Evliliğimizi Sonlandırmak İçin Bir Türlü Adım Atamıyorum Ondan Kopamıyorum

🕒 Konu sahibi 2 saat önce aktifti
Merhabalar, ben 5 yıllık evliyim. Bundan birkaç ay öncesine kadar mutlu sayılabilecek bir evliliğim vardı. Evliliğim hala var ama mutlu muyum bilmiyorum ve bu soruyu kendime hergün defalarca soruyorum. Bu soruyu kendime sorma sebebimi mutsuz olmama bağlıyorum. "Neden öyleyim?" diye kendime defalarca soruyorum.

Sorunu her zaman karşımdaki kişide arayan biri değilimdir ama bu sefer sorun gerçekten bende değil... Kocamın zamanla ilgisizleşen tavırları, hayatı çok monoton yaşamamız bana bu yaşamı tek başıma da sürdürebileceğim hissini yaşatmaya başladı. Hakikaten de öyle değil mi? Yanımda olan kişinin bana sürekli olarak bir şey katmasını veya varlığını belli etmesini isterim, bunu kim istemez? Fakat bizim ilişkimiz artık öyle değil.

Zamanla benim de pozitif yanlarım azalmaya başladı. Çünkü enerjilerimiz birbirine benzemeye başladı. Uzun yıllık evliliklerin sırrını bu yüzden çok merak ediyorum. Herkes bir yerden sonra aynı tecrübeleri ediniyor ve zamanla herkesin ilişkisi aynılaşmaya başlıyor gibi geliyor.

"Belki de ilk baştan beri o kadar sağlam bir bağımız yoktu." diye düşünmekten ve aramızdaki sevgiyi sorgulamaktan kendimi alamıyorum. Yukarıda da dediğim gibi kocamın bana zamanla ilgisizleşmesi beni bunu düşünmeye başladığım süreçte derinden etkilese ve sebeplerini aramak için muhteşem bir güçle itse de şu an bunu bile umursamıyorum.

Asıl sorunuma gelmeliyim sanırım artık. Tüm bu hislerden ancak ayrılabilirsek kurtulabilirim gibi geliyor ama onu da yapamıyorum. Yerleşik bir düzenimizin olması, iyi kötü 5 sene geçirmemiz ve birbirimizle paylaştıklarımızın hatrı, elimi kolumu bağlıyor. Arada gerçek bir sevginin var olmayışı bile elimin kolumun bağlı olması ve değişimden korkmamın önüne geçemiyor.

Kocamın bu durumdan haberinin olup olmadığını bilmiyorum, belki o da benle aynı hisleri paylaşıyordur ama ilk teklif eden olmak istemiyordur. Bu konuda ona açmalı mıyım acaba hislerimi? Kendisine direkt ayrılma fikrinden farklı olarak bir ara verme önerisi mi sunsam acaba? Bu konuda kafam karışık ve hislerim birbirleriyle çatışıyor durumda...
alıntı​
 
5 yıllık evlilik ömrünü tamamlamıştır zaten, dolar olmuş 12 lira ne ilgisi ne alakası ya.
Mutsuz evliliği olan kişiler dünyanın en tehlikeli canlısıdır, yapacaklarının sınırı yoktur, o yüzden hemencecik sonlandırmak gerek.
Neyse ciddili yorumlar yaptım yine..
 
5 yıllık evlilik ömrünü tamamlamıştır zaten, dolar olmuş 12 lira ne ilgisi ne alakası ya.
Mutsuz evliliği olan kişiler dünyanın en tehlikeli canlısıdır, yapacaklarının sınırı yoktur, o yüzden hemencecik sonlandırmak gerek.
Neyse ciddili yorumlar yaptım yine..
Hayatim boyunca gercek anlamda bir defa asik oldum ama iki defa sevdim. Yani ikincisinde harbi adam gibi sevdigim oldu. Asik oldugum hatun sanaldan tanisip reelden gorustugum biriydi. Askerligimin 3. Ay'i falandi sebepsiz terk etti gitti. Askerligimin bitmesiyle beraber pisman oldugunu soyledi ama ben s*ktir git dedim. Ha sorarsan.. simdi gelse aradan 7 yil gecmis. Su tas adami eritir. Tekrar hayatima alirim. Boyle de bir aptalim ben. Su aralar bakma duruldum, ask meskten uzak duruyorum.

