Esmaül Hüsna Nedir

Konu sahibi son olarak 2615 gün önce görüldü
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
El-Müheymin isminin anlamı ve özellikleri

El-Müheymin – المهيمن


Allah Müheymindir. Bu ismin Allah hakkında 2 manası vardır:

1. Manası ile: Allah, koruyup, muhafaza edendir. Bir şeye göz kulak olan kişi o şeyin koruyucusu ve müheyminidir demektir. Muhafaza edene müheymin derler.

2. Manası ile Allah, yarattıklarını her an gözetleyen ve onların her haline şahit olandır.

Şimdi bu ismin iki farklı manasını anlamaya çalışalım:

1- Allah, koruyup, muhafaza edendir.

Hücre bilimcilerinin araştırmaları neticesinde insanın bir tek hücresindeki DNA’larda 1 milyon sayfayı dolduracak bilginin var olduğu anlaşılmış.

Dünyanın en büyük ansiklopedisi olan ANA Britanicanın 40.000 sayfa olduğu düşünülürse, bir tek DNA’nın taşıdığı bilginin büyüklüğü daha iyi anlaşılmış olur.

Dünyanın en büyük ansiklopedisindeki bilgilerden 25 kat daha fazla bilgi, mikroskop ile yüzlerce defa büyütüldükten sonra ancak görülebilen bir hücrede ki DNA’lara yerleştirilmiş. Böyle harikulade bir işin tesadüf eseri olması mümkün müdür?

Acaba bütün dünya toplansa, Ana Britanica ansiklopedisinin tesadüfler sonucu meydana geldiğine bizi inandırabilirler mi? Elbette hayır’ peki, Bu dev ansiklopediden yüzlerce defa daha mükemmel olan DNA ansiklopedisinin sebeplerden yada tesadüfler neticesinde meydana geldiği nasıl iddia edilebilir?

İşte her bir DNA hücresi, kendisinde muhafaza edilen ve saklanan 1 milyon sayfalık bilgiyle, Allahı müheymin ismiyle bizlere bildirir. Allah bu ismin tecellisiyle insanların amellerini hafızalarında, amel defterlerinde ve levh-i mahfuzda muhafaza eder.

Yine bu ismin tecellisiyle çiçeklerin ve bitkilerin programlarını çekirdek ve tohumlarında muhafaza eder. Ve bir sonraki baharda aynen iade eder.

Ve hayvanların hayat programlarını ise yumurtalarda ve su damlacıklarında saklar ve muhafaza eder.

Müheymin ismi hayat sahiplerinin programlarını ve amellerini muhafaza etmek ile tecelli ettiği gibi, yarattıklarını tehlikelerden korumak ve muhafaza etmekle de tecelli eder. Dilerseniz müheymin isminin bu manadaki tecellisini insan aynasında görelim:

İnsanın en önemli organı olan beynini çok sert ve sağlam olan kafatası ile muhafaza etmek…

Gözü göz kapakları ve kaşlarla muhafaza etmek….

konuşma ve tad alma cihazımız olan dili ağız ile muhafaza etmek….

bir elbise gibi giydirilen deri ile vücudumuzu dış etkenlerden muhafaza etmek…

İç organlarımızı göğüs kafesinde muhafaza etmek

ölmemek için gereken rızkı iç yağ suretinde vücudumuzda depo ederek açlıktan ölüme karşı muhafaza etmek…

Bütün bunlar bu ismin bir tecellisidir. Ayrıca bize korku duygusu vererek muhtemel tehlikelerden sakındırmak da müheymin isminin bir tecellisidir. Eğer bu isim bizde tecelli etmeseydi, elektrik tellerini tutabilir, trafikte korkmadan sürat yapabilir ya da hızla gelen trenin önüne atlayabilirdik.

İşte Hayatımızın devamı ve muhafazası için vücudumuzda yerleştirilen bütün maddi ve manevi cihazlar, Allah’ın müheymin isminin bir tecellisidir. Acaba , yaratılış gayesi onu tanımak olan insan, bütün bu cihazlardan istifade eder de, bu cihazları kendine takan Allah’ı müheymin ismiyle bilmezse, aleme gönderiliş gayesine muhalefet etmiş olmaz mı?

2- Allah, yarattıklarını her an gözetleyen ve onların her haline şahit olması

Müheymin isminin diğer manası; Allah’ın her şeye şahid ve gözeten olmasıdır. Perdesiz güneşe karşı yeryüzündeki eşya, güneşi görmemesi mümkün olmadığı gibi, müheymin olan Allah’a karşı da eşyanın gizlenmesi bin derece imkânsızdır. Çünkü her şey onun gözetlemesi altındadır. Her şeye nüfuzu vardır. Şu cansız güneş, şu aciz insan, şu şuursuz röntgen ışığı gibi nur sahipleri, sonradan yaratılmış ve kusurlu oldukları halde, onların nurları mukabilindeki her şeyi görüp nüfuz ederse, elbette Allah’ın müşahedesinden ve gözetlemesinden hiçbir şey gizlenemez.

Madem bu kainatın sahibi olan Allah, kelamında hadid suresi 4. ayette; “Nerede olursanız olun, Allah yaptıklarınızı görendir”

ve mücadele suresi 7.ayette

“Göklerde ve yerde olanları, Allah’ın bildiğini görmüyor musunuz? Üç kişinin gizli konuştuğu yerde dördüncüsü mutlaka O’dur. Beş kişinin gizli konuştuğu yerde altıncısı mutlaka O’dur. Bunlardan az veya çok olsunlar ve nerede bulunurlarsa bulunsunlar mutlak O, onlarla beraberdir.”

ifadeleriyle Müheymin olduğunu beyan ediyor. Madem Allah her şeyi görür ve gözetir. Elbette bizi ve amellerimizi de görüyor ve gözetiyor.

Acaba yaptığı kötü bir işin başkası tarafından bilinmesinden rahatsız olan insan, nasıl olur da, hiçbir şey kendisine gizli kalmayan Allah’ın huzurunda günah işler ve ona isyan eder.
 
El-Mü’min isminin anlamı ve özellikleri

El-Mü’min – المؤمن


Bu ismin 4 manası vardır.

1. manası; mahlukatını korkulardan emin kılması ve onları güven içinde yaşatması.

2. manası; kullarına iman nurunu vermesi ve onları mümin yapması.

3. manası ; Allah’ın emin olması, sözünde sadık olup vaadinden dönmemesi.

4. manası ise: Kullarının emin olup, sözlerinde sadık ve güvenilir olmasıdır.

1- Yarattıklarını korkulardan emin kılması ve onları güven içinde yaşatması

Şimdi başınızdan geçmiş en korkunç hadiseyi düşünün. Bu bir deprem korkusu, yangın korkusu, kaza korkusu, veya ölüm korkusu gibi bir korku olabilir. Hayalinizle o ana gidin ve o korkuyu kalbinizde bir daha hissetmeye çalışın. Ve şimdi şunu düşünün: Bir ömür boyu bu korku ile yaşamak zorunda olsaydınız ne yapardınız? Ve hayat sizin için ne kadar zor ve çekilmez olurdu….?

