-
- Katılım
- Aralık 7, 2013
-
- Mesajlar
- 1,969
-
- Tepkime puanı
- 4
-
- Puanları
- 293
-
- Yaş
- 44
Hunlarda tıbbın milattan önceleri de çok geliştiği ve komşu milletler üzerinde derin bir etki bıraktığı bilinmektedir. Bu bakımdan, Çinlilerin eczacılık tarihine göz atılırsa Hunların aynı sahada ne kadar ileri gittikleri anlaşılır. Nitekim Çinliler ilaç hazırlama sanatında Hunlara borçlu kalmıştır. MÖ 5. yüzyılda yazıldığı tespit edilen “Sarı İmparatorun hariciye hastalıklar tedavisi kitabı”nda Çinlilerin zehirli ilaçları Batı ellerde yaşayan Hunlardan aldıkları dile getirilmiştir. Çin’de Süi, Tang, Sung, Yuan, Ming dönemlerinde yazılan tıpla ilgili kitaplarda Çinlilerin Hunlardan getirdiği 120 çeşitten fazla ilacın adı kaydedilmiştir. Tang dönemi ise Çinlilerin Hunlardan büyük çapta ilaç getirmiş olduğu bir devirdir. Şunu ayrıca belirtmek icap eder ki, Doğu ve Batı arasında iktisat ve ticaret bağı kurmuş olan İpek yolu, civarında bulunan kavimlerin tıp teknolojisi ve eczacılık bakımından alışveriş yapmaları için elverişli ortam yaratmıştır. İpek yolunda giden kervan ekipleri arasında özel tabibler de bulunmuştur. Çinlilerin kurduğu Han, Tang, Sung devletlerinin başkent ve diğer mühim şehirlerinde, Kitan, Tüpüt ve Tangut devletlerinin başkentlerinde Hunların ilaç dükkânları kurulmuştur. Sonra Moğol Yuan sarayında Uygurlardan yetişmiş Ase tarafından Ching-Shi Yao Yuan adıyla bir tıp ve eczacılık merkezi kurulmuş ve bu merkez 1273’de Guang-Hui-Si (saray hastanesi) ismini alarak ve daha da genişletilerek Uygur ilaçları imal edilmiştir. 1293’de Yuan baskenti Durun (Kökhut) ile Taydu (Hanbalık)’da Guang-Hui-Siya bağlı birer Uygur eczacılık mahkemesi kurulmuştur. Bu suretle, Uygurların eczacılık işleri daha ileri seviyeye getirilmiştir. İdikut Uygur devletinde çabuk yaşlanmamak ve uzun yaşama kavuşmak için tabipler İdikut yasam bağışlayıcı şurubu adlı bir merhem-ilaç yapmışlardır. Bundan faydalanan ünlü Çinli Tabib Sun –Si-Mao Büyük nüshalı uzun yaşam sağlama merhemi ve Küçük nüshalı uzun yaşam sağlama merhemi adlı ilaçları yapmıştır.
