EVLİLİK BOŞANMA VE DUYGUSAL PROBLEMLER
Psikolojik sorunları nedeniyle yardım alan bireylerin önemli bir kısmının sorunlarının temelinde evlilikleri olduğunu söyleyebiliriz.
Gerek kendi yaptığım araştırmada gerekse incelediğim diğer araştırmalarda ve medyadan bize yansıyan haberlerde bu konuyla ilgili çok fazla bulguya rastladım.
Evi kişinin kalesidir, beslendiği, rahatladığı ve güçlendiği yerdir. Şayet orada bir sorun varsa kişi, yaşamında psikolojik anlamda güç kaybına uğrar.
Yaşamın diğer alanlarına da bu sıkıntılar, doğrudan olmasa da yansıyabilir.
Örneğin sosyal ilişkilerine, iş yaşamına, üretkenliğine hatta beden diline.
Ayrıca fiziksel rahatsızlıkları da bu psikolojik güç kaybı ile ilişkilendirmek abartı olmaz sanırım. Çünkü günümüzde stresin fiziksel sağlığımıza zarar verdiği herkesçe bilinen bir gerçek.
Elbette olumsuz sonuçlarından kaçınmak için evlilik yaşamı sorunsuz olmak zorunda diyemeyiz. Çünkü eşleri bir arada tutan bağlar ne kadar güçlü olursa olsun evliliklerde küçük ya da büyük sorunlar ve çatışmalar mutlaka yaşanır.
Farklı iki insanın her konuda bezer yaklaşım sergilemesi mümkün olamadığından sorun, çatışma ilişkilerin doğasında vardır. Ancak mühim olan sorunun varlığı ya da yokluğu değil, soruna nasıl yaklaşıldığı ve bir o kadar da önemli olan sorunun kaynağıdır.
Evlilikteki sorunların ve boşanmaların nedeni elbette doğru iletişim kuramama, problem çözme becerisinin zayıf olması yani ilişkilerde oluşan krizlere, doğru yaklaşamama; olumsuz benlik algısı, çocukluktan taşınmış olan üzerinde durulmamış yanlış yaşam becerileri ve belki de yaşanılan travmalardan kalan etkilerdir.
Ancak az ifade edilen ve altta yatan en güçlü sebep bir tarafta ya da her iki tarafta da karı koca arasındaki özel duygu bağının kopmasıdır.
İlişkide çözümü en zor olan belki de mümkün olmayan sorunların duygu yani muhabbet, aşk, hassas ve özel bir sevgi ya da bunların yokluğu meselesi olduğunu söylemek istemiyorum ama çözümü en zor olan kısım, tam da burasıdır.
Eşler arasında duygu bağı olduğu zaman eşlerin problemler karşısında dayanma gücü ve problemlere çözüm arama motivasyonu artıyor.
Çünkü birlikteliklerin başladığı ve devam ettiği yerdir duygular ve kişi buradan beslenir, buradan doyar ve bu güçlü kaynağı kaybetmek istemez.
Böylece diğer sorunlara çözüm bulmak kolaylaşır ve kişiler sorunları çözmeye istekli olur.
Kişilerin evlilik ilişkisindeki eksikliğin kaynağı daha çok bir duygu sorunudur.
Ancak sorumluluklar, kişisel çıkmazlar, çocuk, toplum ve birçok nedenle evlilikler duygulardan bağımsız olarak bir şekil de yürütülmeye çalışılmaktadır.
Çiftler yaşamın farklı boyutlarına da yansıyan ciddi bedeller ödemektedir.
Çiftler diyorum çünkü duygusal anlamda bir tarafın ilişkiden kopması her iki tarafı da etkisi altına alan bir tatminsizlik durumdur.
Diğer taraftan da duygular devam ederken problemler yüzünden evliliklerin bitirilebildiğine şahit oluyoruz.
Oysaki arada duygu varsa sorunlara çözüm aranmalıdır, ilişkiye dair bir takım kişisel beceriler geliştirilmelidir; boşanma öncesi ilişkinin devam ettirilmesi, problemin çözülmesi için gereken savaşın verilmesi mümkünse profesyonel destek alınması, ilişkilerin korunması ve kişilerin psikolojik sağlıklarının bozulmaması için büyük önem taşımaktadır.
Aksi halde çözümü mümkün problemler yüzünden oluşan boşanmaların neticesinde birçok sorunlar yaşanır.
Duygusal olarak boşanmaya hazır olmayan taraflarda sıklıkla anksiyete, depresyon gibi çeşitli psikolojik rahatsızlıklar da yaşanabilmektedir.
Benzer durumların önüne geçebilmek için her şeyden önce evlilikteki sorunların özüne inilmeli ve iki tarafta da duygusal bağ devam ediyorsa bütün sorunların aşılmasının mümkün olduğu unutulmamalıdır.
