Eski Türklerin Müzikle Tedavi Yöntemleri

Konu sahibi son olarak 2624 gün önce görüldü
Eski Türklerin Müzikle Tedavi Yöntemleri

Müzik bütün insanlık tarihinde duygu ve bilgilerin anlatım biçimi olarak bilinir. Müzikal sesleri diğer seslerden ayıran en önemli özellik belirli bir ritim kalıbı içinde birbirleriyle uyumlu sesler yumağı veya topluluğu olarak algılanmasıdır.

Çeşitli insan toplulukları sosyal oluşuma paralel olarak kültür değerlerinin ulaştığı vasata göre müziğin etkilerini keşfetmişler ve pek çok konuda müzikten ve onun çok yakın öğeleri olan ritim ve danstan yararlanmışlardır.
Tarih belgelerine başvurarak Türk kültürünün eski devirlerdeki oluşumuna yöneldiğimizde oldukça eski sayılacak bilgilere ulaşmaktayız: " Proto-Türk Kültürü: ... Çin kaynaklarından öğrenildiğine göre bu kültürün merkezi Shensi ve Kansu eyaletleridir ve bu kültürü yaşatanlar bilhassa yüksek düzlük yerlerde oturmaktaydılar. Bu kültürü getirenlerin sonraki Türklerin ataları olduğuna şüphe yoktur. Onlar ilk göründükleri zamanlar yani M.Ö. 3'üncü bin yılın ortalarında bile sonraları da taşıdıkları vasıflara haiz bulunuyorlardı."
" M.Ö. 3 binden itibaren Altay -Türk kültürü aynı zamanda Altay -Türk müzik kültürünün de belirleyicisidir. Altay -Türk kültürü biraz olsun dış tesirlere açıktı. Bunların kuzeyinde kapalı olan iki bölge vardı ki bunlar da Hakas ve Tuva bölgeleri gibi eski Türk kültürünün çok değerli hazineleriydi. Bu her iki kültür çevresi de Altay -Türk kültür çevresi ile ilişki halindeydiler.Bu devrin Altay kültürünün başlıca özelliği ise Güney Sibirya Kültür Karakterine girmesidir. Bunun sonucu müziklerinde benzer özellikler bulunmaktadır. Altaylılar Orhun kıyıları Moğol bozkırları ve İrtiş boylarına etkide bulunarak ve M.Ö. II. binden itibaren de ilk yurtlarından ayrılarak gelecekteki Orta Asya Türk müzik kültürünün temellerini hazırlamışlardır."
M.Ö. II. bin ve III. bin yıllarında Doğu Türkistan'daki Kalıntılarda flüt görülmekte. Özbekistan'ın orta bölgesinde bulunmuş M.Ö. I. yüzyıla ve M.S. I. yüzyıla ait heykelciklerin elinde çalgı vardır. Fergana vadisi bölgesinde ise zurna çok sıkça kullanılmıştır. Tambur Dutar Çapraz Flüt Balaban Dombra topluluklarda en çok kullanılan enstrümanlardandır.
" M.Ö. II. yüzyılda Türkler Orta Asya'nın Kuça Balasagun gibi önemli merkezlerinde yaşarlarken buraya görevli olarak gelen Çin generalinin dönüşünde Türklerden götürdüğü çalgılarla Çin Sarayında bir müzik takımı kurup Türk ezgileri çaldırdığı ve bu çalgıların Hunlara ait olduğu o çağın tarihçileri tarafından günlük saray kayıtlarına geçirildiği bilinmektedir. Bu sazlardan birinin "houkya" adında ileriden boynu dönük üzerinde perde delikleri bulunan ve sesinin gücü ile bilinen bir boru olduğu yine aynı kayıtlardan öğrenilmektedir."