Hal böyle iken acaba şimdiye kadar kalbimize yerleştirilen bu emniyet duygusu için hiç şükür ettik mi?

Ve bu halin, Allah’ın hangi isminin tecellisi olduğunu hiç düşündük mü? Halbuki Allah, “her şey zıddıyla bilinir” kaidesiyle, bu nimetin farkına varabilmemiz için bazı insanları bu nimetten mahrum ediyor. Tıp diliyle panik atak, depresyon, ve benzeri hastalıklarla, güven ve emniyet duygusunu onlardan alıyor, yani mümin ismiyle onlara tecelli etmiyor. Ta ki bizler bu nimetin farkına varalım ve Mümin olan Allah’a şükür secdesi yapalım…

İşte Allah mümin ismiyle kuluna tecelli ettiğinde, kalbine korku ve endişelerine karşı bir emniyet duygusu koyar. Eğer bu ismin tecellisi bir an bizden çekilseydi, korku ve endişelerin hücumuyla aklımız başımızdan gidecek ve dünya bize manevi bir cehennem olacaktı. O halde emniyet duygusu büyük bir nimettir , ve Allah’ın mümin isminin bir tecellisidir.

Bu isim, insanlarda tecelli ettiği ve İnsanlar bu isme mahzar olarak emniyet içinde yaşadıkları gibi, hayvanlarda da bu isim tecelli eder ve onlarda bu ismin tecellisiyle güven içinde hayatlarını sürdürürler. Bizlere mümin ismiyle tecelli edip, kalplerimizi korku ve endişelerden emin kılan ve bizi bu nimetten mahrum etmeyen, rabbimize sonsuz şükürler olsun.

2- Kullarına iman nurunu vermesi ve onları mümin yapması

Allah mümindir. Bu ismiyle kuluna tecelli ettiğinde kalbinde iman ışığını yakar. Allah’a iman eden her kul bu isme aynadır. Bu ismin tecellisiyle insan ateşe tapmaktan, puta tapmaktan, güneşe ve diğer fanilere kulluk etmekten kurtulur, sahibini, malikini sultanını tanır. Evet iman insanı insan eder, belki insanı sultan eder.

İmanda binlerce mertebe vardır. Nasıl ki, güneşin ışığından bir su damlası ile bir denizin hissesi bir olmadığı gibi, mümin isminin Hz. Ebubekir-i sıddıktaki tecellisi ile bizlerdeki tecellisi elbette bir değildir. Bize düşen iman hakikatlerini çok tefekkür ile taklidi olan imanımızı tahkike çıkartmak ve bu ismin tecellisinden hissemizi ziyadeleştirmektir.

3- Allah’ın emin olması, sözünde sadık olup vaadinden dönmemesi

Allah mümindir. Yani emindir, sözünde sadıktır. Vaadinden asla dönmez. Çünkü sözünde durmamak, vaadinden dönmek asla izzetine yakışmaz. İşte bu manada Allah, sözünden asla şüphe edilmeyendir. O halde madem Allah mümindir , vaad ettiklerini yerine getirecektir, ve madem günahkarlara cehennemi vaat ettiği gibi müminlere cenneti ve rızasını vaat etmiştir. O halde bize düşen; vaadine itimat ederek, ona hakkıyla kulluk etmektir.

4- Kullarının emin olup, sözlerinde sadık ve güvenilir olması

İnsanların emin olup sözlerinde güvenilir ve sadık olması da bu ismin bir tecellisidir. Bu isim bu mana ile azami mertebede Efendimiz (s.a.v) de tecelli etmiş, dost ve düşmanlarının ittifakıyla Muhammedü-l emin ismini almıştır. Bize düşen Cenab-ı Hakkın bu ismiyle ahlaklanıp sözünde ve özünde doğru ve emin bir mümin olmak ve şu hadisi kulağımıza küpe yapmaktır:

“Doğruluğa yapışın, ondan ayrılmayın. Zira doğruluk iyiliğe götürür. İyilik de cennete iletir.. kişi doğru söyledikçe ve doğruyu araştırdıkça Allah katında doğru yazılır. Yalandan kaçının, zira yalan kötülüğe götürür. Kötülük de cehenneme iletir. Kişi yalan söyledikçe ve yalan peşinde koştukça Allah katında yalancı yazılır”
 
EL-KÂBID / EL-BÂSIT

el-kab%C4%B1d-bas%C4%B1t.jpg


Kâbıd: “Daraltıp sıkan.”, “Kıtlık veren”


Bâsıt: “Açıp genişlik veren.”,“Bollaştıran.”


“Allah, daraltır ve genişletir ve siz O’na döndürüleceksiniz.”(Bakara Sûresi, 2/245)

Bu iki isim hem madde, hem de mânâ âlemi için geçerlidir. Zenginlikte genişlik, fakirlikte darlık olduğu gibi, ilimde genişlik cehalette darlık vardır.


Bu iki mübarek ismin en büyük tecellileri, insanın kalb ve ruh âleminde kendini gösterir. Zira, ruh bedenden, mânâ da maddeden üstündür.


Kulun, cüz’î iradesini Hakk’ın rızası istikametinde kullanmasıyla kalb ve ruh âleminde bir genişlik hasıl olur. Aksi halde insan ruhî sıkıntılar, günümüz tabiriyle stresler içinde perişan olur.


Tahkikî imanda genişlik, iman zafiyetinde ise darlık vardır.


Tevekkülde genişlik, sabırsızlıkta darlık vardır.


Affetmede genişlik, intikam hissinde darlık vardır.


Cömertlikte genişlik, cimrilikte darlık vardır.


Bununla birlikte bu iki isim insanın manevî terakkisinin esasları olan ‘havf ve reca’ ile yani “Allah’ın kahrından korkmak ve rahmetinden ümitli olmakla” yakından ilgilidir.


Kâbıd ismi korkunun, Bâsıt ismi ise ümidin önemli bir kaynağıdır. Yani, mü’min olan insan hem Allah’ın celâl ve azametinden korkacak, kabir azabını ve Cehennemi sıkça hatırlayacak; hem de O’nun rahmet ve mağfiretinden daima ümitli olacak ve ona göre amel edecektir.


Kur’ân’ın hülasası olarak tarif edilen Fatiha Sûresi’nde, havf ve recâ sırayla işlenir; dolayısıyla da ruh ümitle korkuyu, ferahla darlığı sırayla yaşar.


‘Rabb’ül-âlemîn,’ ‘Rahmân ve Rahîm’ isimleri ruhu sevinçle ve ümitle rahatlatır.


