Abaris
Elmas Üye
-
- Katılım
- Mayıs 24, 2016
-
- Mesajlar
- 37,867
-
- Tepkime puanı
- 3,895
-
- Puanları
- 353
Sahabi hanımlar içinde bazı parlak şahsiyetler vardır.Bunlar Asr-ı Saadet’te her türlü zorluk ve sıkıntıya göğüs gererek İslam’ı öğrenmeye çalişmişlar,onunla hayatlarını şekillendirmişlerdir.Hz. Ebu Bekir (r.a.)’in kızı Esma da (r.anha) bu hanımlar arasında yer alıyordu.
Hz.Ebu Bekir (r.a.),kızlarından Hz.Aişe (r.a.)’yi Resulullah’a eş olabilecek bir şekilde yetiştirirken,Esma’nın da aynı iman hizmetinde yer alması için büyük gayret göstermişti.
Hz.Esma’nın babasından aldığı bu iman dersi ve İslam edebi,hayatı boyunca ona kılavuz olacak,seçkin bir mevkie getirecekti.
Hz.Esma’nın ilk hizmeti hicret esnasında göründü.Peygamberimizle babasına elinden gelen yardımı yapmak için çırpındı.
Peygamberimiz kendisine hicret izin verilince,müşriklerin gözleri önünden geçerek Hz.Ebu Bekir’in evine gitmiş,hicret edeceğini söylemiş ve kendisinin de yanında olacağini müjdelemişti.Hz. Esma da oradaydı.Babasının hicret gibi mühim bir hadisede Peygamberimizle birlikte olacağini öğrenince çok sevindi.
Hemen harekete geçti.Peygamberimizle babasına yol azığı hazırlanmasına yardımcı oldu.Biraz sonra gerekli azık hazırlandı.
Fakat azık torbasını ve su kabını bağlamak için bir ip bulunamamişti.Hz.Esma daha fazla bekleyemedi.
Hemen belindeki çok sevdiği kuşağı çıkardı,ortadan iki parçaya ayırdı.Bir parçasıyla yemek kabının,diğer parçasıyla da su kabını bağladı.
Peygamberimiz (A.S.m.),Hz.Esma’nın bu candan alaka ve samimiyetini seyrediyordu.Çok sevinmişti.Bir müjde verdi:
’’Ey Esma,sana cennette iki kuşak verilecek.’’ buyurdu.
Bu taltif,Esma için dünyalara bedeldi.Gayretinin mükafatını Peygamberimizden duymanın sürurunu yaşıyordu.
Artık bundan sonra Hz.Esma, ’’Zatü’n-Nitakeyn’’ yani ’’İki kuşak sahibi’’ diye anılacak muşhur olacaktı.
Biraz sonra Peygamberimiz ile Hz. Ebu Bekir evden ayrılacaklardı.Ebu Bekir(r.a.) sıkıntı zamanında gerekli olur düşüncesiyle bütün parasını yanaına aldı.Babası Ebu Kuhafe henüz Müslüman olmadığından oğlunun İslam davası uğrunda yaptığı fedakarlığı anlayamıyor,buna bir mana veremiyordu.
Hz.Ebu Bekir’in bütün servetini yanına almasını,ailesini yoksulluk içerisinde bırakmasını istemiyor,kendi kendine söyleniyordu.
Hz.Esma,dedesinin babasının aleyhindeki sözlerini duyunca çok rahatsız oldu.
Ona mani olmasından korktu.Dedesini susturmak için bir şeyler yapmasını gerektiğini düşündü.Gitti,bir miktar ufak taş topladı.
Onları babasının paraları sakladığı yere koyup üzrine bir bezle örttü,sonra da dedesinin kolundan tutup oraya getirdi.
Hz.Esma onun elini taşların üzerinde dolaştırdı. ’’Dedeciğim babam bize bunları bıraktı.’’ dedi.
Dedesinin gözleri görmüyordu.’’Eğer size bunu bırakmışssa mesele yok’’ dedi.Bir daha sesini çıkarmadı.
