Fantastik Türk Sineması

Konu sahibi son olarak 3187 gün önce görüldü
FANTASTİK TÜRK SİNEMASI

3PZaM5.jpg

‘Fantastik Türk sineması denince aklımıza ister istemez vurdulu kırdılı, amacına ulaşamamış ve teknik yetersizliklerden dolayı gülünç duruma düşmüş filmler gelir. Peki fantastik Türk sineması sadece bu filmlerden mi ibarettir?’

EpdqNv.png

Fantastik sinemada hem anlatıcı hem de izleyici çoğu zaman ilk olarak bir kahramana ihtiyaç duyuyor. Bu ihtiyacı farkında olan Hollywood’un son yıllarda süper kahraman filmlerine ne kadar ağırlık verdiği ortada. Batman, Superman, X – Man, Iron Man, The Avengers gibi seri haline gelen süper kahraman filmleri, muazzam bütçelerle çekiliyor ve muazzam gişe başarısı yakalıyor.

50’li yıllarda bazı fantastik film denemeleri yapıldı ve eli yüzü düzgün denebilecek, az ama öz adette fantastik film üretildi. 1953 yapımı Drakula İstanbul’da, 1955 yapımı Uçan Daireler İstanbul’da ve Görünmeyen Adam İstanbul’da en dikkat çeken yapımlar oldular.


PBWoA7.jpg

İrfan Atasoy’un başrolünde oynadığı Killing İstanbul’da, Killing Uçan Adam, Kızıl Maske ve Maskeli Şeytan, Levent Çakır’ın başrolünde oynadığı Süper Adam, Zagor: Kara Bela, Çılgın Kız ve 3 Süper Adam ve Bedmen: Yarasa Adam, Kunt Tulgar’ın başrolünde oynadığı Yılmayan Şeytan, Hasan Demirtaş’ın başrolünde oynadığı Baytekin: Fezada Çarpışanlar gibi filmler de fantastik film yapabilmek amacıyla yapılmış, ancak başarılı olamamış ve genellikle gülmek amacıyla seyredilen kült filmler olmuşlardır.

n26gDR.jpg

Ferdi Merter’in yazıp Hulki Saner’in yönettiği ve Sadri Alışık’ın başrolünde yer aldığı 1973 yapımı Turist Ömer Uzay Yolunda için ise bir yüz akı demek doğru olacaktır. Sürekli tiye alınan fantastik filmler üreten Türk sinemasında “Star Trek / Uzay Yolu” gibi bir yapımı tiye alan bir fantastik komedi filmi yapmak, takdire şayan bir durum.

68Vk13.jpg

Yabancı fantastik yapımların Türk uyarlamaları hüsranla sonuçlandı. “The Exorcist” uyarlaması olan Şeytan, “E.T.” uyarlaması olan Badi ve yine “E.T.”nin tuhaf bir uyarlaması olan Homoti gibi yapımlar gülünç olmaktan öteye geçemediler.

Atıf Yılmaz imzalı, başrolünde Mazhar Alanson’un oynadığı 1988 yapımı Arkadaşım Şeytan ve Zülfü Livaneli imzalı, başrolünde Türkan Şoray’ın oynadığı 1993 yapımı Şahmaran, özgün fantastik yapımlar olarak dikkat çektiler.


EpdqLq.jpg

Sözün özü hala muhteşem bir fantastik filmimiz yok. Ama gerek teknik bakımdan ulaşılan nokta, gerekse sinemamızın yaratıcı isimlerinden ötürü umudumuzu da kaybetmiş değiliz.
 
