Evlenme Adetleri

Konu sahibi son olarak 3680 gün önce görüldü
Birlesmis Milletler Nüfus Komisyonu’na göre “Erkek ve kadinin kanuni birlesmesinden dogan müesseseye evlilik” denir.


Anadolu’nun her tarafinda evlenmenin yapilabilmesi için, bu olay öncesi bir takim hazirlik ve asamalarin birbiri arkasina yapilmasi ve izlenmesi gerekir. Bu nedenle halk (ister köy-geleneksel topluluklarinda olsun, ister sehir ve kasabalarin geleneksel siniflarinda olsun) bu asamalari isaretleyen bir takim kaideleri (görenekleri) ve seremonileri uygulamak zorundadir. Evlenme ile ilgili göreneklerin çogu söz konusu toplumlarda, kusaktan kusaga geçmis binaenaleyh geleneklesmis olup, bunlarin yani sira yapila gelmekte olan seremoniler de birtakim inançlar ve pratiklerden ibarettir. Ancak çok eski zamandan beri uygulanan ve bugün artik Türkiye Türk toplulugunun mali, kültürünün bir parçasi haline gelmis olan “Evlenme görenekleri ve seremonileri”nin batililasma süresi sonunda gittikçe degismekte olduklari da bir gerçektir. Söz konusu görenekler ve seremoniler sira ile ilkten sona dogru ana hatlari su asamalara göre uygulanir: Evlenme arzusunu belirtme, evlenme çagi, görücü gezmek (dünürcülük), söz kesimi, baslik, nisan, evlenme ve dügün.
Evlenme İsteğini Belirtme
Önceki yillarda, eslerin aile içinde evlenme isteklerini açikça belli etmeleri imkansizdi. Kiz ve erkeklerin eslerini seçme hakki, ancak anne – baba ve akrabalara taninan hakti. Günümüzde ise artik çogunlukla gençler evlenmek istedikleri kisileri kendileri seçme hakkina sahiptir.


Evlilik Çağı ve Yaşı

Geleneksel kesimde kizin ve erkegin evlenme çagina geldiklerini belirleyen bir takim ölçütler vardir. Bunlarin basinda buluga erme gelir. Ülkemizde bulug çagi 10-14 yaslari arasinda baslar. Gerek kizda, gerek erkekte görülen bir takim biyolojik ve fizyolojik gelismeler bulug çaginin belirtileridir. Annelik ve babalik için gerekli olan bu gelismeler, onlarin biyolojik ve sosyo-kültürel kisiliklerini gelistiren önemli belirtilerdir. Bu belirtilerle kisisel sorumluluklar da baslar. Kizlar bu asamada üyesi bulunduklari ailenin ekonomik, toplumsal ve kültürel etkinliklerine katilirlar. Ayni durum erkek çocuklari için de söz konusudur.
Erkek çocuk da, aile içerisinde, gerek cinsinin, gerekse yasinin gerektirdigi etkinliklere katilarak, geleneklerinin öngördügü tavrini almaya çalisir.
Kizin ergin yasa girmesi; ev islerine katilmasi, aile ve grup içerisinde genç kizlik çaginin gerektirdigi role bürünmesi ve karsi cinsle ilgilenmesiyle evlenecek duruma geldigini göstermektedir. Erkek çocugunsa, ayni biçimde toplumsal rolüne bürünmesi, evin ekonomisine katkida bulunmasi, askerligini yapmasi ve is sahibi olmasi, evlenmesi için gerekli ve geçerli sayilan ölçütlerdir.

Öte yandan evlenme isinde bir de “sira gözetimi” vardir. Bu konuda agabeylerin ve ablalarin daha önce evlenmelerine dikkat edilir. Ancak küçük kizin evlendirilmesinde, büyük kizin ya da kizlarin henüz evlenmemis olmalari önemli bir engel sayilmamaktadir. Özellikle son yillarda bu gibi durumlarda agabey ve ablalardan izin istenmekte, evlilik ondan sonra gerçeklestirilmektedir.

Kirsal alanda evlenme, kentlere bakarak daha erken yaslarda olmaktadir. Kimi yörelerde evlenmenin gerçeklesmesi için erkegin askere gitmeden önce, kimi yerlerde de askerden dönmüs olmasi sarti aranmaktadir. Genellikle kizlarla erkeklerin evlenme yaslari birbirine yakin olmaktadir.