Mâliki yevmiddin’ kelamı ise ruhta korku ve endişe uyandırır.


‘İbadet ve yardım dileme’ safhalarında ümitle korku iç içedir.

‘İstikamet
yoluna hidayet’ istenmesi, ruh için büyük bir ümit ve saadet kapısıdır.



Bu ümidi müteakip, ‘mağdup’ ve ‘dallîn’ zümrelerinden olmanın korkusu ruhu sarar.


Bir bitkinin, gece ve gündüzden ayrı faydalar görmesi gibi, bir mü’min de Kâbıdve Bâsıt isimlerinin her birinden ayrı bir feyiz alır.


İçinin sıkıldığı, karmaşık problemlerle kuşatıldığı, dünyanın kendisine dar geldiği anlarda, aczini ve fakrını daha iyi anlar; kulluk şuurunda inkişaf olur.


Ruhunun ferah ve sürurla dolu olduğu zamanlarda ise, bunu bir ilâhî ikram ve ihsan olarak değerlendirip şükür vazifesini eda etmeye çalışır.


İnsan, bu dünya hayatında, sıkıcı ve ferahlatıcı nice olaylarla değişik imtihanlar geçirir. Hastalanır, sıhhate kavuşur. Üzülür, sevinir. Derken bu geniş dünyadan kabre göç eder.


İmanla göçenler için o âlemde Bâsıt ismi tecelli eder ve kabir, Allah Resûlünün(a.s.m.) ifadesiyle, ‘Cennet bahçelerinden bir bahçe’ olur. İnanmayanlar için ise Kâbıd ismi tecelli eder ve kabir, “Cehennem çukurlarından bir çukura” dönüşür, insanı sıkar durur.


Ve bu yolculuğun sonu Cennet ve Cehennemle son bulur. Birincisinde her türlü genişlik, ikincisinde ise her türlü darlık vardır.
 
Esma-i Hüsnâ'dan Vehhab ismi

Cenâb-ı Allah, Vehhab’tır. Yani kullarına cömertçe veren, mahlûkâtının her ihtiyâcını umulmadık yerlerden bedelsiz ihsan eden, her isteyene karşılıksız, bol, bereketle ve cömertçe ikrâm edendir. Cenâb-ı Hak hastaya şifâ, dertliye devâ verir, musîbete düşene âfiyet hîbe eder, dalâlette olana hidâyet lütfeder, her duâ edenin dileklerini, hikmeti mûcibince yerine getirir.

Cenâb-ı Hak Kur’ân’da: “Yoksa Azîz ve Vehhâb olan Rabb’inin rahmet hazîneleri onların yanında mıdır?”1 buyurur. Bir diğer âyette Hazret-i Süleyman’ın (as) şu dileği nakledilir: “Rabb’im, bana mağfiret et. Bana benden sonra hiç kimsenin ulaşamayacağı bir hükümrânlık hîbe et (ver). Şüphesiz Sen Vehhâb’sın’ demişti.”2 Şu âyette, duâ lâfzı içinde Vehhâb ismi de zikredilir: “Rabbimiz! Bize hidâyet lütfettikten sonra kalplerimizi eğriltme. Katından bize rahmet hîbe et (ver). Muhakkak Sen Vehhâb’sın.”3

Üstad Bedîüzzaman Hazretlerine göre, insan kendisine hayatı veren Allah’ı tanımalı, O’nun bütün kâinâtın hâkimi olduğunu bilmeli, varlığına ve birliğine şehâdette bulunmalı, isimlerinin bütün kâinâttaki cilvelerini tefekkür etmeli, ubûdiyetini hiçbir zaman eksik etmemelidir. Bunlar insan hayatının en mühim gâyeleridir. Bu gâyeleri insan, kendi hayatına verilen cüz’î ilim, küçücük kudret ve azıcık irâde gibi mikro ölçüdeki sıfat ve hallerini, Cenâb-ı Hakk’ın mutlak, nihâyetsiz ve kâmil sıfatlarına ve mukaddes şuûnâtına birebir ölçü ve mukâyese yapmak sûretiyle kavrayabilir. Meselâ küçücük gücüyle, irâdesiyle ve bilgisiyle evini binâ eden adam, kâinâtı halk eden Cenâb-ı Allah’ın nihâyetsiz kudretini, küllî irâdesini ve sonsuz ilmini kolaylıkla idrâk eder. Başkalarına cömertçe vermeyi ve ihsân etmeyi seven insan, Cenâb-ı Hakk’ın bütün kâinâtın üstündeki Vehhâb ismini anlamakta güçlük çekmez.4

Üstad Saîd Nursî’ye göre, maddî-mânevî lezîz nîmetlerini ihsân eden, her istediğini ikrâm eden, her dilediğini hîbe eden Cenâb-ı Hakk’a karşı insan; fiiliyle, hâliyle, sözüyle ve hattâ bütün duygularıyla şükür ve hamd ü senasını eksik etmemelidir. Gani-i Mutlak olan Cenâb-ı Allah’ın, sonsuz bir cömertlikle nihâyetsiz servetini ve hazînelerini insanın önüne serdiğinde şüphe yoktur. Öyleyse insan tazim ve senâ içinde, fakrını ve aczini tam hissederek Cenâb-ı Hak’tan hem istemeli, hem de O’na şükretmelidir.5

Yeryüzünün bütün sâkinleriyle, Hâlık’ının Vâcib’ül-Vücud ve Vehhâb-ı Rezzâk olduğuna şehâdet ettiğini beyan eden Üstad Hazretleri, dört yüz bin muhtelif bitki ve hayvan türlerine hayatî önemi hâiz bulunan ayrı ayrı cihâzların ve duyguların verilmesinin ve hiçbirinin hiçbir zaman ihmal edilmemesinin, Cenâb-ı Hakk’ın Rubûbiyetinin haşmetine ve kudretinin her şeye yetiştiğine delâlet ettiğini kaydeder.

Bedîüzzaman’a göre, hadsiz canlıların rızıklarının, vakti vaktine kuru ve basit bir topraktan rahîmâne ve kerîmâne verilmesi, Allah Teâlâ’nın rahmetinin her şeye şümûlünü ve hâkimiyetinin her şeye ihâtasını gösterir.6 Öyle ki, biz fakîriz, Cenâb-ı Hak ise Ganî-i Mutlak’tır. Fakrımızın eline, elimizin yetişmediği bir gınâ ve zenginlik verilmektedir. Veren, Ganî olan, sonsuz zengin olan Cenâb-ı Hak’tan başkası değildir. Nîmetlerini ihsân eden, arzû ettiklerimizi hîbe eden ve duâlarımıza cevap veren Cenâb-ı Hak’tır. Çünkü biz istiyoruz; istedikçe arzûlarımızın yerine geldiğini görüyoruz.7 Biz duâ ediyoruz, mağfiret talep ediyoruz; Vehhâb olan Cenâb-ı Hak günahlarımızı bağışlıyor; günahlarımızın yerine bize hidâyet, sevap, fazîlet ve feyiz lütfediyor.8

Dipnotlar:

1- Sâd Sûresi: 9.

