Felsefe FİLOZOFLAR ve HİKAYELER

Konu sahibi son olarak 1728 gün önce görüldü
292901_474390489252231_675386274_n.jpg

-HERAKLITOS-

(M.Ö. 535 Efes, İyonya---M.Ö. 475)

Soylendigine gore Athena tapinaginin onunde cocuklarla zar oyunu oynarken kendisini şaşkinlikla izleyen Efeslilere şoyle seslenmistir:

"Neden şaşirdiniz, ise yaramaz kişiler !
Sizinle birlikte politika oyunu oynamaktan daha iyi degil mi yaptigim ?"
 
32000_128744363816847_4689819_n.jpg

Demosthenes,

(MÖ.384 - MÖ.322) Atina'lı ünlü politikacı. Atina'da doğmuştur. Babası zamanın silâh yapımcılarından, zengin bir kişiydi. Kekeme olan Demosthenes uzun zaman aksaklığını giderebilmek için ağzına çakıl taşları koyarak konuşma pratikleri yapmış ve nutuk yazarlığına merak salmıştır.


Atina'da önemli bir tartışma yapılırken kürsüye Demostenes çıkar, ancak dinleyiciler sürekli kendi aralarında konuşmakta, filozofu dinlememektedir. Demostenes, "Bir hikâye anlatıp ineceğim" der ve anlatmaya başlar:

"Uzun zaman önceydi, bir delikanlı Atina'dan Megara'ya gitmek için bir eşek kiralamıştı. Eşeğini kiraya veren adamın da Megara'da işi vardı, beraber yola düştüler. Konuşa konuşa giderlerken öğle sıcağı bastırdı, biraz dinlenmek ve öğle yemeği yemek için bir su başına çöktüler. Ama ortalıkta hiç gölgelik yoktu ve eşeğin sahibi yemeğini alıp eşeğinin gölgesine sığındı. Eşeği kiralayan genç buna içerledi, 'Sen çekil gölgede ben oturacağım' dedi. Beriki itiraz etti: 'Ben oturacağım, çünkü eşek benim.' Delikanlı Ama ben eşeği kiraladım' deyince, eşeğin sahibinden 'Ben sana eşeği kiraladım gölgesini değil' cevabını aldı ve aralarında kavga çıktı."

Hikâyenin tam burasında Demostenes kürsüden iner yürümeye başlar. Dinleyiciler, "Sonunda ne oldu, sonunu anlat" diye bağrışmaya başlayınca Demostenes kürsüye döner:

"Sizin için çok önemli bir konuda bir şeyler anlatmaya çalıştım, dinlemediniz. Şimdi ise eşeğin gölgesini merak ediyorsunuz. Ne fikrimi söyleyeceğim ne de eşeğin gölgesine ne olduğunu..."

Kürsüden iner, yürür gider.
 
32000_129024917122125_4072399_n.jpg

DİYOJEN:

( M.Ö 413 – 356 )

Yoksul Diyojen, bir gün çok dar bir sokakta kibirli bir zenginle karşılaştı.
İkisinden biri kenara çekilmedikçe geçmek mümkün değildi.
Kibirli zengin, hor gördüğü filozofa,
''Ben bir serserinin önünden kenara çekilmem !'' dedi.
Diyojen, hemen kenara çekilerek, gayet
sakin bir şekilde şu karşılığı verdi:
''Ben çekilirim.''
 
bu demosthenesi tuttum valla :) bende merak ettim ama kavganın sonunu Allah bilir eşek tekmelemiştir ikisinide :)
 
victor-hugo-9346557-1-402.jpg


VICTOR HUGO

''Yaşlılık yıllarında iken niçin kendinizi bu kadar yoruyorsunuz?'' diye soran arkadaşlarına Victor Hugo, şu cevabı vermiş:

''Dinlenmek için önümde sonsuz bir hayat var''
 
32000_129627677061849_3035274_n.jpg

Aisopos (Esop)
Evinde çalışırken, bir asil kapıyı vurmadan içeri girer ve kitaplarına eğilmiş filozofa, "Böyle yapayalnız nasıl oturabiliyorsun" der.

