Fareli Köyün Kavalcısı

Konu sahibi son olarak 1007 gün önce görüldü
Fareli Köyün Kavalcısı

fft5_mf115646.Jpeg


Bir varmış, Bir yokmuş, önce zamanla, kalbur zamanla develer tellalken, pireler berberken, ben annemin beşiğini tıngır mıngır sallarken; ülkenin birisinde Bir köy varmış.
Halkı sevinç içerisinde yaşarmış.
Günlerden Bir gün köyün tüm hanelerine fareler dolmuş.
Binlerce fare köyün sokaklarında, hanelerde dolaşıyorlarmış.
Yatak odasına gitseler, mutfağa girseler farelerden geçilmiyormuş.
Ne bulurlarsa yiyorlarmış.
Halk ne gerçekletireceğini şaşırıp kalmış.
Köy muhtarından bu işe Bir deva bulmasını iradeişler.
Muhtarın da elinden bişi gelmiyormuş.
Böylece köyün yerine fareli köy denmiş.
Fareli köyün çocukları da, bu pis yaratıklarda bıkmışlar.
Bir gün fareli köye Bir çalgıcı gelmiş.
Muhtara: "Eğer bana Bir kese altın verirseniz, köyü farelerden temizlerim." demiş.
Bütün köy halkı bu habere sevinmişler.
Aralarında derhal çalgıcının arzuladığı Bir kese altını toparlamışlar ve muhtara teslim etmişler.
Halkın pek arzuladığı bu farelerden kurtulmakmış.
Çalgıcı talebinin kabul edildiğini öğrenince başlayarak kavalını çalmaya.
Kavaldan öyle tatlı, öyle güzel sesler çıkıyormuş ki, fareler gizlendıkları yerlerden akın akın çıkarak çalgıcının yanına geliyorlarmış.
Kısa bir müddette çalgıcının çevresi binlerce fare ile dolmuş.
Köydeki tüm farelerin çalgıcının çevreninde toplandığı sırada çalgıcı yürümeye başlayarak.
Köye gelir iken gördüğü dereye doğru yürümüşler.
Çalgıcı önde kavalını üflüyor, fareler peşinden geliyormuş.
Çalgıcı dere kıyıına gelince suyun içerisine yürümüş.
Derede o kadar defa su varmış ki fakat çalgıcı karşı kenara geçmiş.
Farelerde peşinden gelmek isteyince dereye düşen fare suda boğulup can vermiş.
Bütün fareler ölünceye kadar çalgıcı kavalını öttürmeye devam etmiş.
Çalgıcı tüm farelerin can verdiğini görünce mükafatı olan Bir kese altını alabilmek için derhal köye geri dönmüş.
Fareleri ortadan kaldıran başarısından mutluluk duyduğu için, güvenilir ismimlarla yürüyormuş.
Sonunda köye varınca: "Bir kese altınımı alırım.
Bu altınlarla şehre gider, işimi kurarım.
Bende varlıklı kişiler arasına eklenir ve ferah hayataya başlarım" diye rüyasınmüş.
Bu kanaatlerle muhtarın yanına varan çalgıcı muhtardan mükafatını iradeiş.
Muhtar oyun bozanlık yapan.
"Nasıl olsa farelerden kurtulduk, Bir kese altını vermesem gerçekleşir" diye rüyasınmüş.
Çalgıcıya muhtelif sebepler göstererek altınlarını vermemiş.
Çalgıcı kandırıldığını anlayınca: "Ben size Bir oyun oynayayım da görün" demiş.
Başlamış kavalını çalmaya.
Kavalın sesini duyan tüm çoçuklar çalgıcının yanına koşmuş.
Çalgıcıda hem kavalını üflüyor, hemde yürümeye başlayarak.
Köyün tüm çocuklarıda kavalcının peşinden gitmişler.
Köyde hiç çocuk kalmamış.
Analar babalar kara kara rüyasınmeye başlayaraklar.
Köylüler muhtara gidip: "Ne gerçekleştireceğiz, ne edeceğiz.
Sen çalgıcının hakkı olan Bir kese altını vermeliydin.
Bak şimdi çocuklarımızı aldı götürdü" demişler.
Kavalcı sinirli sinirli, peşinde çocuklarla beraber ormana varmışlar.
Ormanda Bir ağacın altında dinlenirken aklına yeniden muhtara gitmek altınlarını Bir henüz talep etmek gelmiş.
O sırada telaşla yerinden kalkınca kavalını almayı unutmuş.
Sihirli kavalı bulan Bir çocuk, dostlarının yanına gelmesi için başlayarak çalmaya.
Kavalın sesini duyan çocuklar derhal ormanda toplanmışlar.
Hemen köye, annelerinin babalarının yanına dönmeyi rüyasınmüşler.
Kavalı bulan çocuk köyün yolunu biliyormuş.
Kavalı çalan çoçuk önde başkaları arkasında köye geri dönmüşler.
Anneleri, babaları defa sevinmişler.
Şenlikler tertip etmişler.
Kırk gün kırk gece bayram etmişler.
Tabi bu sırada da köylüler muhtarı azarlamışlar.
Çalgıcının hakkını vermesini söylemişler.
Hakkını alan çalgıcıda hayallerini yapmak için köyden bölünmüş.
Onlar ermiş muradına, biz gidelim başka masalları okumaya.
 
Moderatör tarafında düzenlendi:
Geri