Ister kirsal, ister kentsel kesimde olsun, evlenme yasini ve zamanini ekonomik etmenlerin, kimi sosyal olaylarin, göçlerin, ölümlerin belirledigini de söylemek gerekir. Evlenme girisiminde bulunmada toplum kiza ve erkege ayni hakki tanimamistir. Baska bir söyleyisle erkek ve erkek ailesi bu konuda aktif bir durumdayken, kiz ve kiz ailesi pasif bir durumdadir. Girisim, genellikle erkekten ve erkek ailesinden gelir.
Evlenme Aşamaları
Kız Isteme
Ilk asama olan görücülük, kiz bakma, kiz arama, kiz begenmeyi ifade eder. Kentlerde daha çok tanisip anlasarak evlenme yayginken, geleneksel kesimde görücülük daha yaygindir.

Ogullarini evlendirmek isteyen aileler, ilkin akrabalarindan, komsularindan, yakin çevrelerinden baslayarak kiz aramaya çikarlar. Bu konuda kendilerine komsulari ve tanidiklari da yardimci olurlar… Evlenecek delikanliya kiz aramak, kiz bakmak için bas vurulan bu adete “görücülük”, “görücüye çikma” gibi adlar verilir.(ÖRNEK S: 190)
Erkegin aile üyeleri akraba ve komsularindan seçilen birkaç kadinin, begenilen kizin evine ziyarete gitmeleri, kizi görmeleri, onu incelemeleri ve niyetlerini açiga vurmalari, görücülügün kiz bakma asamasini olusturur. Bu tür evlenmede eslerden çok, onlarin yakinlarinin begenisi, istegi ve girisimi söz konusudur. Kuskusuz erkek de bu tercihi genellikle onaylar.
Kiz evinden olumsuz cevap alinacagi sezilirse baska adaylar üzerinde durulur. Görücüye çikma, kiz bakma Türkiye’nin degisik bölgelerinde kimi ayricaliklar ve yöresel özellikler göstermekle birlikte yine de bu usul ana çizgileri bakimindan aynidir.
Ancak kesin karara varmadan önce gerek oglan, gerekse kiz ailesi adaylar hakkinda bilgi toplamaya çalisirlar. Elde edilen bilgilerin degerlendirilmesi kiz için isgüzar, namuslu, terbiyeli, evine ve törelerine bagli olup olmadigi; oglan içinse kötü aliskanliklarinin bulunup, bulunmadigini, isine, meslegine bagliligi noktalarinda toplanmaktadir. Kiz ve oglan evlerinin karsilikli olarak bir degerlendirmeye varmalari sonucunda, kiz istemeye, yani dünürcülük asamasina geçilir.

Dünürcülük begenilen kizin istenilmeye gidilmesidir…Ikinci kez kiz evine gidis, evlenme öncesinin kabulü anlamina gelir. Bu arada kiz evinde erkek tarafinin getirdigi seker, lokum, çikolata gibi yiyecekler (sirinlik, agiz tadi vs.) yenilir. Bazi yörelerimizde Kur’an da okunur.
Daha sonra kiz tarafi, kizlarina alinacak ve yapilacak seylerle ilgili isteklerini bildirir ve bir anlasmaya varilir.


Söz Kesme


Söz kesimi dünürcülük yani kiz isteme asamasindan sonra gelmektedir. Dünürcülük yoluyla anlasan ailelerin, bu anlasmalarina daha genis bir çagrili huzurunda yine sözle iyice pekistirmelerine “söz kesimi” ya da “söz kesme” denmektedir. Söz kesiminde baslik ve hediyeler de konusulur, söze baglanir.


Nişan


Söz kesiminden sonra gelen asama “nisan”dir. Nisan töreni genellikle kiz evi tarafindan düzenlenir. Ancak masraflar oglan evine aittir. Nisan öncesinde kiz ve birkaç yakini nisan alis verisine götürülür. Burada kiza ve akrabalarina nisan için giyecek alinir. Kiz evi de oglana ve yakinlarina giyecek alir.