Su 7 yil sure icerisinde her hayatima girmek isteyen kadini hayatima alip duygulariyla oynayip def ettim. Pisman degilim. Hâlâ icim sogumadi. Hattaaaa, su yazimi gorup "serefsize bak" diyecek hatunlar biliyorum. Umrumda degilsiniz diyorum, bilmelerini istedim.
 
Evlenirken "iyi ve kötü günde" gibi bir şeyler söyleniyor. Sonra hava bulutlu, yağmurda yağar şimdi denip ayrılıyorlar. Manyak bunlar.
 
Evlenirken "iyi ve kötü günde" gibi bir şeyler söyleniyor. Sonra hava bulutlu, yağmurda yağar şimdi denip ayrılıyorlar. Manyak bunlar.
İnsanın başka bir insana, ömür boyu tutmak üzere söz vermesi zaten başlı başına bir sorun değil mi? Önünde bir hayat var ve koşulları bilmiyorsun, duygular değişebilir v.s

Yukarıda bahsi geçen durumda ise elbette eşi ile karşılıklı konuşup bir çözüm aramalı yoksa bu şekilde uzadıkça er ya da geç ihanetle sonuçlanacaktır ki bu çok daha vahim demektir.
 
"Yanımda olan kişinin bana sürekli olarak bir şey katmasını..."
Şu bana bir şeyler katmalı sözüne de illet oluyorum. İnsan ancak kendisine bir şeyler katabilir, başkasının katkıları ne kadar derin olabilir ki? Eğer kendin bunu başaramıyorsan veya başkasından bekliyorsan zaten en başında yanlış hareket ediyorsundur. Gerçi soruyu soran kişinin tüm derdi bu değil ama dertlerinin arasında bunu sıkıştırması evlilikten beklentisini yüksek tuttuğu anlamı taşıyabilir. Elbette duygular, düşünceler değişir; hayat değişim üzerine kuruludur. Fakat bana bir şeyler katmıyor diyerek kimseyi suçlayamazsınız, o kişi size bir şeyler katmak zorunda değildir.
 
"Yanımda olan kişinin bana sürekli olarak bir şey katmasını..."
Şu bana bir şeyler katmalı sözüne de illet oluyorum. İnsan ancak kendisine bir şeyler katabilir, başkasının katkıları ne kadar derin olabilir ki? Eğer kendin bunu başaramıyorsan veya başkasından bekliyorsan zaten en başında yanlış hareket ediyorsundur. Gerçi soruyu soran kişinin tüm derdi bu değil ama dertlerinin arasında bunu sıkıştırması evlilikten beklentisini yüksek tuttuğu anlamı taşıyabilir. Elbette duygular, düşünceler değişir; hayat değişim üzerine kuruludur. Fakat bana bir şeyler katmıyor diyerek kimseyi suçlayamazsınız, o kişi size bir şeyler katmak zorunda değildir.
Gelişimine katkı sunması ve desteklemesi olabilir ya da daha bilgili-donanımlı olmasını talep ediyor da olabilir veyahut sorunlarla başa çıkma şekli yetersizdir.
"Eşim bana bir şey katmıyor." sözünü çok defa duydum ve sanırım bu durum da aşkın büyüsü bozulunca fark ediliyor.
Bence bu talep çok da anlamsız değil çünkü yaşam boyu bir arada olacaksanız, size bir şeyler katmasını da talep edebilirsiniz ancak bu durumu evlenmeden önce fark etmeliydi, geç kalmış.
 
Gelişimine katkı sunması ve desteklemesi olabilir ya da daha bilgili-donanımlı olmasını talep ediyor da olabilir veyahut sorunlarla başa çıkma şekli yetersizdir.
"Eşim bana bir şey katmıyor." sözünü çok defa duydum ve sanırım bu durum da aşkın büyüsü bozulunca fark ediliyor.
Bence bu talep çok da anlamsız değil çünkü yaşam boyu bir arada olacaksanız, size bir şeyler katmasını da talep edebilirsiniz ancak bu durumu evlenmeden önce fark etmeliydi, geç kalmış.
Elbette talep edilebilir ama benim savunduğum düşünce biçimi de kimsenin bir başkasına bir şeyler katmak gibi amacı olmamalı. Dediğin gibi bu sözün çıkış noktası yaşanılan sorunlardan dolayıdır belki de ama bazı insanların ideal eş tanımına baktığımız zaman çok sık gördüğümüz bir argümandır bana bir şeyler katmalı sözü. Kendisini bilen ve kendisine güvenen bir insan böyle bir beklenti içinde olmamalıdır bence :)
 
