Ey şefkatli aşıklar

Konu sahibi son olarak 1725 gün önce görüldü
tumblr_p0j7r1GD7A1vy1wx4o2_1280.jpg

Ey şefkatli aşıklar! Sevdayı artırın. Bu uçuk benizli çehrelere kırmızılık verin.

Ey sakilerin beyi! Ey canımın yardımcısı! İş vakti geldi, erkekçe davranın.

Efendim! Akıl ve ruh senin mestindir, iki elinde o tuttuğun nedir? Onu önümüze getir, ortaya koy; canımızı bizden gizleme.

Gök aşkınla kararsızdır; akıl, şarabının sarhoşudur. Bana kucağını aç; beni yükseğe çek...

Ey cömertliğin efendisi! Ey nübüvvetin önsözü! Ey güneş yüzlü! Her şey seninle aydınlanır.

Sen bizden tenhaya çekildin; sendeki o güzel çehreleri senden başka kimse görmesin diye mi karşına bir ayna koydun?

Ey insanlığın en güzel meziyetlerinin sultanı! Her yerde, her evde seni görmek için pencereler açtılar. Şerbeti yalnız içme. Eğer bize acır da bu şerbeti yalnız içmez, bize de içirirsen, bu şiiri adına armağan ederim...

Ey gönüllerin gözünün nuru! Sen gözümüz gibi kendine uyduğumuz büyüğümüzsün. Can senin hayat kattığını anladı.

Ey can, sen neredesin? Hiçbir yer senin nerede olduğunu bilmez. Her ne tarafta bulunsan, hep Elest Demi’ne davettesin. Mestlik ve varlık verirsin; verdiklerine davettesin.

İstekler, ümitler gönüllerde gizlidir. Bunları her tarafa sen çekiyorsun; bazen bağlılıklar tarafına, bazen gönül açıklığı tarafına...

Senden faydalanmak beldesinde ümitsizlik ölmüştür. Senin mağaranın sığınağında köpek velilik yaptı. Çünkü her ne tarafa seğirtse, senin ayın ona parıldar. O hem gayb mülkünü bulur, hem hoşnutluk duyan akla kavuşur.

Ona kim ne söyleyebilir? Ancak bir muhtaç kimse gibi ondan istenir. Herhangi bir yoksul, ağlayarak ondan isterse, eteği altınla dolar...

Haydi, bunun dalını ve kökünü başka türlü anlat. Alâmetsiz olan denizi gör; gözün görsün ve gördüğüne nişan koy.

Ben yarin vasıflarını açıklarken gönlüm kayboluyor. Ben kendimden kendimi kaybedince, onu nasıl isteyeyim?

Aramak istiyorum, ne arayayım? Arayamam... Söylemek istiyorum, ne söyleyeyim? Söyleyemem... Ben onun elinin mahkûmuyum...

Sâki dosttur ve bakidir. Ben ya bir kadeh, ya içi boş bir kabağım. Eğer oklu kirpi isem, senin sayende ipek olurum. Eğer kendim bin katsam, bu yolda bir kat olurum. Senden bir koku alsam, İsa gibi ruh olurum. Senin elmanı koklasam, Musa gibi can veririm.

Ben senin güzelliğinin definesine vakf olmuş harap bir evim. Sen hayat suyusun; ben ırmak gibi üzerinden aktığın toprağım...

Gönlüm Allah erleriyle geniş huylu idi; bugün ise senden başkası sığmamak için dar huyludur. Yüksek bir tepenin yarından aşk seli coşup geldi. Allah için olsun, visalinden ona bir set çek...

Burada gizli biri vardır, kendini yalnız sanma. O gizlinin kulağı pek keskindir. Kötü sözlerle ağzını açma.

Gönlündeki çeşmeye o peri güvendi. Sende olan her hayalin sureti ondan görünmüştür. Her nerede çeşme varsa, orası perilerin yeridir. Orada senin için ihtiyatlı davranmak gerektir. Teninde akan bu beş zahirî duygu çeşmesi, o suyun aktığı yerin başında duran perinin sana su içirmesindendir.

Anlamak gibi, zihinde suret vermek gibi batınî beş duygu da beş çeşmedir ki, her biri bir otlağa doğru akar. Her çeşmede su içiren elli su beyi vardır. Bunlar, sana görünme zamanında suretlerini gösterirler. Eğer edepli olmazsan, perilerden sana zahmet gelir. Çünkü bu köşedeki ünlü periler serttirler, düşünmezler.

Takdir aldatıyorken, hani, tedbirin bir hisar kulesi var mı? Bizim gibi nicelerinin kilimini onun hilesi kapmıştır. O hileler yapan bilginden ötürü, bu kafesteki kuşları, oltadaki balıkları, inliyen gönülleri gör...

Her candan geçilecek kadar güzele, gözünde hainlik gözü açma ki, o güzel padişah gözünden düşmesin
 
Geri