Nisana tüm yöre halki davet edilir. Davet isine oku adi verilir. Geleneksel kesimde oku isi köylüye seker, mendil, havlu dagitilarak gerçeklestirilir. Yakin akrabalara ve hatiri sayilir davetlilere ise elbiselik kumas dagitilir. Alinan okunun karsiligi nisana götürülür. Bazi yörelerimizde nisan yemekli yapilmakta, bazilarinda ise lokum, bisküvi yeterli gelmektedir.
Genellikle oglan evinde toplanan davetliler topluca kiz evine giderler. “Nisan elbisesini giyen kiza kayinvalidesi ile oglanin yakinlari tarafindan “taki” denilen ziynet esyasi takilir. Özellikle kasaba ve kentlerde, daha önceden yaptirilmis ya da hazir olarak satin alinmis olan yüzükler, bir büyük tarafindan bu tür törenlerde adet oldugu üzere kaliplasmis söz ve dileklerle adaylarin sag ellerinin nisan parmaklarina takilir…Geleneksel kesimde nisan töreni, erkeklerin ve kadinlarin ayri yerlerde oturduklari bir evde yapilir. Bununla beraber varlikli ve kültür degismelerine açik kasabalarin nisan töreni için gazino kiraladiklari, nisani tantanali ve kaç-göç adetine uymadan kutladiklari da bilinmektedir. Kentlerde ise, bu tören daha özgür biçimde “kaç-göç”e önem verilmeksizin, kadin erkek bir arada yapilmakta ve kutlanmaktadir.”


Nisanlilik süresi ailelerin durumuna baglidir. Özel durumlara bagli olarak bu süre uzayip, kisalabilmektedir. Geleneksel kesimde önceleri nisanlilarin birbirleri ile görüsmeleri engellenirken, günümüzde görüsme yakin akrabalarin da bulundugu bir ortamda saglanmaktadir. Nisanlidan ayrilan çiftlerin daha sonra köy içinden birisi ile evlenmesi zor oldugundan bu yöntem uygulanmaktaydi. Nisandan sonra bazi yörelerimizde “dini nikah” yapilmakta, bu durumda çiftler birbiri ile rahatlikla görüsebilmektedir.
Oglan evinin nisandan dönmesi durumunda kiza alinan takilar iade edilmemekte, tersi durumunda takilarin iadesi söz konusu olmaktadir.
Nisanla dügün arasina dini bayramlarin rastlamasi durumunda oglan evi kiza hediye almak durumundadir.



Düğün


Dügün asamalari yörelere göre farklilik göstermektedir. Ancak ana hatlari ile kina gecesi, asil dügün günü ve gerdek olmak üzere asamalari vardir.


Kına Gecesi


Kina gecesi gerdekten bir gün önce kiz evinde kadinlar arasinda yapilan bir eglencedir. Bazi yörelerimizde oglana da kina yakildigi olmaktadir. Oglan evi tarafindan kiza yakilmak üzere alinmis olun kuru kina, oglan evinde biriken kadinlar tarafindan kiz evine götürülür.
Kina yakmak Hz. Muhammet’in zamanina kadar inen eski Islam – Türk geleneklerindendir. Geleneksel toplumlarda kinanin esleri birbirine sevgili yapmak amaci ile yakildigi söylenir. Kina ayni zamanda koruyucu bir rit olarak da karsimiza çikmaktadir.
Kina, gümüs veya bakir bir tas içerisinde basi bütün yani anali – babali, basindan ayrilik geçmemis bir kadin tarafindan karilir. Kinanin içine bozuk para da konur. Bu hem bereket dilegi, hem de kina yakilan kisiye baht açikligi saglamak amacina yöneliktir.
Gelin kiz hazirlandiktan sonra basina al pullu bir duvak örtülerek genç kizlarin söylemis oldugu ilahiler esliginde ve içinde mumlarin yandigi kina tepsisi ile ortaya getirilir. Kibleye çevrilmis sedir veya yastigin etrafinda üç kere dolastirildiktan sonra oturtulur.
Geline kinayi basi bozulmamis bir kadin ile bekar bir kiz yakar. Gelinin elinin ortasina altin veya para konularak kina yakilir. Kinanin yakilisi yörelere göre farklilik göstermektedir. Yakilan kinanin sivama, yüksük, burmali, kedi pençesi, dilber dudagi, kus gözü ve iplik kinasi olmak üzere çesitleri vardir.

Kina yakilirken bas övme, kina yasi denilen kina türküleri söylenir.
Kina için toplanan kadinlar dagildiktan sonra kizin yakin arkadaslari yaninda kalarak sabaha kadar gelini uyutmazlar. Bu arada uyuyan boyanir, yorgana dikilir. Oglan evinden kalan kadina eziyet etmek gelenek haline dönüsmüstür.
Bazi yörelerde güveye de kina yakilir. Kiza yakilan kinadan bir parça ayrilip, damadin yakin arkadasi tarafindan avuç içine veya serçe parmagina yakilir.
Sabah kizlar gelinin elindeki kinayi yikarlar. Gelinin avucunun ortasina konmus olan para fakir bir çocuga verilir veya damada götürülüp bahsis alinir.