2- Sâd Sûresi: 35.

3- Âl-i İmrân Sûresi: 8.

4- Sözler, s. 118.

5- Sözler, s. 298.

6- Lem’alar, s. 353.

7- Mektûbât, s. 234.

8- Mesnevî-i Nûriye, s. 113.
 
EL-VEDÛD

“Sonsuz muhabbete, yegâne lâyık olan.”

“Mahlukatını seven ve onların hayrını isteyen.”

“İyi kullarını seven, onları rahmet ve rızasına erdiren.”

“(Rabbin), ilk olarak yaratan ve tekrar diriltendir.O, Ğafur ve Vedûd’dur.” (Bürûc Sûresi, 85/14)
Bir hadis-i kutsîde, Ben gizli bir hazine idim. Bilinmeye muhabbet ettim ve mahlukatı yarattım.buyrulur. Nur Müellifi, “Muhabbet bu kâinatın bir sebeb-i vücududur." buyurmakla bu hakikate işaret eder. Yani, Cenâb-ı Hak, isimlerinin tecelli etmesini murat etmiş ve bu âlemi yaratmıştır.

Muhyiddin Arabî Hazretleri, Rahmetim gazabımı geçti." hadis-i kutsîsini şöyle tefsir ve tevil eder:

Allah, dileseydi bütün isimlerini tecellisiz bırakırdı. Zâtı, bütün bu tecellilerden ganidir, yani O’nun o mukaddes zâtı, hiçbir ismin tecellisine muhtaç değildir. Ama o isimler tecelli etmek ve eserlerini göstermek isterler. İşte Cenâb-ı Hak, esmâ-yı hüsnasına rahmetle nazar etmiş, onları tecellisiz bırakmamak için bu âlemi yaratmıştır."

Kendi isimlerini, idrakinden aciz olduğumuz mukaddes bir muhabbetle seven Allah, onların tecellisine hizmet eden şu mahlukatını da sever.

İşte bu sevgi, bu merhamet Vedûd isminden gelmektedir.

Allah her bir eserini sevmekle birlikte, bu sevgi ve merhametin odak noktası, en mükemmel eser olan insandır. Çünkü, bütün ilâhî isimlerin aynası, tecelligâhı odur.

Allah’a inanan, ilâhî isimleri okuyan, onların tecellilerinden azamî ölçüde istifade etmeye çalışan mü’minler, ârif ve âlim zâtlar, Allah’ın muhabbetine daha fazla mazhar olurlar. Onların, en mümtaz vasıfları, kalplerinde Allah sevgisinin hâkim olmasıdır.

Bir kulun kalbi, ilâhî muhabbetle ne ölçüde dolup taşarsa, Allah da o kulunu diğer kullarına nisbetle o kadar fazla sever. O bahtiyar kul, böylece Vedûd ismine parlak bir ayna olur.

Nur Külliyatı'ndan, harika bir tespit:

İnsan, kâinatın en câmi’ bir meyvesi olduğu için, kâinatı istila edecek bir muhabbet o meyvenin çekirdeği olan kalbine dercedilmiştir. İşte şöyle nihayetsiz bir muhabbete lâyık olacak, nihayetsiz bir kemâl sahibi olabilir.” (Sözler)

Bu ism-i şerif için kaydettiğimiz mânâlardan birisi, ‘mahlukatını seven ve onların hayrını isteyen,’ şeklinde idi. Bu mânâya göre, bir kul diğer insanlara ve hatta hayvanlara ve bitkilere, rahmet nazarıyla baktığı, onları Allah namına sevdiği ve onlara yardım ettiği ölçüde Vedûd isminden ayrı bir feyiz alır.
 
Esmaül Hüsna Her Derde Deva

Her Derde Deva İsmi Şerifler


Sağlıklı bir ömür için El- Vasi
İyi bir idareci olmak için El-Vali
Yeni bir iş kurmak için El-Hakim
Küsleri barıştırmak için El- Cami
Bolluk ve bereket için El- Hamid
Bedenen güçlü olmak için El- Kaviy
Sevmek ve sevilmek için El- Vedud
Daima yükselmek için El- Mukkadim
Birinin elinizden tutması için El-Veli
Her meselenin çözümü için Ez- Zahir
Birilerine iyilik yapmak için El- Latif
İlim ve irfanınızın artması için EL-Alim
Cesur ve atılgan olmak için El -Kahhar
Alacaklarınızı tahsil etmek için El-Bais
Hafızanızın kuvvetlenmesi için El- Habir
İzzet ve şerefinizin artması için El- Mecid
Ağır hastalıklardan korunmak için El-Mümin
İkna kabiliyetinizin yükselmesi için El- Azim
Kaybettiğiniz bir şeyi bulmak için El- Vacid
Üzüntü ve sıkıntıdan kurtulmak için El Halik
Yaşamda neşeli ve enerjik olmak için El-Hayy
İşlerinizde daha başarılı olmak için El- Muhyi
Kötü alışkanlıklardan kurtulma için Er- Reşit
Kötü birinin uzaklaştırılması için El- Muahhir
Zekanızın daha kuvvetli olması için El- Muhsi
Herhangi bir hedefe ulaşmak için El- Musavvir
Eşinizle aranızın daha iyi olması için El- Muksit
Hatırı sayılır insanların sizi sevmesi için El- Vali
Şansınızın ve talihinizin açılması için Eş- Şekkkur
Elinizdeki fırsatları değerlendirmek için El- Muid
Elinizdeki bir şeyi muhafaza etmek için Er-Rakib
İhtiyacınız olan bir şeyi elde etmek için El- Mukit
İnsanlardan hürmet ve saygı görmek için El- Kebir
Sizde eksik olan bir şeyi tamamlamak için El- Mukit
Arzu ve isteklerinizin kabul olunması için El- Mucib
İşinizde yükselmek ve kariyer yapmak için Er- Rafi
Çocuklarınızın size daha itaatkar olması için El- Hadi
Maddi ve manevi anlamda güçlü olmak için El- Metin
Sizde eksik olan bir şeyin tamamlanması için El- Cebbar
Şefkatli ve merhametli olmak için ER-Rahim, Er-Rahman
Aranız açık bir arkadaşınızla barışmak için Celle Celelahü
İnsanlar arasında başı dik ve alnı açık gezmek için El- Hasib
Size zarar verecek kişilerin sizden uzaklaşması için Ed- Darr
Başkalarını duygu ve düşüncelerini anlamak için El Müheymin
Birinin gücü ve varlığı karşısında zayıf kalmamak için El-Müzill
Başladığınız bir işi başarıyla sonuna kadar götürmek için El-Vekil
Zihinsel,ruhsal ve bedensel olarak organize olmak için El-Kayyum
Herhangi bir konuda haklı olduğunuzu ispatlamak için El- Hakem
Birine yaptırmak istediğiniz işinizin kolaylıkla olması için El-Rezzak
Maddi ve manevi anlamda sıkıntıya düşmemek için El-Muğni, En-Nafi
Olmadık yerden başınıza felaketlerin gelmemesi için El -Mani, Es-Selam
 
Esmaül Hüsna Duası

Yâ Rabbi

Seni tarif etmektedir bütün güzel isimler

Sen güzel isimlerini aşikar etmezsen ruhum karanlıkta kalır.

