Faydalı bilgiler

Konu sahibi son olarak 3623 gün önce görüldü
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
İLETİŞİM AÇISINDAN KIYAFETLERİN ÖNEMİ VE ANLATTIKLARI

leti%C5%9Fim-A%C3%A7%C4%B1s%C4%B1ndan-K%C4%B1yafetlerin-%C3%96nemi-Ve-Anlatt%C4%B1klar%C4%B1-e1436894610318.jpg
Kıyafetler, insanların psikolojilerini ele veren unsurlardır.
Karakter özelliklerinin de etkili olduğu giyinme unsurlarında, girişken mi, çekingen mi, hareketli mi,​
gergin bir kişilik mi, buna benzer durumları ortaya çıkmaktadır.​
Kıyafetler bizim yerimize konuşmakta, en gizli sırları ortaya koymaktadır.​
Kıyafetler, insanların bizlere baktığında verdiği ilk yargıyı oldukça önemli derecede etkilemektedir.​
Bu şekilde görsel bir iletişim aracı olarak açığa çıkmaktadır.​
İnsanlar, karşılarındaki kişilerin giyimleriyle karakterlerinin örtüştüğünü,​
ya da kişi karakter ve zevklerine göre giyim kuşamına yön verdiğini düşünürler.​
Bu, reel bir yargı olmamakla birlikte, yaşanan ve öğrenilen şartlanmalarla açığa çıkan yargılar olduğu unutulmamalıdır.​
Bu durumlar biz insanları yanlış yönlendirmelere ve yargılara yönlendirebilirken, bir yandan da zaman zaman içgüdüsel olarak​
doğruluk payı olabileceği durumlar olabileceği göz önünde bulundurulmalıdır.​
Kıyafetler, bazı noktalarda iletişim aracı olarak kullanılır.​
Örneğin, değerlerimiz konusunda yönlendirici bir unsur olabilmektedir.​
Örneğin, iş görüşmesine giden bir kadının eteğinin boyuyla veya muhafazakâr bir giyim tarzıyla,​
kişiler üzerinde zihnimiz bir yargıya varmaktadır.​
Daha sonrasında, o kişinin hayattaki görevi üzerinde bir yargı oluşturmamızı sağlamaktadır.​
Örneğin, öğrenci mi, iş kadını mı, ev hanımı mı gibi yargılar oluştururuz.​
Bunların sonucunda da, yine zihnimiz, karşımızdaki insanın iş hayatında nasıl bir duruşu olduğuna veyahut sosyal açıdan nasıl​
bir çevreye sahip olduğuna dair bir izlenim oluşturmaktadır.​
Her daim topuklu ayakkabılara sahip olan ve saçları her zaman yapılı bir kadının, bazılarına göre oldukça bakımlı ve feminen​
bir yapısı olduğu, bazılarına göre kasıntı ve her daim tetikte tertip düzenli bir kadın olduğu izlenimi yaratabilir.​
Buna takiben, at kuyruğu yapılmış saçlara sahip bir kadın, rahatlığından ödün vermeyen bir kot, ayağında son derece rahat​
görünen bir spor ayakkabı, örneğin askılı bir tişört giymişse, rahatına düşkün,​
askılı giydiği için çok muhafazakâr olmadığı görüşüne varırız.​
Bununla birlikte, ya çalışan ama tatilde olan bir kadın,​
ya öğrenci ya da çalışmayan ev hanımı bir insan olduğu kanaatine varırız.​
Kırışık, ütüsüz, özensiz giyimli birini gördüğümüzde, hayatıyla ilgili detaylara takılmayan ve birçok şeyi önemsemeyen bir insan​
olduğunu düşünürüz.​
Ama bunun aksine, tamamen marka giyinmiş ve bu markaları başkalarının gözünün önünde olacak şekilde gösteren kişilerin​
ise, kendilerine özgüvensiz ve maddiyatla saygınlık kazanmaya çalışan bir kişi olduğuna karar veririz.​
Bir iş görüşmesinde çok dikkat çekici ve parlak bir kravat takan bir bey için,​
dikkatleri üzerinde toplamaya ihtiyacı olan biri olduğu şeklinde yorumlarız.​
Erkeklerin, özellikle iş açısından oldukça önemsedikleri kravat, saygınlığı ve özeni temsil etmektedir.​
Sorumluluk sahibi bir insan olduğu izlenimi yaratan kravat,​
insanların bakış açıları yönünden itibar oluşturmasıyla dikkat çekmektedir.​
Belki de bu nedenledir ki, özel gecelerde şık beyler kravatlarını düzgün bir şekilde bağlayarak daha özgüvenli bakarlar veyahut​
önemli bir iş görüşmesi açısından takım elbisenin kesinlikle vazgeçilmez en önemli aksesuarını oluşturur.​
Kıyafetlerin tarzlar kadar, renkleri de oldukça önemli bir konu teşkil etmektedir.​
Örneğin bir iş kadınını göz önünde canlandıralım.​
İki kadın ve aynı kademede yönetici olsunlar.​
Her koşulda birbirlerine üstünlükleri olmayan iki insan.​
Aynı takım elbiseyi giymişler, her şeyleriyle aynı görünüyorlar,​
fakat biri siyah klasik rengi tercih ederken diğeri aynı takımın bordo rengini giymeyi tercih ediyor.​
İki kadın arasında zihnimiz bir yargı oluştururken şu şekilde çalışır; biri siyah giyerek klasik görünümlü ve daha güven verici​
bir kadın izlenimindedir, diğeri ise, farklı olmayı seven,​
dikkatleri üzerine çekmeyi seven ve baskın bir karakterdeki kadın izlenimindedir.​
Ve bu yargıları, o kadınları hayatında ilk defa görmüş ve hiç tanımayan biri,​
gördüğü anda zihninin çalışmasıyla birlikte, o anda yargıları oluşturur.​
Renkler, bazen yetişme tarzlarını, insanların ruh hallerini, çalışılan sektörü bile anlatabilmektedir.​
Sektörlerden bahsederken, insanların çalıştıkları sektörler de giyim kuşamlarını etkilemekte son derece önemlidir.​
Örneğin, klasik giyimli ve alışılagelmiş bir takım elbise içinde sizinle gelen bir tasarımcı için, “​
önce kendi için bir farklılık oluşturması gerekmez miydi” yargısını kurarız zihnimizde.​
Tabi ki her tasarımcı uçuk kaçık olmak zorunda değildir,​
fakat yine de bir farklılık ortaya koyması ve karşısındaki insanı cezbetmesi gerekir.​
Veya, çok önemli bir iş görüşmesine giden bir insanı gördüğümüzde,​
yırtık moda bir kot ve tişörtle gittiğini hayal ettiğinizde, yeterince özenli ve işi odaklı bir insan olmadığı izlenimine kapılırız.​
Hangi sektörde çalışılacaksa ona uygun giyim, en doğru sonucu ve bununla birlikte başarıyı getirir.​
Mesleğe ve ortamına göre klasik mi giyinilmeli, yoksa sporcu bir kişilik olarak mı gösterilmeli,​
vermek istenilen mesaj “otoriter mi, uyumlu mu,​
değişimlere açığım mı” olduğuna karar verilmeli ve ona göre tercihler yapılmalıdır.​
Bu şekilde, kıyafetler veya aksesuarların başarıları desteklediği de yaşanan birçok örnekle gösterilmiştir.​
Eğer kıyafetlerin ne demek istediğini bilirsek, doğru ve hedef noktaya ulaşmakta kolaylık sağlayacağı aşikârdır.​
 
Su Kaçağı Nasıl Bulunur?

Su-Ka%C3%A7a%C4%9F%C4%B1-Nas%C4%B1l-Bulunur-735x400.jpg

Su kaçağı bulma işlemleri yakın geçmişe kadar ilkel alet edevat ile günlerce uğraşmakla
yarı yanlış yarı doğru yapılan bir işlemdi.
Fakat gelişen teknoloji bu işe de el atmış ve insanın rahatını düşünerek elektronik cihazlar geliştirmiştir.
Eski yöntemlere göre oldukça zor görünen su kaçağı tespiti işlemleri bu kameralı
cihazlar sayesinde çok basit ve masrafsız şekilde yapılmaktadır.
Kaçak su tespiti işlemleri artık korkulacak acaba iş sağlam şekilde yapıldı mı yine
su kaçağı olur mu diye düşünülecek bir konu değildir.
Zaman içerisinde tesisat borularınızda aşınma delinme çatlama gibi nedenlerden dolayı kaçaklar meydana gelebilmektedir.
su kaçağıKırmadan su kaçağı bulma işini hemen çözüme kavuşturmanız sizleri ileride
meydana gelebilecek olan zararlardan koruyacağını unutmamanız gerekmektedir.
Bu sorun giderilmediği takdirde evinizin duvarları aşınacak eski usul yöntemle bu işi çözmeye kalkıştığınız zaman da
duvarlarınız mermerleriniz fayanslarınız gibi tesisat borularınızın geçtiği her yer kırılıp dökülecektir.
Kaçak su bulma işini modern yöntem ve ekiplerle çok kısa bir zaman dilimi içerisinde kırma dökme işlemi yapmadan ekstra
masraflar ortaya çıkarmadan sorunsuz bir şekilde çözmek istemez misiniz?
işte tam bu noktada kurumsal firmamızın temin ettiği teknoloji ve özel derslerden
geçerek oluşturduğu ekipler bu işler için birebirdir.
Kırmadan su kaçağı bulma işleri için özel olarak getirttiğimiz elektro manyetik amfi cihazımız ile
elektro akustik ses dinleme cihazımız ile bu sorunu köklü bir şekilde çözmek garantidir.
Bir sorun yaşanması halinde ise, kolaylıkla müdahale etmek mümkündür.
Su sızıntısı tespiti işleminde kullandığımız özel cihazlarımız ve kalifiye elemanlardan oluşan uzman takımlarımızla kırmadan
dökmeden sizlere bilerek ya da bilmeyerek masraflar çıkarmadan hem olan sorunlarınızı
hem de varsa eğer olmak üzere olan sorunlarınızı tespit ediyoruz.
Kırmadan su kaçağı bulma işleminde kullandığımız elektro akustik ses dinleme cihazımız ile kaçağı
nokta isabet ile bulup gerekli onarım çalışmaları ve testleri yaparak sorununuzu çözüyoruz.
 