PASİF ( RECEPTİV) TERAPİ M.S. 834-932 yıllarında yaşamış olan müslüman Türk bilginlerinden Ebu Bekir Razi melankoliklerin tedavisi üzerine yazdığı bir eserinde şöyle diyor: " ... melankolik hasta kesinlikle meşguliyetle tedavi edilmelidir. ... melankolik hasta balık tutma veya avlanma gibi eğlenceli işlerden biri ile uğraşmalıdır. Mümkünse çeşitli oyunlara alıştırılmalıdır; huyunu ahlakını davranışlarını beğendiği ve sevdiği kimse ile buluşup görüşmeli özellikle güzel sesle okunan şarkılar dinlemelidir."
Büyük Türk Bilgini Farabi (870-950) makamların ruha etkisini şöyle sınıflandırır:

* Rast makamı: İnsana sefa (neşe huzur) verir.
* Rehavi makamı: İnsana beka (sonsuzluk fikri) verir.
* Küçek makamı: İnsana hüzün ve elem verir.
* Büzürk makamı: İnsana havf (korku) verir.
* İsfahan makamı: İnsana hareket kabiliyeti ve güven hissi verir.
* Neva makamı: İnsana lezzet ve ferahlık verir.
* Uşşak makamı: İnsana gülme 'dilhek' verir.
* Zirgüle makamı: İnsana uyku 'nevm' verir.
* Saba makamı: İnasana şecaat (cesaret kuvvet) verir.
* Puselik makamı: İnsana kuvvet verir.
* Hüseyni makamı: İnsana sulh ( sükunet rahatlık) verir.
* Hicaz makamı: İnsana tevazu (alçak gönüllülük ) verir.

Büyük islam bilgin ve filozoflarından İbn-i Sina ( 980-1037) musikinin tıpta oynadığı rolü şöyle tanımlamaktadır: " ...tedavinin en iyi yollarından en etkililerinden biri hastanın akli ve ruhi güçlerini arttırmak ona hastalıkla daha iyi mücadele için cesaret vermek ona en iyi musikiyi dinletmek onu sevdiği insanlarla bir araya getirmektir..."
İbn-i Sina Farabi'nin eserlerinden çok yaralandığını ve hatta musikiyi de ondan öğrenerek Tıp mesleğinde tatbike koyduğunu söylemektedir. Arapça yazdığı Kitap'ün necat ve Kitab'ün Şife'deki12 fasıl tamamen musikiye ayrılmış olduğundan bu kısım Baron Rodolph Dearlangar tarafından Fransızca olarak 'La musique Arap' adıyla yayınlanmıştır.
Eski Türk hekimlerinden Şuuri'nin 'Tadil-i Emzice' adlı eserinde müzik ile tedavi hakkında geniş bilgi vardır. Şuuri 'Tadil-i Emzice'de belirli makamların günün belirli zamanlarında etkili olduğunu belirtmektedir. Ona göre:

* Rast ve Rehavi makamları: Seher zamanları etkilidir.
* Hüseyni makamı: Sabahleyin etkilidir.
* Irak makamı: Kuşlukta etkilidir.
* Nihavend makamı: Öğleyin etkilidir.
* Hicaz makamı: İki ezan arası etkilidir.
* Buselik makamı: İkindi zamanı etkilidir.
* Uşşak makamı: Gün batarken etkilidir.
* Zengüle makamı: Gurubdan sonra etkilidir.
* Muhalif makamları: Yatsıdan sonra etkilidir.
* Rast makamı: Gece yarısı etkilidir.
* Zirefkend makamı: Gece yarısından sonra etkilidir.

Şuuri'ye göre musikinin meclis adamlarına olan etkileri de birbirlerinden farklıdır.

* Ulema ( Alimler ) Meclisine: Rast ve Tevabii makamları
* Ümera ( Emirler ) Meclisine: Isfahan ve Tevabii makamları
* Dervişler Meclisine: Hicaz ve Tevabii makamları
* Sufiler Meclisine: Rehavi ve Tevabii makamları etkilidir.