Ümran Erkorkmaz
Psikolojik sorunları nedeniyle yardım alan bireylerin önemli bir kısmının sorunlarının temelinde evlilikleri olduğunu söyleyebiliriz.
Gerek kendi yaptığım araştırmada gerekse incelediğim diğer araştırmalarda ve medyadan bize yansıyan haberlerde bu konuyla ilgili çok fazla bulguya rastladım.
Evi kişinin kalesidir, beslendiği, rahatladığı ve güçlendiği yerdir. Şayet orada bir sorun varsa kişi, yaşamında psikolojik anlamda güç kaybına uğrar.
Yaşamın diğer alanlarına da bu sıkıntılar, doğrudan olmasa da yansıyabilir.
Örneğin sosyal ilişkilerine, iş yaşamına, üretkenliğine hatta beden diline.
Ayrıca fiziksel rahatsızlıkları da bu psikolojik güç kaybı ile ilişkilendirmek abartı olmaz sanırım. Çünkü günümüzde stresin fiziksel sağlığımıza zarar verdiği herkesçe bilinen bir gerçek.
Elbette olumsuz sonuçlarından kaçınmak için evlilik yaşamı sorunsuz olmak zorunda diyemeyiz. Çünkü eşleri bir arada tutan bağlar ne kadar güçlü olursa olsun evliliklerde küçük ya da büyük sorunlar ve çatışmalar mutlaka yaşanır.
Farklı iki insanın her konuda bezer yaklaşım sergilemesi mümkün olamadığından sorun, çatışma ilişkilerin doğasında vardır. Ancak mühim olan sorunun varlığı ya da yokluğu değil, soruna nasıl yaklaşıldığı ve bir o kadar da önemli olan sorunun kaynağıdır.
Evlilikteki sorunların ve boşanmaların nedeni elbette doğru iletişim kuramama, problem çözme becerisinin zayıf olması yani ilişkilerde oluşan krizlere, doğru yaklaşamama; olumsuz benlik algısı, çocukluktan taşınmış olan üzerinde durulmamış yanlış yaşam becerileri ve belki de yaşanılan travmalardan kalan etkilerdir.
Ancak az ifade edilen ve altta yatan en güçlü sebep bir tarafta ya da her iki tarafta da karı koca arasındaki özel duygu bağının kopmasıdır.
İlişkide çözümü en zor olan belki de mümkün olmayan sorunların duygu yani muhabbet, aşk, hassas ve özel bir sevgi ya da bunların yokluğu meselesi olduğunu söylemek istemiyorum ama çözümü en zor olan kısım, tam da burasıdır.
Eşler arasında duygu bağı olduğu zaman eşlerin problemler karşısında dayanma gücü ve problemlere çözüm arama motivasyonu artıyor.
Çünkü birlikteliklerin başladığı ve devam ettiği yerdir duygular ve kişi buradan beslenir, buradan doyar ve bu güçlü kaynağı kaybetmek istemez.
Böylece diğer sorunlara çözüm bulmak kolaylaşır ve kişiler sorunları çözmeye istekli olur.
Kişilerin evlilik ilişkisindeki eksikliğin kaynağı daha çok bir duygu sorunudur.
Ancak sorumluluklar, kişisel çıkmazlar, çocuk, toplum ve birçok nedenle evlilikler duygulardan bağımsız olarak bir şekil de yürütülmeye çalışılmaktadır.
Çiftler yaşamın farklı boyutlarına da yansıyan ciddi bedeller ödemektedir.
Çiftler diyorum çünkü duygusal anlamda bir tarafın ilişkiden kopması her iki tarafı da etkisi altına alan bir tatminsizlik durumdur.
Diğer taraftan da duygular devam ederken problemler yüzünden evliliklerin bitirilebildiğine şahit oluyoruz.
Oysaki arada duygu varsa sorunlara çözüm aranmalıdır, ilişkiye dair bir takım kişisel beceriler geliştirilmelidir; boşanma öncesi ilişkinin devam ettirilmesi, problemin çözülmesi için gereken savaşın verilmesi mümkünse profesyonel destek alınması, ilişkilerin korunması ve kişilerin psikolojik sağlıklarının bozulmaması için büyük önem taşımaktadır.
Aksi halde çözümü mümkün problemler yüzünden oluşan boşanmaların neticesinde birçok sorunlar yaşanır.
Duygusal olarak boşanmaya hazır olmayan taraflarda sıklıkla anksiyete, depresyon gibi çeşitli psikolojik rahatsızlıklar da yaşanabilmektedir.
Benzer durumların önüne geçebilmek için her şeyden önce evlilikteki sorunların özüne inilmeli ve iki tarafta da duygusal bağ devam ediyorsa bütün sorunların aşılmasının mümkün olduğu unutulmamalıdır.
Ümran Erkorkmaz