A
aXi
Ziyaretçi
Ziyaretçi
Genelde dizdeki kan dışarı alınarak yapılan ameliyat, ileri yaşı ve yüksek kilosu nedeniyle risk grubundaki hastada özel bir bandajla gerçekleştirilerek herhangi bir kanama olmadan başarıyla tamamlandı.
Operasyonu gerçekleştiren Ortopedi ve travmatoloji uzmanı Opr. Dr. Hamdi Özkan, 165 kilo ağırlığındaki Süheyla Altınok'un (83), bacaklarında halk arasında ''Fil Hastalığı'' olarak bilinen ''elephantiasis'' nedeniyle büyük miktarda su biriktiğini, dizlerindeki kireçlenmenin de hastalığın ilerlemesine neden olduğunu anlattı.
Bir yandan fil hastalığı nedeniyle hastanın bacaklarında aşırı miktarda su birikirken, diğer yanda kireçlenme yüzünden ağrılar ortaya çıktığını, bu iki durumun birbirini tetikleyerek hastanın tamamen hareket edemez hale geldiğini ifade eden Özkan, ''Hareketsizliğe bağlı kilo ve su birikmesi sonucu hastanın her bir bacağının çapı birer metreye ulaşmıştı. Hasta yürüyemez ve başkasının bakımına muhtaç hale gelmişti'' diye konuştu.
Fil hastalığına karşı, ayaktan su çekilmesi şeklinde geçici rahatlama sağlayan tedaviler uygulanabildiğini, ancak hastanın hareketini tamamen kısıtlayan dizlerdeki kireçlenmenin ortadan kaldırılmasına yönelik ameliyatın Altınok'un yüksek kilosu ve ileri yaşı nedeniyle yüksek risk taşıdığını belirten Özkan, şu bilgileri aktardı:
''Genelde diz protezi ameliyatlarında kanama olur ve bu kirli kan 'dren' denilen sistemle dışarı alınır. Ancak söz konusu yöntem bu hastada riskli olduğu için 'Jons bandajı'' denilen özel bir yöntem uygulamaya karar verdik. İki bacağa birden bu yöntemle diz protezi taktık. Ameliyat sırasında, hasta uyutulmadan, lokal anesteziyle bacak özel pamuk ve sargı bezleriyle sarılarak kanama olması engellendi. Böylece hasta uyutulmadan ve kanama olmadan bozulan eklem kıkırdağı yerine, titanyumdan yapay eklem kıkırdağı yaptık. Hasta ameliyat sonrası hareketli hale gelince, boşaltım sisteminin harekete geçmesi sayesinde bacaklarından 35 litre su atıldı.''
Hastanın ameliyat sonrasındaki 2. gün yürüyebildiğini ve artık dizlerini bükebildiğini anlatan Opr. Dr. Hamdi Özkan, ''Hastadaki fil hastalığı iyileşmeyecek, ancak hareketli bir yaşamı olacağı için bacakları hiç bir zaman eski haline dönmeyecek'' dedi.
-''ARTIK ÇOK MUTLUYUM''-
Kansız diz ameliyatı sonrası tekrar yürüyebilen Süheyla Altınok ise, 1995 yılından beri devam eden fil hastalığı nedeniyle zamanla yatağa mahkum hale geldiğini anlattı.
2004'den bu yana yatağa bağlı hale gelmesine neden olan fil hastalığına karşı çeşitli yöntemler uygulandığını, ancak dizlerindeki kireçlenmenin bacaklarındaki şişlikleri iyice artırdığını ifade eden Altınok, şunları söyledi:
''Tek başıma yaşıyorum. Yatağa mahkum olunca komşularım yardımcı oldular ama daha fazla bu şekilde yaşamak istemedim. Ancak kilom ve yaşım nedeniyle riskli bir ameliyat olduğu söylendi. Daha önce başvurduğum bir başka hastanede 'önce kilo ver, sonra gel' dendi. Bunun üzerine moralim çok bozuldu. Kansız ameliyat önerilince hemen kabul ettim. Ameliyat sonrası artık yürüyebiliyorum. Bu benim için büyük bir mutluluk. Yürüyememek ve yatağa bağlı olmak çok büyük bir sorundu. Umarım bir daha o günlere dönmem.''
-FİL HASTALIĞI NEDİR?-
Tropikal bölgelerde görülen bir asalağın yol açtığı rahatsızlık için kullanılan ''Fil Hastalığı'' tanımlaması, benzer belirtilerin ortaya çıkması nedeniyle lenf yollarının tıkanmasına bağlı ortaya çıkan başka şişmeler için de söyleniyor.
Lenf sistemindeki yetersizlik nedeniyle bacaklarda giderek artan şişlikler, hastaların hayatını zamanla daha da olumsuz etkiliyor.
Lenfödem, kadınlarda 3 kat daha fazla görülüyor. Tedavi edilmediği takdirde büyük boyutlara ulaşan bacak, görüntüsünden dolayı fil bacağına benzetilerek, fil hastalığı olarak da anılıyor.
Bu ileri dönemde ciltte yaralar da oluşabiliyor.