Evrenin Yazılımı (Evren bir Simülasyon mu?)

Konu sahibi son olarak 3241 gün önce görüldü
Kanada Vancouver’daki British Columbia Üniversitesi’nden fizikçi Van Raamsdonk’un ilginç bir sorusu var: “Sabah uyanıp aslında bir bilgisayar oyununda yaşadığınızı fark ederseniz ne düşünürsünüz?” Van Raamsdonk’un 1999 tarihli Matrix filmini hatırlatan senaryosu doğruysa “üç boyutlu fiziksel dünyanın tamamı başka bir yerde kodlanan enformasyondan doğan bir yanılsama” olabilir. İşin ilginci bazı fizik teorilerine göre evren bir tür simülasyon veya hologram olabilir.

Nitekim sicim teorisinin bir sürümünde, üç uzay ve bir zaman boyutuyla birlikte dört boyutlu olan Evren’i 5 boyutlu anti-de Sitter uzayındaki bir kürenin 4 boyutlu yüzeyinde tanımlayabiliyoruz. Fizikçi Leonard Susskind, hayal gücümüzü zorlayan bu noktada anti-de Sitter uzayının sadece matematiksel bir tasarım olduğunu belirtiyor. Bu teori yarın kanıtlanırsa simülasyon argümanı 1-0 öne geçecek.

Susskind’e göre holografik evren tasarımı tam olarak gerçek değil, ama gerçek Evren’deki madde ve enerjiyi tanımlamak için kullandığımız yararlı bir matematiksel model. Ancak holografik evren modeli ister fizik yasalarını anlamak için geliştirilen matematiksel bir tasarım olsun isterse gerçeğin ta kendisi, Evren’in üç boyutlu bir projeksiyon olduğunu düşünmek önemli sonuçlar doğruyor.
 
Örneğin bilgisayar bilimci ve sanatçı Jürgen Schmidhuber, “Evren holografik bir yanılsama ise Dünya’da hayatın ortaya çıkmasına imkan tanıyan fizik yasaları da bu simülasyonun yazılım kodunda yer alan komut satırları olabilir” diyor.

Schmidhuber’e göre bu da fizik yasalarının neden en azından Dünya gezegeninde hayatın ortaya çıkmasına izin verdiğini açıklayabilir: Çünkü yazılımın kodu öyle, çünkü bu simülasyonun kuralları Evren’de hayatın ortaya çıkmasına izin veriyor.

Elbette Evren olarak adlandırılan simülasyonun kodunu kimlerin yazdığı ve bu simülasyonu çalıştıran bilgisayarın nerede yer aldığı da ayrı bir merak konusu.

Carnegie Mellon Üniversitesi’nden Profesör Edward Fredkin bu görüşü daha da ileri götürüyor ve Evren’in simülasyonunu yapan bilgisayarın başka bir evrende yer aldığını ileri sürüyor.

Dijital fizik, modern bilgisayar teorisi ve dijital felsefenin öncüsü olarak kabul edilen Fredkin’e göre bu bilgisayarı yabancı bir uzaylı uygarlığı tasarlamış olabilir. Belki de insan uyarlığından milyonlarca yıl ileride olan bir medeniyet gelişmiş bir bilgisayar dizayn etti ve bu bilgisayar da içinde bulunduğumuz Evren’in simülasyonunu çalıştırıyor.

 
Aristoteles’in gökcisimlerini hareket ettiren bir “ilk devindirici†olması gerektiği hipotezine benzeyen bu varsayım, aslında Evren’i yaratan Tanrı inancının yerine Evren’i yaratan uzaylılar inancını koyuyor ve bu nedenle de bilim dünyasında kabul görmüyor.

Bilimsel araştırmaların deney ve gözlemlerle kanıtlanabilen, yani özünde yanlışlanabilen önermelere dayanması gerektiğini vurgulayan bilim insanları akıllı tasarım kuramlarını dinsel inanışlar sınıfına sokuyor.

Sonuçta Evren simülasyonsa Evren’in oluşmasının fiziki bir nedeni yok. Bu da bilimin temel sorulara asla cevap veremeyeceği anlamına geliyor. “Evren nasıl oluştu? Uzaylının biri simülasyon yaptı.†Bu doğruysa akıllı tasarım gerçektir ve bu da bilim yapma imkanını elimizden alacaktır.

Bostrom’un akıllı tasarımın spiritüalizm ve din olmadan da gerçek olabileceğini ima ettiği görülüyor. Bunu kendisine sordum ve “Evet ama Evren, evrimle işleyen bir simülasyon olabilir†dedi. Doğrusu bu yanıt bilim yapma imkanımızın elimizden alınması veya sınırlanması açısından bana pek tatmin edici gelmedi.

Bu noktada en ilginç eleştiriyi getirenlerden biri de Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nden Profesör Seth Lloyd. Kuantum bilgisayar simülasyonları üzerinde araştırmalar yürüten Lloyd görüşlerini şöyle ifade ediyor:

“Modern bilimin 200 yıl boyunca varoluşu rastlantısallık ve evrimle açıklamaya çalışmasından sonra bazılarının bundan vazgeçerek akıllı tasarım konseptine geri dönmesi kaderin bircilvesi olsa gerek.â€

khosancom_weblogo.png
 
Büyük bir ihtimâlle. Kesin konuşmamak gerekiyor.

Büyük bir ihtimâlle dedim, çünkü özellikle belirli sınırların olması, simülasyon olduğuna bir işaret. Örneğin ışık hızı.
 
Bunun bilimsel bir teori olduğunu duymuştum
Farkedilmesi imkansız gibi duran çok gelişmiş bir simülasyonda olabiliriz
Etrafınızda gördüğünüz herşey yapay olarak tasarlanmış bir hologram olabilir
Kim bilir belkide matrix filmi gerçektir
Gerçeği arayanlar için buda alternatif bir cevaptır
 
DVD'si nerede, Crack'i var mı?, gibi sorulara gebe olabilecek bir konu. Yazılıma virüs mü bulaştı nedir artık eskisi kadar tat vermiyor sanki.
 
Acilmamis tezlerden bir kötü daha bir sey var ise o da Hipotezler.
 
Eğer bir simülasyon ise, beni bu ülkeye atan simülasyon yapımcısına baaağzı soracaklarım var. Beni bulsun.
 
Hepimiz bir masalız. Merak etmeyin, canınız yanmaz, çünkü gerçek değiliz, Gönül rahatlığı ile göğsünüze bir meyva bıçağı saplayabilirsiniz.
 
Bilim adamlarının da kafası karışabiliyormuş. (Yada bizim kafamızı karıştırmayı deniyorlar)
 
Geri