İnsanın başka bir insana, ömür boyu tutmak üzere söz vermesi zaten başlı başına bir sorun değil mi? Önünde bir hayat var ve koşulları bilmiyorsun, duygular değişebilir v.s

Yukarıda bahsi geçen durumda ise elbette eşi ile karşılıklı konuşup bir çözüm aramalı yoksa bu şekilde uzadıkça er ya da geç ihanetle sonuçlanacaktır ki bu çok daha vahim demektir.
Annelerimiz, babalarımız bir ömür boyu birlikteler. En baştan ayrılmaya odaklı bir birliktelikte evlenmek tamamen mantıksız bir karar. Çünkü büyük yatırımlar yapılıyor ve sonra her şey bırakılıp ayrılınıyor. Hayat zaten ortalama 70 yıl. 40 tan sonra ayrılınca ortada kalınır. O yaştan sonra yeni tanışmak, uyum sağlamak gibi şeyler zorlaşır. Arada bir de çocuklar varsa, onlarında fikri gerekir. Çünkü çocuğun da aileye yeni katılacak bireyi benimsemesi gerekir ki, bu çoğunlukla olmayan bir durum. Yine diğer bireyin de çocuklar üzerinde hakları olduğu için, gerçek bir ayrılma olmuyor. Sürekli yüzleşme oluyor. Bu da yeni ilişki için rahatsız edici bir faktör.
 
Daha ne istiyorsun bir evlilikte olması gereken her şey var. Uzun yıllar devam eden evliliklerin sırrı şu cümlede saklı 'boyle gelmiş böyle gitsin'.
 
Son düzenleme:
Annelerimiz, babalarımız bir ömür boyu birlikteler. En baştan ayrılmaya odaklı bir birliktelikte evlenmek tamamen mantıksız bir karar. Çünkü büyük yatırımlar yapılıyor ve sonra her şey bırakılıp ayrılınıyor. Hayat zaten ortalama 70 yıl. 40 tan sonra ayrılınca ortada kalınır. O yaştan sonra yeni tanışmak, uyum sağlamak gibi şeyler zorlaşır. Arada bir de çocuklar varsa, onlarında fikri gerekir. Çünkü çocuğun da aileye yeni katılacak bireyi benimsemesi gerekir ki, bu çoğunlukla olmayan bir durum. Yine diğer bireyin de çocuklar üzerinde hakları olduğu için, gerçek bir ayrılma olmuyor. Sürekli yüzleşme oluyor. Bu da yeni ilişki için rahatsız edici bir faktör.
Kıyaslama yaptığın dönemin koşulları ile şimdiki zaman çok farklı ayrıca eskiden boşanmak, çoğu kadın için imkansızdı çünkü toplum tarafından zor koşullara katlanmaya zorlanıyorlardı. Günümüzde de kolay sayılmaz ancak hiç değilse ucunda tehdit-ölüm bile olsa cesaret edebilenler var. Evlenmek kadar boşanmak da normaldir ve ihanet edip de karşı tarafı kandırmak yerine en doğru olandır.

Hiç kimse elbette boşanmak için evlenmez ancak ilk baştan bazı yoğun duygular ile verilen sözlerin, ne yazık ki ilerleyen süreçte pek de bir geçerliliği kalmayabiliyor. Bu aşamaya gelen kişiler de kendini ya da başkalarını kandırmak yerine, ne pahasına olursa olsun çözüm bulmak zorundadırlar.

@ismail89 sen daha önce bir yorumunda şöyle bir ifade kullanmıştın:
"İnsan evli de olsa başka birini beğenebilir, hoşlanabilir ancak eyleme geçmediği sürece sorun olmaz."

Bu düşüncene katılmıyorum ve uzun süreli evlilik yaşamak uğruna, başka birini beğenmeyi normal karşılamak, benim aklıma yatacak bir durum değildir. Başka birini düşünmeye başladığın an, bunun adı ihanettir. Adına duygusal ihanet mi dersin başka şey mi dersin, hiç önemli değil.

