teksas tombis
Bronz Üye
-
- Katılım
- Temmuz 25, 2015
-
- Mesajlar
- 4,356
-
- Tepkime puanı
- 4
-
- Puanları
- 293
-
- Yaş
- 42
Evliya olmak için
Dünya ve ahiret saadetlerinin başı, en iyisi, Allahü teâlânın rızasına, sevmesine kavuşmaktır. Allahü teâlâya yakın olmak, Onun sevmesine kavuşmak demektir. Bu saadete kavuşana (Velî) ve (Ârif) denir. Velî olmak için, farzları yapmak lâzımdır. Farzlar, sıra ile, evvelâ Ehl-i sünnet âlimlerinin bildirdikleri gibi iman etmek, sonra haramlardan sakınmak, farz olan ibadetleri yapmak ve salih olan müminleri sevmektir. İhlâs ile yapılmayan ibadetin faydası olmaz, sevabı olmaz. (İhlâs), her şeyi yalnız Allah rızası için yapmaktır. İhlâs, Allahü teâlâdan başka hiçbir şeyi sevmemekle, yalnız Onu sevmekle, kendiliğinden hâsıl olur. Kalbin yalnız Onu sevmesine(Kalbin tasfiyesi), (Kalbin itmînânı) veya (Fenâ fillah) denir. Kalbin itmînâna kavuşması, ancak Onu çok hatırlamakla, büyüklüğünü, nimetlerini düşünmekle olacağını, Ra’d sûresinin yirmisekizinci âyeti bildirmektedir. İnsanda, akıl, kalb ve nefs denilen üç kuvvet vardır. Aklın ve nefsin yeri dimağdır. Kalbin yeri yürektir. Akıl, mektep dersleri, sanat hesapları, mal sâhibi olmak, ahireti kazanmak yolları gibi şeyleri düşünür. İsterse düşünür. İstemezse düşünmez. Aklın bu düşünceleri ve insanın bunlara kavuşmak için çalışması câizdir. Hatta, çok sevap olur. Bunların kalbe sirayet etmeleri zararlıdır. Nefs daima haramları, zararlı şeyleri yapmağı düşünür. Kalbin kendinde hiç düşünce yoktur. Ona, aklın ve nefsin ve his uzuvlarından dimağa ve dimağdan kalbe ulaşan haram şeylerin düşünceleri gelerek hasta yapar. Kalbi bu hataralardan kurtarmak güçtür. Bu düşüncelerden kurtulursa, Allahü teâlâyı hatırlar, düşünür. Yani kalb, hiç düşüncesiz kalmaz. Kalbin hataralardan kurtulması Allahü teâlânın ismini çok söylemekle veya bir Veliyi severek görmek ile olur. Bir Veli bulamazsa, ismini işittiği bir Velinin hayatını okuyup öğrenir. Onu çok sever. Hep onu düşünür. Bir Veliyi görmek, Allahü teâlâyı hatırlamağa sebep olacağı, (Onlar görüldükleri zaman, Allahü teâlâ zikir edilmiş olur) hadis-i şerifi ile bildirilmiştir. Bu hadis-i şerif, (İrşâd-üt-tâlibîn), (İbni Mâce), (Ezkâr) ve Abdülhakîm efendinin (Râbıta-i şerife)sinde ve Dost Muhammed Kandihârînin onbirinci mektubunda vardır. Bir insan, kendisine İslamiyeti doğru olarak öğreten, kendisini dünya ve ahirette felâketlerden kurtaran, ebedî saadete kavuşturan vesileyi görerek veya kitaplarından tanıyarak, onu canı gibi sever. Onu görünce, göremezse, severek düşündükçe, Resûlullahdan ona gelen feyzler bunun kalbine de akar. (Tam İlmihâl s. 1057)
Dünya ve ahiret saadetlerinin başı, en iyisi, Allahü teâlânın rızasına, sevmesine kavuşmaktır. Allahü teâlâya yakın olmak, Onun sevmesine kavuşmak demektir. Bu saadete kavuşana (Velî) ve (Ârif) denir. Velî olmak için, farzları yapmak lâzımdır. Farzlar, sıra ile, evvelâ Ehl-i sünnet âlimlerinin bildirdikleri gibi iman etmek, sonra haramlardan sakınmak, farz olan ibadetleri yapmak ve salih olan müminleri sevmektir. İhlâs ile yapılmayan ibadetin faydası olmaz, sevabı olmaz. (İhlâs), her şeyi yalnız Allah rızası için yapmaktır. İhlâs, Allahü teâlâdan başka hiçbir şeyi sevmemekle, yalnız Onu sevmekle, kendiliğinden hâsıl olur. Kalbin yalnız Onu sevmesine(Kalbin tasfiyesi), (Kalbin itmînânı) veya (Fenâ fillah) denir. Kalbin itmînâna kavuşması, ancak Onu çok hatırlamakla, büyüklüğünü, nimetlerini düşünmekle olacağını, Ra’d sûresinin yirmisekizinci âyeti bildirmektedir. İnsanda, akıl, kalb ve nefs denilen üç kuvvet vardır. Aklın ve nefsin yeri dimağdır. Kalbin yeri yürektir. Akıl, mektep dersleri, sanat hesapları, mal sâhibi olmak, ahireti kazanmak yolları gibi şeyleri düşünür. İsterse düşünür. İstemezse düşünmez. Aklın bu düşünceleri ve insanın bunlara kavuşmak için çalışması câizdir. Hatta, çok sevap olur. Bunların kalbe sirayet etmeleri zararlıdır. Nefs daima haramları, zararlı şeyleri yapmağı düşünür. Kalbin kendinde hiç düşünce yoktur. Ona, aklın ve nefsin ve his uzuvlarından dimağa ve dimağdan kalbe ulaşan haram şeylerin düşünceleri gelerek hasta yapar. Kalbi bu hataralardan kurtarmak güçtür. Bu düşüncelerden kurtulursa, Allahü teâlâyı hatırlar, düşünür. Yani kalb, hiç düşüncesiz kalmaz. Kalbin hataralardan kurtulması Allahü teâlânın ismini çok söylemekle veya bir Veliyi severek görmek ile olur. Bir Veli bulamazsa, ismini işittiği bir Velinin hayatını okuyup öğrenir. Onu çok sever. Hep onu düşünür. Bir Veliyi görmek, Allahü teâlâyı hatırlamağa sebep olacağı, (Onlar görüldükleri zaman, Allahü teâlâ zikir edilmiş olur) hadis-i şerifi ile bildirilmiştir. Bu hadis-i şerif, (İrşâd-üt-tâlibîn), (İbni Mâce), (Ezkâr) ve Abdülhakîm efendinin (Râbıta-i şerife)sinde ve Dost Muhammed Kandihârînin onbirinci mektubunda vardır. Bir insan, kendisine İslamiyeti doğru olarak öğreten, kendisini dünya ve ahirette felâketlerden kurtaran, ebedî saadete kavuşturan vesileyi görerek veya kitaplarından tanıyarak, onu canı gibi sever. Onu görünce, göremezse, severek düşündükçe, Resûlullahdan ona gelen feyzler bunun kalbine de akar. (Tam İlmihâl s. 1057)