Follow along with the video below to see how to install our site as a web app on your home screen.
Not: This feature may not be available in some browsers.
Foruma hoş geldin 👋, Ziyaretçi
Forum içeriğine ve tüm hizmetlerimize erişim sağlamak için lütfen foruma kayıt olun veya giriş yapın. Üyelik tamamen ücretsizdir ve sadece birkaç dakikanızı alır.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz.. Tarayıcınızı güncellemeli veya alternatif bir tarayıcı kullanmalısınız.
Bu şiiri her dinlediğimde gözyaşlarım akar...paylaşmak istedim...
“Önce Elif olmak Mehmet olmaktır mesele Elif gibi dümdüz Mehmet gibi şahan Sonra bir kadın, bir erkek ve sonra vatan Dalgalanan bayrağın gölgesinde bir olmaktır mesele Birlik olmak hiç hayıflanmadan Fazıl Hüsnü Dağlarca’nın şiirinde Elif olmaktır Mustafa Kemal’in kağnısını yürüten Mehmet olmaktır; Vatanın bağrında sıra dağlar gibi yükselen Arif Nihat’ın şiirinde bayrak olmaktır Nereye dikilmek istiyorsa oraya dikilen Nazım Hikmet’in davetinde Dörtnala gelip uzak Asya’dan ve Akdeniz’e bir kısrak başı gibi uzanan Necip Fazıl’ın büyük Doğu’sudur bu vatan Memleket istemektir Cahit Sıtkı gibi Kardeş kavgasına bir nihayet olan Türkü, kürdü, çerkezi, arabıyla Aynı al bayrağın alına dedesinin kanı bulanan Bizimdir Beytüşşebap kör tuzla Çemişkezek Anadolu sadece İstanbul İzmir değil diyen Yavuz Bülent’in dilinde dedem korkut şafağıdır Selahattin Eyyubilerin kılıcından Koca Akif’in Çanakkale’sine damla damla dökülen Vur şanlı silahınla gönül mülkü düzelsin Sen öldürüyorken de vururken de güzelsiz Nihal Atsız’ın geri gelen mektubunda aşktır bu vatan Oy sevmişem ben seni diyen Ahmet Arif’in Havar’ında bir sevdadır bu vatan Elif dergahında mim kapısında seni istemektir ille de seni Aşık Sefai’nin şiirinde ille de sen olmaktır bu vatan Evet bir Elif bir Mehmet olmaktır bu vatan Mustafa Kemal’in kağnısı yıkılıp kaldığında Elif olmaktır mesele kocabaşın yerine kendini koşan Mehmet’in cephede yüreği yandığında Bir yudum su olmaktır vatan O suyu elinin tersiyle iterek bakışları ile şehadete uzanan Kınalı Alileri yetiştiren ana olmaktır Elif Erzurum tabyalarında Nene Hatun olmaktır Kazma kürek demeden ne bulduysa çağlayan Bazen 275 kiloluk mermiyi kaldıran Koca Seyittir Mehmet olmak Anafartalar’da her biri tek başına bir tarih yazan Anadolu ana dolmuşsa eğer Elif’tendir Bayraklar bayrak olmuş Sancaklar sancak olup düşmemişse eğer o da Mehmet’tendir 19 Mayısları, 30 Ağustosları, 29 Ekimleri bayram yapan Bayramının adını hürriyet ve zafer koyan Bayramı bayraklaştırarak dalgalandırmaktır toprakları vatan kılan Buyurun o zaman… Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilal Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helal Ebediyen sana yok ırkıma yok izmihlal Hakkıdır hür yaşamış bayrağımın hürriyet Hakkıdır Hakk’a tapan milletimin istiklal…”
Ey Yâr....