Kültür Mantarı Nedir?

K%C3%BClt%C3%BCr-Mantar%C4%B1-Nedir-735x400.jpg

Mantar, yüce yaratıcının bize sunduğu en taze yiyecek seçeneklerinden biridir.
Çok zengin bir protein kaynağı olan mantar, zehirli türleri olduğu için, bilinçsizce toplanıp yenirse tehlike yaratmaktadır.
Kontrollü olarak üretilen kültür mantarları ise, hem protein açısından zengin,
hem de kesinlikle zehirli olmadığı için, bolca tükettiğimiz besin kaynakları arasındadır.
Kültür Mantarı Üretimi
Mantarlar gübre ile büyür ve bu gübreyi hazırlamak bilgi gerektirir.
At gübresi ve samanla karıştırılan ihtivanın, doğru nemde ve sıcaklıkta olması gerekir.
Karışıma %2 oranında nitrojen ve alçı taşı eklenir.
Bu gübrenin yapısını geliştiren bir çeşit mineraldir.
Birkaç işlemden daha geçirildikten sonra, artık mantar yetiştirmek için uygun bir zemin elde edilmiştir.
Mantar miselyum ile aşılanmış, buğday tohumları, hazırlanmış bu özel gübre karışımından olan, zemine ekilir.
Ekilen bu aşılı buğday tohumları, mantar kökü gibi davranan bir bitki haline gelir.
Yaklaşık iki hafta sonra mantarlar büyümeye başlar.
Hızlı büyüyen kültür mantarları, her 24 saatte bir büyüklüklerinin iki katına çıkarlar.
Yeşil bitkilerin fotosentez için gün ışığına ihtiyaçları vardır.
Fakat kültür mantarlarının buna ihtiyacı yoktur.
İhtiyaç duydukları havadır, çünkü havayı alıp karbondioksit verirler.
Sadece üç gün sonra kültür mantarları büyümüş ve hasat için hazır bir hale gelmiştir.
Türkiye’de Kültür Mantarı Üretimi
Ülkemizde ilk kültür mantarı 1960’’lı yıllarda Korkuteli’’de üretilmiştir.
Daha sonraları, ailelerin kendi hazırladıkları ortamlarda, üretmeye başlamaları ile yaygınlaşmıştır.
Ülkemizde kültür mantarı üretimi, üreticilerin yaklaşık %33’ü için geçim kaynağı olmuştur,
geri kalan üreticiler için ise ek gelir kaynağı durumundadır.
Bölgede 700’’den fazla kültür mantarı üreticisi bulunmaktadır.
Ancak bu sektörde en büyük eksiğimiz, modern üretimin çok az olmasıdır.
Son gelişmelerden en ümit verici olanı, Korkuteli Meslek Yüksek Okulu’nda, mantarcılık bölümünün açılmış olmasıdır.
Bu adımın, kültür mantarı üreticiliğinde, olumlu etkileri olacağı düşünülmektedir.
Dünya’da Kültür Mantarı Üretimi
Dünya’da kültür mantarı üreten yerler içinde Amerika başta olmak üzere,
Güney Afrika ve Asya’’da bazı bölgeler, Fransa ve İngiltere vardır.
Yıllık toplam üretim 3,5milyon ton civarındadır.
Bu miktarın %33’’ü Amerika’da, %30’’u da Asya ülkelerinde üretilmektedir.
 
Türkiye’den Vize İstemeyen Ülkeler

T%C3%BCrkiyeden-Vize-%C4%B0stemeyen-%C3%9Clkeler-e1427968167133.jpg

Antigua ve Barbuda


Arjantin



Arnavutluk

Azerbaycan



Bahamalar



Barbados



Belize


Bolivya


Bosna-Hersek


Brezilya


Doğu Timor


Ekvador



El Salvador

Fas



Fiji


Filipinler

Guatemala




Güney Afrika Cumhuriyeti



Gürcistan


Haiti


Hırvatistan


Honduras



Hong Kong



İran

Jamaika


Japonya


Kamerun


Karadağ


Katar


Kazakistan


Kırgızistan


Kolombiya


Güney Kore Cumhuriyeti


Kosova


Kosta Rika


Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti


Libya


Lübnan


Makao


Makedonya Cumhuriyeti


Maldivler


Malezya

Mauritius

Nikaragua


Palau


Paraguay


Rusya


Saint Vincent ve Grenadinler


Samoa


Sırbistan


Şili


Singapur


Solomon Adaları


Sri Lanka


Sudan


Suriye


Svaziland


Tayland



Trinidad ve Tobago



Tunus


Tuvalu


Uruguay


Ürdün


Venezuela


Yemen
 
Farkli bir kaynakta daha okumustum.
Ayakkabi kol mansetleri sakallar kisilik ve karakter belirlenmesinde en etkili yontemdir yaziyordu.

Faydali bir konu takip edecegim
 
Kumaşlar Yıkandıktan Sonra Niçin Çeker?

Kuma%C5%9Flar-Y%C4%B1kand%C4%B1ktan-Sonra-Ni%C3%A7in-%C3%87eke.jpg

Bir kot pantolon aldığımızda hemen paçalarını boyumuza göre bastırıp giymek isteriz.
Ama daha sonra daha ilk yıkamada kumaşın boyu ne kadar çeker endişesini yaşarız.
Çünkü pantolonun boyunu tekrar uzatmak artık mümkün değildir.
O halde kumaşlar yıkanınca niçin çekiyorlar?
Islandıklarında mı çekiyorlar yoksa kururken mi?
Pantolonun boyunu ayarlamadan önce kaç kere ıslatmalıyız?
Sıcak suda mı daha çok çekerler, soğuk suda mı?
Yünlü kumaşların veya giysilerin ıslanınca çekme olayı biraz karışıktır,
çünkü nem ve ısı şartları liflerin sadece boylarını değil çaplarını da değiştirirler.
Ham iplik, kot kumaşı olmak üzere dokunurken dayanıklılığını arttırmak için tabii boylarındaki liflere bükümler,
yani bir çeşit düğümler ilave edilir.
Kumaş ıslanınca yün lifleri şişerler.
Liflerin bu genişlemesi ipliklerdeki bükümler arasındaki açıya da tesir eder ve iplerin
boylarının kısalmasına neden olur.
Aslında kumaş ıslanınca lifler şiştiğinden boyunun az bir miktar uzaması gerekir ama bükümlerin açılarındaki deformasyonun
yarattığı çekme kuvveti daha fazla olduğundan sonuçta kumaş boydan kısalır.
Kumaş yıkandıktan sonra kurutulduğunda şişmiş lifler eski durumlarına gelirler.
Ama kumaş ilk ölçülerine dönemez.
Su, yüksek ısı, çalkalama ve sabun -ki burada lifler arasında yağlayıcı görevi görür- hepsi birden kumaşın çekmesini
kolaylaştırırlar.
Kumaş birkaç kere yıkandıktan sonra ölçüleri dengeye ulaşır ve bundan sonra ne kadar yıkanırsa yıkansın boyca kısalmaz.
Kumaşın çekme miktarı ipliklerin boyutlarına, miktarlarına, dokunma şekillerine, kıvrımlarına ve kumaşın geçmişine bağlıdır.
Bazen kumaşa giysi olarak dikilmeden önce özel bir çekme işlemi uygulanır.
Bu durumda kumaş ilerde yüzde birden fazla çekmez.
Çarşıdan alınan kot pantolonların boylarından emin olmak için, paçaları bastırılmadan önce sıcak, sabunlu suda kuvvetlice
yıkanmaları, sonra soğuk suyla durulanarak makinede kurutulmaları ve bu çevrimin üç kere tekrarı tavsiye ediliyor.
 
Bilgisayarınızı Virüsten Korumanın 10 Etkili Yolu

Bilgisayar%C4%B1n%C4%B1z%C4%B1-Vir%C3%BCsten-Koruman%C4%B1n-10-Etkili-Yolu.jpg

Bilgisayarla sızan virüslerin birçoğu internette sörf yaparken tık’lanan reklamlar veya linkler üzerinden geliyor.
Bu yüzden güvenli olmayan sitelerde gezinti yaparken dikkatli olunması gerekiyor.
İlginiz dışındaki linkler ve reklamlar, sizin isteğiniz dışında virüs ve yazılımların bilgisayara yüklenmesine yol açabilirsiniz.
Tanımadığınız kaynaktan gelen eposta’ları açarken dikkat edin.
Gelen postanın içindeki herhangi bir link veya yazılım siz iletiyi açtığınızda aktive olabilir.
Elektronik postalarla birlikte gelen ekli dosyaların uzantılarında,
klasik dosyaların aksine ‘.exe’, ‘.com’, vbt’ gibi kodlar gördüğünüzde bunları açmayın.
Bu yönde uzantıya sahip dosyaların birçoğu, casus program veya bilgisayar solucanın aktif hale geçmesini sağlayabilir.
İnternet üzerinden yüklenen programları güvenli sitelerden yükleyin.
Programı geliştiren firmanın yönlendireceği adresleri kullanmaya özen gösterin.
Paylaşım sitelerinden yüklenen programların içinden yayılan virüs kolaylıkla tüm sistemi etkisi altına alabilir.
Onlarca farklı güvenlik duvarı yazılımı içinden birini seçerek bilgisayarınıza yükleyin.
İnternet üzerinden ücretsiz olarak dağıtılan (free.avg.com) ya da piyasada
satılan (avast.com, trendmicro.com, mcafee.com) antivirüs programlarından birini kullanın.
Bunlar güvenlik duvarından sızan virüs ve casus programların bulunmasında etkili rol oynayabilir.
Kullandığınız antivirüs programındaki ‘virüs tara’ özelliğini belirli aralıklarla denetleyin.
Böylece sisteme giren ya da engellenen ataklar hakkında bilgi sahibi olabilirsiniz.
Antivirüs programını bir kez sisteme yükledikten sonra,
belirli aralıklarla ana adreslerinden güncelleme olup olmadığını kontrol edin.
Güncellemeler, yeni geliştirilen virüs tehditlerine karşı çözümleri de beraberinde getirecektir.
Windows, MacOS veya kullandığınız işletim sistemi hangi ürün ise güncellemelerini sık sık yapmaya özen gösterin.
İşletim sistemlerinin saldırılara karşı etkili korunmasında en önemli araçlardan birisi bu olacaktır.
Bilgisayarınızdaki yazılımların da güncellemesini unutmayın.
Bilgisayarınıza herhangi bir program, dosya v.b içerik yüklemek için kullandığınız USB bellek,
taşınabilir hafıza deposu veya telefon gibi cihazlar da virüs yayılmasına yol açabilir.
Bunun için güvendiğiniz cihazları bilgisayarla birlikte kullanmaya özen gösterin.
 
