Eskimeyen Konu

Konu sahibi son olarak 449 gün önce görüldü
Pardon bilerek oldu.
İsteyerek yaptım.
Çünkü canım öyle istedi.
Kusura bak.
Geber.​
 
"Yaptığım herşeyin çok basit bir açıklaması var;
Canım öyle istiyor."​
 
O ne der? bu ne der?"
diyerek değil "canım öyle istedi"
diyerek yaşayın, aptal olmayın.​
 
Bazen bir kahve yudumlayıp bir şarkı açarsın,
susarsın ve o şarkı senin söylemek istediğin her şeyi söyler. '​
 
Ellerim uykuluyken ne eskiye, ne şimdiye tutunabiliyorum. İki uyku arasında güçlü bir omuz yok. Hep korkak omuzlar… Çöp.

Yatağın altı elma çöpleriyle doldu. …Acı, sarı ve uykulu bakıyorum.

…Aynı sokaklarda, aynı zamanlarda aralıksız yürüyorum. Gün geçtikçe bu daha kolay… Daha anlamlı… Az melankoli…
Yok kendine acıma!

Kendine acımaktan vazgeç!

Sıkıcı bir konforu var devrile devrile sayıklamanın. Hikayeni sayıklarken, sevmeyi bırakıyorsun bir kere.

Dünyanın derdi böylesine koyuyken, vasat hikayelerin aydınlanmaya ihtiyacı yok. Uykuya tutununca kırıldıkları yerden sönüyorlar ne de olsa.

Senden önce sönen sokak ışıkları bitti. “Bilmediğim sokaklarda yürüyorum. Bildiklerimden daha özgür.” dediğin zamanlar da.

Kalbin zamanı varmış. Güçlü omuzlara inandığı, güzel elleri ve ıssız sokakları inadına takip ettiği… O zamanlar her şey yakın uzakmış. Uzun, kalabalık yemek masaları… Dost, arkadaş, sürprizli sabahlar ve soğuk kış akşamları…

Şimdiki zamanda aralıksız sigara içip, aralıksız uyuyor ellerim. Kalbimin çürüğü geçti, omzumdaki burda, demiyor. Saklanan, titreyen bakışlara mutlu numarası yapmıyor. Hiç suçlu aramıyor. Suçlu yok, kalp böyle. Hatalı.

Mutsuz, dalgın ve bir başına geçiyor kalbin zamanı.

Kedileri, köpekleri, kızı için peçete satan anneleri, anneleri, çocukları, yalnız çocukları, ağaçları, sardunyaları, küs kaldıklarını, hastane koridorlarında yere bakanları yalnız bırakanları, ara sıra onu… Onları… Olmayanları… Hiç olmayacakları…

Severken geçiyor.

Acı, sarı ve uykulu geçiyor.

Zaman…

Arada, ara sıra omuzlarımı hatırlatıyorsun… İki uyku arasında…

Kaç zaman, dur biraz!

Hatırlattığın yerde dur. Kaçma. Dur biraz. Hayatın hatasını kalbe devirmekten vazgeç.

Sen hiç güçlü omuzlara bu kadar yakından baktın mı?

Dur biraz. Elmayı bırak…

Öp omuzlarımı.​
 
x_3BxXd-svv9U97j7xqvE_PRiiWd8nuN5C6gmq3gcUBj_PCufCG_odWRHyQu-ST3MWlh2v9VmhsJx8_d4L4-9V5uUscGiIyh5QNhXs1v-z66rV0C_1LFTtS29stK3re8POE=w500-h255-nc











Unutmak kadar kolaydır inan.
Sevin ağlayabiliyorsan,
Sevin ağlıyorsan,
Gül ağlayabiliyorum diye,
Gül ağlıyorum, ağlıyorum diye.
Sana birşey yapamam
Ağlayamıyorsan... -II-Ağlamak,
Bazı acılarda yetmez,
Bazı ölümlere.. Örtüsüdür bazı acıların,
Örter, örtülmez,
Savunur bir süre. Ağlayanlar sevinmeli,
Sevin ağlıyabiliyorsan,
Acılar art arda dinmeli.. Durur bir nöbetçi gibi,
Durur bir bekçi gibi,
Zamana gülmeli - gülmeli.. Sevin ağlayabiliyorsan.
Unutmanın kardeşidir ağlamak.
Uyur uyanır yatağında duyguların,
Düşüncenin kucağında, hep çocuktur
Ağlamak...​
 
Mutlu olmakla, mutsuz olmanın arasında bir yerde kaybolup gitmekten korkuyorum.”


Leon The Professional, 1994
 
Mutluluk da tahammül ister.
Onu da iyi anlamalı.”

—*| Cahit Zarifoğlu
 
Geri