Esma'ül hüsnâ'na şahit yaz beni...


Ya Allah!

Sensin Allah, sanadır kulluğum..

Sendedir çarem

Seninledir varlığım

Seni arar ruhum

Seni anar kalbim

Başkasına değil Sana muhtacım

Başkasını değil Seni çağırırım


Başkası yaratılmıştır Sen yaratansın

Başkası devamsızdır

Sen daimsin ve daim eyleyensin

Başkaları muhtaçtır

Sen ihtiyaçsızsın ve ihtiyaçları görensin

Başka ilah yok Sen Allah'sın

Sen ki, eşi benzeri olmayansın

Sen ki bütün eksiksiz sıfatların sahibisin

Cemaline çevir yüzümü , başkasına rağbet ettirme kalbimi


Ya Rahman!

Sen öyle rahmet edersin ki

Rahmetinin bir cilvesi cennetim olur

Rahmetinden bir parıltı sonsuz mutluluğumdur

Rahmetinin bir damlası herkesin rızkına kefil olur

Şu çorak gönlüme merhametini indir

Şu fani ömrümü sonsuzluğa eriştir...

Amîn!..


 
Esmaül Hüsna

1-"Hüvallahü'l-lezi La ilahe illa hu""Allah" O kendinden baska hiç bir ilah bulunmayan tek bir Allah'tır.

2--."er-Rahman":Esirgeyici,bütün mahlukatına rahmetiyle muamele eden(dünyada
3)-"er-Rahim":Bagışlayıcı,sevdiklerin e ve müminlere merhamet eden(ahirette

4)"el-Melik":Mülkün sahibi,mülk ve saltanatı devamlı olan

5-"el-Kuddüs":Her türlü eksiklik ve ayıplardan münezzeh olan.

6-"el-Selam":Her çesit afet ve kaderlerden emin olan.

7-"el-Mü'min":Kullarına emniyet veren.Kendinin ve peygamberlerinin doğruluğunu ortaya koyan,kullarına yaptığı vadinde sadık.

8-"el-Müheymin"saltanatı hakkında dilediği gibi tasarruf eden,her şeyi gözetip koruyan.

9-"el-Aziz":Izzet sahibi,maglup edilmesi imkansız olan,her seye galip olan.

10-"el-Cabbar":Azamet ve kudret sahibi,istedigini mutlak yapan,diledigine muktedir olan.

11-"el-Mütekebbir":Ululuk sahibi,her seyde ve her hadisede büyüklügünü gösteren.

12-"el-Halik":Her seyin varlığını ve gecirecegi halleri takdir eden,yaratan,yoktan vareden, büyüklükte eşi olmayan.

13-"el-Bari":Her şeyin aza ve cihazını birbirine uygun yaratan.

14-"el-Muvassir":Tasvir eden ,her seye bir sekil ve hususiyet veren.

15-"el-Gaffar":Kullarının günahını örten,magfireti çok,günahlari bagışlayıcı.

16-"el-Kahhar":Her seye,her istedigini yapacak surette,galip ve hakim.

17-"el-Vahhab":Çok fazla ihsan eden,çesit çesit nimetleri daima bagışlayan.

18-"el-Rezzak":Bütün mahlukatın rızkını veren ve ihtiyacını karşılayan.

19-"el-Fettah":Her türlü müşkülleri açan ve kolaylaştıran,darlıktan kurtaran.

20-"el-Alim":Her seyi en ince noktasına kadar bilen,ilmi ebedi ve ezeli olan.

21-"el-Kabit": Diledigine darlık veren,sıkan,daraltan.

22-"el-Basit": Diledigine bolluk veren,açan,genişleten.

23-"el-Hafid":Yukarıdan aşagıya indiren,alcaltan,dereceleri düşüren.

24-"el-Rafi":Yukarı kaldıran,yükselten,dereceleri yükselten.

25-"el-Muiz":Izzet veren,aziz kılan.

26-"el-Müzil":Zillete düsüren,hor ve hakir eden.

27-"el-Semi":Her seyi işiten,kullarının niyazini kabul eden.

28-"el-Basir":Her şeyi gören.

29-"el-Hakem":Hikmet sahibi olan,yaptigi her iste hikmeti gözeten,hükmeden.

30-"el-Adl"Son derece adaletli olan.

31-"el-Latif":En ince işlerin bütün inceliklerini bilen,lütuf ve ihsan sahibi olan.

32-"el-Habir":Her şeyi iç yüzünden,gizli tarafindan haberdar olan.

33-"el-Halim":Yumuşak devranan,hilmi çok olan.

34-"el-Azim"tek azametli olan,yüce.

35-"el-Gafur":Çok bagışlayan,magfireti çok.

36-"el-Sekur":Kendini rızası için yapılan amelleri daha ziyadesi ile karşılayan.

37-"el-Aliyy":Çok yüce.

38-"el-Kebir"Tek büyük.

39-"el-Hafiz":Yapılan işleri bütün tavsilatıyla hifzeden,her şeyi afad ve beladan koruyan.

40-"el-Mukit":Bilen,tayin eden.Her yaradılmışın rızkını veren.

41-"el-Hasib":Herkesin hayatı boyunca yaptıklarının bütün teferruatıyla hesabını iyi bilen. Mahlukatına kafi olan.

42-"el-Celil":Azamet sahibi olan,ululuk sahibi olan.

43-"el-Kerim":Çok ikram ediçi,kerimi olan.

44-"el-Rakib".Bütün varlıklar ve bütün işler murakabesi altında bulunan.

45-"el-Mucid".Kendine yalvaranların isteklerini veren,duaları kabul eden.

46-"el-Vasi":Lütfu bol olan.

47-"el-Hakim":Emirleri,kelami ve bütün isleri hikmetli,hikmet sahibi olan.

48-"el-Vehud":Iyi kullarını seven,rızasına indiren ve sevilmeye layık olan.

49-"el-Mecid".Şani,serefi çok üstün olan.

50-"el-Bais".Ölüleri dirilten ,kabirlerden çıkaran.

51-"el-Sehid".Her zaman ve her yerde hazır ve nazır olan.

52-"el-Hakk":Vacib'ul vücut olan,varlıgı hiç degişmeden duran.