Yukarıdaki örnekte, kişinin aklı karışmaya başlamış ki bu aşamadan sonra beklemenin faydası olmayacaktır ve hızlı şeklide eşi ile bu konuyu açıklığa kavuşturması gerekmektedir.

İnsanların duyguları değişir ya da biterse, o ilişkiyi zorlamanın manası kalmıyor çünkü gelinecek nokta belli ve er ya da geç ihanetle sonuçlanacaktır. İlişkiyi yoğun duygular olmadan yürütmek çok zordur çünkü karşına birisi çıkarsa çok kolay aklın o kişiye kayabilir demektir.

İlişkilerinizde duygusal boşluklara fırsat verir ya da görmezden gelirseniz, bir gün o boşluğu fırsata çevirecek birisi ile de karşılaşabilirsiniz çünkü her insan, başka bir insanın ilişkisine ortak olmamayı başaracak derecede güçlü iradeye sahip değildir.
 
Son düzenleme:
Kıyaslama yaptığın dönemin koşulları ile şimdiki zaman çok farklı ayrıca eskiden boşanmak, çoğu kadın için imkansızdı çünkü toplum tarafından zor koşullara katlanmaya zorlanıyorlardı. Günümüzde de kolay sayılmaz ancak hiç değilse ucunda tehdit-ölüm bile olsa cesaret edebilenler var. Evlenmek kadar boşanmak da normaldir ve ihanet edip de karşı tarafı kandırmak yerine en doğru olandır.

Hiç kimse elbette boşanmak için evlenmez ancak ilk baştan bazı yoğun duygular ile verilen sözlerin, ne yazık ki ilerleyen süreçte pek de bir geçerliliği kalmayabiliyor. Bu aşamaya gelen kişiler de kendini ya da başkalarını kandırmak yerine, ne pahasına olursa olsun çözüm bulmak zorundadırlar.

@ismail89 sen daha önce bir yorumunda şöyle bir ifade kullanmıştın:
"İnsan evli de olsa başka birini beğenebilir, hoşlanabilir ancak eyleme geçmediği sürece sorun olmaz."

Bu düşüncene katılmıyorum ve uzun süreli evlilik yaşamak uğruna, başka birini beğenmeyi normal karşılamak, benim aklıma yatacak bir durum değildir. Başka birini düşünmeye başladığın an, bunun adı ihanettir. Adına duygusal ihanet mi dersin başka şey mi dersin, hiç önemli değil.

Yukarıdaki örnekte, kişinin aklı karışmaya başlamış ki bu aşamadan sonra beklemenin faydası olmayacaktır ve hızlı şeklide eşi ile bu konuyu açıklığa kavuşturması gerekmektedir.

İnsanların duyguları değişir ya da biterse, o ilişkiyi zorlamanın manası kalmıyor çünkü gelinecek nokta belli ve er ya da geç ihanetle sonuçlanacaktır. İlişkiyi yoğun duygular olmadan yürütmek çok zordur çünkü karşına birisi çıkarsa çok kolay aklın o kişiye kayabilir demektir.

İlişkilerinizde duygusal boşluklara fırsat verir ya da görmezden gelirseniz, bir gün o boşluğu fırsata çevirecek birisi ile de karşılaşabilirsiniz çünkü her insan, başka bir insanın ilişkisine ortak olmamayı başaracak derecede güçlü iradeye sahip değildir.
Böyle de sürekli yap boz olur. Her işi yarım bırakıp kaçmak olur. Belli bir yaştan sonra yeni bir hayata başlayacak güç ve istek kalmıyor. Sen "ya hep, ya hiç" diyorsun. Ben öyle anlıyorum yazdıklarından.

Hayatta her şey mutlaka istem dışı yaşanır. Ölçüyü iyi bilmek gerekir. Hepimiz ölümlüyüz. O halde kimse mutlak güvenemeyiz. Hepimiz gelişiyoruz ve değişiyoruz. O halde kimseyi de mutlak yok sayamayız..

Sevmek ile aşık olmayı da ayırt edebilmeliyiz. Aşk bitse de arkadaşlık kalır, aile bağları kalır. Sevgi ve saygı kalır. Bunları yitirmedikçe ayrılık olmamalı. Biten biziz, o halde kurtarmaya çabalamalıyız.