EV EKONOMİSİ İÇİN PRATİK BİLGİLER


Ev-Ekonomisi-%C4%B0%C3%A7in-Pratik-Bilgiler-e1427217436919.jpg


Sıradan şeyleri, amaçları dışında da kullanarak hem mükemmel sonuçlar alabilir hem de ekonomi yapabilirsiniz.
ASPİRİN: Biten araba akünüzü aspirin ile tekrar canlandırabilirsiniz.
Eğer etrafta, arabanızı çalıştırmak için size yardım edebilecek kimse yoksa akünüzün içerisine
2 tablet aspirin atarak arabanızın tekrar çalışmasını sağlayabilirsiniz.
Asetilsalisilik asit, akünün içerisindeki sülfürik asit ile birleşerek son bir şarj üretip arabanızın çalışmasına yardımcı olacaktır.
KARBONAT: Tıkanmış mutfak giderini temizlemek için tesisatçıyı aramanıza gerek yok.
200 gr. Karbonatı tıkanmış deliğe dökün ardında da 200 ml. sıcak sirke ekleyin.
Birkaç dakika bekledikten sonra 1 litre kaynar suyu dökün.
Tesisatçıya gerek duymadan tıkanmış giderlerinizi en ucuz yoldan açmış olacaksınız.
MISIR UNU: Düğümlenmiş ayakkabı bapları ya da ipler, inatçı bir şekilde çözülemezler.
Düğümün üzerine bir parça mısır unu serpiştirin.
Böylece düğümü çözmek daha kolay olacak ve size zaman kazandıracak.
BEBEK BEZLERİ: Bitkilerinizin daha uzun süre su tutmasını mı istiyorsunuz?
Bitkilerinizi dikmeden önce, saksınızın dibine, emici tarafı yukarıya gelecek şekilde bir bebek bezi yerleştirin.
Bebek bezi suyu içine çekecek ve bitkinizin suyu çabucak emerek kurumasını engelleyecektir.
SAÇ KREMİ: Ayakkabılarınızı kötü havaların etkisinden koruyabilir.
Kış boyunca, ayakkabılarınıza bir miktar saç kremi sürerek tuz ve kimyasalları
ayakkabınızdan uzak tutarak onları koruma altına alabilirsiniz.
BUZ KABI: Yarım kalmış, bitiremediğiniz şaraplarınızı nasıl değerlendirebileceğinizle ilgili bir ipucu.
Kalan şaraplarınızı buz kabına koyup dondurun.
Aylar sonra bile hala içilebilir olacaklardır.
Ayrıca makarnalarınızın sosu için de daha sonraları kullanabilirsiniz.
KAVANOZLAR: Eldivenlerinizi, boş bir kavanozun altına koyarak kurutabilirsiniz.
Kavanozu, bir radyatörün üzerine ters çevirip koyarak çok çabuk bir şekilde kurutabilirsiniz.
KETÇAP: Gümüş takılarınızı, ketçap dolu bir kasenin içinde 5 dakika bekletin.
Daha sonra takıların işlemeli kısımlarının da parlaması için eski bir diş fırçasıyla hafifçe fırçalayın.
Durulayıp kurumaya bırakın.
LİMON: Bir manikürcüye gerek duymadan da, evinizde bir limon yardımıyla tırnaklarınıza bakım yapabilirsiniz.
200 ml ılık suya yarım limon suyu ekleyin ve tırnaklarınızı 5 dakika boyunca içerisinde bekletin.
Tırnaklarınızın üst kısmındaki ölü deriyi yukarı doğru ittikten sonra, tırnaklarınızı limon kabuğuyla ovun.
MAYONEZ: Bir parça mayonezle saçınıza ve saç derinize, sanki saç kremi kullanıyormuşsunuz gibi masaj yapın.
Daha sonra saçlarınızı duş bonesiyle kapatıp birkaç dakika bekleyin ve şampuan yardımıyla yıkayın.
Sonuç olarak saçlarınız mükemmel bir parlaklığa kavuşacak.
TIRNAK CİLASI: Gömlek düğmelerinin içindeki ipliklerin üzerine bir damla renksiz tırnak cilası damlatarak,
gömleklerinizin üzerinizde daha düzgün bir şekilde durmasını sağlayabilirsiniz.
Bu yolla ipliklerin aşınarak yıpranmasını ve üzerinizde şekilsiz durmasına engel olur.
ZEYTİNYAĞI: Kendi mobilya cilanızı kendiniz yapın!
Üstelik ticari ürünlere göre çok daha iyi sonuçlar verecektir.
Beyaz sirke ya da limonla karıştırdığınız zeytinyağını, sprey başlığı olan bir kutunun içerisine boşaltın.
İyice çalkaladıktan sonra mobilyalarınızın üzerine sıkın.
2 dakika beklettikten sonra temiz bir bez ya da kağıt havluyla temizleyin.
TUZ: Bir parça tuz ve su yardımıyla mobilyalarınızın üzerindeki su lekelerini kolaylıkla çıkartabilirsiniz.
Bir tatlı kaşığı tuzu, birkaç damla suyla karıştırarak elde edeceğiniz bir karışımı lekeli yüzeye uygulayın.
Leke çıkıncaya kadar yumuşak bir şekilde ovalayın.
KÜLOTLU ÇORAP: Eksi ya da yırtık külotlu çoraplarınızla, parlak ve sanki
yeni cilanmış görüntüsü veren ayakkabılar elde edin.
Yapmanız gereken sadece eski çorabınızla ayakkabınızın üstünü ovalamak.
Bu denemiş olduğunuz diğer yöntemlerden daha çok işe yarıyor.
ŞEMSİYE: Eski bir şemsiyenizi, fidelerinizi kışın soğuğundan ve etkilerinden korumak için feda edin.
Tutma kısmını kestiğiniz şemsiyenizi açık bir şekilde fidelerinizin üzerine yerleştirerek onların donmasını engelleyebilirsiniz.
SİRKE: Sirke boğaz ağrınızı geçirebilir.
1 yemek kaşığı sirke ve 1 çay kaşığı tuzu, bir bardak ılık suyun içerisinde eritip günde birkaç kez gargara yapın.
 