53-"el-Vekil":Tevekkül sahiplerinin isini düzeltip onlardan daha iyi temin eden.

54-"el-Kaviyy"Tek kuvvetli.

55-"el-Metin"Tek güclü.

56-"el-Veliyy"Seckin kullarının dostu.

57-"el-Hamid":Ancak kendine hamd edilen,bütün varlıgın diliyle övülen.

58-"el-Muhsin":Namütanahi de olsa,bir bir herşeyin sayısını bilen.

59-"el-Mubdi":Mahlukati maddesiz ve örneksiz olarak bastan yaratan.

60-"el-Muid":Yaradılmışlariı yok ettikten sonra tekrar yaratan.

61-"el-Muhyi":Ihya eden,dirilten,can bagışlayan,saglık veren.

62-"el-Mümit":Canlı,bir mahlukatın ölümünü yaratan,öldüren.

63-"el-Hayy": Diri,tam ve mükemmel manasıyla hayat sahibi.

64-"el-Kayyum":Yarattıklarının işini çeviren her işleneni bilen,evveli olmayan.

65-"el-Vacid".istedigini,istedigi vakit bulan.

66-"el-Macid".Kadri ve şanı büyük,kerem ve müsemahasi bol.

67-"el-Vahid":Tek.Zatında,sıifatların da,isimlerinde,efail inde ortagı ve benzeri olmayan.

68-"el-Samed":Her sey O na muhtac,fakat O hiç birseye muhtac degil.

69-"el-Kadir":istedigini,istedigi gibi yaratmaya muktedir olan.

70-"el-Mukdedir":kuvvet ve kudret sahipleri üzerinde diledigi gibi tasarruf eden.

71-"el-Mukaddim":Istedigini öne getiren,öne alan.

72-"el-Muahhir".Istedigini geri koyan,arkaya bırakan.

73-"el-Evvel":Her seyden önce var olan.

74-"el-Ahir":Her sey helek olduktan sonra geri kalan.

75-"el-Zahir":Varlığı sayısız delillerle açık olan.

76-"el-Batin":Akılların idrak edemeyecegi yüce azabı gizli olan.

77-"el-Vali":Bu muazzam kainatı ve bütün hadisati tek başına idare eden.

78-"el-Müteali":Aklın mümkün gördügü her şeyden,her halden pek yüce olan.

79-"el-Berr":Kullarına iyilik ve ihsanı,nimetleri bol olan.

80-"el-Tevvab":Tevbeleri kabul edip günahları bagışlayan.

81-"el-Muntekim".Günahkarlara,adaleti yle,müstahak oldukları cezayı veren.

82-"el-Afüvv".Affeden,magfiret eden.

83-"el-Rauf":Merhamet edici.pek şefkatli.

84-"Malik'ül-Mülk":Mülkün ebedi ezeli sahibi.

85-"Zülcelali ve'l-Ikram":Hem azamet sahibi,hem fazlu kerem sahibi.

86-"el-Muksit":Hükmünde ve ef alinde adaletli olan.Kaynakwh:

87-"el-Cami":Istedigini istedigi zaman istedigi yerde toplayan.

88-"el-Ganiyy":Çok zengin,hiç birseye muhtac olmayan.

89-"el-Mugni": Diledigine zenginlik veren müstagni kılan.

90-"el-Mani":Bazı şeylerin meydana gelmesine müsade etmeyen,engelleyen.

91-"el-Darr":Elem ve zarar verecek seyleri yaratan,hüsrana ugratan.

92-"el-Nafi":Hayır ve menfaat verecek seyleri yaratan,faydalandıran

93-"el-Nur":Alemleri nurlandıran,diledigine nur eden,nur olan.

94-"el-Hadi":Hidayete kavuşturan,kulunu hayırla muvaffak kılan.

95-"el-Bedi":Örneksiz,misalsiz,acaip ve hayret verici alemler yaratan.

96-"el-Baki":Varlığının sonu bulunmayan,ebedi olan.

97-"el-Varis":Varlığı devam eden,servetlerin hakiki sahibi.

98-"el-Rasit":Bütün alemleri dosdogru bir nizam ve hikmetle akibetine ulaştıran.

99-"es-Sabur":Çok sabırlı olan,isyankarlardan acele intikam almayı düşünmeyen
 
RABBİMİZİN ESMASI(İsimleri)

b_1021.jpg


Cenab-ı Hakk’a ait isimler, kâinatta icraatı müşahede edilip ve yine O güzel isimler sahibi tarafından, O’nun has kulları vasıtasıyla bize öğretilmiş isimlerdir. Allah’ın (celle celâluhû) Kur’an’da ve hadislerde geçen pek çok ismi vardır. Bunlardan doksandokuz tanesi hadis-i şeriflerde bildirilmiştir. Allah Rasûlü, bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyurmuşlardır: “Allah’ın doksan dokuz ismi vardır. Bunları öğrenip sayan, Allah ile muamelesinde esma-i hüsnanın sınırlarını muhafaza edip, onlara güzelce riayet ederek kullukta bulunan cennete girer.”(1) Hadiste bildirilen Allah’ın doksan dokuz ismi şunlardır:

Allah: Cenab-ı Hakk’ın bütün isim ve sıfatlarını kendinde toplayan Zatına delalet eden özel ismi.


Rahmân: Bütün mahlukatına, inanana, inanmayana merhamet edip nimetlendiren.

Rahîm: Allah’ın Rahman sıfatıyla lutfettiklerini imanla güzelce değerlendirenlere hususî rahmetini ifade eden ve “Çok merhametli” manasına gelen ismi.

Melik: Varlığın gerçek hükümdarı.

Kuddûs: Her türlü kusur ve noksanlıktan uzak, tahdid ve tasvire sığmayan, her özelliğinde mükemmel olan, tertemiz.

Selâm: Her türlü selâmetin kaynağı, ayıptan, kusurdan, eksiklikten salim, kullarını selâmete çıkaran.

Mü’min: İman, emniyet veren, şüphe ve tereddütleri kaldıran, kendisine sığınanlara iman, korkanlara eman verip onları koruyan.

Müheymin: Görüp gözeten, her şeye şahid olan ve koruyup, sıyanet eden.

Azîz: Üstün kudret sahibi, mutlak galip.

Cebbar: Yaratıklarının hallerini ve işlerini düzelten, iradesi ile onları istediği şekilde yöneten ve hükmünün yerine gelmesine karşı konulamayan.

Mütekebbir: Her şeyde ve her hâdisede büyüklüğünü gösteren, büyüklük, ululuk, azamet kendisine mahsus, kendisinin hakkı olan.

Hâlik: Her şeyi yoktan yaratan.

Bâri: Yaratıklarını düzgün ve âhenkli kılan.

Musavvir: Bütün mahlûklarına özel sûretlerini veren.