Bu iki muhacir biraz sonra Mekke’den ayrılarak Sevr Mağarasına doğru yola koyuldular.Biraz sonra da oraya ulaştılar.Bir müddet orada kalacaklardı.Bu arada Resulullah ile Hz.Ebu Bekir’in hicretini öğrenen müşrikler çevreyi kuşatmışlar,yana yakıla onları aramaya koyulmuşlardı.
Buldukları an canlarına kıyacaklardı.Hz.Ebu Bekir’in evine de gittiler.Onlara kapıyı Hz.Esma açtı.Birden karşısında gözü dönmüş müşrikleri gördü.Fakat hiç telaşlanmadı.Müşrikler öfkeliydi.Sert bir şekilde.’’Ey Ebu Bekir’in kızı baban nerede?’’diye sordular.
Akılları sıra ondan öğreneceklerini zannediyorlardı.Fakat Hz.Esma bu uğurda herşeyi göze almiştı.Gerekirse ölecek,ama Resulullah ile babasının nereye gittiklerini söylemeyecekti.İmanından aldığı cesaretle,’’Babamın nerede olduğunu bilmiyorum’’ dedi.
Ebu Cehil de oradaydı.Onun bu cevabına çok kızdı.Suratına bir tokat attı.Tokadın şiddetinden Hz.Esma’nın kulağindan küpesi fırladı.
Hz.Esma,Allah ve Resul’ü uğrunda bundan çok daha şiddetlisine de razıydı.
Onların istediği şeyi yine söylemedi.Müşrikler daha fazla vakit kaybetmek istemiyorlardı.Bir şey öğrenemeyeceklerini anlayınca oradan ayrıldılar.Artık Hz.Esma korkulu dakikalar geçiriyor,gözüdönmüş müşriklerin onlara zarar vermemeleri için Cenab-ı Hakk’a dua ediyordu.
Bir ara iyice endişelendi.Gece vakti yanına azık ve su alarak Sevr Mağrasının yolunu tuttu.Bir haylide haber toplamıştı.
Duyduklarını hatırında tutabilmek için büyük gayret gösteriyordu.Bu arada çapulcu güruha görünmemek için ihtiyatlı davranmayı ihmal etmiyordu.
Bu heyecan ve telaş içerisinde Sevr Mağrasına ulaştı.Canından üstün tuttuğu Resulullah ve babasını sağ salim görünce sevinçten uçacak gibi oldu.
Yiyecek ve içecekleri yanlarına bıraktı.Aklında tutabildiklerini bir bir anlattı.Sonra da geldiği yoldan Mekke’ye döndü.
Bir müddet sonra bu korkulu günler geride kaldı.Çünkü Peygamberimiz ve Hz.Ebu Bekir,Medine’ye uşalmiştı.Bu haber kendisine geldiğinde Hz.Esma çok sevindi.Bu nimetinden dolayı Cenab-ı Hakk’a şükretti.Bir yandan da içini bir burukluk kaplamıştı.
Mekke artık kendisi için bir gurbet diyarıydı.Allah’ın Resul’ü neredeyse gerçek vatan orasıydı.Onun sohbetinden ayrı yaşamak en dayanılmaz bir azaptı.Bir müddet sonra o da hicret etti.Uzun ve yorucu bir yolculuktan sonra nurlu Medine’ye vardı.
Peygamberimiz,Hz.Esman’nın hicret esnasında yaptığı hizmetini takdirle kaşılamıştı.Bu fedakar sahabiyi ’’Her Peygamberin bir havarisi var,benim havarim de Zübeyr’dir.’’ buyurarark methettiği Hz.Zübeyr ile evlendirdi.
Her ikisi de birbirine denkti.İkisi de İslam’a gönül vermiş,Peygamber’e talabe olmuş,ömürlerini Kur’an hizmetine adamış bahtiyarlardı.
Resulullah’ın tensip ettiği bu evlilik,bu beraberlik,hayat boyu mesut bir şekilde devam edecekti.Niye etmesindi ki?
Hz.Zübeyr dünyadayken cennetle müjdelenmiş bir iman eriydi.Hz.Esma da dünyadayken ’’Cennet kuşağı’’ giyebilme müjdesinin sahibi bir hanımefendiydi.Kaderin garip bir tecellisidir ki,baba Resulullah’ın en sevgili arkadaşı,kız Peygamberimizin baldızı ve en yakın sahabisinin hanımı,fakat anne İslam safının dışındaydı.