Düğün Günü


“Dügün, evlenme dedigimiz geçis döneminin en belirgin özelligidir. Yukarida genel çizgileriyle degindigimiz asamalarin amaci, dügünle disari vurulur. Onun için dügünün geleneksel degerlere ve kurallara uygun bir biçimde kutlanmasina çaba sarf edilir. Dügüne elden geldigince çok kimse çagrilmak istenir…”
Dügün tarihine kiz ve oglan aileleri ortaklasa karar verirler. Dügünden önce de kiz dügün alis-verisine götürülür. Bu alis-veriste de her iki taraf birbirine hediyeler alir. Oglan evi ayrica dügün davetiyesi olarak top olarak adlandirilan kumas alir. Bu kumas kiz evi tarafindan kesilip davet amaciyla kullanilir.
“Dügünün zamani ve yeri, kimler arasinda oldugu, dügün öncesi çikarilan “okuyucu”lar tarafindan bildirilir…geleneksel kesimin kirsal alani çagri isini okuyucular araciligi ile duyurur. Bu ise “okuntu çikarmak” da denir…Gelenekselligin agirligini duyurdugu yerlerde tipki nisanda oldugu gibi, dügünde de kadinlar ve erkekler ayri yerlerde oturarak törene katilir ve eglenirler.”

Gelinin oglan evine götürülmesi olayina asil dügün günü adi verilmektedir. Yörelere göre farklilik gösteren bu güne “gelin alma, gelin çikarma, gelin göçürme, kiz alma, gelin indirme vb.” gibi adlar verilmekte, bugün Persembe veya Pazar gününe rastlamaktadir. Gelin almaya gidenler de “segmen, gelinci, dügüncü, gelin alici vb.” olarak adlandirilmaktadir.

Gelin almaya gidecek olan gelin alayi, erkek evi tarafindan camiden anons yaptirilarak, komsulara davetiye gönderilerek veya davul – zurna esliginde dügün kahyasinin evleri dolasip herkesi davet etmesi ile olusturulur. Gelin alayinda yer alan araçlarin çoklugu kiza verilen degerin isareti olarak kabul edilmekte, ayni zamanda gelin için de övünç kaynagi olmaktadir.

Gelin almaya ögle üzeri veya ögleden sonra yol yakinsa yürünerek, uzaksa arabalarla gidilir.Alayin önünde dügün bayragi, gelin için hazirlanan gelin arabasi yer alir. Gelin arabasinin içinde de kayinpeder veya bazi yörelerimizde kaynana vardir. Alay, davul – zurna esliginde oyunlar oynayip, silahlar atarak kiz evine dogru ilerler. Kimi yörelerimizde damat gelin almaya götürülmez, evin daminda gelinin getirilmesini bekler.
Oglan evinden gelen kadinlar gelini hazirlar. Artik çogu yörelerimizde gelin kuaföre götürülmektedir. Kiz evine kapi parasi ödemek yaygin bir gelenektir.
Evin önünde çesitli eglenceler düzenlenir. Kizin evden çikarilmasi kiz babasinin iznine baglidir. Küçük erkek kardesi, babasi veya yakin akrabasi tarafindan gelinin beline bekaret kusagi baglanir. Bu arada orada bulunanlar yas ederek aglarlar.
Gelin evdekilerle vedalasir. Oglanin babasi veya yakin akrabalarindan birisi kizin sandiginin üstüne oturan erkek kardesine sandik bahsisi öder.
Gelin alma havasi esliginde, damadin veya yakin akrabasinin kolunda evden çikarilan gelin, arabaya bindirilir.