Ameliyat da Hun tıp teknolojisinin büyük gelişmelerindendir. Tang dönemi Çin kaynaklarında Uygurların Chang-An ve Lo- Yang da beyin ve göz ameliyatiyle uğraştıklarından söz açılır. Moğol Yuan devletinde Moğollar ve Çinlilerin Uygur cerrahlarına beyin ve göz ameliyatı yaptırdığı da yine Çin kaynaklarında geçer. Burada şunu belirtmek icap eder ki, Hunlar, Doğu ve Batı’da bulunan birçok kavimler arasında karşılıklı tıbbi ilişkilerin kurulmasında bir köprü rolünü oynamıştır. Örneğin, Hint, Orta ve Batı Asya menşeli 40 çesitten fazla ilaç Hunlar vasıtasıyla Çin tıbbına sokulmuştur. Karusti, Brahmi, Sanskrit ve Sogd yazılarıyla yazılmış tıp kitapları Hunlar tarafından Çinçeye tercüme edilmiştir. Çin Tıbbına özgü olan kuru iğne ile tedavi yapma yöntemi ve bazı damarlarda nabıza bakma metodu Hunlar aracılığıyla önce Orta Asya’ya, sonra Ön Asya ve Batı memleketlerine yayılmıştır. Bundan başka, Moğollar tarafından Çin’e sevk edilen pek çok Hun, Moğol ordusunda ve devlet makamlarında çalışmıştır. İçinde tabiplerin de bulunduğu bu Hunlar, Moğollarla Çinliler ve diğer kavimler arasında kültür taşıyıcı bir hüviyetle ortaya çıkmışır. Onlar, Moğollarda tıbbın gelişmesinde ve Çin tıbbının Moğollara tanıtılmasında önemli bir rol oynamıştır. Aynı dönem tabiblerinden Yuçurnuç Kaya, En-zung, Ase, Maynu, Çakay, Argun Sarı, Tarim, Icat Yari, Darma Kocu, Yucu, Sadırmış, Süyeni Ka'a (Sevinç Kaya), Temür Tüvrük, Koskuy vb. ayrıca zikredilir. Kısaca, her bakımdan gelişmiş bir tıp teknolojisini ortaya koyan Hunlar, gene eski ve orta çağlarda çeşitli kavimler ve devletler arasında tıp taşıyıcı da olarak beynelmilel bir tıp iletişim ağı kurmuştur.
Çinde Ming devleti kurulduktan sonra Hunlar ile Çinlilerin ilişkileri gittikçe azalmış, dolayısıyle karşılıklı etkiler de azalmış ve yok gibi bir duruma gelmiştir. Mançu sülalesinin Doğu Türkistan’a taarruz etmesi ve pek çok Uygurun Pekin’e sevk edilmesiyle orada Hun kültür etkileri Çinliler arasında yeniden görülmeye başlamıştır. Pekin’de Uygurların mahalle, lokanta ve bahçeleri kurulmuştur. 1949’dan sonra siyasi ve toplumsal durumdan ötürü Doğu Türkistan’daki Hun ardılı halklar (Uygur, Kazak, Kırgız, Özbek, Tatar vb.) ile Çinlilerin temasları gittikçe sıklaşmıştır. Bu arada, bilhassa 1980’den sonra Çinlilerin bu mıntıkalardaki Türk asıllılar üzerine çeşitli etkileri görülmeğe başlamıştır. Böyle olmasına rağmen Çinliler de Uygurların kültürünü benimsemektedir. Uygurların yemeklerini yemek, Uygurlar gibi ev bezemek, Uygur tarzında giyinmek, Uygur şarkılarını dinlemek, Uygur danslarını oynamak, Uygur musikilerinden faydalanıp yeni musikileri icat etmek ve Uygur mimarisine merak duymak gibi eylemler Doğu Türkistan’da bulunan Çinliler arasında yaygın bir duruma gelmektedir.
Kaynak: Abdusükür Muhammed Emin, Uygurlarda İslam Kültürü, Ürümçi 2002, s.220.
Wang-Shiao-shien, İpek Yolunda Tıp ve Eczacılık İlişkileri Üzerine
Denemeler, Ürümçi 1998, s.158.
Hee-Soo-Lee, İslam ve Türk Kültürünün Uzak Doğu’ya Yayılması, Ankara 1988, s.172.
Wang-Shiao-shien, s.308.