Günümüzden 900 sene önce Selçuklu Sultanı Nureddin Zengi tarafından Şam'da yaptırılan Nureddin Hastanesi'nde musiki makamları tedavi amacıyla kullanılmıştır.
Sonraki dönemlerde Amasya Sivas Kayseri Manisa Bursa İstanbul (Fatih Külliyesi) ve Edirne şifahanelerinde musiki ile tedavi uygulanmıştır. Evliya Çelebi seyahatnamesinde şöyle yazılıdır: " Merhum ve mağfur Bayezid Veli ... Vakıfnamesinde hastalara deva dertlilere şifa divanelerin ruhuna gıda ve def'i sevda olmak üzere on adet hanende ve sazende gulam tahsis etmiştir ki üçü hanende biri neyzen biri kemani biri musikari biri santuri biri udi olup haftada üç kere gelerek hastalara ve delilere musiki faslı verirler..."
Anlaşıldığına göre Horasan kaynaklı Türk Sanat musikisi ve Horasan-Anadolu musiki makamlarımızın olgunluğu ile gelişen pasif-receptiv müzik terapi geleneği icrası sırasında hastalar rahat bir şekilde oturarak veya uzanarak dinlenme halinde idiler. Bu tedavi şeklinde amaç hastaların emosyonel durumlarını değiştirerek onları rahatlatmak ve kendine güvenlerini kazanmalarına yardımcı olma idi.
Günümüzde tarafımızdan uygulanan teknikte bu esaslara sadık kalınmıştır. Hasta istirahat pozisyonunu alır bir seans süresince geniş ve rahatlatıcı bir ritim ve su sesi eşliğinde Ney Rebab Çeng Ud Dombra ve Rübab ile emprovize (ritimli taksim) yapılır ve uygun makamlar üzerinde çalışılır. Bu şekilde bir icra sırasında otizm'den ve psikolojik çocuk hastalıklarından Geriatri'ye kadar çeşitli psikolojik ve fizik hastalıklarda olumlu değişmeler ve iyileşmeler gözlenmektedir. Bu konuda Dr. L. Gutjahr ve Prof. V. Mechleid tarafından EEG ölçümleri yapılmış ve en az 1000 yıllık bu gelenek bugünün labarotuvarında doğrulanmıştır. 400'den fazla olduğu bilinen bu makamlardan önemli olan 10-15 tanesi üzerinde uygulamalardan sonra tedavide kullanılacak kaset ve CD'ler tarafımızdan vücuda getirilmiştir.
Viyana'da Meidling Rehabilitasyon Merkezi'nde komada bulunan hastalara Türk musikisi makamları dinletilerek terapi uygulamaları yapılmakta olup beyinde alfa ve teta dalgalarının değiştiği tespit edilmiştir ve bir çok hastanın müzik terapi seansları ile komadan çıktıkları gözlenmiştir.
Yard. Doç. Dr. Rahmi Oruç Güvenç

--------------------------------------------------------------------------------
1) RAST MAKAMI: Kemik ve beyne etkili. Fazla uyumayı engeller. Nabzın yükselmesine yardımcı olur. Özellikle çocuk bünyesinde nem hakim olduğu için; bu nedenle oluşan dengesizlikleri düzeltir. Akıl hastalıklarına iyidir.

2) IRAK MAKAMI: Kuşluk ve ikindi vakti etkilidir. Menenjit beyin ve akıl hastalıklarına faydalıdır. Omuz kol ve ellere etkilidir. Başın üst tarafına etkisi belirtilmektedir. Lezzet verir düşünme ve kavrama konusunda etkilidir. Korku gidericidir. Saldırganlığı önleyici ve nevrotik hastaları tedavi edici etkisi vardır.

3) ISFAHAN MAKAMI: Ateşli hastalıklardan vücudu koruyucu özelliği vardır. Ense boyun omuzlar ve sol dirsek için etkilidir. Güven hissi uyum sağlama hareket yeteneği zihin açıklığı gönül yenileme düzgünlük verme zekayı açma ve hatıraları tazeleme özelliği vardır.