Müslüman olmayı kabul etmediği için,Hz.Ebu Bekir ondan ayrılmak zorunda kalmıştı.Bu sebeble Hz.Esma,annesine bütün kalbiyle ısınamıyordu.
Her ne kadar dünyaya gelmesini vesile olmuşsa da,iman bağı bu sevgiye engel oluyordu.
Bir gün Hz.Esma’nın annesi Kuteyle,zorlukla taşıyabildiği hediyelerle kızını görmeye gelmişti.Esma,annesini içeriye almakta ve hediyelerini kabul etmekte tereddüt gösterdi.Resulullah’a sormadan onu içeri almayı uygun bulmadı.’’Baba bir kardeşi’’ Aişe’ye haber göndererek,bu hususta Resulullah’ın fikrini sordu.Peygamberimiz şöyle diyordu;
’’Esma’ya söyleyin,annesini içeriye alsın getirdiği hediyeleride kabul etsin.’’
Hz.Esma,Peygamberimizin emrine aynen uydu.Annesini içeri aldı.Müşrik de olsa ona hürmette kusur etmedi.
Bu hadise üzerine şu mealdeki ayet-i kerime nazil oldu;
’’Sizinle din hususunda savaşmamiş ve sizi yurtlarından çıkarmamiş olanlara iyilik ve adeletle davranmanızı Allah sizi yasaklamaz; çünkü; Allah,adaletle haraket edenleri sever.’’ ( Mümtehine Suresi-8-9.Ayetler. )
( 1 )
Hz.Esma zaman zaman Peygamberimizin sohbetinde bulunan ve ondan feyiz alan sayılı sahabi kadınlardan biriydi.
Sıks sık sohbetinde bulunurdu.Bunda Peygamberimizin ’’baldızı’’ olması büyük bir payı vardı.
Bir defasında üzerinde ince bir elbiseyle Peygamberimizin huzuruna gelmişti.Peygamberimiz eniştesi olduğu için böyle giyinmekte bir mahzurun olmayacaığını düşünmüştü.Fakat Resulullah (A.S.m.) onu o halde görünce yüzünü çevirdi,sonra da şu ikaz da bulundu;
’’Ey Esma,bir kadın adet görmeye başladığı zaman ( mübarek elini yüzüne işaret ederek ) şu ve şu uzvu dışında başka yerini göstermesi caiz değildir.’’ ( 2 )
Hz.Esma bu ikazdan sonra artık Resulullah’ın tavsiyesine uygun giyindi.Hayatının sonuna kadar tesettürün en güzel şekline riayet etti.
Bir defasında oğlunun aldığı çok pahalı,fakat ince bir elbiseyi ’’Tesettüre uygun değil ’’ diye reddetti.
Hz.Esma son derece haya sahibiydi.Zaten haya duygusu kadın için en büyük ziynetti.Bir defasında uzak bir yerden hurma taşırken Peygamberimizle karşılaşmıştı.Resulullah’ın yanında sahabilerden bir kaç kişi daha vardı.Devesini çöktürdü.Baldızını terkisine almak istedi.Fakat Hz.Esma,utancından deveye binmedi.Ağir yükü başında taşımaya razı oldu.
Esma(r.anha),eli açık,gönlü zengin,cömert bir insandı.Bilhassa Peygamberimizin kendisine hitaben;
’’Ya Esma elini bağlama; aksi halde Cenab-ı Hakk da senin üzerine olan ihsanını göndermez.’’ ( 3 )
Buyurmasından sonra,cömertlikle müstesna bir mevkie yükseldi.İhtiyaçtan fazla yanında bir şey bırakmaz,hepsini fakir fukaraya dağitirdi.
Kendisi sade bir hayat yaşardı.Çocuklarına da cömert olmaları tavsiyesinde bulunur;
’’Malınızı Allah yolunda harcayın.Sadaka verin.Bir hayrı ihmal etmekle hiçbirşeyi fazlalaştırmış olmasınız.Sadaka vermekle malınızın eksileceğini zannetmeyiniz.’’ derdi.
