Fars Edebiyatından Çeviri Şiirler

Konu sahibi son olarak 3626 gün önce görüldü
10410647_752769911504081_6198947387046774385_n.jpg


Kunûnet ki imkân-i goftâr hest
Begû ey berâder be lutf u hoşî
Ki ferdâ ço peyk-i ecel der resed
Be hokm-i zarûret zebân der keşî

Şahname vezni (Feûlun Feûlun Feûlun Feul)

Şimdi var madem konuşma imkânın
Arkadaş, lutfederek, güzel güzel söyle
Ecel ulağı çıkageldiğinde yarın
Susar kalırsın istesen de istemesen de


kunûn: eknûn: şimdi
kunûn kelimesinin sonundaki "te" zamirini goftar kelimesine yapıştırabiliriz. goftâret > goftâr-i to.
der resîden: çıkagelmek.
zebân der keşîden: (deyimfiil) susmak; ölmek.
 
Eyyâm-i visâl-i yâr gûyî ki nebûd
V'an dovlet-i bîşomâr gûyî ki nebûd
Ez yâr becoz firâk ber cây nemând
Reft an heme rüzgâr gûyî ki nebûd
(Mevlana Celaleddin-i Rûmî)

Sevgiliye vuslat günleri hiç yaşanmamış gibi
O sayısız devlet sanki hiç olmamış gibi
Sevgiliden kala kala bir ayrılık kaldı
Geçti gitti o günler hiç yaşanmamış gibi
 
Ez şebnem-i aşk hâk-i âdem gil şod
Sed fitne vu şûr der cihân hâsil şod
Sed neşter-i aşk ber reg-i rûh zedend
Yek katre ez an çekîd u nâmeş dil şod
(Mevlana Celaleddin Rûmî)

Aşk şebnemiyle insan toprağı balçık oldu
Dünyada yüz fitne, kargaşa hasıl oldu
Yüz aşk neşterini vurdular ruhun damarına
Oradan bir katre damladı; adı gönül oldu
 
11174842_751821404932265_7805731085819831797_n.jpg


Dilberâ dûstdâr-i mâ şode'î
Mûnis-i rûzgâr-i mâ şode'î
Omrhâ şod ki bîkarâr-i toyem
To medâr-i karâr-i mâ şode'î

Fâilâtün / Mefâilün / Feilün

Güzel dilber! Sevdiğimiz sen oldun
Şu zamanda bize can dostu oldun
Ömür geçti; sayende yerimde duramam
Sen bizim huzur yörüngemiz oldun


yörünge yerine kaynak kelimesi de kullanılabilir.
Dize sonlarındaki hemze, elif-yâ (î) yerine kullanılmıştır.
Klasik Farsçanın özelliklerinden biridir.
 
10420223_750073035107102_5313083439616062116_n.jpg


Şûhî be kirişme gâret-i cânem kerd
Târâc-i dil-i bî ser u sâmânem kerd
Derdî dârem ki pîş-i kes netevan goft
Hâlîst merâ ki şerh netevânem kerd

Rubai vezni

_ _ o / o _ _ o / o _ _ _ / _
_ _ o / o _ o _ / o _ o _ / o _

Gözüpek bir dilber göz kırpışıyla yağmaladı canımı
Talan etti şu huzursuz yoksul gönlümü
Bir derdim var ki anlatamam kimseye
Bir halim var ki açıklayamam kimseye
 
11082619_737880089659730_6118330388250526811_n.jpg


Şenîdem ki Cemşîd-i ferruhsirişt
Ber serçeşmeî ber be sengî nevişt
Derin çeşme çon mâ besî dem zedend
Bereftend tâ çeşm ber hem zedend

(Bûstân-ı Sa'dî)

Feûlün Feûlün Feûlün Feul

Duydum da yaratılışı kutlu Cemşîd
Bir pınarbaşında bir taşa yazdı:
Şu pınarda konuştu niceleri bizim gibi
Geçti gittiler, kapattılar gözlerini
 
11081254_737375976376808_4796862140899605187_n.jpg


El emeğinin değerini açıklayan, daha doğrusu çoğumuzu anlatan güzel beyit.

Ehl-i san'at gıpta etmez kimsenin ikbâline
Değişmez mâl-ı Kârûn'u sa'yinin mahsûlüne.

Doğru vezne göre okunuşu:

Ehl-i san'at gıpta etmez kimsenin ikbâline
Mâl-ı Kârûn'u değişmez sa'yinin mahsûlüne

Fâilâtün Fâilâtün Fâilâtün Fâilün

sa'y: çalışma, çaba.
 