Gaffâr: Kullarının günahlarını affederek örten, mağfireti engin olan.

Kahhâr: Galip gelen, hükmeden. Hâkimiyet ve kudretle mahlukata galebe eden, onları istediği şekilde yöneten ve yönlendiren, isyankârları kahreden.

Vehhâb: Karşılıksız bol bol veren, lutfeden.

Rezzâk: Mahlukatını rızıklandıran.

Fettâh: Her bir müşkil ve hayır kapısını açan.

Alîm: Her şeyi bilen.

Kâbız: Hikmeti ve lütfu gereği sıkan, daraltan, ruhları alan.

Bâsıt: Açan, genişleten, ömürleri uzatan.

Hâfıd: Dilediğini al-aşağı eden, firavnları, cebbarları, kâfirleri hor ve hakir eyleyen.

Râfi’: Dilediğini, yücelten, yükselten.

Mu’iz: Dilediğini aziz kılan.

Müzill: Dilediğini zelil eden.

Semi’: Her şeyi işiten.

Basîr: Her şeyi gören.

Hakem: Hükmeden, iyiyi kötüden ayırt eden.

Adl: Adalet sahibi.

Latîf: Lutfeden ve her şeyi incelikleriyle bilen.

Habîr: Her şeyden haberdar olan.

Halîm: İsyankarları cezalandırmakta aceleci olmayan.

Azîm: Ululuk ve azamet sahibi.

Gafûr: Günahları, hataları, çok affedip örten.

Şekûr: Kulların az amellerine karşı çok mükâfat veren, sevaplarını kat kat artıran.

Aliyy: Yaratılanlar üzerinde kudretiyle yücelik sahibi.

Kebîr: Büyük.

Hafîz: Kendisinden hiçbir şey gizli kalmayan, kullarının yaptığı her şeyi kaydeden, kudretiyle gökleri ve yeri varlıkta tutan, insanları koruyup kollayan.

Mukît: Her şey üzerinde kadir, her şeyi gözeten ve her yaratılmışın azığını veren.

Hasîb: Kâfi gelen, hesab gören, hesaba çeken.

Celîl: Karşısında hiçbir şey kendi kendine tutunamayacak, azamet ve celali ile her şeyi kahr ve yok edebilecek derecede büyüklük ve istiğnayı mutlak sahibi.

Kerîm: Kerem ve ihsan sahibi.

Rakîb: İnsanların bütün yaptıklarını kayd ve kontrol eden.

Mücîb: Dua ve dilekleri kabul edip, icabet eden.

Vâsi’: İlmi, rahmeti, gınası her şeyi kuşatan.

Hakîm: Hikmet sahibi, her şeyi yerli yerinde yapan.

Vedûd: Sevilmeye çok layık olan, kullarını çok seven.

Mecîd: Şanı yüce olan, sınırsız kerem sahibi.

Bâis: Öldükten sonra dirilten, peygamber gönderen.

Şehîd: Kendisinden hiçbir şey saklanamayan, hiçbir şeyi unutmayan, her şeye şahit olan.

Hak: Varlığı kendinden, inkârı mümkün olmayan.

Vekîl: Her şeyi tedbir ve idare eden, gözeten, Kendisinden hiçbir şeyin bilgisi gizli kalmayan, varlıkların rızık ve idareleri kendisine ait olan.

Kavî: Hiçbir halde Kendisine aczin yol bulamadığı, yegâne güç ve kuvvet sahibi.

Metîn: Kâmil kuvvet ve tam iktidar sahibi.

Velî: Kendisine inananların dost ve yardımcısı olan, kâinatın ve mahlukların işlerini tekeffül eden.

Hamîd: Her türlü hamd ve övgüye lâyık olan.

Muhsî: Her şeyi bir bir sayıp hıfz eden.

Mübdi’: Mahlukatı örneksiz ve yoktan yaratan.

Mu’îd: Mahlûkatı öldürdükten sonra tekrar yaratan.

Muhyî: Hayat veren.

Mümît: Öldüren.

Hayy: Her zaman var olan, hayat sahibi.

Kayyûm: Zevalsiz kaim olan ve her şeyin kıyam ve idaresini ayakta tutan.

Vâcid: Zengin ve hiçbir şeye ihtiyacı olmayan, dilediğini istediği anda meydana getiren.

Mâcid: Şanı yüce olan.

Vâhid: Tek ve eşsiz

Samed: Tam, eksiği olmayan, her şey kendisine muhtaç olduğu halde, Kendisi hiçbir şeye muhtaç olmayan.

Kâdir: Tam kudret sahibi, kudretine hiçbir surette acz bulaşamayan.

Muktedir: Kendisine hiçbir şey mümteni (imkânsız) olmayan, şiddet veya kuvvet ile hiç kimsenin Kendisine karşı çıkamayacağı tam kudret sahibi.

Mukaddim: Dilediğini öne alan.

Muahhir: Dilediğini geri bırakan.

Evvel: Bütün varlıklardan önce var olan, Kendisine hiçbir şeyin sebkat etmediği Zat.

Âhir: Sonu olmayan, varlıkların geçmesinden sonra bâki kalan.

Zâhir: Her şeye galip her şeyin üstünde olan Yüce, delilleriyle, işleriyle aşikâr olan.

Bâtın: Hiçbir gözün idrak edemeyeceği, hiçbir vehmin kuşatamayacağı her şeyin içine nüfuz eden, her şeye her şeyden daha yakın olan Zat.

Vâlî: Bütün varlığı idare ve tasarruf eden.

Müteâli: Her şeyden aşkın ve yüce olan.

Berr: Kullarına karşı çok şefkatli, iyiliği bol olan.

Tevvâb: Kulların tevbelerinin her yenilenmesinde, onların tevbelerini kabul buyuran.

Müntakim: Suçluları, adaletiyle hak ettikleri cezaya çarptıran.

Afüvv: Cezalandırmaya kadir olduğu halde lutfedip bağışlayan, affeden.

Raûf: Merhameti, şefkati, engin olan.

Mâlikü’l-mülk: Mülkün gerçek sahibi, varlıklar üzerinde istediği gibi tasarruf eden.

Zü’l-celâli ve’l-ikram: Ululuk ve ikram sahibi.

Muksıt: Adil, bütün işlerini yerli yerinde, dengeli kılan.

Câmi’: Dilediğini istediği anda ve istediği yerde toplayan.

Ganiyy: Kimseye ihtiyacı bulunmayan ve her şeyin kendisine muhtaç olduğu zengin.

Muğnî: Dilediğini zengin hale getiren.

Mâni’: Dilediğine engel olan. Kullarından itaat edenleri kötülüklerden koruyan, yardım eden.

Dârr: Elem ve zarar veren şeyleri yaratan ve dilediğini bunlarla imtihan eden.

Nâfi’: Hayır ve yarar veren şeyleri yaratan ve dilediğini bunlardan yararlandıran.

