Fasa Fiso

Konu sahibi son olarak 2606 gün önce görüldü
Bilirsin, ben iki kelimeyi yan yana getirip cümle kuramam ama izin ver dedi.
Biliyordu kadın.Onu ondan daha iyi tanıyordu.
Seni sevdiğimi beklediğimi biliyordun ama çok geciktin dedi.
Tam kendini anlatmaya başlayacaktı ki buna izin vermedi kadın.
Ben seni sevdim hatta çok sevdim ama sensiz kalınca sensizliğe aşık oldum dedi.
Kadın aşka aşık olmanın verdiği acıyı da mutluluğu da tek başına yaşayacaktı.
Sessiz kaldı adam.
Nasibine, sahip olamadığı aşkın ona ait olacak acısı kalmıştı.
Aşık olmuş bir kadına ne derse desin boşa gidecekti biliyordu.
Bu yüzden sustu.


 
Çaresiz kalmanı sevmiyorum dedi.
Beni severken bile çaresiz kalacak kadar çok sevmeni hiç istemedim diye ekledi.
Çünkü bütün çarelerini o adama yüklemişti.
Onu çaresiz görünce kendi de hayatındaki tüm değerleri kaybediyordu.
Altın tepsi de sunulan bir hayatı olmamıştı ama,
Dünyada ki tüm şeylere karşılık gelecek bir sevgiye sahipti biliyordu.
İnsanlar sevdiklerine emin olabilirler ama sevildiklerine değil diyenlere inat ,
Her şeyden ve herkesten çok sevildiğine emindi bunu biliyordu.​
 
Unutmak dedi adam unutmak sanıldığı kadar kolay olmuyordu.
Nereye baksa onu gördü adam. yaşlı gözlerle.
adama baktı kadın "seni görünce karnıma kelebekler oturuyor dedi"
Adam kızdı kelebek olmasın dedi onların ömrü kısa olur. kargaların 200 yıl. ben bu sevgi hiç bitmesin isterim dedi ve güldü.​
 
Defalarca dinlemiş olduğu şarkıyı sanki ilk kez duymuş gibi can kulağıyla dinlemeye başladı.
Bu kez anlamlıydı çünkü ''o'' göndermişti.
Her cümlesine her kelimesine hatta her harfine anlam yüklüyordu.
Normal değildi bu böyle olmamalıydı.
İnsan aşka esir düşmemeli mantığını bir kenara bırakmamalıydı.
Doğru düşünüyor fakat uygulayamıyordu.
Elinden gelen tek şey daha hep daha çok sevmekti.
O da öyle yaptı hep daha çok sevdi.
 
İpek gibi saçlarının arasında dolaşırken adamın elleri
Derin düşüncelere daldı kadın.
Beni özlemine, hasretine alıştırma!
Hep yanımda ol dedi.
Korkuyordu kadın,
Sevdiği adamın yüzünü, gözlerini, nefesinin sıcaklığını unutmaktan
Dokunuşlarını hatırlayamamaktan, kokusunu alamamaktan
Sesini duyamamaktan,
Hayatının tamamını onunla dolduramamaktan korkuyordu.
Hem de çok korkuyordu.
Adam anlam veremedi kadının söylediklerine.
Derin manalar saklıydı ama bilmiyordu.
Bir yandan sevdiği adam onu anlasın isterken kadın,
Diğer yandan onun da bu derece aşka esir düşmesini istemiyordu.
Çok iyi biliyordu çok sevmek çok acıtırdı canı.
Çünkü çok seviyordu kendinden bile çok...
 
Adamın parmakları saçlarında dolaşırken huzurla uykuya kapadı gözlerini.
Sonra adam uzun uzun izledi kadını.
Düşündü,
Bu kadar sevecek ne buluyorum bu küçük bedende diye
Aslında farkındaydı adam sureti değil sireti sevdiğinin.
Yine de aklındaki soruyu düşünmeden edemedi.
Saç tellerinden parmak uçlarına kadar her şeyini seviyordu.
Sevmek demek yetmezdi çok kelimesinin bile az kalacağı şekilde seviyordu.
Böyle sevmenin yükü de ağırdı biliyordu.
Bir insan çok severse yanında olunca bile özler.
Kendinden bile kıskanarak kahrederdi kendini.
O da her geçen gün bedenini aşka daha çok esir ediyordu.
Tüm bunlara rağmen
Kadının saçlarını okşarken bir kere daha varlığına şükretti.
''Sen'' dedi.
Karşıma çıkmamış olsaydın ben benliğimin farkına nasıl varırdım?​
 
Geri