T%C3%BCrkiyedeki-%C3%9Cniversiteler-e1427037199318.jpg


TÜRKİYE’DEKİ ÜNİVERSİTELER



Adı Kuruluş İl Türü İnternet Adresi
Abant İzzet Baysal Üniversitesi 1992 Bolu Devlet ibu.edu.tr
Acıbadem Üniversitesi 2007 İstanbul Vakıf acibadem.edu.tr
Adıyaman Üniversitesi 2006 Şanlıurfa Devlet adiyaman.edu.tr
Adnan Menderes Üniversitesi 1992 Aydın Devlet adu.edu.tr
Afyon Kocatepe Üniversitesi 1992 Afyonkarahisar Devlet aku.edu.tr
Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi 2007 Ağrı Devlet aicuni.edu.tr
Ahi Evran Üniversitesi 2006 Şanlıurfa Devlet ahievran.edu.tr
Akdeniz Üniversitesi 1982 Antalya Devlet akdeniz.edu.tr
Aksaray Üniversitesi 2006 Aksaray Devlet aksaray.edu.tr
Amasya Üniversitesi 2006 Amasya Devlet amasya.edu.tr
Anadolu Üniversitesi 1958 Eskişehir Devlet anadolu.edu.tr
Ankara Üniversitesi 1946 Ankara Devlet ankara.edu.tr
Ardahan Üniversitesi 2008 Ardahan Devlet ardahan.edu.tr
Artvin Çoruh Üniversitesi 2007 Artvin Devlet artvin.edu.tr
Atatürk Üniversitesi 1957 Erzurum Devlet atauni.edu.tr
Atılım Üniversitesi 1996 Ankara Vakıf atilim.edu.tr
Bahçeşehir Üniversitesi 1998 İstanbul Vakıf bahcesehir.edu.tr
Balıkesir Üniversitesi 1992 Balıkesir Devlet balikesir.edu.tr
Bartın Üniversitesi 2007 Bartın Devlet bartin.edu.tr
Başkent Üniversitesi 1994 Ankara Vakıf baskent.edu.tr
Batman Üniversitesi 2007 Batman Devlet batman.edu.tr
Bayburt Üniversitesi 2007 Bayburt Devlet bayburt.edu.tr
Beykent Üniversitesi 1997 İstanbul Vakıf beykent.edu.tr
Bezm-i Alem Vakıf Üniversitesi 2010 İstanbul Vakıf bezmialem.edu.tr
Bilecik Üniversitesi 2007 Bilecik Devlet bilecik.edu.tr
Bingöl Üniversitesi 2007 Bingöl Devlet bingol.edu.tr
Bitlis Eren Üniversitesi 2007 Bitlis Devlet bitliseren.edu.tr
Boğaziçi Üniversitesi 1971 İstanbul Devlet boun.edu.tr
Bozok Üniversitesi 2006 Yozgat Devlet bozok.edu.tr
Bursa Teknik Üniversitesi 2010 Bursa Devlet btu.edu.tr
Canik Başarı Üniversitesi 2010 Samsun Vakıf basari.edu.tr
Celal Bayar Üniversitesi 1992 Manisa Devlet bayar.edu.tr
Cumhuriyet Üniversitesi 1974 Sivas Devlet cumhuriyet.edu.tr
Çankaya Üniversitesi 1997 Ankara Vakıf cankaya.edu.tr
Çağ Üniversitesi 1997 Mersin Vakıf cag.edu.tr
Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi 1992 Çanakkale Devlet comu.edu.tr
Çankırı Karatekin Üniversitesi 2007 Çankırı Devlet karatekin.edu.tr
Çukurova Üniversitesi 1973 Adana Devlet cu.edu.tr
Deniz Harp Okulu 1773 İstanbul Devlet dho.edu.tr
Dicle Üniversitesi 1974 Diyarbakır Devlet dicle.edu.tr
Doğuş Üniversitesi 1997 İstanbul Vakıf dogus.edu.tr
Dokuz Eylül Üniversitesi 1982 İzmir Devlet deu.edu.tr
Dumlupınar Üniversitesi 1992 Kütahya Devlet dpu.edu.tr
Düzce Üniversitesi 2006 Düzce Devlet duzce.edu.tr
Ege Üniversitesi 1955 İzmir Devlet ege.edu.tr
Erciyes Üniversitesi 1978 Kayseri Devlet erciyes.edu.tr
Erzincan Üniversitesi 2006 Erzincan Devlet erzincan.edu.tr
Erzurum Teknik Üniversitesi 2010 Erzurum Devlet –
Eskişehir Osmangazi Üniversitesi 1993 Eskişehir Devlet ogu.edu.tr
Fatih Sultan Mehmet Üniversitesi 2010 İstanbul Vakıf fatihsultan.edu.tr
Fatih Üniversitesi 1996 İstanbul Vakıf fatihun.edu.tr
Fırat Üniversitesi 1967/1975 Elazığ Devlet firat.edu.tr
Galatasaray Üniversitesi 1992 İstanbul Devlet gsu.edu.tr
Gazi Üniversitesi 1926/1982 Ankara Devlet gazi.edu.tr
Gaziantep Üniversitesi 1987 Gaziantep Devlet gantep.edu.tr
Gazikent Üniversitesi 2008 Gaziantep Vakıf gazikent.edu.tr
Gaziosmanpaşa Üniversitesi 1992 Tokat Devlet gop.edu.tr
Gebze Yüksek Teknoloji Enstitüsü 1992 Kocaeli Devlet gyte.edu.tr
Gediz Üniversitesi 2008 İzmir Vakıf gediz.edu.tr
Giresun Üniversitesi 2006 Giresun Devlet giresun.edu.tr
Gülhane Askeri Tıp Akademisi 1898 Ankara Devlet gata.edu.tr
Gümüşhane Üniversitesi 2007 Gümüşhane Devlet gumushane.edu.tr
Hacettepe Üniversitesi 1967 Ankara Devlet hacettepe.edu.tr
Hakkari Üniversitesi 2007 Hakkari Devlet hakkari.edu.tr
Haliç Üniversitesi 1998 İstanbul Vakıf halic.edu.tr
Harran Üniversitesi 1992 Şanlıurfa Devlet harran.edu.tr
Hitit Üniversitesi 2006 Çorum Devlet hitit.edu.tr
Iğdır Üniversitesi 2007 Iğdır Devlet igdir.edu.tr
İhsan Doğramacı Bilkent Üniversitesi 1984 Ankara Vakıf bilkent.edu.tr
İnönü Üniversitesi 1975 Malatya Devlet inonu.edu.tr
Işık Üniversitesi 1996 İstanbul Vakıf isikun.edu.tr
İstanbul 29 Mayıs Üniversitesi 2010 İstanbul Vakıf 29mayis.edu.tr/
İstanbul Arel Üniversitesi 2007 İstanbul Vakıf arel.edu.tr
İstanbul Aydın Üniversitesi 2003 İstanbul Vakıf aydin.edu.tr
İstanbul Bilgi Üniversitesi 1994 İstanbul Vakıf bilgi.edu.tr
İstanbul Bilim Üniversitesi 2006 İstanbul Vakıf istanbulbilim.edu.tr
İstanbul Kemerburgaz Üniversitesi 2008 İstanbul Vakıf ikbu.edu.tr
İstanbul Kültür Üniversitesi 1997 İstanbul Vakıf iku.edu.tr
İstanbul Medeniyet Üniversitesi 2010 İstanbul Devlet –
İstanbul Medipol Üniversitesi 2009 İstanbul Vakıf medipol.edu.tr
İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi 2010 İstanbul Vakıf iszu.edu.tr
İstanbul Şehir Üniversitesi 2008 İstanbul Vakıf sehir.edu.tr
İstanbul Ticaret Üniversitesi 1992/2001 İstanbul Vakıf iticu.edu.tr
İstanbul Üniversitesi 1453/1933 İstanbul Devlet istanbul.edu.tr
İstanbul Teknik Üniversitesi 1773/1944 İstanbul Devlet itu.edu.tr
İzmir Ekonomi Üniversitesi 2001 İzmir Vakıf ieu.edu.tr
İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi 2010 İzmir Devlet ikc.edu.tr
İzmir Üniversitesi 2007 İzmir Vakıf izmir.edu.tr
İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü 1992 İzmir Devlet iyte.edu.tr
Kadir Has Üniversitesi 1992 İstanbul Vakıf khas.edu.tr
Kafkas Üniversitesi 1992 Kars Devlet kafkas.edu.tr
Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi 1992 Kahramanmaraş Devlet ksu.edu.tr
Karabük Üniversitesi 2007 Karabük Devlet karabuk.edu.tr
Karadeniz Teknik Üniversitesi 1955 Trabzon Devlet ktu.edu.tr
Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi 2007 Karaman Devlet kmu.edu.tr
Karatay Üniversitesi 2008 Konya Vakıf karatay.edu.tr
Kara Harp Okulu 1834 Ankara Devlet Kara Harp Okulu
Kastamonu Üniversitesi 2006 Kastamonu Devlet kastamonu.edu.tr
Kayseri Abdullah Gül Üniversitesi 2010 Kayseri Devlet –
Kırıkkale Üniversitesi 1992 Kırıkkale Devlet kku.edu.tr
Kırklareli Üniversitesi 2007 Kırklareli Devlet kirklareli.edu.tr
Kilis 7 Aralık Üniversitesi 2007 Kilis Devlet kilis.edu.tr
Kocaeli Üniversitesi 1976 Kocaeli Devlet kocaeli.edu.tr
Koç Üniversitesi 1992 İstanbul Vakıf ku.edu.tr
Konya Üniversitesi 2010 Konya Devlet –
Maltepe Üniversitesi 1997 İstanbul Vakıf maltepe.edu.tr
Mardin Artuklu Üniversitesi 2007 Mardin Devlet artuklu.edu.tr
Marmara Üniversitesi 1883/1982 İstanbul Devlet marmara.edu.tr
Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi 2006 Burdur Devlet mehmetakif.edu.tr
Melikşah Üniversitesi 2008 Kayseri Vakıf meliksah.edu.tr
Mersin Üniversitesi 1992 Mersin Devlet mersin.edu.tr
Mevlana Üniversitesi 2009 Konya Vakıf mevlana.edu.tr
Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi 1882/1982 İstanbul Devlet msgsu.edu.tr
Muğla Üniversitesi 1992 Muğla Devlet mugla.edu.tr
Mustafa Kemal Üniversitesi 1992 Hatay Devlet mku.edu.tr
Muş Alparslan Üniversitesi 2006 Muş Devlet alparslan.edu.tr
Namık Kemal Üniversitesi 2006 Tekirdağ Devlet nku.edu.tr
Nevşehir Üniversitesi 2007 Nevşehir Devlet nevsehir.edu.tr
Niğde Üniversitesi 1992 Niğde Devlet nigde.edu.tr
Nuh Naci Yazgan Üniversitesi 2009 Kayseri Vakıf nny.edu.tr
Okan Üniversitesi 1999 İstanbul Vakıf okan.edu.tr
Ondokuz Mayıs Üniversitesi 1975 Samsun Devlet omu.edu.tr
Ordu Üniversitesi 2007 Ordu Devlet odu.edu.tr
Orta Doğu Teknik Üniversitesi 1956 Ankara Devlet odtu.edu.tr
Osmaniye Korkut Ata Üniversitesi 2007 Osmaniye Devlet osmaniye.edu.tr
Özyeğin Üniversitesi 2007 İstanbul Vakıf ozyegin.edu.tr
Pamukkale Üniversitesi 1992 Denizli Devlet pamukkale.edu.tr
Piri Reis Üniversitesi 2008 İstanbul Vakıf pirireis.edu.tr
Polis Akademisi 1957 Ankara Devlet pa.edu.tr
Rize Üniversitesi 2006 Rize Devlet rize.edu.tr
Sabancı Üniversitesi 1994 İstanbul Vakıf sabanciuniv.edu.tr
Sakarya Üniversitesi 1970 Sakarya Devlet sakarya.edu.tr
Selçuk Üniversitesi 1975 Konya Devlet selcuk.edu.tr
Siirt Üniversitesi 2007 Siirt Devlet siirt.edu.tr
Sinop Üniversitesi 2007 Sinop Devlet sinop.edu.tr
Süleyman Demirel Üniversitesi 1992 Isparta Devlet sdu.edu.tr
Süleyman Şah Üniversitesi 2010 İstanbul Vakıf ssu.edu.tr
Şırnak Üniversitesi 2007 Şırnak Devlet sirnak.edu.tr
TED Üniversitesi 2009 Ankara Vakıf –
TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi 2003 Ankara Vakıf etu.edu.tr
Toros Üniversitesi 2009 Mersin Vakıf toros.edu.tr
Trakya Üniversitesi 1982 Edirne Devlet trakya.edu.tr
Tunceli Üniversitesi 2007 Tunceli Devlet tunceli.edu.tr
Turgut Özal Üniversitesi 2009 Ankara Vakıf turgutozal.edu.tr
Ufuk Üniversitesi 1999 Ankara Vakıf ufuk.edu.tr
Uludağ Üniversitesi 1975 Bursa Devlet uludag.edu.tr
Uluslararası Antalya Üniversitesi 2010 Antalya Vakıf uau.edu.tr
Uşak Üniversitesi 2006 Uşak Devlet usak.edu.tr
Yalova Üniversitesi 2007 Yalova Devlet yalova.edu.tr
Yaşar Üniversitesi 2001 İzmir Vakıf yasar.edu.tr
Yeditepe Üniversitesi 1996 İstanbul Vakıf yeditepe.edu.tr
Yeni Yüzyıl Üniversitesi 2009 İstanbul Vakıf yeniyuzyil.edu.tr
Yıldız Teknik Üniversitesi 1911/1982 İstanbul Devlet yildiz.edu.tr
Yıldırım Beyazıt Üniversitesi 2010 Ankara Devlet –
Yüzüncü Yıl Üniversitesi 1982 Van Devlet yyu.edu.tr
Zirve Üniversitesi 2009 Gaziantep Vakıf zirve.edu.tr
Zonguldak Karaelmas Üniversitesi 1992 Zonguldak Devlet karaelmas.edu.tr
 