11081052_737373649710374_5894517209195360390_n.jpg


Kun ganiyye'l-kalbi veknu' bi'l-kalîl
Mut velâ tatlub ma'âşen min le'îm
Lâ tekun li'l-ayşi mecrûhu'l-fu'âd
İnneme'r-rizka 'alallâhi'l-kerîm

Gönlü zengin ol; kanaat et aza
Öl; kötü insandan geçimlik isteme ama
Kalbi yaralı olma yaşamak uğruna
Rızık, kerîm Allah'tan gelir; şüphe yok bunda
 
10569039_723155584465514_3060833034078235512_n.jpg


Molla Câmî, Tuhfetu’l-Ahrâr, Heft Evreng

Müfteilün Müfteilün Fâilün

Ger keşedet şâne be serpençe şîr
Keşmekeş-i û koned ez cânt sîr
Bih ki herîfân kef-i râhet nihend
Merhem-i lotfet be cirâhet nihend

Aslan tarak yaparsa pençesini başına
Onun çekiştirmesi canını getirir burnuna
İyisi mi arkadaşlar sürsün elini
Yaralarına bassın lutfunun merhemini
 
10968521_714915721956167_5718624708255457458_n.jpg


Ummîd ki baht-i doşmenet ber gerded
Mulk-i do cihân torâ mosehher gerded
To sâye-yi rahmetî ve in bes aceb est
K'ez sâye cihân çonin munevver gerded

Umarım tepetaklak olur düşmanının bahtı
Sana nasip olur iki dünyanın saltanatı
Rahmet gölgesisin sen; şaşıyorum şu hale:
Dünya ışıl ışıl olmuş bir gölgeyle
 
11027937_726246034156469_3768767835182438093_n.jpg


روزها گر رفت گو رو باک نیست
تو بمان ای آنکه چون تو پاک نیست

Rûzhâ ger reft, gû rov, bâk nîst
To bemân ey anki çon to pâk nîst

Günler geçip gittiyse, gitsin; korkum yok
Sen kal azizim; senin gibi temizi yok
 
1503478_716238361823903_5756099855795188796_n.jpg


Feûlün x 4
Dilem tuhfe-yi cân be cânân firisted
Niyâzî be sed germî-yi cân firisted

Be bezm-i tereb dest-i derdî benâzem
Ki çâk-i girîbân be dâmân firisted

Be râh-i teleb pây-i şovkî bebûsem
Ki tîzî be hâr-i mugîlân firisted

Be dil âşinâ kerde'em âteşî râ
Ki germî be horşîd-i tâbân firisted

Gönlüm canımı göndersin sevgiliye hediye diye
Göndersin niyazını yüz can sıcaklığı ile

Dert elimi uzatırım işret meclisinde
Yakamın yırtığını eteğine göndersin diye

Şevk ayağını öperim talep yolunda
Sivrilik versin deve dikenine diye

Gönlümü tanıştırdım ben ateş ile
Parlak güneşe sıcaklık versin diye
 
10881710_692700457511027_7367863724545904991_n.jpg


Vezin: Mefûlü Fâilâtü Mefâîlü Fâilün

Halvetguzîde râ be temâşâ çi hâcet est?
Çun kûy-i dûst hest, be sahrâ çi hâcet est?

Cânâ, be hâcetî ki turâ hest bâ Hodâ
K'âhir demî bepors ki mâ râ çi hâcet est?

Ey pâdişâh-i husn, Hodâ râ, besûhtîm
Âher suâl kun ki gedâ râ çi hâcetest

Erbâb-i hâcetîm u zebân-i suâl nîst
Der hazret-i kerîm temennâ çi hâcet est?

Muhtâc-i kıssa nîst geret kasd-i hûn-i mâst
Çun raht ezân-i tust, be yagmâ çi hâcet est?

Câm-i cihânnumâst zamîr-i munîr-i dûst
İzhâr-i ihtiyâc-i hod ancâ çi hâcet est?

An şud ki bâr-i minnet-i mellâh bordemî
Govher çu dest dâd, be deryâ çi hâcet est?

Ey muddeî, boro ki merâ bâ tu kâr nîst
Ahbâb hâzirend, be a'dâ çi hâcet est?

Ey âşık-i gedâ, çu leb-i rûhbahş-i yâr
Mîdânedet vazîfe, tekâzâ çi hâcet est?

Hâfiz tu hatm kun ki huner-i hod iyân şeved
Bâmuddeî nizâ' u muhâkâ çi hâcet est?


Kendisiyle baş başa kalmayı tercih eden kişinin
orayı burayı seyre ihtiyacı mı var?
Yerin dostun mahallesi olunca, kırlara çıkmaya ne hâcet var?

Canım benim; senin de Tanrı'dan hâcetin var ama,
Soruver bir kere bize; ne hâcetimiz var?

Güzellik padişahı! Yandık vallahi!
Ne olur sorsan, şu yoksulun ne hâceti var?