l9GrrQ.jpg
Turist Ömer Uzay Yolunda
Hulki saner tarafından trt’de yayınlanan uzay yolu bildiğimiz star trek’i seslendiren tiyatro oyuncuları ile yapılmış ve de çok sevilmiş,sevilecek film. Turist ömer serisinin en güzel filmidir zannımca.Efendim film ilk çekilen uzay filmi olması ile de büyük önem taşımaktadır.Diğer harika filmler bundan sonra çekilmiştir yani.Birbirinden güzel performanslarla,gülmekten karın ağrıtan repliklerle dolu asla zaman israfı diye düşünülmeyecek bir filmdir.Tuhaf tuhaf yaratıklar,gezegenler,et yiyen çiçekler,tuzla beslenen insan görünümlü yaratıkların cirit attığı o zaman şartları düşünülürse de kendini aşmış bir filmdir bence.El fenerinden ses büyüteci yapmak,komputer’e spor toto tahminleri sormak,uzay gemisinin kapı açılma efekti(hüşşşt) gibi de harikalıkları barındırmaktadır.Hala izlemediyseniz koşarak gidin izleyin derim ben.

D9b6JZ.jpg
Drakula İstanbul'da
Mehmet Muhtar’ın yönettiği Atıf Kaptan’ın tarihin en uzun dişli drakulasını oynadığı filmdir.(öyleymiş yani öğrendiğim bilgilere göre).Drakulanın te Romanyalardan İstanbul’a gelişini falan izliyorsunuz.Vampir filminin bütün klişeleri var tabi ki.Sarımsaksız cacık yüzünden depresyona giren insanlar, hatta boyna takma sarımsak takma,drakulanın tabutu üzerinde abdüllatif adının olması adamı yarar.Ama zamanın teknik imkansızlıklarına ve de yetersiz bütçe göz önünde bulundurulduğunda eli eteği öpülesidir.Amerika’da son zamanlarda izlenip ayakta alkışlanmış ayrıca.Kaçırmayınız,izleyiniz.

a0QMp5.jpg
Süpermenler
İtalo Martinenghi tarafından yönetilen Cüneyt Arkın amcamızın yine dünyayı bir avuç namertten kurtardığı italyan-türk ortak yapım filmi.Cüneyt Arkın deyince bir adım geride duran biri olarak öneremeyeceğim ama böyle de bir film var.Topluma hizmet amacındayım.3 süpermen olması ve 2 süpermenimizin harika isimleri(atak,matrak),einstein’in öğrencesi alman profesörün zaman makinesi belki ilgi çekici olabilir.

p93Bo0.jpg
Kilink İstanbul'da
1965’te İtalya’da yayınlanan killing adlı çizgi romanın Türkiye’de büyük ilgi görmesi sonucu Yılmaz Atadeniz’in aklına filmini yapmak gelmiş bir vapur yolculuğu esnasında ilham gelivermiş işte.Efendim bu kilink’in öyle süper yetenekleri ne bileyim bir süper kahraman nitelikleri yoktur ama adam da yönetici ruhu vardır,adamlarına her işini gördürür.Tebeşirle öldürdüğü adamın yanına kilink yazan süper kahramanımız bu noktadan sonra alır,götürür sizi.
 
Vaaay :D bir duayen gördüm sanki
 
Turist Ömer Uzay Yolunda- haricinde hiç bir filmi seyretmedim. Sanırım bu daha çok inançla ilgili bir durum.
Bir fantastik ve bilim kurgu film seven olarak Türkiye de bunların olabileceğine pek inanmadığım için Türk yapımı pek de hoş olmuyor. Ne kadar bütçe olursa olsun.
Hani şimdi düşününce bir avatar filmi Kemerburgaz yolunda çekileceği zaman pek de gerçekçi olmaz ya :şirine:
 
Turist Ömer Uzay Yolunda- haricinde hiç bir filmi seyretmedim. Sanırım bu daha çok inançla ilgili bir durum.
Bir fantastik ve bilim kurgu film seven olarak Türkiye de bunların olabileceğine pek inanmadığım için Türk yapımı pek de hoş olmuyor. Ne kadar bütçe olursa olsun.
Hani şimdi düşününce bir avatar filmi Kemerburgaz yolunda çekileceği zaman pek de gerçekçi olmaz ya :şirine:

O zamanin şartlarinda bu kadar oluyormus . Yokluklarla cekilmis koca bi dunya . Cok guzel ya bence . Her ne kadar yesilcam fantastikleri olsa bile
 


O zamandan bahsetmiyorum sadece, bu zamandan da bahsediyorum.