Lezzet-S%C4%B1rlar%C4%B1-e1426942559634.jpg


LEZZET SIRLARI


Hangi baharat ve otlar hangi yemeklerle iyi gider?
ÇÖREKOTU: Pişirmeden önce çöreklerin, ekmeklerin üzerine serpilir, hoş bir görüntü ve lezzet verir.
KİŞNİŞ: Bazı soğanlı yemeklerde, ekmeklere, bisküvilere ve meyve kompostolarına arzuya göre katılabilir.
MAYDANOZ: Tatlılar hariç, her türlü yemeğe istenilen miktarda konulabilir.
Yaprakları bol miktarda C vitamini taşır.
FESLEĞEN: Çorba, domatesli soslar, kuzu, dana, balıketleri, lahanalı yemekler ve yeşil salatalara lezzet vermek için kullanılır.
TERE: Genellikle çiğ olarak salatalara katılır.
Kendine özgü hoş bir lezzeti vardır.
İştah açar ve hazmı kolaylaştırır.
YENİBAHAR: Bazı sıvıyağ ile hazırlanan dolmalarda ve sıcak yemeklerde orzuya göre kullanılır.
SUSAM: Özellikle hamur işleri ve tatlılarda kullanılır.
Hem görünümü güzelleştirir hem de lezzet katar
KIRMIZIBİBER: Her türlü yemeğe tat ve renk verir.
Acı ve taze biberler kurutularak hazırlanır.
Arzuya göre kullanılır.
ZENCEFİL: Özel soslu yemeklere lezzet katması için kullanılır.
Hoş bir tat ve koku katar.
ASPİR: Bazı pilav, sebze ve salata çeşitlerinde kullanılır.
Değişik bir lezzet ve kokuya sahiptir.
 
K%C3%B6t%C3%BC-Kokular-%C4%B0%C3%A7in-Pratik-%C3%96neriler-e1426679256713.jpeg

KÖTÜ KOKULAR İÇİN PRATİK ÖNERİLER



Bazen öyle kokulara maruz kalırsınız ki; ne yaparsanız yapın bu kokulardan kurtulamazsınız.
Hatta kullandığınız bazı koku giderici spreyler işi daha da kötüleştirip kokuyu gidermek yerine onu daha da keskinleştirir.
İşte kötü kokulara son vermenin doğal yolları…
Balık kokusu
Taze balık pişirmek her zaman kötü kokuların yayılmasına neden olur.
Üstelik kullanmış olduğunuz koku spreyleri etrafı daha da kötü kokutur ve nefes almayı dahi zorlaştırır.
Fakat oldukça basit ve doğal yollar kullanarak bu soruna son verilebilirsiniz.
Bir limonu alın ikiye bölün ve kaynar suda kaynatın.
Ortaya çıkan buhar ve hava akımı balığın kötü kokularına son verir.
Evcil hayvan dışkısı
Sıcak su içerisine koyacağınız bir parça beyaz sirke evinizde beslediğiniz
evcil hayvandan çıkabilecek kötü kokularla başa çıkabilmek için en etkili yoldur.
Rutubetli dolaplar
Nem ve rutubet kokan dolaplarınızın kötü kokulardan kurtulmasını istiyorsanız bir kutu içerisine
kedi kumu koyarak dolabın içerisine yerleştirin.
Kokan fırınlar
Bir tabağın içine suyu doldurup içerisine biraz limon sıkın ve kabı mikrodalga fırınınızın içine yerleştirin.
Kötü kokuları emecek olan bu birleşim fırınınızın içini taze ve temiz yapacaktır.
Sigara kokusu
Arabada bulunan sigara kokusu dayanılmaz ve kalıcıdır.
Elinize aldığınız temiz havluları sirke içine koyun ve daha sonra havlulardan birini
bir kap içinde küllük yakınına diğerini ise arka koltuğa koyun.
Havluları bir gece boyunca bekletin.
Ertesi gün arabanızın içinde sigara kokusundan eser kalmadığını göreceksiniz.
Buzdolabındaki bayat yemeklerin kokusu
Buzdolabındaki kötü kokudan kurtulmak istiyorsanız bir parça koton kumaşı vanilya ile buz dolabına koyun .
Buzdolabınız hiç olmadığı kadar ferah kokacak.
Ayrıca bir tabak içerisine koyacağınız kabartma tozuda bu ferahlığı sağlayabilir.
Ekşimiş süt
Herhangi bir kumaşın üstüne döktüğünüz süt kumaş parçasını kötü kokutur.
Ancak bunun da bir kolay yolu var. Kumaş parçasını alın ve sirke içine yerleştirin. Daha sonra da normal yollarla yıkayın.
Ancak kumaş parçası yıkanmaya elverişli değilse mendille üzerini silin ve üstüne sirke uygulayın.
Sonra tekrardan mendili sürün ve iyice kurulayın .
Bu yolu bir kaç kere denemek zorunda kalabilirsiniz.
Bayat kokan buzluklar
Hepimiz bu kokunun çok kötü olduğunu biliriz.
Kokudan kurtulmak için buzluğunuzu boşaltın; sabun ve sıcak su ile iyice yıkayın.
Daha sonra karbonatlı su ile yeniden silin.
Sonunda bir parça soğanı buzluğun içine yerleştirin ve kapağı kapalı şekilde gece boyunca bekletin.
Ertesi gün soğanı çıkarıp dolabı havalandırın. Kötü
kokular ortadan kaybolmuş olacaktır.üü
Plastik konteynerler
Hepimiz bu konteynerlerin çok kötü koktuğunu biliyoruz.
Hele bir de bu konteynerlerin kapakları yoksa etrafa nasıl kötü koku yaydıkları tartışılamaz bile.
Ama bir çözümü var.
Bu iğrenç kokudan kurtulmak için gazete kağıdını buruşturup içine atın ve kapağını kapatın.
Bir gün sonra kokuların giderildiğini göreceksiniz.
 
Evde-G%C3%BCzelle%C5%9Feli.jpg


EVDE GÜZELLEŞELİM



Buzdolabımızda olan birbirinden lezzetli yiyeceklerin saç ve cilt güzelliği için faydaları saymakla bitmiyor.
Kozmetik ürünlerine tonlarla para dökmek yerine mutfağımızda bulunanlarla
birbirinden yararlı maskeler yaparak güzelliğimize güzellik katabiliriz.

Cilt lekeleri için maske: İyice çırpılıp kar haline getirilmiş yumurta akının
içine yarım limon suyu ekleyerek karıştırılı ve gece uyurken yüzde bırakılır.
Sabah ılık su ile yıkanır.
Limon cilt lekelerinin rengini açacaktır.
Temizleyici maske: 1 yemek kaşığı bal, 1 yumurta sarısı, 1 çay kaşığı badem yağı ve
1 yemek kaşığı yoğurt karıştırılarak yüze sürülür ve 15-20 dakika bekletilir.
Bal cildi düzeltir, yumurta ve badem yağı gözenekleri açar, yoğurt cildi arındırarak gözenekleri tekrar kapatır.
Göz altı morlukları için maske: 1 çiğ patatesi rendeleyerek tülbentin içine koyun ve göz kapaklarınıza yerleştirin.
15- 20 dakika beklettikten sonra bir pamukla artıklarını silerek bir göz nemlendiricisi sürün.
Saç parlatıcı maske: 4 yemek kaşığı zeytinyağı ve 2 yumurta çırpılır.
Tüm saça yedirilerek başa plastik bir örtü ya da bone kapatılır.
10 dakika saçta bekletildikten sonra iyice durulanır.
Ölü derileri temizleme: 1 çay bardağı yulaf ezmesine yeterince soda eklenerek sulu hamur kıvamında bir maske yapılır.
Yüze sürülerek çok zorlamadan ovalanır.
Su ile duruladıktan sonra kuru bir havlu yardımı ile hemen kurutulur.
Kırışıklık maskesi: 1 muz blender ya da rende yardımı ile püre yapılarak yüze yayılır.
15- 20 dakika beklendikten sonra ılık su ile durulanarak hemen kurutulur.
Cildi temizleme: 4-5 tane üzüm alınarak ortadan ikiye ayrılır.
Etli kısımları bitinceye kadar cilt ve boyun ovulur.
Soğuk su ile durulanır.
Nemlendirici maske: Avakado doğal bir nemlendiricidir.
Meyvenin etli kısımları püre yapılarak yüz ve boyuna yayılarak 15-20 dakika beklendikten sonra durulanır.
 