4) ZİREFKEND MAKAMI: Sırt mafsal ağrılarına ve kulunca faydalıdır. Beyinle ilgili ağız çarpılmasına kalp ciğer göğüs kalça ve sağ omuza etkilidir.

5) BÜZÜRK MAKAMI: Kulunç ve beyin hasarı ile ortaya çıkan şiddetli hastalıklara yararlıdır. Güç kazandırır. Boyun boğaz göğüs ciğer kalp ve yan böğür (basen) için etkilidir.

6) ZENGULE MAKAMI: Kalça eklemleri ve bacak içleri ile ilgisi bulunur. Kalp hastalıklarına menenjit ve beyin hastalıklarına etkilidir. Beyin hastalıkları ve ruh hastalıklarının tedavisi için mide ve karaciğer ateşini yok eder. XIII. asırdan önce hicaz makamından ayrılarak oluşmuştur. Hayal ve sırlar telkin eder uyku verir masal duygusu verir.

7) REHAVİ MAKAMI: Sağ omuz baş ağrıları burun kanamaları ağız çarpıklığı ve balgamdan gelen hastalıklara akıl hastalarına faydalıdır. Doğuma yardımcı olur. Göğüs mide ve yan böğür için faydalıdır.

8 ) HÜSEYNİ MAKAMI: Güzellik iyilik sessizlik rahatlık verir ve ferahlatıcı özelliği vardır. Karaciğer ve kalbin iltihabını söndürür. Mide hararetini giderici özelliği vardır. Ateşli nöbetlerin giderilmesinde faydalıdır. Sol omuza etkilidir. Sıtma hastalığına iyidir.

9) HİCAZ MAKAMI: Kemiklere beyne ve çocuk hastalıklarına tedavi edici etkisi vardır. Üro–genital sisteme ve böbreklere etki gücü fazladır. Alçakgönüllülük duygusu verir. Düşük nabız atımını yükseltir ve göğüs bölgesi diğer önemli etki alanıdır.

10) NİHAVEND MAKAMI: Kan dolaşımı karın bölgesi kalça uyluk ve bacak bölgelerine etkilidir. Kulunç bel ağrısı ve tansiyon rahatsızlıklarına faydalıdır.

11) NEVA MAKAMI: Göğsün sağ tarafına böbreklere omurilik kalça ve uyluk bölgelerine etkisi vardır. Üzüntüyü giderir ve lezzet verir. Gönül okşayan makam adıyla bilinir.

12) UŞŞAK MAKAMI: Kalp ayak rahatsızlıkları ile nikriz (damla) ağrılarına faydalıdır. Gülme sevinç kuvvet ve kahramanlık duyguları verir. Çocukları etkileyen yellerde ve erkeklerdeki ayak ağrılarına faydalıdır.

13) ACEMAŞİRAN MAKAMI: Kemiklere ve beyne etkilidir. Yaratıcılık duygusu ve ilham verir. Durgun düşünce ve duyguları canlandırır. Hanımlarda doğumu kolaylaştırır. Anne karnındaki çocuğun yanlış duruşlarının düzelmesine yardım eder. Ağrı giderici ve spazm çözücü özelliği vardır.

14) SEGAH MAKAMI: Şişmanlık uykusuzluk yüksek nabız kalp ciğer ve kas rahatsızlıklarına faydalıdır. Beyin nöronlarına etkisi vardır. Mistik duygular oluşturur.

15) PENTATONİK MELODİLER: Pentatonik müzik Asya kökenli Türk musıkîsinin en önemli ve karakteristik özelliğidir. Kendine güven ve kararlılık verir rahatlık sağlar. Çocuklara 9–10 yaşına kadar sadece pentatonik müzik dinletilmesi öneriliyor.
 
Geri