Ömrümüz er veya geç bitecek. Geride güzel hatıralar kalmalı. Bizden geriye hatıralar dışında bir şey kalmayacak çünkü.

Bir müdürüm "önemli olan topluma kazandırmak" demişti. Kendisi bu sözü söylediği kişiyi pek te kazanamadı ama bence haklı bir söz dü. Çabalarımız o yöne olmalı bence.

Tabi aşırı bir aykırılıkta ben de asla hoşgörü göstermem ve gösteremem.
 
Benim evliligimde kaynana gerilimi yasandigi icin her daim canliligini koruyor ajdbbfbd
Heyecan sart :D
 
Hayatim boyunca gercek anlamda bir defa asik oldum ama iki defa sevdim. Yani ikincisinde harbi adam gibi sevdigim oldu. Asik oldugum hatun sanaldan tanisip reelden gorustugum biriydi. Askerligimin 3. Ay'i falandi sebepsiz terk etti gitti. Askerligimin bitmesiyle beraber pisman oldugunu soyledi ama ben s*ktir git dedim. Ha sorarsan.. simdi gelse aradan 7 yil gecmis. Su tas adami eritir. Tekrar hayatima alirim. Boyle de bir aptalim ben. Su aralar bakma duruldum, ask meskten uzak duruyorum.

Su 7 yil sure icerisinde her hayatima girmek isteyen kadini hayatima alip duygulariyla oynayip def ettim. Pisman degilim. Hâlâ icim sogumadi. Hattaaaa, su yazimi gorup "serefsize bak" diyecek hatunlar biliyorum. Umrumda degilsiniz diyorum, bilmelerini istedim.
Kanka çok gaddar olmuşsun
 
Böyle de sürekli yap boz olur. Her işi yarım bırakıp kaçmak olur. Belli bir yaştan sonra yeni bir hayata başlayacak güç ve istek kalmıyor. Sen "ya hep, ya hiç" diyorsun. Ben öyle anlıyorum yazdıklarından.
Hayatta her şey mutlaka istem dışı yaşanır. Ölçüyü iyi bilmek gerekir. Hepimiz ölümlüyüz. O halde kimse mutlak güvenemeyiz. Hepimiz gelişiyoruz ve değişiyoruz. O halde kimseyi de mutlak yok sayamayız..
Sevmek ile aşık olmayı da ayırt edebilmeliyiz. Aşk bitse de arkadaşlık kalır, aile bağları kalır. Sevgi ve saygı kalır. Bunları yitirmedikçe ayrılık olmamalı. Biten biziz, o halde kurtarmaya çabalamalıyız.
Ömrümüz er veya geç bitecek. Geride güzel hatıralar kalmalı. Bizden geriye hatıralar dışında bir şey kalmayacak çünkü.
Bir müdürüm "önemli olan topluma kazandırmak" demişti. Kendisi bu sözü söylediği kişiyi pek te kazanamadı ama bence haklı bir söz dü. Çabalarımız o yöne olmalı bence.
Tabi aşırı bir aykırılıkta ben de asla hoşgörü göstermem ve gösteremem.
Ne söylesek boş aslında çünkü herkesin yetiştirilme tarzı, yaşadığı çevre ve beklentileri çok farklı oluyor. Sana yeten bir başkasına az gelebilir ya da tam tersi...

@Thalassa annesine soracakmış, bakalım o ne diyecek bu konuda?:)
 
Ne söylesek boş aslında çünkü herkesin yetiştirilme tarzı, yaşadığı çevre ve beklentileri çok farklı oluyor. Sana yeten bir başkasına az gelebilir ya da tam tersi...

@Thalassa annesine soracakmış, bakalım o ne diyecek bu konuda?:)
Bana hak vereceğini düşünüyorum:)
 
Monotonluk rahatsiz etmis belli ki. Ama daha sorunu konusmayi beceremiyorlarsa, aradaki bosluk daha da buyur.
 
Ay ne çok yazmışsınız. Bu kadın fofenk peşinde. Cimbildemek istiyor. Derhal dombildenmeli.
 
Çok düşünme hastalığına yakalanmış. Boşanmak değil etkinlik istiyor, çocuk yapsın.
 
Geri