Kelamlarımın Arasında Dilimle İkrar Eyledim Seni
Tamir Ettiğin Her Kırık Cümlemde Sevdim
Ey Suretine Aşk’la Baktığım
Gözlerimin İmdadı Ol Gel
Senin Bu Ayrılık İhtiyacı Duyduğun
Benim Bağlılık İnancımla Örtüşmedi
Yağmurlarla Süsledim Her Gecemi...
Sen benim onyedi yaşımsın
Okulu ilk asışım
İlk kez birine gümüş kolye alışımsın
Sen benim
İlk sakarlığım, ilk tuhaflığım, ilk yakalanışımsın
Sen benim onyedi yaşımsım..
Aşktır..( O ).... Yağmur tanesidir.. Kâbenin siyah örtüsüne yüz sürenin gözünden dökülendir Mecnun leylaya sen de kimsin dediğinde çöl marallarının gırtlağına takılandır
Aşktır .. Cehennemin kapısında
cennetin tam ortasında durabilendir. Gücü yetendir. Şimdi herkesi biraz ona benzeten
şimdi her gördüğünü o zannedenin mahur efkarıdır. Yasak tanımayandır. Hayat acil servislerinde kanayan
aranılan kanı bulamayanların felaketidir.
Aşktır .. En çok İstanbul
en akşam Ankara
en ikindi İzmir
en karlı Erzincan
en deli Rize
en gece Eskişehir
en gizli Mardindir. Bir abadır. Bir hırkadır. Bir solukta kırkbin kere adını söyletebilendir.
Aşktır .. Bahta yemin ettirendir. Zamana kafa tutturandır. Hesap günü kargaşasında anaya yavrusunu unutturan neyse
istediğinde insana herkesi ve her şeyi öyle unutturandır
Aşktır .. Mahpushanedeki ilk akşamın ilk cigarasıdır. Hemşirenin kucağında iki kilo sekizyüz gramlık kütlesiyle
yarım yamalak gözünü size doğru dönüp bir şey söylemeye çalışandır. İlk orucun iftarının ilk zeytinidir. Simsiyah saçlardır. Zifir akşamlardır. Boğaz köprüsünün üzerinde atlamasınlar diye polislere nöbet tutturandır.
Aşktır... Bir fotoğrafın yıllar sonra kanamaya başlamasıdır. Ayasofyada İsanın gözünden süzülen yaş tanelerini görebilme marifetidir. Eylül akşamlarında gelip gözlerinde duran
yakalandığında çaresiz kılandır.
Aşktır .. Yola koyulduğunda ayrılığı
unutulduğunda ağlamayı
her hatırlandığında yıkılmayı sevdirendir. Menekşeye konuşmayı öğretendir. Şubat ayına terk edilmeyi.
Aşktır .. Yeni çıkan şarkılardır. Suya yazılmış yazı
kalbe çizilmiş bir ad
sadece paslı bir bıçak
baldıran zehri
gün Siirtin fıstık bahçelerinin üzerinden batarken güneşin mehtaba dönüştüğü an
her kaybedildiğinde kazanılandır.
Aşktır ... Bir insanın üç günlük dünya hayatında karşısına çıkabilecek en büyük numaradır. Sihirdir. Büyüdür. Neden saçları beyazlamışsa ondandır. Mektupları yaktın
resimleri yırtın deyip de yine de ömrü boyunca unutulamayacak olandır.
Aşktır .. Talandır ... Yangın yeridir .. Dağları yürütendir .. Bir gece ayı sol
güneşi sağ eline verseler de vazgeçilmez olandır.
Aşktır... Damda deve aratan
balıklara iğnesini getirten
çok yücelten
yerin dibine batırandır. Zevaldir
Kuşluktur;
Ebu Bekir adında birinin yol arkadaşlığıdır. Fatımanın paklığıdır. Zeynebin cesaretidir. Vahşinin pişmanlığıdır.
Aşktır .. Feleği şaşırtandır. Aşktır .. Herkes için bir keredir. O yüzden başta olandır. O yüzden başlatandır.