Esma (r.anha),her insan gibi zaman zaman hasta olurdu.Fakat hiçbir zaman halini insanlara şikayet etmezdi.
Çünkü hastalığın Cenab-ı Hakk’ın emriyle geldiğine ve günahlara keffaret olduğuna inancı sonsuzdu.
Hem insan hiç hastalanmasına sıhhat nimetinin şükrünü nasıl eda edecekti?Diğer taraftan hastalıklar Cenab-ı Hakk’a dua etmek için büyük bir vesileydi.Bu sebeble hastalıktan dolayı şikayette bulunmak,kadere itiraz edercesine ’’ah.of’’ diye inlemek manasızdı.
İşte Hz.Esma bütün bunların şuurundaydı.Hastalığı sabır ve tevekkülle karşılardı.
Bir defasında şiddetli bir baş ağrısına yakalanmıştı.Elini başının üzerine koydu ve teslimiyet içerisinde şöyle dua etti:
’’Gerçi başım çok ağrıyor,fakat Allah’ın affetmesini temenni ettiğim günahlarım daha çoktur.’’
Bu büyük İslam kadını,kanaatkarlığı ile de temayüz etmişti.Kısmetine razı olur,şükreder,daha fazlasını istemezdi.
Kocası Hz.Zübeyr fakir bir insandı.Evlendiğinde bir atından başka hiçbirşeyi yoktu.Hz.Esma,ihtiyaçlarının teminini kolaylaştırmak için elinden gelen işleri yapmaktan geri durmazdı.
Resulullah’ın ganimet mallarından verdiği uzak bir hurma ağacından,başının üzerinde hurma taşırdı.Ev işlerini yetiştirir,hurma çekirdeklerini öğüterek yem haline getirir,uzak yerlerden su taşırdı.
Hz.Ebu Bekir,kızının çok yorulduğunu görünce ona bir hizmetçi göndermişti.Esma (r.anha) buna çok sevindi.
’’Babam hizmetçi göndermekle beni,kölelikten hürriyetime kavuşturmuşcasına memnun etti.’’ diyerek şükran hislerini ifade etti.
Hz.Esma azami ölçüde itisadi riayet eder,lüzumsuz yere masraflardan sakınırdı.Çünkü iktisat hem Allah’ın emriydi,hem de aile huzurunun temelini teşkil ediyordu.
Alıntı..
Hz.Ebu Bekir (r.a.),kızlarından Hz.Aişe (r.a.)’yi Resulullah’a eş olabilecek bir şekilde yetiştirirken,Esma’nın da aynı iman hizmetinde yer alması için büyük gayret göstermişti.
Hz.Esma’nın babasından aldığı bu iman dersi ve İslam edebi,hayatı boyunca ona kılavuz olacak,seçkin bir mevkie getirecekti.
Hz.Esma’nın ilk hizmeti hicret esnasında göründü.Peygamberimizle babasına elinden gelen yardımı yapmak için çırpındı.
Peygamberimiz kendisine hicret izin verilince,müşriklerin gözleri önünden geçerek Hz.Ebu Bekir’in evine gitmiş,hicret edeceğini söylemiş ve kendisinin de yanında olacağini müjdelemişti.Hz. Esma da oradaydı.Babasının hicret gibi mühim bir hadisede Peygamberimizle birlikte olacağini öğrenince çok sevindi.
Hemen harekete geçti.Peygamberimizle babasına yol azığı hazırlanmasına yardımcı oldu.Biraz sonra gerekli azık hazırlandı.
Fakat azık torbasını ve su kabını bağlamak için bir ip bulunamamişti.Hz.Esma daha fazla bekleyemedi.
Hemen belindeki çok sevdiği kuşağı çıkardı,ortadan iki parçaya ayırdı.Bir parçasıyla yemek kabının,diğer parçasıyla da su kabını bağladı.
Peygamberimiz (A.S.m.),Hz.Esma’nın bu candan alaka ve samimiyetini seyrediyordu.Çok sevinmişti.Bir müjde verdi:
’’Ey Esma,sana cennette iki kuşak verilecek.’’ buyurdu.