Sivrisinek-Kovucu-Y%C3%B6ntemler.jpg


SİVRİSİNEK KOVUCU YÖNTEMLER



Sivrisineğin en çok olduğu saatler, günbatımı ve şafaktır.
Sivrisinek yemleri
Koyu renk elbiseler ve objeler
Sivrisinekler koyu renkleri ve yaprakları evleri olarak görür.

Koyu renk objeler bulundurursanız sivri sinekler sizden uzakta koyu alanda birikecektir.
Karbondioksit
Karbondioksit sivrisinekleri cezbeder.
Yakınlarınızda bir yerde yanan bir mum bulundurmak iyi bir fikir.
Laktik asit
Laktik asitler sivrisinekleri size doğru çeker.
Tüm bir yaz kaşınmak istemiyorsanız, tuzlu gıdalardan ve potasyum oranı yüksek gıdalardan uzak durmanız gerekir.
Çiçekler veya meyveli kokular
Meyveli parfümlerin yanısıra, saç ürünleri, kokulu güneş koruyucuları ya da ince çiçeksi kokulardan uzak durmanız gerek..
Cilt sıcaklığı
Tüm sivrisineklerin sıcaklığa karşı duyarlılıkları vardır.
Birçok sinek çok fazla sıcak olmasa da sıcak tene yapışıp kalır.
Cildinizi çok fazla sıcak bırakmamaya dikkat etmelisiniz.
Nem
Sivrisinekler kimyasalları nedeniyle terli alanlara ilgi duyar.
Vücudunuzda nem artarsa sinekler bunu farkedip size küçük bir saldırı hazırlayabilir. T
erlemeye dikkat etmeniz tüm yaz boyunca sizi sivrisineklerden koruyacak altın kurallardan biri.
Doğal sivrisinek kovucuları
Kendi sivrisinek yağınızı kendiniz yapın…
Doğal sivrisinek yağlarını püskürtmek onları sizden uzak tutacaktır.
Fakat en az iki saatte bir püskürtmeyi unutmamalısınız.
Birden fazla itici içeren bu ürünlerin yanında tek bir itici içeren ürünün daha etkili olduğunu
söyleyip sivrisinek kovucularını bir bir sıralayalım.
Citronella yağı
Limon okaliptüs yağı
Tarçın yağı
Castor yağı
Biberiye yağı
Limonotu yağı
Sedir yağı
Nane yağı
Clove yağı
Sardunya yağı
Bunların dışında etkili olan, lavanta, çam, fesleğen, kekik, yenibahar, soya, sarımsak, mine yağları
 
Neden-%C4%B0kinci-Bir-Dil-%C3%96%C4%9Frenmelisiniz.jpg


NEDEN İKİNCİ BİR DİL ÖĞRENMELİSİNİZ?


Neden ikinci bir dil öğrenmelisiniz?

Bugünün ve geleceğin global ekonomisinde etkili bir şekilde rekabet edebilmek için,

İş bulma şansınızı ve maaş miktarınızı artırmak için Kültürler arası ilişkiler ve başka dünyaları anlayabilmek için,
İngilizce kelime bilginizi ve dile hakimiyet gücünüzü artırmak için Kritik ve üretken düşünme kaabiliyetinizi artırmak için,
Yurtdışında seyahat ve eğitim imkanlarınıza zemin hazırlamak için
Yabancı edebiyat eserlerini ve müzik ustalarını, filmleri orijinal dillerinde anlayabilmek için,
Üniversiteye kabul edilme yeterliliklerinden birini yerine getirmek için
Ve çok beylik bir cümleyle başka bir dil ve kültürü öğrenmek, ilk olarak (ve sizin de istek sıranıza uygun olarak)
kariyerinizi zenginleştirecek, ufkunuzu genişletecek ve hayatınıza zenginlik katacaktır.
PEKİ HANGİ DİL?
Fransızca, Almanca veya İspanyolca?
Aşağıda her bir dilin kelime dağarcığı, grameri ve telaffuzu açısından zorluk dereceleri gösterilmektedir.
Kelime Dağarcığı Olarak:
FRANSIZCA
Daha az zor, kelimelerin çoğu İngilizce’yle benzerlik gösterir
ALMANCA
Daha az zor, kelimelerin çoğu İngilizce’ye benzer
İSPANYOLCA
Daha zordur, Endülüs Emevilerinden kalan Arapça etkisinden dolayı kelimelerin pek azı İngilizce’yle benzerlik gösterir
Gramer:
FRANSIZCA
Özellikle geçmiş zaman ve dilek kiplerine bağlı olarak daha az zor denebilir
ALMANCA
İsimler ve sıfatlara bakılarak daha zor olduğu söylenebilir
İSPANYOLCA
Geçmiş zaman ve dilek kiplerine bakılarak daha zor olduğu söylenebilir.
Bir de “olmak – to be” fiili için iki ayrı fiil bulunur
Telaffuz:
FRANSIZCA
Daha zor; kuralların yanında hayli istisna söz konusudur, bazı sesler Türkçe’de de İngilizce’de de yer almazlar
ALMANCA
Bazı kısımları zordur, yazıldığı gibi okunur, bazı Almanca sesler İngilizce’de yoktur
İSPANYOLCA
Daha az zordur, daha çok fonetiktir.
İngilizce’de yer almayan pek az ses İspanyolca’da bulunmaktadır.
Bir dili seçme ya da seçmeme konusunda zorluk derecesinin dışında nedenler olmalıdır.
Dil öğrenenen kişiler, ilgi alanlarına giren, kültürel, iş hayatı ve eğitimi amaçlarına uyan dillerde daha başarılı olurlar:

Neden FRANSIZCA öğrenmelisiniz?
Beş kıtada 43 ülkede 200 milyondan fazla insan tarafından konuşulur.
Mutfak kültürünün, modanın, kişisel otomobil ürünlerinin, mimari, sanat,
tiyatro ve dansın uluslar arası dilidir Birleşmiş Milletler’in resmi ve hali hazırda kullanılan dilidir.
İnternet’in ikinci dilidir.
Dünyanın en geniş ticari bloklarından olan Avrupa Birliği’nin resmi dilidir.
Kanada’da İngilizce ile birlikte ikinci dil olarak kullanılır 25’ten fazla Afrika ülkesinde ticaret ve iş hayatının resmi dilidir.
Bütün İngilizce kelimelerin neredeyse yarısı (%40-50)si Fransızca’dan gelir.
Dünya genelinde İspanyolca ve Almanca’ya göre daha fazla anlaşılır bir dildir.
Fransa dünyanın en önemli turizm merkezlerinden birisidir.
AŞAĞIDAKİ ALANLARA İLİŞKİN KARİYER HEDEFLERİ OLANLAR İÇİN FRANSIZCA İDEALDİR:
Güzel sanatlar, mimarlık, sinema, mutfak kültürü, inşaat mühendisliği, dans, uluslar arası ilişkiler,
moda, linguistik, edebiyat, tıp, müzik, felsefe, ilahiyat, bilim, uzay/hava bilimleri, telekomunikasyon ve tiyatro.
Neden ALMANCA öğrenmelisiniz?
Avrupa’da yaygın olarak konuşulan bir dildir.
Almanca, Avusturya, Lihtenştayn ve İsviçre’nin resmi dilidir ve Polonya,
Çek Cumhuriyeti, Macaristan, Romanya, Rusya, Belçika ve Lüksemburg’ta da yaygın olarak konuşulmaktadır.
Avrupa Birliği’nin anahtar dilidir, merkezi ve doğu Avrupa pazarlarında kullanımı giderek yaygınlaşmaktadır.
Almanya ABD’nin en büyük Avrupalı ticari partneridir
Avrupa, Rusya, ve Asyanın bir bölümünde, bilimsel ve ticari alanlarda yaygın olarak kullanılan bir dildir.
Fransızca ve İspanyolca’ya göre köken itibariyle Germanik bir dil olan İngilizce’ye daha yakındır.
Almanca konuşulan Avrupa ülkeleri ABD’li turistler için popüler turizm merkezlerindendir.
60 milyondan fazla ABD vatandaşı köken olarak Alman kültürüne aittir.
AŞAĞIDAKİ ALANLARA İLİŞKİN KARİYER HEDEFLERİ OLANLAR İÇİN ALMANCA İDEALDİR:
Astronomi, sanat tarihi, biyokimya, biyomedikal fizik, botanik, kimya, dizayn, mühendislik,
film çalışmaları, genetik,linguistik, bilimsel
metodoloji ve mantık, moleküler biyoloji, müzik, yakın doğu çalışmaları,
felsefe, fizik, psikoloji, ilahiyat ve zooloji
Neden İSPANYOLCA öğrenmelisiniz?
İspanya’nın, ABD vatandaşlarının pek çoğunuyla birlikte Orta ve Güney Amerika ülkelerinin yaygın olarak kullanılan dilidir.
Dünya genelinde 21 ülkede ve beş kıtada yüz milyonlarca insan İspanyolca kullanmaktadır
Dünyada 300 milyon insan tarafından kullanılan beşinci yaygın dildir.
ABD nüfusunun yüzde onuna tekabül eden 17.5 milyon kişi İspanyolca konuşmaktadır 2020 yılı itibariyle,
ABD vatandaşlarından 51 milyonunun İspanyolca konuşması beklenmektedir.
Özellikle kuzey batı bölgelerinde yaşayan insanların…
Dünyada sakinleri İspanyolca konuşan dördüncü büyük şehir Los Angeles’tir.
Meksika ve Güney Amerika’yı gezmeyi düşünenlerin İspanyolca bilmeleri büyük kolaylıklar sağlayacaktır.
ABD’de okumayı ya da yaşamayı düşünen ve bunun için Kaliforniya, Nevada, Southwest,
Florida ve New York gibi İsponyolca konuşan nüfusun yoğun olduğu yerleri seçenlerin
İspanyolca bilmeleri işlerini büyük ölçüde kolaylaştıracaktır.
AŞAĞIDAKİ ALANLARA İLİŞKİN KARİYER HEDEFLERİ OLANLAR İÇİN İSPANYOLCA İDEALDİR:
Ziraat, bankacılık, işletme, iletişim, inşaat, kriminoloji, acil yardım servisleri, gazetecilik, tıp, öğretmenlik, seyahat endüstrisi
Yukarıda mercek altına alınan dillerden herhangi birisine hakimiyetiniz aşağıdaki sahalarda kariyer yapmanızın yolunu açar:
Güzel sanatlar, mütercimlik, bankacılık, gazetecilik, ticari danışmanlık, kütüphanecilik,
tıp araştırmaları, diplomasi, optik, eğitimsel yazılımlar, yayıncılık, mühendislik, güvenlik donanımları,
moda, spor yayıncılığı, finansal servisler, öğretmenlik, kamu sektörü, telekomünikasyon,
insan kaynakları, bilişim teknolojisi, seyahat ve turizm endüstrisi.
 