Aisopos başını kaldırır, "Ben yalnız falan değildim" der, "ama sen içeriye girdiğin andan itibaren ne kadar yalnız olduğumu anladım."
 
32000_130206720337278_5067022_n.jpg

Mantık dersi alan bir öğrenci, ''Mantığı ispat bilimi olarak niteliyorsunuz; mantık dersi almanın gerekli olduğunu ispat ediniz o halde'' diyerek hocasını sıkıştırmak ister. Epictetus'un cevabı kısa ve açık olur : ''Peki ispatımın iyi olduğunu nasıl bileceksiniz?''

Epictetus
 
omer-hayyam2.jpg

Ömer Hayyam
(ölm. 1132)

Bir gün Ömer Hayyam’a sordular:
‘’Dünyanın öküzün boynuzları üstünde durduğu söyleniyor siz ne dersiniz?’'

Büyük Hayyam, büyüklüğüne yakışır bir cevap verdi:

‘’Dünyanın öküzün boynuzları üstünde durduğu doğru değildir ama buna inanan öküzlerin bulunduğu doğrudur’’
 
32000_129065393784744_7723181_n.jpg

ÜNLÜ ÇİN FİLOZOFU LAO TZU'NUN HİKAYESİ

Öykümüz ünlü Çin düşünürü Lao Tzu'nun zamanında geçer.. Lao Tzu bu öyküyü çok sever, sık sık anlatırmış hatta..

Efendim köyde bir yaşlı adam varmış.. Çok fakir.. Ama kral bile onu kıskanırmış... Öyle dillere destan bir beyaz atı varmış ki..

Kral at için ihtiyara nerdeyse hazinesinin tamamını teklif etmiş ama adam satmaya yanaşmamış...

- "Bu at, bir at değil benim için.. Bir dost.. İnsan dostunu satar mı" dermiş hep..."

Bir sabah kalkmışlar ki, at yok.. Köylü ihtiyarın başına toplanmış...

- "Seni ihtiyar bunak... Bu atı sana bırakmayacakları, çalacakları belliydi. Krala satsaydın, ömrünün sonuna kadar beyler gibi yaşardın. Şimdi ne paran var, ne de atın" demişler..

İhtiyar : - "Karar vermek için acele etmeyin" demiş... Sadece "At kayıp" deyin.Çünkü gerçek bu.. Ondan ötesi sizin yorumunuz ve verdiğiniz karar. Atımın kaybolması, bir talihsizlik mi, yoksa bir şans mı, bunu henüz bilmiyoruz....Çünkü bu olay henüz bir başlangıç... Arkasının nasıl geleceğini kimse bilemez.."

Köylüler ihtiyar bunağa kahkahalarla gülmüşler.Ama aradan 15 gün geçmeden, at bir gece ansızın dönmüş.. Meğer çalınmamış, dağlara gitmiş kendi kendine.. Dönerken de, vadideki 12 vahşi atı peşine takip getirmiş.

Köylüler, ihtiyar adamın etrafına toplanıp özür dilemişler..

- "Babalık" demişler.. "Sen haklı çıktın.. Atının kaybolması bir talihsizlik değil adeta bir devlet kuşu oldu senin için.. Şimdi bir at sürün var.."

- "Karar vermek için gene acele ediyorsunuz" demiş ihtiyar.. Sadece atın geri döndüğünü söyleyin. Bilinen gerçek sadece bu. Ondan ötesinin ne getireceğini henüz bilmiyoruz. Bu daha başlangıç..Birinci cümlenin birinci kelimesini okur okumaz kitap hakkında nasıl fikir yürütebilirsiniz?.."

Köylüler bu defa ihtiyarla dalga geçmemişler açıktan ama, içlerinden "Bu herif sahiden gerzek" diye geçirmişler...

Bir hafta geçmeden, vahşi atları terbiye etmeye çalışan ihtiyarın tek oğlu attan düşmüş ve ayağını kırmış. Evin geçimini temin eden oğul şimdi uzun zaman yatakta kalacakmış.Köylüler gene gelmisler ihtiyara...