Iste boyle dusunuldugu icin hic ilerleyemiyoruz . Avatarin kemerburgazda cekilmesi biseyi degistirmez ki .d yabancilar avatar new jerseyde cekildi diye dalga gecmiyor . Ama bizde kemerburgazda cekilse dalga gecerlermi bilmiyorum . Ama gecildigi icin ilerleyemiyoruz zaten ya .d
 
Iste boyle dusunuldugu icin hic ilerleyemiyoruz . Avatarin kemerburgazda cekilmesi biseyi degistirmez ki .d yabancilar avatar new jerseyde cekildi diye dalga gecmiyor . Ama bizde kemerburgazda cekilse dalga gecerlermi bilmiyorum . Ama gecildigi icin ilerleyemiyoruz zaten ya .d

İlerlemeye takıldık :p

Neyse, demek istediğimi anlatamayacağımı düşünüyorum :)

Sizi kırmak istemiyorum kısaca
 
Niye kırılayım ki . Nickinin hakkini veriyorsun bu arada .d

:nee:

Şimdi ben bilmişlik yapmadım ki, peki madem söyleyim;

Efenim Türkiye olarak biz ki gökten taş yağdığı zaman bile bunu bilim için de para için kullanırken Türkiye de çekilen bilim kurgunun hangi tarafına inanmamızı beklersiniz ki?
Hangi hastalığın tedavi (bulaşıcı hastalık), Türkiye de bulunmuştur? Kaç tanesi ya da yurt dışı ile iş birliği içinde değildir?

Yani ben bir film izlerken gerçek olup olmayacağına bakarım.

Uzaylılarla ilgili bir durum bile varken ()uzaylıya taş atan köylü) gibi, 51. bölge gibi bir yerin varlığını Türkiye olması hiç inandırı gelmiyor.

Fantastik olayına gelirsek, bilim de her şey mümkün. Nasıl ki vitamin hapları, uyku hapları varsa olağan üstü bir hale getiren ilaçların da var olduğuna inanıyorum ben.

Bundan ötürü bırakın ilerlemesin, biz recep evedik gibi gerçek osurmalara hala gülebiliyoruz (=

Umarım size anlattım olayı.
 
Turist Ömer Uzay Yolundayı izledim sadece o zamana göre güzel olsa gerek şuan izlesek pek beğenmeyiz ama ışın tabancaları falan vardı çok komikti, içlerine canavar giriyordu tuz arıyodu falan bak şimdi mazi aklıma geldi :D
 
Turist Ömer Uzay Yolunda çok iyiydi ama yaaaaa :sırıt: Diğerleri komedi niyetine izlenebilir bence :o
 