Bu taltif,Esma için dünyalara bedeldi.Gayretinin mükafatını Peygamberimizden duymanın sürurunu yaşıyordu.
Artık bundan sonra Hz.Esma, ’’Zatü’n-Nitakeyn’’ yani ’’İki kuşak sahibi’’ diye anılacak muşhur olacaktı.
Biraz sonra Peygamberimiz ile Hz. Ebu Bekir evden ayrılacaklardı.Ebu Bekir(r.a.) sıkıntı zamanında gerekli olur düşüncesiyle bütün parasını yanaına aldı.Babası Ebu Kuhafe henüz Müslüman olmadığından oğlunun İslam davası uğrunda yaptığı fedakarlığı anlayamıyor,buna bir mana veremiyordu.
Hz.Ebu Bekir’in bütün servetini yanına almasını,ailesini yoksulluk içerisinde bırakmasını istemiyor,kendi kendine söyleniyordu.
Hz.Esma,dedesinin babasının aleyhindeki sözlerini duyunca çok rahatsız oldu.
Ona mani olmasından korktu.Dedesini susturmak için bir şeyler yapmasını gerektiğini düşündü.Gitti,bir miktar ufak taş topladı.
Onları babasının paraları sakladığı yere koyup üzrine bir bezle örttü,sonra da dedesinin kolundan tutup oraya getirdi.
Hz.Esma onun elini taşların üzerinde dolaştırdı. ’’Dedeciğim babam bize bunları bıraktı.’’ dedi.
Dedesinin gözleri görmüyordu.’’Eğer size bunu bırakmışssa mesele yok’’ dedi.Bir daha sesini çıkarmadı.
Bu iki muhacir biraz sonra Mekke’den ayrılarak Sevr Mağarasına doğru yola koyuldular.Biraz sonra da oraya ulaştılar.Bir müddet orada kalacaklardı.Bu arada Resulullah ile Hz.Ebu Bekir’in hicretini öğrenen müşrikler çevreyi kuşatmışlar,yana yakıla onları aramaya koyulmuşlardı.
Buldukları an canlarına kıyacaklardı.Hz.Ebu Bekir’in evine de gittiler.Onlara kapıyı Hz.Esma açtı.Birden karşısında gözü dönmüş müşrikleri gördü.Fakat hiç telaşlanmadı.Müşrikler öfkeliydi.Sert bir şekilde.’’Ey Ebu Bekir’in kızı baban nerede?’’diye sordular.
Akılları sıra ondan öğreneceklerini zannediyorlardı.Fakat Hz.Esma bu uğurda herşeyi göze almiştı.Gerekirse ölecek,ama Resulullah ile babasının nereye gittiklerini söylemeyecekti.İmanından aldığı cesaretle,’’Babamın nerede olduğunu bilmiyorum’’ dedi.
Ebu Cehil de oradaydı.Onun bu cevabına çok kızdı.Suratına bir tokat attı.Tokadın şiddetinden Hz.Esma’nın kulağindan küpesi fırladı.
Hz.Esma,Allah ve Resul’ü uğrunda bundan çok daha şiddetlisine de razıydı.
Onların istediği şeyi yine söylemedi.Müşrikler daha fazla vakit kaybetmek istemiyorlardı.Bir şey öğrenemeyeceklerini anlayınca oradan ayrıldılar.Artık Hz.Esma korkulu dakikalar geçiriyor,gözüdönmüş müşriklerin onlara zarar vermemeleri için Cenab-ı Hakk’a dua ediyordu.
Bir ara iyice endişelendi.Gece vakti yanına azık ve su alarak Sevr Mağrasının yolunu tuttu.Bir haylide haber toplamıştı.
Duyduklarını hatırında tutabilmek için büyük gayret gösteriyordu.Bu arada çapulcu güruha görünmemek için ihtiyatlı davranmayı ihmal etmiyordu.
Bu heyecan ve telaş içerisinde Sevr Mağrasına ulaştı.Canından üstün tuttuğu Resulullah ve babasını sağ salim görünce sevinçten uçacak gibi oldu.
Yiyecek ve içecekleri yanlarına bıraktı.Aklında tutabildiklerini bir bir anlattı.Sonra da geldiği yoldan Mekke’ye döndü.