- "Bir kez daha haklı çıktın" demişler. "Bu atlar yüzünden tek oğlun bacağını uzun süre kullanamayacak. Oysa sana bakacak başkası da yok...Şimdi eskisinden daha fakir, daha zavallı olacaksın" demişler..

İhtiyar : - "Siz erken karar verme hastalığına tutulmuşsunuz" diye cevap vermiş. "O kadar acele etmeyin. Oğlum bacağını kırdı. Gerçek bu... Ötesi sizin verdiğiniz karar.. Ama acaba ne kadar doğru.. Hayat böyle küçük parçalar halinde gelir ve ondan sonra neler olacağı size asla bildirilmez.."

Birkaç hafta sonra, düşmanlar kat kat büyük bir ordu ile saldırmış.Kral son bir ümitle eli silah tutan bütün gençleri askere çagırmış. Köye gelen görevliler, ihtiyarın kırık bacaklı oğlu dışında bütün gençleri askere almışlar. Köyü matem sarmış. Çünkü savaşın kazanılmasına imkan yokmuş, giden gençlerin ya öleceğini ya esir düşüp köle diye satılacağını herkes biliyormuş....

Köylüler, gene ihtiyara gelmişler.. "Gene haklı olduğun kanıtlandı" demişler. "Oğlunun bacağı kırık,ama hiç değilse yanında. Oysa bizimkiler belki asla köye dönemeyecekler. Oğlunun bacağının kırılması, talihsizlik değil, Şansmış meğer.."

- "Siz erken karar vermeye devam edin" demiş, ihtiyar.. Oysa ne olacağını kimseler bilemez. Bilinen bir tek gerçek var. Benim oğlum yanımda, sizinkiler askerde.. Ama bunların hangisinin talih, hangisinin şanssızlık olduğunu sadece Tao/Tanrı biliyor."

Lao Tzu, öyküsünü şu nasihatla tamamlarmış, etrafına anlattığında:

- "Acele karar vermeyin. O zaman sizin de herkesten farkınız kalmaz. Hayatın küçük bir parçasına bakıp tamamı hakkında karar vermekten kaçının. Karar aklın durması halidir. Akıl insanı daima karara zorlar ve gezi asla sona ermez. Bir yol biterken yenisi başlar. Bir kapı kapanırken, başkası açılır. Bir hedefe ulaşırsınız ve daha yüksek bir hedefin hemen oracıkta olduğunu görürsünüz."
 
genczevkliozgursohbet_1290386279.jpg

Aristo'ya sormuşlar;

-Yalan söylemekle ne kaybederiz?

-Doğruyu söylediğiniz zaman bile karşınızdakini inandıramayı...
 
_036.jpg

Agesilaus

İlk çağlarda Sparta krallığı yapan Agesilaus'a sormuşlar:

''Doğruluk mu daha büyük meziyettir, yiğitlik mi?''


Agesilaus cevap vermiş:

''Bütün insanlar doğru olsaydı yiğitliğe ne lüzum kalırdı''
 
konfucyus-efsane-sozleri-52254.jpg

Konfüçyus

Talebelerinden biri Konfüçyus'a ''Ölüm nedir?'' diye sorduğunda, Konfüçyus'un cevabı şu olmuş:

''Hayat hakkında ne biliyorsun ki, sana ölümden bahsedeyim.''
 
1505192_553152941441236_2126983537_n.jpg

William Shakespeare

Herkesi sev, azına güven, haksızlık etme hiç kimseye.
Kaba güçle değil zekanla çık düşmanın karşısına.
Kendininmiş gibi savun dostunun hayatını.
Gevezeliğin için değil, suskunluğun için kızsınlar sana.
 
