Yabancı Dil Fakir Ahmet Arapça Hikaye

Konu sahibi son olarak 3066 gün önce görüldü
Fakir Ahmet - Arapça Hikaye - Fakir Ahmet Arapça Hikaye Ve Türkçe Tercümesi

أحمد

وكانت والدته ووالده الفقراء. وكانوا يعيشون في منزل صغير مع غرفة واحدة فقط. الرئتين والده كان مريضا، وقال انه متقاعد اجباريا. وكان احمد اتخذت الخطوة الأولى لتحقيق أحلامه. ثم دخلت مطعم بمساعدة جاره. اتخذت الخطوة الأولى لتحقيق أحلامه. وكان قد التقى وجبات رائعة كنت أرى وراء نوافذ المطعم. الآن لديه ثلاث وجبات يوميا. الوفاء الأم ما قالت انه الطبخ في مطعم السجن تنظر. تعلم الطبخ منه، وشخص آخر من شأنه أن يكون كوك لكن احمد سيعمل المطعم.

افتتح أحمد مطعم في وسط المدينة بعد وصوله الى الجنود. وجباته وكان لذيذ جدا، وكان مطعم كامل للعملاء. وكان دخل. أحيانا الناس الفقراء الذين يأتون الى المطعم وأكل وجبة مجانية.

والنوادل وعملاء يعملون في هذا المطعم في أوقات الغداء على طاولة المفاوضات عن طريق الانتقال إلى جدول فارغ، وترك اثنين من لوحات لا يستطيع ان يجد معنى. ماذا نعرف أن الفقر قد انتهى منذ سنوات ، مايك هدية لأمه وأبيه. انهم على حد سواء لوحات على الطاولة في حين ترك مايك "أنا جائع البقاء مومياء والأب. وجبات الطعام ونيس للحصول على نفسك


FAKİR AHMET

Annesi, babası fakirdi Ahmet’in. Tek göz odalı bir gecekonduda oturuyorlardı. Babasının ciğerleri hasta olduğundan zorunlu emekliye ayrılmıştı. Ahmet okul olmadığı zamanlar simit satarak zorlukla ilkokulu bitirdi. Daha sonra komşusunun yardımıyla bir lokantaya bulaşıkçı olarak girdi. Ahmet hayalini gerçekleştirmek için ilk adımını atmıştı. Eskiden lokantaların camları arkasında gördüğü o güzelim yemeklere kavuşmuştu. Artık günde üç öğün karnı doyuyordu. Lokantada yemek pişiren Veli dayıyı göz hapsine almıştı. Ondan yemek yapmayı öğrenecek ve kendi de bir aşçı olacaktı ama Ahmet başkasının lokantasında değil kendi lokantasında görevini yerine getirecekti.
Ahmet askerden geldikten sonra şehrin mevki yerinde lokanta açtı. Yaptığı yemekler çok lezzetli olduğu için lokanta müşterilerle dolup taşıyordu. Kazancı yerindeydi. Ara sıra muhtaç insanlar lokantaya gelirdi ve bedava yemek yerlerdi.
Lokantada çalışan garsonlar ve müşteriler Ahmet’in öğle vakitleri boş bir masaya giderek masanın üstüne iki tabak yemek bırakmasına bir anlam veremezlerdi. Onlar ne bileceklerdi yıllar önce sefaletin bitirdiği anne ve babasına Ahmet’in armağanını. Hem onlar duyamazlardı ki, tabakları masanın üstüne bırakırken Ahmet’in “ Bundan sonra aç kalmayacaksınız anneciğim ve babacığım. Alın yemeklerinizi karnınızı bir güzel doyurun “ diye mırıldandığını.


Yazan: Serdar Yıldırım
 
Geri