Femme Fatale

F
  • Kullanıcı Fenerbahçe
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • - Forumsal Sözlük
Mata Hari.

1. Dünya Savaşı zamanlarında yaşamış, Fransa ve Almanya adına casusluk yapmış, hatta çift taraflı çalışmış, dönemin "bilgi alınabilir" bir çok asker ve siyasetçisini kandırmış, çoğunu kendine aşık etmiş, kurgusal değil gerçek bir karakter olarak L. S. ile beraber bu tarife en fazla uyan kadınlardan biri.

Bence hayatı ve yaptıkları göz önüne alındığında daha dikkate değer, sonu da kurşuna dizilmek olmuştur.

"Tüm hayatın boyunca erkekleri kandırdın ama kandıramayacağın 12 tane erkek var; idam mangası."
 
prenses - songül (ne zaferinden bahsediyorsun)

fatalitysi diğer kadınlardan daha kuvvetli
 
Türk dizi karakterlerinden örnekler verilmiş. Hiçbiri küçükken izlediğim Sanem Celigin başrolde olduğu Kara Melek gibi olamaz. Bu ara çok aklıma geliyor başlasam mi bu diziye entrikalar entrikalar :d
 
biraz okuyunca, ne kadar da kültürsüz biri olduğumu düşündüm .s
 
The Last Seduction filmindeki Bridget geldi aklıma.
Gildayi da eş geçemeyeceğim.
 
-hmmm, güzelliğinin ve zekasının farkınlalığında olan cazibeli kadınlar. en çok lou salome yakışır bu tanima, bide bildiğim Tomris Uyar var ki; hayranim kendisine.
 
bunun tam karşılığı: maria puder. forumdaki xd
 
Tomris uyar'a femme fatale demişler.
ne traji komik ama
 
Her kadın ölüm-yıkım- getirendir. İlkel çağlardan beri genetik kod haritamıza işlemiş cinsiyet rollerimizle çatışamayız. Mağara adamı ailesini geçindirmek için dışarıdaki tehlikeleri göze alır, av ya da avcı olur ve ölür. Kadın pasiftir.

Günümüzde sanayide, madencilikte, vs. neden kadınların çalışmadığını düşünün. Çıkarılan fosil kaynaklarında, günümüzde yaşamı olanaklı kılan çoğu üretimde erkekler rol oynar; ve bu herkes için üretilir. Üretim sürecinde cinsiyet rolü ve fiziksel özellikleri buna elverişli olmadığı için kadın yer almaz. Bununla ilgili diğer ipucu da hayattaki konumları nedeniyle kadınların erkeklere göre daha uzun yaşamalarıdır. Yani bizler ölürken, onlar yaşamaya devam etmektedir.

Bunun Türkiye'deki karşılığı sevgilisini kışkırtarak, ondan küçük cevvallikler beklemek gibi manevi şeylerden düğün, ev, ev eşyası masraflarını kitlemek gibi maddi saçmalıklara kadar uzanıyor tabi. Romanların, filmlerin değindiği şekilde varoluşsal bir sıkıntıdan doğmuyor. En özgür geçinenlerinin bile anlamsız sorumlulukları, idealleri, hayalleri var. Ağır travmalar yaşamamışsa, hiçbir kadın kaybeden olmaya tahammül edemez. Varoluşsal bunalımı irdelemek için intihar vakalarındaki cinsiyete göre oranlara bir göz atın derim.
 
hiç de öyle ahım şahım bir film değildi. o kadar abartılacak bir yanı yok. irene adler geldi tam yazarken, kıyaslanabilir mi bilmem ama bence o çok daha etkileyici idi.
 
Geri