Bugün gelinin çeyizi de götürülür. Eskiden at arabasinda çeyiz sandiginin üzerine oturarak götürülen gelin, günümüzde bazi yörelerimizde traktör, bazilarinda da taksiye bindirilmektedir.
Gelin arabasi önde, davetli arabalari arkada olmak üzere gelin alayi kiz evinden hareket eder. Yolda alayin önü çocuklar tarafindan sik sik ip gerilmek suretiyle kesilir, bahsis istenir. Köy etrafi dolasilir, camiye ve mezarliga ugrandiktan sonra da oglan evine gelinir.
Gelin arabadan inmeden kaynana ve kayinbaba indirmelik veya üzengilik denilen hediye vermek zorundadir. Gelin arabadan indirilmeden dogacak çocugunun oglan olmasi dilegi ile kucagina oglan çocugu oturtulur. Yere indiginde kurban kesilir. Basina çerez atilir. Kapiya yag sürdürülür.
Kadinlar daha sonra gelini görmeye gelirler.

Nikah – Gerdek

“Medeni veya dinsel nikahtan sonra gelinle güveyin bir araya gelmelerine gerdek denir. Böylece gelinin ve güveyin evliligi yasa, din, ve bagli bulundugu toplum üyelerinin onayi ile geçerli sayilmis olur…Yasa önünde geçersiz olmasina karsin, imam nikahi denilen “dini nikah” halen yayginligini sürdürmektedir. Kimi ailelerse medeni nikahin yani sira, sonradan bir de dini nikah yaptirarak evlilik birligini kutsamis olurlar. Hatta kimi durumlarda sadece dini nikah yaptirilmakla yetinilmektedir.”
“Ister yasal yoldan, isterse yasalardan kaçinilarak gerçeklestirilmis olsun, nikahin amaci; kadin erkek beraberligini ilan etmek, toplumun gözünde geçerli saymak, kutlamak ve kutsamaktir.

Nikahtan sonra bir araya gelecek çiftlerin kalacagi yere “gerdek evi”, “gerdek dami”, “gerdek odasi” gibi adlar verilmektedir. Sagdici ve yakin arkadaslari tarafindan samatayla ve yumruklanarak getirilen güvey, gerdek odasina sokulur. Gelenegin ve dinselligin agir bastigi yerlerde güvey baskalariyla birlikte namaz kildiktan sonra, ilahiler arasinda gerdege sokulur. Gelinle güveyin kari koca olduklari geceye “gerdek gecesi” ya da “zifaf gecesi” denmektedir…

Ülkemizde gelinin masum ve temiz olmasina önem verilir. Kizin evlenmeden önce baskalari ile tanismamis olmasi üstünde titizlikle durulur. Törelerin etkinligini sürdürdügü yerlerde, yenge kadinlar gerdek sonucunu beklerler. Kimi yerlerde kizin temiz çiktigi belli olunca, sonuç evin damina bayrak asmak ya da silah atmakla ilan edilir. Gelinin kiz çikmadigi anlasilirsa baba evine yollanmasi da bilinen olaylardandir.”

