Eylül

Konu sahibi son olarak 2616 gün önce görüldü

EYLÜL

Çok göçler gördüm ben çocukluğumda.Terk edilen evler gördüm,hüzünlü gidişler,geride kalan donuk ve amaçsız bakışlar,yeri göğü yırtan çığlıklar gördüm.Çok ölümler gördüm ben,senin geldiğin zamanlar...

Yine de ben,seni sevdiğim kadar hiçbir zamanı sevmedim.Sende bulduğum kadar kendimi bulmadım hiçbir yerde.Sana olan tutkum bu yüzden...Gelişine,rüzgarına vurulup coşuyorum.Sonra bir çelişkiler yumağı bırakıyorsun elime...Yaşamdan ölüme,dünden bugüne,tutsaklıktan özgürlüğe koşup duruyorum...

İşte geldin gidiyorsun...

İçime karmakarışık bir hatırlama ağı sererek...Sürekli dünlere çekiyorsun beni.Bıraktıklarıma,vazgeçtiklerime,yarım kalanlara,başaramadıklarıma,elimin ermediklerine...Bu senin tabiatın mı,böyle mi kuşatırsın geldiğinde herkesi?Yoksa yanlız ben mi sende dünleri bulurum?Oysa bir yandan ''Yaşama koş,düş yollara,mekandan ayakbağlarından kurtul'' diyor bakışların...İşte bunlar son kuşlar,son yemişler ve son güneşli günler...Uzaklara bakmanın son akşamüstleri...


Öbür yanda geçmiş günlere,eski baharlara,eski aşklara ve uçup giden ne varsa onlara takılıp kalan gönül ağları...Adın olsa olsa bir tereddüttür senin,vazgeçemeyişler,kopamayışlardır.Aşkla ayrılık,gitmekle kalmak,ölümle yaşam arası muhteşem çelişkiler...Adın,tereddüt olmalı senin.Rengin sarı olmalı,yüzünde yarım gülücük olmalı,saçların dalgalı,dağ ve deniz karışımı kokan,güz menekşesi gözlerin...

Adın EYLÜL olmalı senin.........
 
Geri