Nûr: Âlemleri ve gönülleri nurlandıran.

Hâdî: Hidayet eden, her şeye varlıklarını sürdürme yollarını gösteren.

Bedî’: Eşsiz bir biçimde yaratan.

Bâkî: Varlığının nihayeti olmayan, dâimi var olan.

Vâris: Her şey yokluğa döndükten sonra da varlığı ve saltanatı devam eden, bütün servetlerin hakiki sahibi.

Reşîd: Her şeyi bir hikmet ve nizam üzere hedefine ulaştıran, yol gösteren.

Sabûr: İsyankarları hemen cezalandırmayıp mühlet veren, çok sabırlı.

Allah’ın isimleri doksan dokuz tane mi?

Allah’ın isimleri, sadece bu isimlerden ibaret değildir. Hadis-i şerifte doksan dokuz sayısının zikredilmesi, bunlardan başka ilâhî isim yoktur anlamında bir sınırlama değildir. Bunlar en meşhur isimlerdir. Yoksa Allah’ın sayısız ismi vardır.

Biz Esmâ-i İlâhiye’nin tamamını bilmiyoruz. Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) bir kimsenin afet ve musibetler dolayısıyla tasalandığında okuması için talim ettikleri duada, “Allah’ım, ben Senin kulunum, kullarından bir erkekle bir kadının oğluyum. Perçemim Senin (kudret) elindedir. Hakkımdaki kararın yürürlükte ve takdirin âdilânedir. Senden, kendini isimlendirdiğin, Kitab’ında zikrettiğin, mahlûkatından herhangi birine öğrettiğin veya gayb ilminde kendine tahsis ettiğin (kimseye bildirmediğin) her ismin hürmetine... Kur’an’ı kalbimin baharı, gözümün nuru, hüzün, gam ve tasamın gidericisi kılmanı diliyorum.”(2) buyuruyor. Demek ki, sadece bir insanın bildiği, yalnız bir kitapta zikredilmiş, tek bir salih kul, cin veya meleğe bildirilmiş ya da kimseye bildirilmeyip ilm-i İlâhî’ye has kılınmış isimler de vardır.

DİPNOTLAR

1- Tirmizi, Daavat, 82; Buharî, Tevhid, 12.

2-Müsned, 1/391; Hakim, Müstedrek, 1/690.

 
Esmaül Hüsna Nedir ? - Esmaül Hüsna Ne Demektir?

Arapça'da -isim- kelimesinin çoğulu olan -esmâ- ile -güzel, en güzel- anlamına gelen -hüsnâ- kelimeleriyle oluşan -esmâül hüsnâ- terimi Kur'ân-ı Kerîm ve Hadis-i şerîflerde Allah-ü Teala'ya nisbet edilen isimleri ifade eder.

Allah'in 99 ismi vardir. Her kim bu isimleri sayarsa, anlarsa, ezberlerse cennete girer.
Hz. Muhammed (SAV)

(SAV) ; sallallahu aleyhi ve sellem ' dir, bu salavatin açilimi ise Allah'in selami O'nun (peygamberimiz hz. Muhammed Mustafa'nin) üzerine olsun demektir.

Peygamberimiz (s.a.v.) bir hadis-i seriflerinde "Allah'in doksan dokuz -yüzden bir eksik- ismi vardir. Kim bunlari ezberlerse Cennet'e girer." diye beyan edip ardindan, bu Isimleri saymistir. Bu 99 özel Isim'in hepsine birden ESMA'ÜL-HÜSNA (Ki -Isimlerin en güzelleri- demektir) denir.

Peygamber aleyhisselam bize, dualarimizda Allah'imizin bu GÜZEL ISIMLERINE yer vermemizi siddetle tavsiye etmis , bunun dualarimizin kabulüne vesile olacagini beyan etmistir . Bu tavsiyeyi emir seklinde Kur'an-i Kerim'de de görüyoruz:"En güzel isimler Allah'indir. O halde O'na o güzel Isimlerle dua edin...Araf suresi/Ayet 180" . Iste bu nedenle Müslümanlar, dualarina mesela Allah'imizin 99 özel Isminden RAB ismini kullanarak "Yâ Rabb'i" veya Allah'imizin RAHMAN ve RAHIM isimlerini kullanarak "BismillahirRAHMANirRAHIM" diye baslarlar. Ve duanin içinde de mesela günahlarinin affedilmesini istiyorlarsa Allah'imizin o konuyla ilgili Ismini duaya eklerler.

 
Esmaül Hüsna Faziletleri - Allahın İsimlerini Zikretmenin Faydaları

Allahin bütün sifatlarini ( esmaül-hüsna) bir çok fazileti var , internet de vaya bir çok dini kitaplara esmaül hüsna hakkinda göz attigimizda havas ilmiyle ugrasanlarin, allahin su sifatini günlük su sayida tesbih ederek veya namazdan sonra su kadar tesbih ederek, bellirli gün ve saatlerde tesbih edilirse şu fazileti olduğu anlatılmakta tabiki bunların hepsi denenmiş ve defalarca sonuç alımıştır.

Bu Yazilara göz atinca hayatimizin her alanina yönelik bize kolaylik saglayacak, bizi tasarrufa yönlendirecek bilgileri görmekteyiz , hal böyle olunca onlarca para yatirilarak gidilen yoga derslerine, bir çok kisisel gelisim kitabina ne gerek var diyorum, çünkü her konuda cevap verecek bir kaynak cikiyor karsimiza bu da esmaül hüsna, elbelte yoga derslerine ve bu kitaplari bosverin demeyecem çünkü bunlar sosyal hayatin bir parcasi buralardan alinilacak bir çok bilgi vardir. Anlatmak istedigim esmaül hüsna yida sosyal hayatiniza sokabicegimizdir.

Burda sosyal hayatda kolaylikla taptik edilecek bir kaç tesbih örnegini vermek istiyorum.

Gücüne ve varligina karsisinda zayif kaldiginiz kimseler size kars sebebsiz yere hosnutsuz davranislari ve ezici tavirlari varsa bu kimsenin karsinia cikmadan elvel bu problemi berteraf etmek için bolca ( 75 Defa ) El-Müzill denilir.

Dargin küskün oldugunuz bir arkasinizla veya arasi bozuk iki arkadasiniz arasinda kötü münasebeti gidermek için allah rizasi için niyet ederek "falanca kisi ile arami düzelt" 200 defa ya vedud Celle Celalühü denilirse mevcut olan dargin kalmayacaktir.

Mühim bir isini yaptirmak istedigi kimsenin karsisinda 26 El-Rezzak defa okunursa karsinizdaki kisi isinizi kolaylastircaktir.

Kirici, kötü huy sahibi kimseler için bir bardak suya bu mübarek ismi serif 7 defa okunarak içirilirse ahlâki düzelir.

 
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Geri