Gerdek Ertesi

Gerdek gecesinin sabahinda gelinin bakireligini onayladiktan sonra bunu kutlamak amaciyla ögleye dogru veya ögleden sonra genellikle genç kizlarin bulunmadigi, sadece kadinlarin katilimi ile törenler düzenlenmektedir. Evliligi tamamlayici nitelikte olan bu törenler, hem gelini görmek, hem de gelinin bekaretini kutlamak amacina yöneliktir. Bu törenlere; duvak, duvak açma, gelin görme, bas baglama, yüz açimi, gelin yani gibi adlar verilmektedir.
Düzenlenen törene kiz annesi katilmaz. Gelin yeniden gelinligi giydirilerek hazirlanir. Fark gelinin yüzünün açik olmasidir.
Günümüzde artik genç kizlarin da bu törenlere katildigi görülmektedir. Gerdek ertesinde düzenlenen bu törenler bazi yörelerimizde fonksiyon degistirmekte, gelinin çeyizinin görüldügü bir gün olma sekline bürünmektedir.
Ana hatlari ile bu tören su sekilde gerçeklestirilmektedir: Ögleye dogru veya ögle ezani okunurken gelin kibleye döndürülerek ortaya oturtulur. Gelinin kakülü kesilir. Kesen kisiye bahsis vermek adettir.
Gelinin yüzünün ve alninin açik oldugu göstermek için duvak açma töreni yapilir. Gelinin yüzüne al bir örtü örülüp oklava ile kiz ve erkek çocuguna üç kere kapatip örttürülerek yüzü açilir. Gelinin duvagi açildiktan sonra bugüne kadar kiz basi olarak düzenlene basi kadin basi olarak düzenlenir.
Bu uygulamalarin ardindan orada bulunanlara yemek verilir. Bazi yörelerde o gün gerdek gecesinden artan yiyecekler oradakilere dagitilir.
Yemekten sonra eglenceler baslar. Gelin bereketli olmasi amaciyla oynatilir.
“Gerdekten sonraki günlerde gelin ve güveyin baba evlerini ziyaret ederek el öpmeleri ve hediye almalari da evlenme törenleri içerisinde yer alan yaygin adetlerdendir. Buna “el öpme”, “baba evine gitme” vb. adlari verilmektedir.”
Hediye, Bagis ve Ödemeyle Ilgili Adetler
“Evlenme olayinin hemen her asamasi hediyeyle, bagisla, ödemeyle, ziyaretle bir araya gelmeyle ilgili bir takim adetleri de gerekli kilmaktadir. Oldukça zengin bir tablo çizen ve yöresel özellikleri de içererek çesitlemeler gösteren bu gelenek ve adetlerin yerine getirilmelerine özen gösterilir. Böylece yasamin bu önemli olayi, geleneklerin belirledigi çerçeve içerisinde, söz konusu toplumun ya da grubun olurundan geçirilerek, degerler sistemiyle ve bu sistemleri isleten mekanizmalarla uygunluk saglamis olur. Tersi durumda, yani törelerin öngördügü beklentilere uyulmamasi durumundaysa, çevrenin ayiplayici, kinayici ve zorlayici nitelikteki yaptirimlariyla karsilasilir ki, bunu da kimse istemez.
Bu adetlerden birisi “gelin hamami” genel adiyla bilinendir.
Evlenmenin çesitli asamalarinda geline sunulan hediyeler de önemli bir adet kümesini olustururlar. Bu türden adetler yöreden yöreye kimi degisiklikler, çesitlemeler göstermekle beraber ayni amaca yöneliktirler. Bunlarin içerisinde “taki” genel adiyla bilinen en yaygin olanidir…
Güveyin gerdege girdigi gece, gelinin duvagini açmadan önce “yüz görümlügü” adiyla bilinen adet geregince bir hediye vermesi yaygin bir gelenektir.
Baslik gelenegi günümüzde birçok yöremizde kaldirilmis olmakla birlikte bazilarinda geçerliligini koruyan bir gelenektir. Baslik, erkegin ya da ailesinin kiz tarafina verdigi nakit para veya esyadir. Basliga “bedel, agirlik” da denmektedir. Basligin temelinde hem ekonomik, hem de sayginlik etmeni yatmaktadir. Evlenme yoluyla evden ayrilan kizin is gücünü karsilamak ve ekonomik boslugunu doldurmak karsiliginda alinan para ve paraya çevrilebilecek degerli hediyeler dengeyi saglamaya yöneliktir.
Islam hukukunda, evlenme sözlesmesinde kadina ödenmek üzere belirlenen paraya da “mehr” ya da “mihr” denmektedir. Bu, dinsel nikah sirasinda kararlastirilir. Kari kocanin ayrilmasinda, bosanmasinda ya da kocasinin ölümü durumunda kadina verilmek üzere dinsel nikah sirasinda belirlenen bu parayi, bugün ülkemizde uygulanan baslik gelenegi ile karistirmamak gerekir. Ödeme ve belirleme biçimine göre degisik adlar alan (mehr-i musamma, mehr-i muaccel, mehr-i müeccel) bu islemi gelenek evliligin ciddiyetinin ve kadinin gelecegini güvence altina almayi amaçlamaktadir.
Evlenmeyle Ilgili Ritüel ve Büyüsel Içerikli Islemler :
Kısmet açmaktan başlayarak gerdek gecesine kadar uzayan aşamalar içerisinde uygulanan, dinsel, ritüel ve büyüsel içerikli birçok adet, islem ve pratik vardır. Bunların bir bölügü, gelin ve güveyin, mutluluğuna yönelik dilek ve pratikler çerçevesinde toplanırken, bir bölügü kara büyü alanına giren işlemler içerisinde yer alirlar.
Gelinin bahtının açık olması, yeni evine bağlanması, uğur bereket getirmesi, yumuşak huylu olması amacıyla bir çok pratik uygulanmaktadır. Bunlar arasında, bası üstünde ayna tutulması, basına buğday serpilmesi, güveyle birlikte tatlı yedirilmesi, ocağın etrafında dolaştırılması, mezarlığın ziyaret ettirilmesi, baba evinden bir parça tuz ve yağ getirilmesi örnek olarak verilebilir.
 
Geri