BirDevrinSonu
Üye
-
- Katılım
- Ocak 10, 2010
-
- Mesajlar
- 38,599
-
- Tepkime puanı
- 3,179
-
- Puanları
- 354
-
- Konum
- Napıcan ?
Yer yön yol
Yol kendine bir yer bulamamış
kişinin özlemidir.
Kendi yerini yerleşiklikte
bulamayan kişi
onu yolculukta arar.
Nasıl bir yer bir yolun başı ya da sonu;
bir yol da bir yerden önceki ya da sonraki
bir durumsa — kişinin durumu da
hep öyle ya da böyledir...
Yerini yitiren kişi
yola çıkmak zorundadır.
Yola çıkan kişi yeni bir yer arıyordur
— ama yola hep bir (eski) yerden
çıkıldığını da unutmaz : her varılan yerin de
(yeniden) bir yola çıkış yeri olabileceğini...
Yabancılığını kalıcı kılmak isteyen kişinin
yerleşikliğinden rahatsız olması gerekir;
ve tersi : yerleşikliğinden rahatsızlık duyan
kişinin kalıcı bir yabancılık bulması...
Yerleşiklik herbir yandan bağlandığımız
hepsi de gergin zincirlerin verdiği bir
dinginliktir ancak — yani bir sıkı
kölelik...
Ama "mutlak kölelik" dışında her kölelik
köleye devinimde bulunduğu izlenimini verecek
kadar gevşek tutar onun zincirlerini
— gerginlik zincirden zincir olarak
uzaklaşma çabasıyla belirir;
böylece de kişi çok devingen olduğu
sürekli etkinlikte bulunduğunu sandığı
bir edilgenlik bir sürüklenme içinde
yuvarlanıp — gitmez...
Yerleşiklikten rahatsız olan kişinin
gezginlikte aradığı aslında
yerleşebileceği bir yerdir: Düzenini
bozarak gezginliğe çıkan kişi kendi
düzeninin peşine düşmüştür.
Gezginlik de öte yandan hiçbir bağlantı
taşımaksızın salt gezmek için gezmek haline
gelebilir rahatlıkla kolayca
— bu kez de tam bir boşluk...
Zincirlerin —gergin ya da gevşek—
tam yokluğu da
boşluğa köle olmaktır.
Köleliğe tek çare herhalde
zincirlerini koparmak ve zincirsiz kalmak
değil
kendi zincirlerini kendisi yapmış
kendisi kendi ayaklarına takmış bağlamış
olmaktır — özgürlük de budur... (Hani
"kendi kendisinin efendisi olmak"tan
söz edilir ya...)
Düşüncenin devinimi düşünen kişinin devinmesidir
ancak — onunla gerçekleşebilir ancak:
Yerleşik kişinin düşünceleri de durağan olur.
Çünkü içinde yeniye yer bırakmayan
bir 'düzenliliği' yaşayan kişi aslında
üst anlamda bir düzensizlik yaşıyordur
— içinde yeniye yer tanımayan bir 'düzen'
eskinin düzensiz karışımlarından başka bir
yere ulaşamaz.
Her an ayrıyı aykırıyı yeniyi yaşayan kişi
düzenli bir yaşam yaşıyordur.
İnsanlar ne sanıyorlar ki 'düzen'i
— kendi dar çarpık açılarından bakarak :
sabah-akşam gidiş-gelişlerini 'düzenleyen'
bir 'seyrüsefer nizamnamesi' mi?! — Oysa
asıl düzen düzensizlikten çıkarak
düzene ulaşmağa çabalayan bir düzenleme
uğraşısında bulunabilir ancak.
'Verilmiş' 'varolan' düzen
yoz bir düzensizlik biçimidir.
yeryön ve yol
Düzenlilik gereksinmesinden
—yani düzensizlikten— çıkmayan
'düzen' beş para etmez düzen olarak...
Kişi yoldaş diye
ancak kendi ulaşabildiği yerlere varabilecek
daha ileriye yürüyemeyecek kişiler seçiyorsa
kendisi de duruyor demektir... (Oysa:
"...daß Andere sie aufnehmen
und fortsetzen ... mögen ... kommen
und weiterfliegen ...
und es besser machen ...")
Bir yerde ('bir süre için' diyerek)
dinelen kişi için en büyük tehlike
o yere yakınlık duyması; o yeri
bütün yollarının sonu
bütün yönlerinin ereği sayması;
yerleşebileceği bir yer saymasıdır
— en büyük tehlike huzurlu yerdir:-
Mezardır orası...
