Falan Filan Feşmekan

Konu sahibi son olarak 2407 gün önce görüldü
Yarım kalmışlık yaşamın özüdür, telafi edilemez.
Mahzun olma, biz biraz da yenilmek için buradayız...

D. Cündioğlu
 
Ancak olanak olsaydı da (ki insan doğası için asla mümkün değildir) herkes, hepimiz, benliğimizin en kuytu köşelerini olduğu gibi açığa vurabilseydik. Başkalarına, hatta en yakın dostlarına, vakti gelince kendine bile itiraf etmekten kaçındığın ne varsa tamamını korkmadan ortaya dökebilseydik; işte o zaman dünyayı saracak pis kokudan herkes boğulurdu. Bu arada belirteyim ki, toplumun düzeni, görgü kuralları bu yönden daima iyidir. Derin bir düşünce saklıdır bu kurallarda. Ahlaki olduğu savunulamayacak ancak koruyucu ve rahatlatıcı bir düşünce... Bu da küçümsenmemeli!

Ezilenler
 
- Hey! Okumuş adam,neden gençler ölüyor? Neden insanlar ölüyor? Söyle bana!
+ Bilmiyorum
- Bütün o kitapların ne işe yarıyor? Sana bunu anlatmıyorlarsa ne anlatıyorlar?
+ Bana… Senin sorduğun tip soruları cevaplayamayan insanların ızdıraplarını anlatıyorlar.
- Onların ızdıraplarına tüküreyim…

Zorba /Kazancakis
 
"İntihar edenlerin çoğu, yarı yolda kalmış katillerdir. Başkalarını öldürmeyi göze alamadıkları için kendilerini öldürürler."

Sis, Miguel De Unamuno
 
Orhan Veli bir gün Beykoz'da sokakta yürüyor.
O dönemde çocuklar sokakta mani okuyarak şeker satmaktadır. Üstat yüksek sesle mani okuyan bir çocuğun önünde durur ve dinler. Çocuk manisini bitirince kendi de bir mani okumaya başlar. Orhan Veli manisini bitirince, çocuk bir tane daha okur. Orhan Veli de tekrarlar. Bir daha bir daha...
Çocuk şaşırarak Orhan Veli'ye bakar ve şöyle der:
"Seni tanımıyorum, sen hangi sokakta şeker satıyorsun?"

(Kaynak: Kız Kardeşi Füruzan Yolyapan + Makaleler + Yazılar)
 
'Yıkılmak binaya mahsus bir şey değil ki.
Bir insanın, bir cümle ile yıkıldığını gördüm ben.'
 
Hepimiz insanız, diyorlar.
Hepimiz insan değiliz,
hepimiz beşeriz.
Aramızdan bazılarımız insandır.

İsmet Özel
 
ABD Genelkurmay başkani tomy franks a
Annesi olmayan , babası ölen bacakları kopan
Iraklı bir çocuğun yazdığı şiir. ..

Ben Basralı Ömer,
Belki haberin yoktur diye yazıyorum Mr. Franks.
Önce demokrasi yağdı göklerimizden,
Sonra özgürlük geçti üstümüzden
Palet palet.

Ve insan hakları
Namlularından
Yüzü maskeli adamların
Saniyede bilmem kaç adet.

Demokrasi bizim eve de isabet etti
Bir gün sonra anladım koptuğunu ayaklarımın.
Tam onsekiz adet
insan hakları saymışlar
Vücudunda babamın.

Annem yoktu zaten
Ben doğarken
ilaç yokluğundan ölmüş
Ambargo falan dediler ya
Anlamadım çocukluk aklı işte
Oluşmadan sökülmüş.

Sizde de barış böyle midir Mr. Franks?
insan hakları çocukları yetim
Ve ayaksız bırakır mı orda da?
Düşer mi ayın kan gölüne aksi
Güpegündüz düşer mi Pazar yerine demokrasi?

Zenginlik
insanları korkudan uykusuz bırakır
Kuşlar gökyüzünü terk eder mi orda da?
Babamla mırıldandığım son dua dilimde
Ayaklarımın hastanede
Ve giymeye kıyamadığım pabuçlar
Kaldı elimde.

Çocukların var mı Mr. Franks?
Al, oğluna götür onları
Bari işe yarasın
Kim bilir belki baktıkça
Bazen beni hatırlasın.

Bu nasıl demokrasi Mr. Franks?
Düştüğü yeri yaktı
Merhamet hür Dünyaya
Bu kadar mı IRAK ' tı?

 
Karacaoglan der ki kondum göçülmez .
Acıdır ecel şerbeti içilmez
Üç derdim var bir birinden seçilmez
Bir ayrılık bir yoksulluk bir ölüm .