Bir müddet sonra bu korkulu günler geride kaldı.Çünkü Peygamberimiz ve Hz.Ebu Bekir,Medine’ye uşalmiştı.Bu haber kendisine geldiğinde Hz.Esma çok sevindi.Bu nimetinden dolayı Cenab-ı Hakk’a şükretti.Bir yandan da içini bir burukluk kaplamıştı.
Mekke artık kendisi için bir gurbet diyarıydı.Allah’ın Resul’ü neredeyse gerçek vatan orasıydı.Onun sohbetinden ayrı yaşamak en dayanılmaz bir azaptı.Bir müddet sonra o da hicret etti.Uzun ve yorucu bir yolculuktan sonra nurlu Medine’ye vardı.
Peygamberimiz,Hz.Esman’nın hicret esnasında yaptığı hizmetini takdirle kaşılamıştı.Bu fedakar sahabiyi ’’Her Peygamberin bir havarisi var,benim havarim de Zübeyr’dir.’’ buyurarark methettiği Hz.Zübeyr ile evlendirdi.
Her ikisi de birbirine denkti.İkisi de İslam’a gönül vermiş,Peygamber’e talabe olmuş,ömürlerini Kur’an hizmetine adamış bahtiyarlardı.
Resulullah’ın tensip ettiği bu evlilik,bu beraberlik,hayat boyu mesut bir şekilde devam edecekti.Niye etmesindi ki?
Hz.Zübeyr dünyadayken cennetle müjdelenmiş bir iman eriydi.Hz.Esma da dünyadayken ’’Cennet kuşağı’’ giyebilme müjdesinin sahibi bir hanımefendiydi.Kaderin garip bir tecellisidir ki,baba Resulullah’ın en sevgili arkadaşı,kız Peygamberimizin baldızı ve en yakın sahabisinin hanımı,fakat anne İslam safının dışındaydı.
Müslüman olmayı kabul etmediği için,Hz.Ebu Bekir ondan ayrılmak zorunda kalmıştı.Bu sebeble Hz.Esma,annesine bütün kalbiyle ısınamıyordu.
Her ne kadar dünyaya gelmesini vesile olmuşsa da,iman bağı bu sevgiye engel oluyordu.
Bir gün Hz.Esma’nın annesi Kuteyle,zorlukla taşıyabildiği hediyelerle kızını görmeye gelmişti.Esma,annesini içeriye almakta ve hediyelerini kabul etmekte tereddüt gösterdi.Resulullah’a sormadan onu içeri almayı uygun bulmadı.’’Baba bir kardeşi’’ Aişe’ye haber göndererek,bu hususta Resulullah’ın fikrini sordu.Peygamberimiz şöyle diyordu;
’’Esma’ya söyleyin,annesini içeriye alsın getirdiği hediyeleride kabul etsin.’’
Hz.Esma,Peygamberimizin emrine aynen uydu.Annesini içeri aldı.Müşrik de olsa ona hürmette kusur etmedi.
Bu hadise üzerine şu mealdeki ayet-i kerime nazil oldu;
’’Sizinle din hususunda savaşmamiş ve sizi yurtlarından çıkarmamiş olanlara iyilik ve adeletle davranmanızı Allah sizi yasaklamaz; çünkü; Allah,adaletle haraket edenleri sever.’’ ( Mümtehine Suresi-8-9.Ayetler. )
( 1 )
Hz.Esma zaman zaman Peygamberimizin sohbetinde bulunan ve ondan feyiz alan sayılı sahabi kadınlardan biriydi.
Sıks sık sohbetinde bulunurdu.Bunda Peygamberimizin ’’baldızı’’ olması büyük bir payı vardı.
Bir defasında üzerinde ince bir elbiseyle Peygamberimizin huzuruna gelmişti.Peygamberimiz eniştesi olduğu için böyle giyinmekte bir mahzurun olmayacaığını düşünmüştü.Fakat Resulullah (A.S.m.) onu o halde görünce yüzünü çevirdi,sonra da şu ikaz da bulundu;
’’Ey Esma,bir kadın adet görmeye başladığı zaman ( mübarek elini yüzüne işaret ederek ) şu ve şu uzvu dışında başka yerini göstermesi caiz değildir.’’ ( 2 )
Hz.Esma bu ikazdan sonra artık Resulullah’ın tavsiyesine uygun giyindi.Hayatının sonuna kadar tesettürün en güzel şekline riayet etti.