Her bir yorgun yolcunun dineldiği yer
dinlenmiş bir yolcunun yola çıktığı yerdir.
Yol kendine bir yer bulamamış
kişinin özlemidir.
Kendi yerini yerleşiklikte
bulamayan kişi
onu yolculukta arar.
Nasıl bir yer bir yolun başı ya da sonu;
bir yol da bir yerden önceki ya da sonraki
bir durumsa — kişinin durumu da
hep öyle ya da böyledir...
Yerini yitiren kişi
yola çıkmak zorundadır.
Yola çıkan kişi yeni bir yer arıyordur
— ama yola hep bir (eski) yerden
çıkıldığını da unutmaz : her varılan yerin de
(yeniden) bir yola çıkış yeri olabileceğini...
Yabancılığını kalıcı kılmak isteyen kişinin
yerleşikliğinden rahatsız olması gerekir;
ve tersi : yerleşikliğinden rahatsızlık duyan
kişinin kalıcı bir yabancılık bulması...
Yerleşiklik herbir yandan bağlandığımız
hepsi de gergin zincirlerin verdiği bir
dinginliktir ancak — yani bir sıkı
kölelik...
Ama "mutlak kölelik" dışında her kölelik
köleye devinimde bulunduğu izlenimini verecek
kadar gevşek tutar onun zincirlerini
— gerginlik zincirden zincir olarak
uzaklaşma çabasıyla belirir;
böylece de kişi çok devingen olduğu
sürekli etkinlikte bulunduğunu sandığı
bir edilgenlik bir sürüklenme içinde
yuvarlanıp — gitmez...
Yerleşiklikten rahatsız olan kişinin
gezginlikte aradığı aslında
yerleşebileceği bir yerdir: Düzenini
bozarak gezginliğe çıkan kişi kendi
düzeninin peşine düşmüştür.
Gezginlik de öte yandan hiçbir bağlantı
taşımaksızın salt gezmek için gezmek haline
gelebilir rahatlıkla kolayca
— bu kez de tam bir boşluk...
Zincirlerin —gergin ya da gevşek—
tam yokluğu da
boşluğa köle olmaktır.
Köleliğe tek çare herhalde
zincirlerini koparmak ve zincirsiz kalmak
değil
kendi zincirlerini kendisi yapmış
kendisi kendi ayaklarına takmış bağlamış
olmaktır — özgürlük de budur... (Hani
"kendi kendisinin efendisi olmak"tan
söz edilir ya...)
Düşüncenin devinimi düşünen kişinin devinmesidir
ancak — onunla gerçekleşebilir ancak:
Yerleşik kişinin düşünceleri de durağan olur.
Çünkü içinde yeniye yer bırakmayan
bir 'düzenliliği' yaşayan kişi aslında
üst anlamda bir düzensizlik yaşıyordur
— içinde yeniye yer tanımayan bir 'düzen'
eskinin düzensiz karışımlarından başka bir
yere ulaşamaz.
Her an ayrıyı aykırıyı yeniyi yaşayan kişi
düzenli bir yaşam yaşıyordur.
İnsanlar ne sanıyorlar ki 'düzen'i
— kendi dar çarpık açılarından bakarak :
sabah-akşam gidiş-gelişlerini 'düzenleyen'
bir 'seyrüsefer nizamnamesi' mi?! — Oysa
asıl düzen düzensizlikten çıkarak
düzene ulaşmağa çabalayan bir düzenleme
uğraşısında bulunabilir ancak.
'Verilmiş' 'varolan' düzen
yoz bir düzensizlik biçimidir.
yeryön ve yol
Düzenlilik gereksinmesinden
—yani düzensizlikten— çıkmayan
'düzen' beş para etmez düzen olarak...
Kişi yoldaş diye
ancak kendi ulaşabildiği yerlere varabilecek
daha ileriye yürüyemeyecek kişiler seçiyorsa
kendisi de duruyor demektir... (Oysa:
"...daß Andere sie aufnehmen
und fortsetzen ... mögen ... kommen
und weiterfliegen ...
und es besser machen ...")
Bir yerde ('bir süre için' diyerek)
dinelen kişi için en büyük tehlike
o yere yakınlık duyması; o yeri
bütün yollarının sonu
bütün yönlerinin ereği sayması;
yerleşebileceği bir yer saymasıdır
— en büyük tehlike huzurlu yerdir:-
Mezardır orası...
Her bir yorgun yolcunun dineldiği yer
dinlenmiş bir yolcunun yola çıktığı yerdir.