Bal%C4%B1k-ile-%C4%B0lgili-Bilmeniz-Gerekenler-e1425563855711.jpg


BALIK İLE İLGİLİ BİLMENİZ GEREKENLER


Taze balık nasıl anlaşılır?

Hangi balık hangi mevsimde yenir?
Balık, sofraların baş tacı ve doğal vitamin deposudur.
Üç tarafı denizlerle çevrili ülkemiz, her geçen gün artan çevre kirliliğine rağmen balık çeşitleri açısından zenginliğini korumayı başarıyor.
Beslenme uzmanlarınca etin en sağlıklısı olarak nitelendirilen balığın da mevsimi var.
Tavası, ızgarası, buğulaması, çıtlatması…
Nasıl yerseniz yiyin…
Balık vücudun dostu, doğal vitamin deposudur.
İçinde şeker ve karbonhidrat yok denecek kadar azdır.
Etin en sağlıklısı
Protein açısından zengin. İnsan vücudu bu proteinin yüzde 93’ünden faydalanıyor.
Bu oran kırmızı et ve diğer beyaz etlerde ise çok düşük.
Adeta madensel tuz ve mineral deposu gibi.
Bol miktarda fosfor, kalsiyum, iyot ve flor içeriyor.
A, B1, B2 ve D vitaminleri bolca bulunuyor.
Tazeliği nasıl anlaşılır?
Ağız tadıyla bir balık yemek için birinci şart, tazeliktir.
Peki, balığın taze olup olmadığını nasıl anlayacaksınız? Çok basit.
İşte size bir bakışta bu ayırımı yapabileceğiniz püf noktaları:
Taze balığın gözleri parlak ve dışa bombeli olur.
Balık tazeliğini yitirmeye başlayınca gözleri buğulanmaya başlar ve daha sonra içeri çöker.
Taze balığın derisi gergin ve parlak olur.
Pulsuz balıklarda bayatlamaya başladıkça derisinin parlaklığı azalır ve özellikle karın tarafında buruşmalar meydana gelir.
Taze balığa parmakla dokununca meydana gelen çukurluk anında düzelir.
Hâlbuki bayatlamış balıklarda bu iz kalır.
Balığın parlaklığıyla yetinmemek gerekir.
Çünkü tezgâhtaki balıklara devamlı su serpildiği için parlak görünebilirler.
Taze balığı başından tutup kaldırınca kuyruğu aynen tepsideki gibi dimdik kalkar.
Hâlbuki bayat balığı bu şekilde kaldırınca kuyruk kısmı aşağı doğru sarkar.
Taze balığın solungaçları canlı kırmızı olur.
Balık bayatladıkça bu renk değişir.
Ancak bazı balıkçıların solungaçları kırmızı mürekkep ile boyadıklarını belirtmek lazım.
Solungaçlardan aşağı doğru akan kırmızı sıvıyı çok kişi kan zannederse de aslında bu mürekkeptir.
Böyle bir aldatmacaya başvuran tezgâhtan kesinlikle balık alınmamalıdır.
Taze balık hemen hemen kokusuzdur.
Bayatlamaya başlayınca asit kokusu yaymaya başlarlar.
Pullu balıkların pulları tazeyken vücuda sıkıca yapışıktır.
Elimizi kafadan kuyruğa doğru sürtünce pulların gelmemesi gerekir.
Hangi mevsimde hangi balık alınır?

Barbunya:
Ege ve Akdeniz’de bulunuyor.
En lezzetli zamanı Temmuz ile Ekim ayları arasıdır.
Tavası, ızgarası ve kâğıtta kebabı çok güzel olur.
Çipura:
Her mevsimde zevkle yenebilen bu balığın ızgarası, buğulaması, çorbası, fırını çok güzel olur.
Hamsi:
Hamsi özellikle Karadeniz yöremizin temel gıdası, temel protein kaynağıdır.
Hemen her türlü yemeği yapılır.
Izgara, tava, fırın, kâğıt kebabı, buğulama, pilaki, yahni gibi.
Yaz aylarında yağsız olduğu için ızgara yerine tava veya buğulaması tercih edilmelidir.
Kış aylarında yakalanan hamsi tuzlanıp saklanır.
Uskumru:
En lezzetli olduğu dönem Eylül ayından yumurtlamaya başladığı Ocak ayı sonuna kadardır.
Lüfer:
Eylül ortasından Ocak sonuna kadar olan zamanı en yağlı ve lezzetli zamanıdır.
Bu devre içinde ızgarası tavsiye edilir.
Palamut:
Avı Ağustos ayında başlar.
Önce Karadeniz’den sürüler halinde vanoz ve Çingene palamudu, Eylül’den itibaren de palamut gelmeye başlar.
En lezzetli zamanı da Eylül başından Şubat ortalarına kadar olan zamandır.
Levrek:
En güzel mevsimi kış ayları ve ilkbaharın başıdır.
İstavrit:
Her mevsimde yakalanan istavritin en lezzetli olduğu zaman Kasım ila Şubat ayları arasıdır.
Kalkan:
Her mevsim avlanan kalkan bütün sene boyunca yenebilir.
En lezzetli zamanı Ocak sonundan Mart ortalarına kadardır. Tavası çok güzel olur.
Buğulaması ve kağıt kebabı da yapılır.
İlkbahar sonlarından itibaren Ağustos ayına kadar yakalanan yavruların tavası nefis olur.
Kefal:
Sonbahar, Kış ve İlkbahar’da çok lezzetlidir.
Kefalin buğulaması ve pilakisi çok güzel olur.
Mezgit:
Tavuk balığı olarak da bilinen mezgit bütün denizlerimizde bulunmakla beraber en çok Karadeniz’de bulunur.
Yaz hariç devamlı yumurtalı durumdadır.
Mezgitin yumurtalı tavası, domatesli sotesi güzel olur.
Sebzeli mönü
Balığın pişirilmesine göre kullanacağımız sebze ve baharatlar da değişiyor.
Keyifli bir yemek için bunları uygulamayı sakın ihmal etmeyin…
Fesleğen: Yengeç, ıstakoz ve karides gibi kabuklu deniz ürünlerinden yapılan yemeklerde,
Defne yaprağı: Balık buğulamalarında, haşlamalarda, balık şişte,
Zencefil: Şark usulü bütün balık yemeklerinde, kavurmalarda, ıstakozda, sos yapımında, midyede,
Mercanköşk: Balık yanında sunulan tereyağında, sos ve dolmalarda,
Hardal: Toz halinde güveçlerde, yapılmış olarak yengeçle,
Muskat: Yengeç ve ıstakozla,
Nane: Balık ızgaralarda, balık çorbasında, cumbo karides tavada,
Maydanoz: Balık yanında sunulan tereyağında, soslarda (özellikle limon sosunda), dolmalarda,
Karabiber-beyaz karabiber (tane ve toz): Bütün balık ve deniz ürünü yemeklerinde marine etmek ve tatlandırmak için,
Kırmızı biber (toz veya pul): Buğulama ve haşlamalarda, çorbalarda,
Adaçayı: Dolma ve güveçlerde,
Kekik: ABD’de bütün deniz ürünleri ile birlikte,
Biberiye: Tadı nispeten yavan olan balıkların fırın, soslu fırın, kavurma ve yahnilerinde,
Sarımsak: Buğulamalarda, soslarda, kavurmalarda, çorbalarda, zeytinyağlı soslarda,
Ceviz: Tarator ve benzeri soslarda,
Badem: Cevizin kullanıldığı yerlerde alternatif olarak.
 
mikroplar.jpg


EVİMİZDEKİ MİKROP YUVALARI


Daily Mail gazetesi dünyanın en iyi üniversitelerinde yapılan araştırmaları bir araya getirerek

evlerdeki görünmeyen bakteri ve mikroplara karşı bir rehber hazırladı.
İşte evdeki mikrop yuvaları…
KLOZET:
Arizona Üniversitesi’nde yapılan bir araştırmaya göre klozetler aslında bir bilgisayar klavyesinden tam 400 kat daha az kir taşıyor.
YASTIK:
Yastıklar tahmin edildiğinden çok daha fazla bakteri içeriyor.
Barts and the London NHS Vakfı’ndan bilim adamları iki yıl boyunca kullanılan yastıkların ağırlıklarının 3’te birinin ölü veya canlı maytlar,
ölü deriler ve bakterilerden oluştuğunu açıkladı.
YORGAN:
Worcester Üniversitesi bilim adamları inceledikleri yorganlarda yaklaşık 20 bin bakteri ve mayt buldu.
Yorganların 6 ayda bir yıkanması gerekiyor.
KLAVYE:
İngiltere’de 2008 yılında yapılan bir araştırmada incelenen 33 klavyeden 4’ünde e-coli bakterisi tespit edildi.
HALI:
Halılar da yastıklar gibi pek çok mayt ve bakteri içerir.
Elektrik süpürgeleri bunları yeterince iyi temizlemez.
Arizona Üniversitesi’nde incelenen elektrik süpürgelerinde e-coli bakterisi tespit edildi.
Uzmanlar süpürgelerin fırçalarının haftada bir kez sıcak su ve sabunla temizlenmesini öneriyor
DİŞ FIRÇASI:
Manchester Üniversitesi tarafından yapılan bir inceleme sonucunda diş fırçalarında 10 milyon bakteri tespit edildi.
Uzmanlar fırçaların 3 ayda bir değişmesi gerektiğini söylüyor.
BULAŞIK SÜNGERİ:
ABD Salgın Kontrol Merkezi süngerlerin 6 santimetrekaresinde yaklaşık 130 bin bakteri olduğunu açıkladı
MUTFAK TEZGÂHI:
Mutfak tezgâhları çöp kutusundan bile daha kirlidir. 6 santimetrekareye 500 mikrop düşer.
KÖPEK MAMA KABI:
ABD’de yapılan bir araştırma köpeklerin mama kaplarının insanların diş fırçalarından bile daha TEMİZ olduğunu ortaya koydu.
 