10509758_731868066903055_6041990923687374436_n.jpg

Sokrat

Sokrates e göre üç çeşit insan vardır :
Birinci Tür İnsan:
Bilmediğini bilmeyen insan
Bütün kapılarını eliyle kapatıp uykuya dalmıştır
Uyuyan insan hiçbir şeyi öğrenip anlayamaz bilip tanıyamaz ancak geçireceği bir şokla uyanabilir.!
İkinci Tür İnsan
Bilmediğini bilen insan
Uykudan uyanarak eksikliğini fark eden kararlı bir şekilde eksikliklerini tamamlamaya arzulu ve uyanan insandır
Süreç içerisinde kendini geliştirip olgunlaşacaktır !
Üçüncü Tür İnsan
Bildiğini bilen insan
Buna uyanık ve Olgun Kamil insan da denebilir Bu özelliklere sahip bir insan varoluşun hayatın anlamını sezip arzularını ve nefsini bu anlama uygun bir şekilde yönlendirebildiği ölçüde huzuru ve mutluluğu elde edebilecektir !
 
10505414_714704788619383_1967622450497932647_n.jpg

Friedrich Nietzsche

"Vicdanlı ve dürüst olmak, “Hesaplı” olmaktan iyidir.
“Hesap” insanı makam sahibi yapar da,
“VİCDAN”; daha önemli bir işe yarar:
İnsanı insan yapar..."
 
isaac%2Bnewton%2B-%2BTatiana%2BLan%25C3%25A7a%2BNewton%2Bnuma%2Bleitura%2Bde%2Bdivulga%25C3%25A7%25C3%25A3o%2Bcient%25C3%25ADfica%2Bprodu%25C3%25A7%25C3%25A3o%2Bde%2Bsentidos%2Bno%2BEnsino%2BM%25C3%25A9dio.jpg

Newton

'BİZ ASLANI PENÇESİNDEN TANIRIZ''

1696 yılında İsviçreli matematikçi Johann Borneulli, brakistokron adi verilen çözümlenmemiş bir problemin çözümü İçin öğrencilerine 6 ay süre tanımıştı. Fakat öğrencilerinden olan filozof Leibniz'in ricası üzerine problemin çözüm süresini 18 aya çıkardı. Leibniz, Newton'un bu alandaki buluşlarından habersiz olarak, kendi başına diferansiyel ve integral hesaplama yöntemlerini bulmuş bir kişiydi. 29 Ocak 1697 günü öğleden sonra saat 16'da bu problem Newton'a sunuldu. Ertesi sabah işe giderken problem çözümlenmiş olarak masanın üzerinde bekliyordu. Çözüme ilişkin olarak bulduğu yeni yöntemlerle birlikte problemin çözümü yayınlandı.
Newton'un isteği üzerine adı açıklanmamıştı.

Fakat çalışmanın orijinalliği Newton'u ele verdi. Bernoulli çözülmüş problemi gördükten sonra şunu söylemişti: «Biz aslanı pençesinden tanırız.» Newton o tarihte elli beş yaşındaydı.
 
154300_507199565971323_1258351106_n.png

Genç öğrenci Euathlos, Protagoras'tan, hukuk bilgileri dersleri
almak ister. Aralarında yaptıkları sözleşmede, anlaştıkları ticretin
yarısım peşin ödemeyi kabul eder ve diğer yarısını da, kazanacağı
ilk davadan sonra ödemeyi vüdeder. Ne varki j Euathlos,
avukatlık yapmaz ve dolayısiyle ders ücretiııin ikinci yaırsını ödemez.
'Protagoras davacı olur ve zafer i şareti yapar: "Davayı kaybederse,
borcunu m'ahkenie kararı gereğince ödeyecektir; kazanırsa,
"ders sözleşmesine göre..." diye düşünür.


Öğrencisi Euathlos .ise hocasının böyle düşünmesine güler:
"Davayı kazamrsam, mahkeme karan beni ders ücrçtinin
ikinci yansını ödemekteü kurtaracaktır; kaybedersem, sözleşmeye
göre ödemekten kurtulacağım" der içinden.
Protagoras ve Euathlos öleli 2400 yıl olmuştur. Ama bu dava
henüz daha karara bağlanabilmiş değildir.
 
Geri