Ameliyat da Hun tıp teknolojisinin büyük gelişmelerindendir. Tang dönemi Çin kaynaklarında Uygurların Chang-An ve Lo- Yang da beyin ve göz ameliyatiyle uğraştıklarından söz açılır. Moğol Yuan devletinde Moğollar ve Çinlilerin Uygur cerrahlarına beyin ve göz ameliyatı yaptırdığı da yine Çin kaynaklarında geçer. Burada şunu belirtmek icap eder ki, Hunlar, Doğu ve Batı’da bulunan birçok kavimler arasında karşılıklı tıbbi ilişkilerin kurulmasında bir köprü rolünü oynamıştır. Örneğin, Hint, Orta ve Batı Asya menşeli 40 çesitten fazla ilaç Hunlar vasıtasıyla Çin tıbbına sokulmuştur. Karusti, Brahmi, Sanskrit ve Sogd yazılarıyla yazılmış tıp kitapları Hunlar tarafından Çinçeye tercüme edilmiştir. Çin Tıbbına özgü olan kuru iğne ile tedavi yapma yöntemi ve bazı damarlarda nabıza bakma metodu Hunlar aracılığıyla önce Orta Asya’ya, sonra Ön Asya ve Batı memleketlerine yayılmıştır. Bundan başka, Moğollar tarafından Çin’e sevk edilen pek çok Hun, Moğol ordusunda ve devlet makamlarında çalışmıştır. İçinde tabiplerin de bulunduğu bu Hunlar, Moğollarla Çinliler ve diğer kavimler arasında kültür taşıyıcı bir hüviyetle ortaya çıkmışır. Onlar, Moğollarda tıbbın gelişmesinde ve Çin tıbbının Moğollara tanıtılmasında önemli bir rol oynamıştır. Aynı dönem tabiblerinden Yuçurnuç Kaya, En-zung, Ase, Maynu, Çakay, Argun Sarı, Tarim, Icat Yari, Darma Kocu, Yucu, Sadırmış, Süyeni Ka'a (Sevinç Kaya), Temür Tüvrük, Koskuy vb. ayrıca zikredilir. Kısaca, her bakımdan gelişmiş bir tıp teknolojisini ortaya koyan Hunlar, gene eski ve orta çağlarda çeşitli kavimler ve devletler arasında tıp taşıyıcı da olarak beynelmilel bir tıp iletişim ağı kurmuştur.
Çinde Ming devleti kurulduktan sonra Hunlar ile Çinlilerin ilişkileri gittikçe azalmış, dolayısıyle karşılıklı etkiler de azalmış ve yok gibi bir duruma gelmiştir. Mançu sülalesinin Doğu Türkistan’a taarruz etmesi ve pek çok Uygurun Pekin’e sevk edilmesiyle orada Hun kültür etkileri Çinliler arasında yeniden görülmeye başlamıştır. Pekin’de Uygurların mahalle, lokanta ve bahçeleri kurulmuştur. 1949’dan sonra siyasi ve toplumsal durumdan ötürü Doğu Türkistan’daki Hun ardılı halklar (Uygur, Kazak, Kırgız, Özbek, Tatar vb.) ile Çinlilerin temasları gittikçe sıklaşmıştır. Bu arada, bilhassa 1980’den sonra Çinlilerin bu mıntıkalardaki Türk asıllılar üzerine çeşitli etkileri görülmeğe başlamıştır. Böyle olmasına rağmen Çinliler de Uygurların kültürünü benimsemektedir. Uygurların yemeklerini yemek, Uygurlar gibi ev bezemek, Uygur tarzında giyinmek, Uygur şarkılarını dinlemek, Uygur danslarını oynamak, Uygur musikilerinden faydalanıp yeni musikileri icat etmek ve Uygur mimarisine merak duymak gibi eylemler Doğu Türkistan’da bulunan Çinliler arasında yaygın bir duruma gelmektedir.
Kaynak: Abdusükür Muhammed Emin, Uygurlarda İslam Kültürü, Ürümçi 2002, s.220.
Wang-Shiao-shien, İpek Yolunda Tıp ve Eczacılık İlişkileri Üzerine
Denemeler, Ürümçi 1998, s.158.
Hee-Soo-Lee, İslam ve Türk Kültürünün Uzak Doğu’ya Yayılması, Ankara 1988, s.172.
Wang-Shiao-shien, s.308.