Karacaoğlan
 
"Hıh! Biz neden her kişiler denli olamadık? Bak insanlara, biraz daha ölme de bak şu insanlara; Bıkmadan, usanmadan birbirlerine gidip geliyorlar, eski konuştuklarını yeniden konuşuyorlar. Yeniden çaya şeker konup içilir, eller sıkılır, "Allahaısmarladık, biz de bekleriz, güle güle," "Çocukların gözlerinden..."
Ehh! Elinin körü ömür boyu. Ama yaşamak budur işte.
Türkan, "Her şey yaşanmalı" der. İçicem işte!"

Leyla Erbil - Gecede
 
"Fevkalâde memnunum dünyaya geldiğime,
toprağını, aydınlığını, kavgasını ve ekmeğini seviyorum.
Kutrunun ölçüsünü santimine kadar bilmeme rağmen
ve meçhulüm değilken güneşin yanında oyuncaklığı
dünya, inanılmayacak kadar büyüktür benim için. (...)
Dostlar ki bir kerre bile selâmlaşmadık
aynı ekmek, aynı hürriyet, aynı hasret için ölebiliriz. "

Nazım Hikmet Ran - Fevkalâde Memnunum Dünyaya Geldiğime
 
"Birbiri için yaratılmış iki insanın karşılaşması o kadar güç ki! Dünya yanlış kişiye aşık olan, yalnız kalan, acı çeken, buruk gözyaşı döken mutsuz insanlarla dolu. Aşkın tadını bildiklerini sanırlar oysa sadece silik bir taklidini tatmışlardır."

(Ferzan Özpetek - Sen Benim Hayatımsın)
 
Boş bir sayfaya düz bir çizgi çekin
Bu çizginin bir ucu doğumunuzu, diğer ucu ölümünüzü göstersin.
Şu anda bulunduğunuz yere bir çarpı koyun.
Bu konuyu beş dakika düşünün...

Irvin Yalom
 
Bir kuş gibi özgür olmak isterdim gökyüzünde..

Malum yeryüzü yasaklarla dolu.

Kimi dilini, kimi dinini, kimi ise; sevdasını yaşayamıyor bu topraklar üstünde...

️Uğur Akbulak
 
-İnsan büyüdüğünü ne zaman anlar?

Eskiden yaşansa dokuz köyü ateşe vereceğin şeylere zamanla kibrit bile yakmıyorsun.
Tahammül etmeyi ve şaşırmamayı öğreniyorsun.
Artık hiçbir şeye şaşırmadığını fark ettiğin gün büyüdüğünü de fark etmiş oluyorsun aslında.

Nilgün Marmara
 
Yillar geçmişken ve birbirimize “nasılsın” bile demiyorken;
sabaha karşı 5 gibi uyandım.
ve seni düşündüm.
kalbime baktım, seni hala sevgiyle hatırlıyor.
aklıma baktım, canımı acıttığın günleri unutmuştu adeta.
birer birer her şeyin silindiğini anladım aklımdan.
çünkü anılar silinirdi akıldan,
yerine yenilerini koyabilmek için.
benden gidenlerin, yerine koyabileceğim anılarım yoktu.
aklımdan silinmenden korktum.
sabaha karşı 5 gibi.
ve sen hala uyuyordun, kim bilir.
 
Öyle anlar olur ki, hiç bir şey olmamış gibi gülümseyerek yoluna devam eder insan. Buna pes etmek değil; olgunlaşmak denilir.

T.S Eliot
 
Kadın hep toplar…
Sabah kalktığında önce şöyle bir etrafı toplar.
Sonra bir başına hazırladığı kahvaltı sofrasına tek tek çağırıp ev halkını toplar.
Tabi birde karınları doyduktan sonra çil yavrusu gibi ortalıktan kaybolan ev halkının geride bıraktığı sofrayı toplar.
Herkes gider o evi toplar, sonra aynanın karşısına geçip işten güçten helak olmuş
saçını toplar.
Çayını demler, kekini yapar ve sevdiği arkadaşlarını bir araya toplar.
Mahallede bir günde ne olmuş ne bitmişse bilirkişiden bayağı bir bilgi toplar.
Çocukların yaptığı yanlışları babaya duyurmadan derleyip toplar.
Bazen de duygusallaşır öpüp koklamak için evlatlarını kanadının altına toplar.
Çoğu zaman dalar uzaklara, eskiyi düşünür; geçmişi ve hala geçmemiş olan yaralarını, acılarını toplar.
Ne olursa olsun güçlü olmak zorundadır, ne kadar üzülse de ağlasa da en sonunda da kırılan kalbini yine kendisi toplar..

Songül Yanık
 
Ne zaman psikiyatrlar hastalarına;
“Efendim hiçbir şeyiniz yok.
Sadece biraz kahvesiz, şiirsiz
Ve musikisiz kalmışsınız.” deyip
Sırtlarını okşayarak reçetelerine
Birkaç parça Zeki Müren,
birkaç dize Cemal Süreya,
Birkaç fincan kahve yazacak,
İşte o zaman düzelecek hepimizin psikolojisi.

Berker Okan
 
Geri