Hâcet sahipleriyiz; sorulur mu hiç!
Cömertlik sahibinin huzurunda dilekte bulunmaya ne hâcet var?

Canımıza kasdın varsa, bunu söylemeye hâcet yok.
Mal senin mülk senin; yağmaya talana ne hâcet var?

Dostun aydınlık yüreği dünyayı gösteren bir küredir.
Orada ihtiyacını dile getirmene ne hâcet var?

Denizcinin minnetini çekerdim; geçti gitti.
İnci elimde olunca, denize açılmaya ne hâcet var?

Hey iddiacı; git işine! Seninle alışverişim yok.
Dostlarım burada; düşmana ne hâcet var!

Yoksul âşık!
Sevgilinin cana can katan dudağı bilir sana ne verileceğini;
Senin istekte bulunmana ne hâcet var!?

Hafız, kapat meseleyi burada;
hünerin açığa çıkacak yoksa.
İddiacıyla didişip durmaya ne hâcet var?

 
1656074_676659589115114_9089096959967442087_n.jpg


Ber engîhtem gerd-i heycâ ço dûd
Ço dovlet nebâşed, tehevvür çi sûd

Savaş tozunu duman gibi kaldırsam da
Cesaretin faydası ne devlet olmayınca?
 
63462_672823812832025_2722800081773215501_n.jpg


Mükemmel bir talik hat çalışması!

Menem bî to ki pervâ-yi temâşâ dârem
Kâfirem ger dil-i bâg u seyr-i sahrâ dârem
Ber gul-i rûy-i to çon bolbol-i mestem vâlih
Be roh-i lâle vu nesrîn çi temennâ dârem?

Sen yokken seyre kalkışan biri varsa, benim
Bağda bahçede gezmek istiyorsam, kafirim
Yüzünün gülüne karşı bülbül gibi şaşkınım
Lalenin, nesrinin yüzüne nasıl minnet ederim?


(nesrin= ağustos gülü, yaban gülü)
 
10603605_666749763439430_7221764521161470870_n.jpg


(Sevimli kuşun dilindeki beyit)

Şebî târîk u hovl-i ra'd u bârânî bedin tondî
Kocâ pervâ-yi mâ dârend sermestân-i mahfilhâ

Vezin: Dört çeker (Mefâîlün x4)

Karanlık bir gece, böyle şiddetli gök gürültüsü, yağmur korkusu
Mahfillerde kafayı bulanlarda olur mu hiç bizden yana kaygı?


(Beyit Hafız'ın birinci gazelindeki beyti andırıyor.)
 
10301368_652353511545722_2205300410108764302_n.jpg


Men bende-yi Kur'ânem eger cân dârem
Men hâk-i reh-i Muhammed-i muhtârem
Ger nakl koned coz in kes ez goftârem
Bîzârem ezû, vezan sohen bîzârem
(Mevlana)

Can bedende durdukça Kur'ân'ın kölesiyim ben
Seçilmiş Muhammed'in yürüdüğü yolun toprağıyım ben
Sözlerim arasında bundan başka şey nakleden olursa
Hem ondan hem o sözden bıkmış usanmışım ben!


Tabloda rubainin üçüncü beytinin başında "ger" yerine "eger" yazılmıştır. Vezin bilmeyen biri tarafından yazıldığı belli oluyor.
Her dizenin vezni aşağıda olduğu gibidir:
Rubailerde her dizede vezin farklılıkları görülebilir.
 
1462991_630690733712000_1593745114866431657_n.jpg


Dûş der 'eyş u işretî bûdem
K'ez tarab tâ berûz negnûdem

Yâr bûd u şerâb u şem'î yu bes
Zahmet ender miyâne men bûdem

Bâ visâleş gamî hemî goftem
Vez cemâleş demî ber âsûdem

Fâilâtün Mefâilün Feilün (Fa'lün)

Dün gece felekten bir gece çaldım
Neşemden sabaha kadar uyumadım

Yâr var; şarap, mum; daha ne olsun
Orta yerde zahmet veren ben oldum

Gamımı dillendirdim vuslatıyla
Bir süre huzur buldum cemaliyle
 
10494935_628705270577213_3867563760785802489_o.jpg


Ey sirr-i to der sîne-yi her sâhib-i râz
Peyveste der-i rahmet-i to ber heme bâz
Herkes ki be dergâh-ı to âyed be niyâz
Mahrûm zi dergâh-i to ki gerded bâz?

Rubai vezni (Mef'ûlü Mefâîlü Mefâîlü Fe'ul)

Gönlünde taşır sırrını sır sahipleri
Rahmet kapın açık herkese sürekli
Niyaz etmek için dergâhına gelir her kişi
Kim dergâhından mahrum dönmüş ki?
 
Geri