Bruce Wayne öldü zannederken uçağın otopilotta olduğunu gördük. Wayne’in yardımcısı Alfred ise bir süre sonra Bruce ve sevgilisini Floransa’da gördü. Fakat her şey bu kadar basit olmayabilir. Yaşlı Alfred'imiz her şeyi aklında kuruyor ve Bruce Wayne’nin yasını tutuyor olabilir. Christopher Nolan’ın zihin dünyasını düşünürsek bir hayal sahnesi hiç de garip olmaz.
Gerçekten hasta: Shutter Island
- Tür: Gizem, Gerilim
- Yıl: 2010
- Yönetmen: Martin Scorsese
- Oyuncular: Leonardo DiCaprio, Emily Mortimer, Mark Ruffalo
- IMDb: 8,2
- Rotten Tomatoes: %68
Film ilerledikçe Andrew’ın aslında burada kalan bir hasta olduğuna hatta evini bile kendinin kundakladığına dair şüpheye düşeriz. Andrew’ın asla kim olduğundan emin olamadığımız finalde ise "Hangisi daha kötü? Bir canavar olarak yaşamak mı yoksa iyi bir adam olarak ölmek mi?" sorusu izleyenlerin zihnini iyice bulandırır. Ancak Andrew’ın bir hasta olma ihtimali oldukça yüksektir.
Beyaz yakanın kirli dünyası: American Psycho
- Tür: Komedi, Suç, Dram
- Yıl: 2000
- Yönetmen: Mary Harron
- Oyuncular: Christian Bale, Justin Theroux, Josh Lucas
- IMDb: 7,6
- Rotten Tomatoes: %69
Durum bu noktada ilginç bir hal alır çünkü ertesi gün avukat ona gülerek böyle bir şeyin yaşanmadığını söyler ve dış ses, katilimizin ceza almadan hayatına devam edeceğini anlatır. Peki, bu ruh hastası beyaz yakalı adam gerçek bir katil mi yoksa insanları öldürme fantazileri kuran bir masum mu? Zenginlerin avukatlarının bu tür suçları saklamayı sevdikleri klişesini düşünürsek her şeyin bir hayal olma ihtimalinin oldukça az olduğunu görüyoruz.
Hala bir sır: Memento
- Tür: Gizem, Gerilim
- Yıl: 2000
- Yönetmen: Christopher Nolan
- Oyuncular: Guy Pearce, Carrie-Anne Moss, Joe Pantoliano
- IMDb: 8,4
- Rotten Tomatoes: %93
John G’nin peşine düşen Leonard bir noktada çileden çıkar ve Teddy’yi vurur. Film noktalanır. Ancak zaten doğrusal bir akışı olmayan filmin böyle bir sonla bitmesi anlaşılır gibi değil. Leonard karısının öldürülüşünü nasıl hatırlıyor ve gerçek katil Leonard olabilir mi gibi sorular cevap bulmaz. Maalesef bu filmi kapatamıyoruz çünkü ihtimallerin gerçekten bir sınırı yok.