KİLİNK SERİSİ
PBbWlN.jpg


Killing ilk kez, İtalya’da bir fotoroman olarak 1965 yılında yayınlanmaya başladı. Editörü Pietro Granelli’ydi ve Ponzoni Yayıncılık tarafından piyasaya sürülmüştü. Killing fotoromanları iki yıl sonra Türkiye’de Son adlı gazetede yayınlanmaya başladı. Gazetenin tirajı gözle görülür ölçüde arttı, Killing fanatiklerinın sayısı hızla çoğaldı. Bu ilgiyi gören gazetenin sahibi Erol Simavi, Killing’i bir dergi olarak yayınlamaya karar verdi. İlk sayısı 1 Haziran 1967 tarihinde çıkan dergi 19 sayı olarak yayınlandı. Daha sonra ise Ceylan Yayınları tarafından, 1970 yılında, bu kez cep fotoromanı boyutunda, 24 sayılık bir seri olarak yeniden çıkarıldı. Killing bugün ancak sınırlı sayıda eski kitapçıda, oldukça zor bulunan bir koleksiyon objesi olarak karşımıza çıkıyor.
Türkiye’de (ve aslında dünyada da) Killing’i bir film kahramanı yapmak düşüncesi ise ilk kez Yılmaz Atadeniz’in aklına düştü. Türk sinemasına yönetmen, yapımcı ve senarist olarak 150'ye yakın film kazandıran Yılmaz Atadeniz, önce kahramanın adını Kilink’e dönüştürdü. Ardından karşısına olumlu bir kahraman koydu: Uçan Adam. Killing rolünü Yıldırım Gencer; Uçan Adam rolünü ise İrfan Atasoy üstlenmişti. Kadroya Muzaffer Tema, Muammer Gözalan, Hüseyin Peyda, Ergun Köknar, ve Ayton Sert gibi önemli oyuncular katıldı. Filmde oynayacak kadınlar ise, Yılmaz Atadeniz’in deyişiyle “hassas derecede değer verilerek” seçildi. Killing’in sevgilisi Suzan Avcı’ydı, işbirliği yapacağı şuh kadın olarak ise Mine Soley seçilmişti. Ayrıca Sevinç Pekin, Aynur Aydan, Pervin Par gibi isimler de kadroda yer alıyordu.

Atadeniz aslında aynı anda iki film birden çekiyordu: Kilink İstanbul’da ve hikayenin devamını oluşturan Kilink Uçan Adama Karşı. Bu iki film gerek mekanları, gerekse aksiyon zenginliği açısından dikkat çekiciydi. Örneğin Killing ve avanesi, Büyükada’da bir mağaraya giriyor, içerdeki bir kapı açılarak geniş bir sefahat mekanına geçiliyor (burası aslında Sıraselviler’deki Klüp Suat adlı mekandı), ardından arka taraftaki gizli laboratuvar ortaya çıkıyordu (Santralİstanbul olarak yakında yeniden açılacak olan Silahtarağa Elektrik Fabrikası’nın kontrol odaları).

Filimlerde akrobasi hareketleri ve tehlikeli sahneler de bol bol yer alıyordu. Oyuncuların bu tür hareketleri kolayca yapabilmeleri için yer tramplenleri kulanılıyordu. Kilink ve Uçan Adam arabaların üzerinden takla atarak geçiyor, merdivenleri beşer onlar çıkabiliyordu. Yüksek bir yerden korkusuzca aşağıya atlayabilmeleri için de kauçuk yataklar kullanılıyordu. Başarısız olunan tek nokta, o günün olanaklarıyla iyi bir çözüm bulunamayan Uçan Adam’ın göklerde dolaşmasıydı. Ama bu kadar kusuru seyirci de artık hoş görecekti...

Killing filimleri daha çekim aşamasında basının yoğun ilgisiyle karşılandı.

Film 1967’de çekildi, 1968’de vizyona girdi. Vizyona çıktığı zaman gösterilen ilgi inanılır gibi değildi. Bölgelerden para yağmaya başladı.

1967 yılında ardarda 6 Killing filmi çekildi. Adları ve yönetmenleri ise şöyle; Mandrake Killinge Karşı (Oksal Pekmezoğlu), Şaşkın Hafiye Killing'e Karşı (Natuk Baytan) Killing Frankenştayna Karşı (Nuri Akıncı), Killing Caniler Kralı (Çetin İnanç), Killing Ölüler Konuşmaz (Yavuz Figenli) ve Dişi Killing (Aram Gülyüz). Sonraki yıllarda da iki Killing filmi çekildi: 1971 tarihli Killing Ölüm Saçıyor (Birsen Kaya) ve 1974 yılında çekilen Killing Kolsuz Kahramana Karşı (Müjdat Saylav).


Yılmaz Atadeniz’in filmleriyle İtalyan Killing fotoromanlarını karşılaştırırsak, Türk Killing’inin oldukça özgün olduğunu ileri sürebilirz.
 
Geri