Nane-Neden-Ferahl%C4%B1k-Hissi-e1425492166516.jpg


NANE NEDEN FERAHLIK HİSSİ VERİR?



Nanenin verdiği ferahlık hissinden asıl sorumlu olan madde mentol olarak bilinen alkoldür.

Nane içeriğindeki mentolün buharlaşması sırasında,

tıpkı kolonyanın cildimizden buharlaşması esnasında hissettiğimiz serinlemeye benzer olarak ferahlık hissederiz.
Her iki olay da, alkolün endotermik (ortamdan ısı alıcı) buharlaşma tepkimesi sonucu gerçekleşir.
Mentolün ağrı dindirici ve spazm çözücü özelliği vardır.
Bazı ufak çaplı ağız ve boğaz tahrişlerinde kısa süreli rahatlama sağlar.
Mentolü naneden ilk kez ayrıştıranların 2000 yıl önce Japonlar olduğu bilinmektedir.
 
Hangi-Ayda-Hangi-%C3%9Clkeye-Gidili.jpg


HANGİ AYDA HANGİ ÜLKEYE GİDİLİR?



OCAK

Ilıman iklimin hüküm sürdüğü Hawaii, meltemlerin etkisindeki

Bahamalar ve Senegal kış aylarında güneşin tadını çıkarmak isteyenler için ideal.
Yağışların henüz başlamadığı Kenya ya da kısa süre sonra toz fırtınaları ve
şiddetli kasırgaların baş göstereceği Pakistan gezileri için son fırsat.
Endonezya, Tunus, ve İspanya’da görülen yağışlar ve rüzgar, bu bölgelere yapılacak gezileri başka tarihe ertelemedeki en büyük etken.
Senegal, Hawaii, Bahamalar, Doğu Afrika, Pakistan
ŞUBAT

Kurak bir iklimin sürdüğü Meksika ve Senegal’de yaz tüm hızıyla sürüyor.

Güneşli Batı Afrika Sahillerinde yeniden denizin tadını çıkarabilirsiniz.
Orta Amerika, Batı Afrika, Doğu Afrika, Hindistan
MART

Mart ayı, ilkbaharın habercisi.

Kuzey Afrika çöllerinde gezinti için en uygun mevsim, Bahamalar ve Martinik ise şimdiden en gözde istikametler arasında.
Karayipler ve Meksika seyahatleri için ideal mevsim yavaş yavaş sona ermeye başlarken,
Mauritus Adası ve Moritanya için mart ayından itibaren ölü mevsim başlıyor.
Kuzey Afrika, Bahamalar, Martinik, Peru, Karayipler, Meksika
NİSAN

Tibet özellikle tavsiye edilebilir.

Japon Adaları’nda kiraz ağaçları nisan ayından itibaren çiçek açmaya başlıyor.
Akdeniz sahilleri sakin; şimdi turist akınına uğramadan denize girebilirsiniz.
Karayip adaları’nda ise güzel havaların sonuna yetişebilirsiniz.
Çin, Japonya, Akdeniz, Lübnan, Ürdün, Mısır ve Türkiye gibi Akdeniz ülkeleri için de geçerli.
MAYIS

Güneşli ve ılık ilkbahar günlerinin başlaması ile birlikte Britanya adaları ya da Kuzey Avrupa, ideal tatil seçenekleri olabilir.

Tam tersine , Orta Amerika ve Karayipler, sonbahara dek süren yağışların başlamasıyla birlikte gündemden düşüyor.
Batı Afrika içinse mayıs ayı, yağmurlar başlamadan gitmeniz için son fırsat.
Büyük Britanya, Kuzey Avrupa, İsveç, Norveç, Finlandiya, Madagaskar
HAZİRAN

Sonbahara kadar Hint Okyanusu’nda yer alan adalar, özellikle de Polinezya ideal yerler arasında…

Polinezya, Hint Okyanusu, İsveç
TEMMUZ

İrlanda ve Britanya Adaları da , yılın en güzel aylarını yaşıyor;

yağmur artık veda etmiş, bunaltmayan sıcaklar günlük yaşama renk katıyor.
Bir süre sonra güz yağmurları başlar. Bu yüzden, fırsatı kaçırmayın!
Muson yağmurları ise çoktan Güneydoğu Asya ve Orta Amerika’da etkisini göstermeye başladı.
Bu bölgelere gitmek için program yaptıysanız, muson yağmurlarının tüm şiddetiyle sürdüğünü bilmeli,
önleminizi alarak yola çıkmalısınız.
Finlandiya, İsveç, Bolivya, Brezilya, Amerika, İrlanda, İngiltere, İskoçya
AĞUSTOS

Yaz aylarında “geceyarısı güneşi”nden yararlanmak için Kuzey Avrupa ülkelerine gitmelisiniz.

Hep sisli puslu havasıyla bilinen Londra’yı biraz olsun farklı görebilirsiniz ağustos ayında.
Eylülde yağmur mevsiminin başlayacağı Doğu Afrika’ya gitmek isteyenler için, ağustos ayı son fırsat!
Orta Amerika ile Uzak ve Yakındoğu ülkelerinde ise ölü sezon başladı.
Kuzey Avrupa ülkeleri ve Britanya Adaları, Hint Okyanusu, Doğu Afrika
EYLÜL

Eylül ile birlikte yaz sıcakları son bulup havalar yumuşarken,

Orta Avrupa ve Kuzey Amerika tatil için en ideal bölgeleri oluşturuyorlar.
Artık sıcaklığın düşmeye başladığı Kuzey Avrupa ve kısa süre kuru iklimin sona ereceği Endonezya için ise Eylül son şans!
Yağmurlar ise Orta Amerika, Karayipler ve musonların başladığı Güneydoğu Asya’da ölü sezon yaşatıyor.
Orta Avrupa, Akdeniz Havzası, İspanya, Yunanistan, İtalya, Tunus, Fas, Mısır, İsrail, Kuzey Amerika
EKİM

Ekim ayında ilkbahar güney yarım küreye yerleşir.

Güneşle buluşmak için Güney Afrika’ya ,
Güney Amerika’ya ve Avustralya’ya uzanmanın tam zamanı.
Güneydoğu Asya ve Karayip adaları içinse ekim,
yağmurların başlangıcı demek.
Güney Afrika, Arjantin, Avustralya
KASIM

Batı Afrika ve Hindistan’da yağış mevsimi sona eriyor.

Dolayısıyla hem bu ülkeleri,
hem de boğucu yaz sıcaklarının yavaş yavaş yerini ılıman bir iklime bıraktığı Mısır’ı ziyaret etmenin tam zamanı.
Bir ay daha yağmurlu geçecek olan Orta Amerika ülkeleriyle ağır bir kış geçiran
Uzak-Doğu’ya yapacağınız gezileri bir süre daha ertelemelisiniz.
Senegal, Hindistan, Mısır, Hint Okyanusu, Uzak-Doğu, Orta Amerika
ARALIK

Asya ve Uzakdoğu turları için en uygun mevsim.

Bali, Singapur ve Tayland muson yağmurlarına veda ettiğinden gökyüzü her zaman masmavi.
Karayipler’in kuzeyi ile Küba ve Jamaika’da da rahatça denize girebilirsiniz.
Mısır turlarınız için ise son günler.
Çin’de kış mevsimi sert geçmeye başladığından turizm için ölü bir mevsim.
 
Bisk%C3%BCviyi-%C3%87aya-Dikey-De%C4%9Fil-Yatay-Bat%C4%B1r%C4%B1n.jpg


BİSKÜVİYİ ÇAYA DİKEY DEĞİL YATAY BATIRIN!


Bisküvinizi çaya batırınca içine mi düşüyor?

Deneyimsiz bandırıcılar, genelde dibinde süngersi bisküvi parçaları olan bulanık bir bardak çayla baş başa kalırlar.

Bunun sebebi, bisküvideki şekerin sıcak sıvıda dağılması ve yağın erimesidir.
Bu malzemeler, diğer bileşenleri bir arada tutan zamk gibidir.
Bir de bunun üstüne nişasta kırıntıları, nemi sünger gibi emer.
Sonuç: Yumuşamış olan bisküvi kendi ağırlığına yenik düşüp parçalanır.
Bristol Üniversitesi’nden İngiliz fizikçi Len Fischer bu sorunu ebediyen çözmeye karar verdi.
Bandırmaya bilimsel hassasiyetle yaklaşmak için, bir bisküviyi mikroskobun altına yatırdı.
Araştırmacı bandırdı, hesapladı ve sonunda ideal bandırma tekniğini buldu.
Basit olduğu kadar da dahiyane bir numaraydı:
Bisküviyi mümkün olduğu kadar yatay tutun, tıpkı nehirdeki sal gibi.
Böylece alt sıvıyı emerken üstü kuru kalır.
Bisküvi gücünü bu şekilde daha uzun süre muhafaza eder.
Fisher, bisküvisini bu yöntemle eskisine kıyasla dört kat daha uzun bir süre boyunca bandırabildiğini hesapladı.
 
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Geri