Bir defasında oğlunun aldığı çok pahalı,fakat ince bir elbiseyi ’’Tesettüre uygun değil ’’ diye reddetti.
Hz.Esma son derece haya sahibiydi.Zaten haya duygusu kadın için en büyük ziynetti.Bir defasında uzak bir yerden hurma taşırken Peygamberimizle karşılaşmıştı.Resulullah’ın yanında sahabilerden bir kaç kişi daha vardı.Devesini çöktürdü.Baldızını terkisine almak istedi.Fakat Hz.Esma,utancından deveye binmedi.Ağir yükü başında taşımaya razı oldu.
Esma(r.anha),eli açık,gönlü zengin,cömert bir insandı.Bilhassa Peygamberimizin kendisine hitaben;
’’Ya Esma elini bağlama; aksi halde Cenab-ı Hakk da senin üzerine olan ihsanını göndermez.’’ ( 3 )
Buyurmasından sonra,cömertlikle müstesna bir mevkie yükseldi.İhtiyaçtan fazla yanında bir şey bırakmaz,hepsini fakir fukaraya dağitirdi.
Kendisi sade bir hayat yaşardı.Çocuklarına da cömert olmaları tavsiyesinde bulunur;
’’Malınızı Allah yolunda harcayın.Sadaka verin.Bir hayrı ihmal etmekle hiçbirşeyi fazlalaştırmış olmasınız.Sadaka vermekle malınızın eksileceğini zannetmeyiniz.’’ derdi.
Esma (r.anha),her insan gibi zaman zaman hasta olurdu.Fakat hiçbir zaman halini insanlara şikayet etmezdi.
Çünkü hastalığın Cenab-ı Hakk’ın emriyle geldiğine ve günahlara keffaret olduğuna inancı sonsuzdu.
Hem insan hiç hastalanmasına sıhhat nimetinin şükrünü nasıl eda edecekti?Diğer taraftan hastalıklar Cenab-ı Hakk’a dua etmek için büyük bir vesileydi.Bu sebeble hastalıktan dolayı şikayette bulunmak,kadere itiraz edercesine ’’ah.of’’ diye inlemek manasızdı.
İşte Hz.Esma bütün bunların şuurundaydı.Hastalığı sabır ve tevekkülle karşılardı.
Bir defasında şiddetli bir baş ağrısına yakalanmıştı.Elini başının üzerine koydu ve teslimiyet içerisinde şöyle dua etti:
’’Gerçi başım çok ağrıyor,fakat Allah’ın affetmesini temenni ettiğim günahlarım daha çoktur.’’
Bu büyük İslam kadını,kanaatkarlığı ile de temayüz etmişti.Kısmetine razı olur,şükreder,daha fazlasını istemezdi.
Kocası Hz.Zübeyr fakir bir insandı.Evlendiğinde bir atından başka hiçbirşeyi yoktu.Hz.Esma,ihtiyaçlarının teminini kolaylaştırmak için elinden gelen işleri yapmaktan geri durmazdı.
Resulullah’ın ganimet mallarından verdiği uzak bir hurma ağacından,başının üzerinde hurma taşırdı.Ev işlerini yetiştirir,hurma çekirdeklerini öğüterek yem haline getirir,uzak yerlerden su taşırdı.
Hz.Ebu Bekir,kızının çok yorulduğunu görünce ona bir hizmetçi göndermişti.Esma (r.anha) buna çok sevindi.
’’Babam hizmetçi göndermekle beni,kölelikten hürriyetime kavuşturmuşcasına memnun etti.’’ diyerek şükran hislerini ifade etti.
Hz.Esma azami ölçüde itisadi riayet eder,lüzumsuz yere masraflardan sakınırdı.Çünkü iktisat hem Allah’ın emriydi,hem de aile huzurunun temelini teşkil ediyordu.
Alıntı..